15 Mart 2021 Pazartesi


GEREKİRSE

FENERBAHÇE’nin
ruhuna, varlığına tezat
FENERBAHÇE olduğunu hatırlatmak için
hep bir şeylerin
gerekmesini beklemek..

“Gerekirse radikal kararlar alırız”ın değil
doğru, zamanında ve yerinde
kararlar almanın
adresi burası..

“Gerekirse gözümüzü karartacağız”
demez bu camia..
Geleceğini karartanlardan
hesap sorar!

“Gerekirse dekoder boykot kampanyası”na gitmez..
Alayının üstüne gidip
kumpanyalarını başlarına geçirir
kokuşmuş şifrelerini
ortaya dökerek..

“Gerekirse
yumruğumuzu masaya vurmayı biliriz”e
falan girmez hiç..
O masayı ters yüz eder,
aç bırakır o masadan beslenenleri..

“Gerekirse ligden çekiliriz” diye konuşmaz..
Ligi dizayn edenlerin
tepesine biner,
ipliğini pazara çıkarır
çektire çektire..

“Gerekirse hakemi de yenecek”
diyenlerin
düzenlerini
düdükleriyle beraber
çürüğe ayırır!

“FENERBAHÇE’nin menfaatleri için
gerekirse kavga da ederiz” demez..
Ekmeğine kan doğrayan
her yapıyla
çatır çatır kavga eder,
savaşır!

“Gerekirse açıklarız” olmaz
SARI LACİVERT sevdanın lügatında..
Açıklar, konuşur, anlatır
ne dolaplar döndüğünü..

“Gerekirse Avrupa’ya da
gitmemeyi göze alarak” diye
başlamaz cümleye..
Kendisine Avrupa yolunu kapatanların
gözünden kan alır, kan..

“Gerekirse federasyona da
tavır alırız”la olmaz bu iş..
FENERBAHÇE’ye adaletsizlik yapanın
ceketini sırtından alır!

“Gerekirse yine transfer yaparız”a
gerek duymaz..
Gereken transferi yapar,
gerekmeyenle
kadroyu doldurmaz!

“Gerekirse hatalarımızdan ders almayı da biliriz”
diye tekrarlayıp durmaz..
Hatasından dersini alır,
hata kılıfıyla
kasıtla canına okuyanın da
dersini verir.

“Gerekirse mermi kullanabilirsiniz” diyenlerin
üstüne yürüyen
bir aşk bizimkisi..

O yüzden,
neyin gerekip
neyin gerekmediğine
başkasının karar vermesini
beklemez FENERBAHÇE’li..

Gerekeni,
gerektiği anda,
başka hiç hiç bi şeye
gereksinim duymadan yapar!

“Bir gün daha
FENERBAHÇE’li olarak yaşamak için
hayata bağlanan
ve gerekirse o bir gün için
bütün bir ömrü yok sayan”
herkesle
FENERBAHÇE paydasında
buluşur..

Gerekirse
varını yoğunu sevdası için ortaya koyan
yedi düvele
bu sevdayla meydan okuyan
taraftarını
dinler..

Ve şunu sorar kendine!
Uğramadığı hakaret,
çekmediği eziyet,
maruz bırakılmadığı felaket kalmayan
FENERBAHÇE’nin
FENERBAHÇE olduğunu hatırlamak
ve hatırlatmak için
daha ne olması gerekiyor?



9 Mart 2021 Salı

ESKİ ÇAMLAR

Eskinin güzel olan her şeyine
rahmet okutan
berbat, çürümüş
bir düzen
ne yazık ki artık
Türk futbolu..

Eskiden futbolu
bilenlerinden
okur, dinler, izlerdik.
Şimdi meydan
futbolcu eskisi olmaktan başka
hünerleri olmayan,
iki cümleyi bile
yan yana getiremeyen
yanlı ağızlara kaldı..

Eskiden “iyi olan” kazanırdı.
Artık en çok bağıran,
yaygara çıkarıp algı yapan
kazanıyor.

Adaletten bahsedildiğinde
eskiden
hak, hukuk gelirdi akıllara..
Şimdi bir kerecik kayrılmadıklarında
çılgına dönen
uçkuru bozuk ağızlara
sakız oldu adalet..

Top filelere gittiğinde
sevinçten uçardık havalara..
Şimdi
“acaba ne kusur bulup iptal edecekler”
diye düşünmekten
attığımız gole
anında sevinemiyoruz bile..

Eskiden
tekmeye kafa atmak diye
bir deyim vardı mesela..
Şimdi “dirseğe kafa atıldığını”
iddia eden var!

Rakibi sakatlayıcı hareket olduğunda
direkt kırmızı çıkardı
bir zamanlar..
Eğer FENERBAHÇE’liyse topçu,
sahadan koltuk değneğiyle,
sedyeyle bile çıksa
ölmediyse
kart mart yok artık!

“Eskiden penaltının namusu vardı,
stoperler tekme atsa da yıkılmazdık,
onurlu insanlardık” diye
ahkam kesebiliyor
kendini yere atıp
penaltı alma görüntüleri
arşivlerde olanlar..

Derin devlet marifetiyle
kollanıp, yıldızlanıp
isim yapanlar
kendisine ismiyle hitap edilmesinden
rahatsız olabiliyor
mesela..

