13 Ocak 2018 Cumartesi

LEFTER’BİYE EFSANESİ
FENERBAHÇE Dereağzı Tesisleri’ne
yolu düşen
genç taraftarlar
kapıdaki
“LEFTER KÜÇÜKANDONYADİS”
 ismini gördüklerinde
“şu tesise
daha kısa bir isim verilemez miydi”
diye düşünmüş olabilirler..

Adı efsaneyle eş anlamlı
bir devin ismi
nasıl kısa olsun ki?

Bir Rum balıkçının oğlu olarak doğdu
Cumhuriyet henüz iki yaşındayken..

Bu ülkenin futbol tarihine
“tarih” olabilme vasfı kazandıranlardan
olmasına rağmen
adının önündeki
“Rum” patenti yüzünden çekti
ne çektiyse..

Gün oldu
en çok milli olan oyuncu
O olmasın diye
bir başka isim
daha fazla oynatıldı milli takımda;
gıkı çıkmadı..

Yaşamının her zerresini adadığı
bu topraklarda
sırf Rum olduğu için
“vatan haini” diye evi basıldı
ama
evinin önünde toplanan FENERBAHÇE taraftarı
“sana el kaldıranı söyle, bitirelim işini”
dediyse de 
“işim intikam değil benim” diyerek
gammazlamadı komşularını..

Adını söylemekte zorlananlara inat
kariyeri boyunca attığı
832 golle
her futbol sohbetinde
söylenmek zorunda bıraktı
ismini..

Bugün FENERBAHÇE’liler için
İstiklal Marşı’ndan hemen sonra gelen
FENERBAHÇE Marşı’na
adını yazdırıp
ölümsüzleşti..

“Ordinaryus” dediler ona
verebilecekleri daha üst düzeyde
bir unvan olmadığı için..

Adı, yaptıkları
kitaplara sığmazken
“ALEX benden iyi topçu”
diyecek kadar
alçakgönüllü oldu
ALEX, üzerinde onun formasıyla
elini öperken..

Elini öpmek
bir tarihe dokunmak demekti
FENERBAHÇE’liler için..
Hastalandığında
evinin önünde sabahlayanlar da oldu,
yurdun her yanında
dua edenler de..

Atina’da rahatsızlanınca
“Beni ülkeme götürün” ricasını
emir kabul edip
ambulans uçak gönderdi
sevdası uğruna
özgürlüğünden olan adam..

Kuşdili Parkı'nda dikilen heykeli bile
martılara şefkatle açtı kollarını..

Bugün 6 yıl oldu
onu adının ölümsüz olduğu
FENERBAHÇE stadının çimlerinden
sonsuzluğa uğurlayalı..

Sadece FENERBAHÇE’liler değil
penaltı atan her futbolcu
bir dua göndermeli ruhuna..
Çünkü bugün adı Süper Lig olan ligin
ilk penaltı atan futbolcusu O!

Yabancı ülkelere transfer olan
her Türk oyuncu
saygıyla anmalı ismini..
Çünkü kulübüne
bonservis ücreti kazandırarak
yurt dışına transfer olan
ilk futbolcu da O!

Onun adı
efsaneyle eş anlamlı!
FENERBAHÇE’yi
FENERBAHÇE yapan
değerlerden biri O!

Huzur içinde yat LEFTER!
Yazdığımız defterlerde
adın
hep baş sayfada!





9 Ocak 2018 Salı

KUMPAS
“Futbolda şike kumpası” davası,
hadi daha gerçekçi olalım
“FENERBAHÇE’ye kumpas davası”
devam ediyor!

Ediyor ama
“şike palavrası”na
körükle giden medya
sus pus,
üç maymunu oynuyor..

Ne alevli, malevli toplar
dönüyor ortalıkta
ne de canlı yayın var
bi tanecik bile..

FENERBAHÇE başkanına
“silah montajlı” görüntülerle
kara çalan…

Kolunda serumla
mahkeme kapılarında dolaştırılırken
görüntüleyen...

Eşkal tespit fotoğrafını sızdırıp
çarçaf çarşaf yayınlayan,
bi de o fotoğrafa
“en iyi haber fotoğrafı” ödülü veren...

Hiç olmayan
dolayısıyla da hiç ortaya çıkmayan
“para sayma görüntüleri” uydurmasını
haberleştiren...

Zamanında
“Futbolda, deprem, zelzele, gümbürtü” diye
dünyayı ayağa kaldıran
kaliteli(!) medyamızda
yaprak kıpırdamıyor..

Oysa ki 15’i tutuklu,
19’u adli kontrol şartıyla serbest,
7’si firari
tam 108 şüpheli yargılanıyor
bu davada..

Hem de
resmi belgede sahtecilik,
iftira,
iftira nedeniyle
mağdurun gözaltına alınmasına,
tutuklanmasına neden olma,
silahlı terör örgütü kurma
gibi suçlardan
5 yıldan 85 yıla kadar değişen
hapis cezalarıyla..

“FENERBAHÇE başkanı
Kıbrıs’a kaçacaktı” diyen
savcı bozuntusu
topuklayıp yurtdışına kaçtı..

“Kaçma şüphesi var” diye
tutuksuz yargılanmasına izin vermeyen
hakim gıcırtısı
kaçarken yakalandı.

Kumpas soruşturmayı
başlatan raporu için
“Hazırladığım raporun
hiç bir resmi geçerliliği yoktu” diye
ifade veren eski polis
tutuklu..

Eşkal tespit fotoğrafını sızdıran polis
meslekten ihraç..

Emri veren
ve dava araştırmasında
“bylockçu” çıkan
dönemin polis müdürleri içerde..

