27 Eylül 2020 Pazar

BELGESEL TADINDA
İşlerini hep 
çapulculukla yürütmelerine rağmen 
kendilerini kral ilan eden 
aslan sürüsü  
LACİVERT gökyüzünün 
SARI süsleri 
kanaryalarla karşılaştı yine..

Ama
her zamanki gibi değildi
her şey..
Kalabalıklara alışık
mücadele alanı
sessizdi bu kez..
Ve nasıl oldu bilinmez
kanaryalar
“ayak titreten”
ÇUBUKLU zırhlarından
mahrumdu..

Ama aslan sürüsü
daha kanaryalarla karşılaşmadan
goygoycu sırtlanlarını
sürmüşlerdi ortaya
hep yaptıkları gibi..

Palabıyıklı çakal da
aslan sürüsünü kolladı
bu goygoyun
zehrine kapılıp..

Eksilmesi gereken sürüyü
sürekli besleyip
tam kadro tuttu yeşil düzlükte..

Kanaryaların
kanat çırpışlarından bile
nezle olup
aksıra tıksıra
kapattı uçuş alanlarını..

Kanaryaların kalesine saldıran sürü
kanatları kendinden büyük
bir genç kanaryaya takıldılar
her defasında..

En can alıcı sahneler
ağır çekimlerle
tekrar gösterilmedi
kanaryalar uçarken..
Ama aslan sürüsü
tembel tembel yatarken bile
defalarca geldi ekrana..
Yönetmen de
sürüden olmalı..

Sonuçta aslan sürüsü
sırtlanlarının goygoylarına,
çakallarının kollamasına rağmen
yine diş geçiremedi
LACİVERT’e bürünmüş
kanaryalara..

Ama yeni bir araya gelen kanaryalar da
aslan sürüsünü inlerine süremese de
gelecekte
değil aslan sürüsü,
kartalı, hamsisi, baykuşu
toplanıp gelse
pabuç bırakmayacağının da
işaretini verdi.

Çünkü
ait oldukları doğanın kanunu
buydu zaten..

Efendim??
Pardon??
Futbol mu?
E ortada futbol mu bıraktılar ki
futbol yazalım?
Artık gidişat
belgesel tadında..

 

14 Eylül 2020 Pazartesi

 Ölümünün 23. Yılında “MEHMETÇİK” BASRİ DİRİMLİLİ anısına..

FORMANIN CANI
Tribünlerde
ve 3 Temmuz sonrası
adliye önlerinde sallanan
sarı bir bayrakta
başı sargılı
yüzü gözü kan içinde bir adam olarak
tanıyanlar var onu..

“Sağ kanattan öyle bir geldi ki” den
yıllar önce
sol kanattan gelişin
şiirini yazan isim oysa ki..

50 ve 60’lardaki 
FENERBAHÇE ve milli takımın 
hem “savunma bakanı” 
hem “hava kuvvetleri komutanı” o!

ÇUBUKLU’ya sadece alın terini değil, 
o alnından süzülen kanı da akıtan 
anıtlaşmış bir futbol kahramanı o!

Türk tiyatrosunun 
en büyük kahramanlık hikayelerinden biri olan 
“Vatan yahut Silistre” de bahsedilen 
Silistre’de doğan, 
FENERBAHÇE’ye karşı ilk kez 
İSTİKLAL isimli takımda, 
FENERBAHÇE formasıyla da ilk kez 
ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ KUPASI’nda oynayan 
lakabını adeta 
kaderin müjdelediği bir sporcu o!

Sahada aldığı kafa yarıklarının 
sayısını bile hatırlamayan, 
ezik kaburga yırtık lif ve adaleyle 
maçlara devam eden, 
4 kez çene kemiğini kırıldığını bilip, 
burun kırıklarını
saymaya gerek görmeyen, 
yara izlerini vücudunda 
madalya gibi onurla taşıyan 
bir futbol gazisi o!

Tekmeye uzattığı için yarılıp 
3 dikiş atılan kafası bandajlıyken 
2-1 gerideki takımı
10 kişi kalacak diye 
sahadan çıkmak istemeyen, 
o yarık kafayla bir de gol atıp, 
topa vurduktan sonra 
sahanın ortasında bayılıp kalan, 
kendine gelince kalkıp
hala maça devam eden 
gerçek bir efsane o!

Kıbrıs’ta futbol oynayıp 
antrenörlük yaptığı yıllarda
Rum çeteleriyle çatıştığı için 
Lefke’de bir sokağa adı verilen 
gerçek bir MEHMETÇİK o!

Formaya ruh ve can veren, 
canını da 
ömrünü adadığı FENERBAHÇE’sinin 
kulüp binasında veren 
bir gurur abidesi o!

Sargılı başı 
ve kanlı yüzüyle gülümsediği bayrağı
gördüğünde 
ona bir kez daha bak 
FENERBAHÇE’li Kardeşim..

O bayraktan 
ta yüreğine işleyen bakışı 
ait olduğun sevdanın 
paha biçilemez bir nakışı çünkü..





11 Eylül 2020 Cuma

 

İÇE SİNMEZ
Türk futbolunun
yazılı olmayan kuralı der ki;
FENERBAHÇE kazanmışsa
kimsenin içine sinmez,
yüreklere oturur,
vicdanlar(!) sızlar..

Golü aslında çizgiyi geçmez,
penaltısı skandal karar,
faulü nizami şarj,
tacı bile tartışmaya açıktır..

Hakemler ayarlanmış,
federasyon FENERasyon,
lig dizayn edilmiştir!

Çünkü FENERBAHÇE’ysen
hakemi de yenmelisindir,
federasyona rağmen
şampiyon da olabilmelisindir..

Kuralların
FENERBAHÇE’ye
doğru uygulanması
asla kabul edilemez,
kabul edilmesi
teklif dahi edilemez!

Attığı her gol,
lehine verilen her penaltı,
kazandığı her maç, 
alnının teriyle
bileğinin gücüyle
aldığı
her şampiyonluk
bu ülkenin dörtte üçünün
gücüne gider..

Aslında
FENERBAHÇE’nin gücüdür
güçlerine giden..

Gerekirse
kurallar yeniden yazılır,
yazılı kurallar
inkar edilir..

Elle oynanan topun,
aslında ele gittiğine dair
yeminler edilir..
Çok şartsa
topa
“Allah belamı versin ki
ben ele gittim” diye
ifade verdirilir..

Golü atan
ofsaytta değilse bile
“vicdani ofsayt” diye
bi kavram uydurulur ki
evlere şenlik..

Penaltısında
ayak kırılmadıysa,
kafa patlamadıysa,
kimse ölmediyse
“oyna devam” şarkısı söylenir
koro halinde..

Ama suç FENERBAHÇE’de..
Niye kazanıyorsun kardeşim?
Hem de 1-0 geriden gelip..
Hem de deplasmanda..
Hem de ligin ilk maçında..

İlk elin
günahı olmaz derler..
Günahı o kadar çok ki
Türk futbolunun,
sevapları da
FENERBAHÇE’ye yazsın
bi zahmet..