11 Ağustos 2026 Salı

 

4 NİSAN’DA N’OLMUŞTU?
Verilen verilmeyen penaltı,
sayılmayan gol sonrası
hemen
“#TürkFutbolundaKaraGece”
etiketleri paylaşılır
sosyal medyadan..

Ama esasen 4 Nisan 2015’tir
Türk futbolunun en kara gecesi..
Öyle karadır ki
11 yıl geçmesine rağmen
aydınlatıl(a)madığı için
halen kara, kapkara..

O gece FENERBAHÇE
ligin 26. haftasında
Rizespor’u 5-1 yenerek
maç fazlasıyla
liderlik koltuğuna oturdu.

Maç sonrası kafile
Rize’den karayoluyla
Trabzon Havalimanına doğru
yola çıktı.

Otobüs Araklı Sürmene yolu üzerinde
viyadükten geçerken
silahlı saldırıya uğradı.
Başından yaralanan şoför
otobüsü durdurmayı başararak
faciayı önledi.

Otobüsün hem ön hem yan camında
kurşun izleri görülmesine rağmen
dönemin valisi
olayın hemen ardından
“taşlı saldırı” olduğunu
açıkladı.

Yaralanan şoförün başından
tedavi gördüğü hastanede
metal çekirdekler çıkarılınca
silahlı saldırı olduğu kesinleşti.

7 Nisan tarihinde
saldırının şüphelisi
iki kişi gözaltına alındı.
Yapılan sorgulamada
şüphelilerden biri otobüsü takip ettiğini,
diğeri ise silahı ateşlediğini
itiraf etti.
Ancak mahkemede
hakkındaki iddiaları reddeden şahıslar
ertesi gün serbest bırakıldı.
Şüpheliler adliye çıkışı
kendilerini bekleyenlerce
omuzlara alındı.

Sonrasında soruşturma
“kasten öldürme”den
kasten “kasten yaralama”ya
çevrildi.

Saldırı noktasında
görevli olduğu halde
ifadesi alınmayan,
olay günü
tek delil olan tüfeğin tutulduğu
adli emanet odasının anahtarının
kendisinde olduğu anlaşılan
bekçi FETÖ’cü çıktı,
tutuklandı.
Soruşturmadaki
8 polis, ilçe müdürü,
savcı ve hatta hakim
aynı sebepten
meslekten ihraç edildi,
biri firarda..

Sonrasında dava yavaşladı,
iddianame yazıl(a)madı,
delil toplan(a)madı,
zanlılar bulun(a)madı.

FENERBAHÇE saldırı sonrası
“Olay aydınlatılana kadar
biz bu oyunda yokuz” diyerek
sahaya çıkmayacaklarını açıkladı.
Ligin bir hafta ertelenmesinin ardından
Kulüpler Birliğinden
“FENERBAHÇE sahaya çıkmazsa
sonuçlarına katlanır”
açıklaması geldi.

O tetik çekilmeden
sadece 5 gün önce
televizyonda
hem de tam gününü söyleyerek
“Pazardan itibaren
Türk futbolunda
çok tuhaf şeyler olacağını hissediyorum” diyen
eski hakeme
“bu his nasıl hasıl oldu”
diye bile sorulmadı.

Olaydan sadece 3 hafta önce
“Öyle bir eylem yapacağız ki,
bu eylem sonrası
ben artık Trabzonspor başkanı olmayacağım” diyen
zamanın Trabzonspor başkanı
bugünkü TFF başkanına
“neydi o eylem” deme zahmetinde bile
bulunulmadı.

İki hafta sonra
kulübünün Trabzonspor’la oynayacağı
maç öncesi
dönemin Galatasaray ikinci başkanı
otobüs direksiyonunda
basına poz verdi.  
Sezon sonunda Galatasaray
üzerinde kanarya olan
ve kurşun izini andıran bir tişört hazırlayıp
satışa sundu.

30 Nisan 2022 günü
Trabzon’da oynanan
lig maçında
tribünde açılan dev pankartta
tüfek üzerinde
üzgün bir kanarya resmedildi.

Aradan 11 yıl geçmesine rağmen
39 cana kastedilen bu olayın
aydınlanması için
hiç bir hukuki gelişme
olmadı,
bugünkü açıklamaya kadar.

Ve çalınmayan penaltı, ofsayt, gol sonrası
“KARA GECE” manşetleri atılan
Türk futbolunda
hayat hiç bir şey olmamış gibi
devam etti, ediyor.

Puanlarına, galibiyetlerine,
şampiyonluklarına kast edildiğinde
adaleti bulamayan
FENERBAHÇE
canına kast edildiği günün
artık aydınlatılması için
adaletin tecelli etmesini bekliyor!



6 Ağustos 2026 Perşembe

“SELÇUK YULA anısına”

RÜZGÂRIN YELELERİ


Bal “SARI”sı düşlerine
ateş “LACİVERT” sevinçler eken
çılgınların diyarında
yaşamaya do“YULA”mamış
bir masal kahramanının adı var!

Hayal gücü, meşale,
ışık, rüya ruhu anlamına gelen soyadıyla
FENERBAHÇE ruhuyla
özdeş bir kahraman..

Sahada
ÇUBUKLU’yla yazılan destanın
en zarif kalemlerinden biri!

Penaltı gibi ruhsuz bir vuruşu
kafiyelerle, cinasla,
imgeyle süsleyen
bir futbol şairi!

Bir EYLÜL akşamı
Bordeaux kalesine
rüzgâr gibi akarken
dalgalanan yeleleriyle
sevdalı kalplere
sevinç tabloları çizen
bir ressam!

Köhne krallıkların
çakma kralcıklarının
cirit attığı bir dönemde
bir yıldız gibi ışıldayan
gerçek bir kral!

Basketbol oynarken
“adam eksik” diye çağrıldığı
futbol maçında
3 gol birden atınca
parkelerden yeşil sahalara kayan
mucize bir yıldız!

147 maçta 134 gole
ve o günlerde doğan
onlarca çocuğa
adını vermiş
bir isim babası!

Rakip savunmayı
ağır çekimde hareket ediyormuş gibi gösteren hızı
ve kaleye mıknatıslanan şutlarıyla
safkan bir santrfor!

Aşık olduğu renklere
geri dönebilmek uğruna
evini satıp
kendi bonservisini ödeyen
eşine rastlanmamış
bir çılgın!

Bu hayali gerçekleşmeyince
“Ben FENERBAHÇE’ye karşı
forma giyemem artık” deyip
futbolu bırakan
gerçek bir efsane!

FENERBAHÇE formasıyla yaptığı 
jübilesinin gelirini
yine adında FENERBAHÇE olan
bir vakfa bağışlayan
bir gönül zengini!


En zor günlerinde
ailesine sırtını dönmeyip,
leş kargalarına karşı
sevdasını savunan
SARI LACİVERT ordunun
korkusuz bir neferi!

“Ben Galatasaraylıyım,
Beşiktaşlıyım,
Trabzonsporluyum diye
boşuna avutmayın kendinizi.
Bu ülkede ya FENERBAHÇE’lisindir
ya da FENERBAHÇE düşmanı” raconuyla
kitabın ortasından konuşan
bir cesur yürek..

Şimdi yine
ünlü tezahüratta olduğu gibi “İLERİDE”,
o kıvırcık yelelerinin ardından
gülümsüyor
FENERBAHÇE’nin adı
her geçtiğinde!

Forması,
o formanın ruhuna nakşettiği
alın teri,
sevdası
ve sevdasına göz dikenlerle mücadelesi
bize emanet!