Kurallar gereği
en az 2 maç ceza alması gereken topçu
1 maç ceza aldığında bile
ona da itiraz edebiliyor birileri.
Çünkü
kırmızı gören topçularının affedilip
hemen ertesi maça
çıkmışlığı var.

Eskiden “teşvik”
“doğan”larla
yapılırdı misal,
şimdi öldürenden
yani hüküm giymiş katilden
direkt hesaba eft yoluyla..

Eski tas eski hamam olan
mevzular da var tabi..
Domuz derisinden post
eski düşmandan dost olmaz gibi..

Ha bir de eski olup da
güncelleme gelen uygulamalar var..
Daha önce pierro vardı,
şimdi ofsayt çizgisi..

Neyse ki
eski kulağı kesiklerden FENERBAHÇE..
Görmediği felaket,
maruz bırakılmadığı rezalet
kalmadı
bu ülkede..

O yüzden
eski çamlardan bardak yapma
hayalini bırakıp,
oyun kuranların
şişelerini çevirmek zorunda..

Bu kirli pazara
nur yağmasını beklemeden
tezgahları devirmek zorunda..

Yeni gibi cilalanan
bozuk eskinin
defterini dürmek zorunda..

İhtiyacı olan tek kudret de
SARI LACİVERT çubukların arasında!

 



1 Mart 2021 Pazartesi

EĞER FENERBAHÇE’YSEN

Eğer FENERBAHÇE’yse adın 

1-0 yenik başlarsın 

bu ülkede 

her maça..

 

Kalene gelen ilk top 

gol olur..

 

Sadece sen 

hakemi de yenmelisindir.

Sadece sana farzdır 

dikine futbol!

 

Rakip tekme atsa 

sen faul yapmış olursun!

Topu kucaklasa misal, 

elin doğal hareketi, 

oyna devam..

 

Golüne ofsayt denilmesin diye 

30 metreden, 

faul çalınmasın diye 

yanına kimse yaklaşmadan, 

taç bile verilebilir diye 

orta sahadan atmak 

zorunda kalırsın..

 

Yine de attığın her gol

VAR’da, AVAR’da, 

DAVAR’da dakikalarca incelenir, 

futbolun icadına kadar dönülüp 

bir kusur aranır..

 

Kimseye çalınmayan penaltı 

sana zart diye çalınır. 

Oyuncuna kırmızı kart göstermek için 

pusuya yatılır..

 

Vicdani ofsayt, 

etik penaltı, 

gol ama hakem nasıl gördü gibi 

ultrasonik kurallar icat edilir 

kazanmışsan..

Senin lehine olacak görüntü
milyon tane kameraya rağmen
buhar olur.
Ama birilerinin pozisyonu
uzaydan bile inceleseniz
penaltıdır!

 

Maçında kural hatası yapılır, 

bişeycik olmaz.. 

Senin lehineyse kural 

kitap mitap tanınmaz..

 

Başkalarına popo büyüten çizgiler 

sana gelince 

dansöze döner kıvrılmaktan..

 

Dudak okumaktan, 

niyet okumaktan, 

merdiven boşluklarından, 

çim sulamadan bile 

ceza almışlığın var!

 

Galipsen rakip kötüdür, 

sen iyi olamazsın.. 

Taktiğin yoktur 

ama taklidin çoktur..

 

Birilerinin topçusu 

ana avrat küfreder haber olmaz, 

senin topçunun ettiği dua 

manşet olur..

 

Hiç alakasız maçta 

sana edilen küfürler 

yayına verilir. 

“Parayı kesersek” diye 

tehdit edilirsin.. 

Maç tanıtımında başkasının logosu, 

maçta hocanın isminin yanına 

bir başkasının logosu konur.. 

Adına da yayıncılık denir!

 

Aynı pozisyonlar 

lehineyken başka, 

aleyhineyken başka yorumlanır 

o ekranlarda, 

hatta 

devlet televizyonunda bile..

 

Peki sen mükemmel misin? 

Yoo.. 

Her şey iyi giderken bile 

çıkaracak bir kaosun vardır..

Lig biter oyunun oturmaz, 

maç izlerken 

kimse rahat oturamaz..

 

En entellektüelin, en naifin 

kaçan golde 

televizyona yastık fırlatacak 

kıvama gelir..

 

Forvetin olsa, sol bekin; 

sol bekin olsa forvetin, 

ikisi birden olsa 

orta sahan olmaz. 

Hep eksik kalır bir yanın..

 

Direkleri döversin, 

dizini döversin.. 

Kendi değerlerini hiç edip 

başkalarını översin..

 

Arana sokulan nifaklara 

balıklama atlarsın. 

Onca düşmanın varken 

kendi kendinle didişirsin..

 

Başkaları her türlü rezalette bile 

sımsıkı kenetlenirken 

sen en ufak hatada 

kelle istersin, 

bölünürsün..

 

Yumruğu zamanında 

masaya vurmazsan 

sana atılan fiskeler 

birikir birikir 

tokat olur yüzüne..

 

Tamam, adın FENERBAHÇE’yse 

herkes, her şey 

sana karşıdır zaten.. 

Ama sen de FENERBAHÇE’ysen 

herkesin, her şeyin 

karşısında dimdik duracaksın.. 

 

Çünkü bu 

seni FENERBAHÇE yapan şey!