Sahte delil bavulcusu
delikte çürüyor..

“Savcı doksan çaktı” manşeti atan
gazete görünümlü paçavra
kapatıldı.

Kumpas organizatörleri
zamanın dumanlı kafası kaçak,
samanyolunun çakma hidayetlisi
hapiste..

Pişirilen davanın maşası
“Üç ay konuşulur unutulur sandık”
itirafçısı
oyuncak savcı
meslekten atıldı..

FENERBAHÇE’nin
Avrupa’da ceza almasına neden olan
fezlekeyi yazanlar, yazdıranlar
artık polis değil..

O uyduruk iddianameyi
hazırlayan savcılar
artık savcı değil..

Sahte delillerle
hüküm veren hakimler
artık hakim değil..

Ya tutuklular,
ya kaçaklar,
ya adli kontol şartıyla serbestler
ya da mesleklerinden atıldılar..

Ve hala şike var, öyle mi?

Has sektörün yalancıları!
Has sektörün ordan be!



28 Aralık 2017 Perşembe

TAM 1000 GÜN OLDU!
1000 gün oldu..
Tam BİN gün..
Bin koca, karanlık gün..

FENERBAHÇE’nin canına kast ettiler
kahpe bir pusuyla..

“Taş” dediler
taş kafalılar!
“Saçma” dediler,
saçmaladılar..
“Münferit” dediler
çeteci itler..
“Mal edilemez” bile dediler
ne mal oldukları
malum olanlar..

Tetiği çekenleri sakladılar..
Dahli olanları akladılar..

Çapraz ateşe “paralel” tuttular!

Üstü kapatıldı,
altı süpürüldü..

Dava açıl(a)madı,
iddianame yazıl(a)madı,
soruşturma yapıl(a)madı,
şüpheliler bulun(a)madı!

Bir, gece vakti
kurşunlara çarpmaktan
trafik cezası kesilmediği kaldı
otobüse!

Faili meçhul,
kurgusu meşhur..

Bizden başka
kimsenin canı acımadı..
Kimse ağzını açıp
tek kelime konuşmadı..

Hatta tehdit bile edildi
FENERBAHÇE..
“Sahaya çıkmazlarsa
sonuçlarına katlanırlar”
dendi..

“Çok büyütmemek lazım”
“Fazla abartmamak lazım”
diye buyurdu
lazımlık beyinliler..

Marka değerine yandığım
Türk futbolu sustu!
Yere göre sığdırılamayan
Türk sporu sustu..

Vicdan sustu,
hukuk sustu,
adalet sustu..
Herkes sustu!.

Bir sen susmadın
FENERBAHÇE’li Kardeşim..
Susma da..

Çünkü 4 Nisan 2015 günü
rengin SARI LACİVERT olduğu için,
biat etmediğin için,
adın FENERBAHÇE olduğu için
canına kast edildi.

Ve susarsan
hiç şüphen olmasın
yine edilecek!

1000 gün de geçse,
10 bin gün de geçse
tetiği çeken parmakları,
o parmakları alkışlayan elleri,
buna sebep olan zihniyeti kırmak,
boynunun borcu olsun!




26 Aralık 2017 Salı

EFSANENİN DİĞER ADI:
SARACOĞLU ŞÜKRÜ BEY!

Sadece bir futbol stadının
adı değildir
ŞÜKRÜ SARACOĞLU!

EFSANE kelimesine
anlam katanlardan biridir O!

Bir matematik öğretmenidir..
MUSTAFA KEMAL’le
karşılıklı oynamış bir zeybek!
Kuva-yi Milliye hareketlerinin
örgütlenmesine ön ayak olmuş
bir kahraman!

Milli Eğitim Bakanlığı,
Maliye Bakanlığı,
Adalet Bakanlığı,
Dışişleri Bakanlığı,
TBMM Başkanlığı
ve Başbakanlık yapmış,
ama hiçbir unvanına
FENERBAHÇE başkanlığı kadar
değer vermemiş
bir sevdalı O!

Memur sınıfının
sorunlarını düzeltmek adına
personel ve emeklilik kanunlarını
yürürlüğe koyan,
Türk parasının
değerinin korunması için
Merkez Bankasını kuran da O!

Türk siyasi ve toplumsal hayatını
şekillendiren
eğitimden, adalete kadar
pek çok düzenlemeye
imza atan da O!

1933 Mayıs’ında
sonradan adı verilecek olan
“FENERBAHÇE Stadı”nı
500 lirasını bizzat ATATÜRK’ün verdiği
1000 Reşat altını karşılığı olan
9000 liraya
FENERBAHÇE Spor Kulübü’nün
malı yapan da O!

Olaylı bir Galatasaray maçından sonra
FENERBAHÇE'nin
kapatılmasına kadar gidecek cezaların
gündeme geldiği sırada
kulübe sahip çıkan
ve bunu engelleyen de O!


FENERBAHÇE Başkanı seçildikten
hemen sonra
“FENERBAHÇE gibi
memleketin medarı iftiharı,
övündüğümüz bir kulübü korumayı
en büyük şeref sayarım”
diyecek kadar da
cesur bir adam O!

FENERBAHÇE’nin attığı
buz gibi bir golü
ofsayt diye iptal eden hakemin
lisansını yırtıp atan da O!

Maç için Ankara’ya gelen FENERBAHÇE’yi
kabul edebilmek için
Bakanlar Kurulu’nu
1 saat erteleyen
Başbakan da O!

Bir Gençlerbirliği maçında
giriş kartları yok diye
içeri alınmayınca
tek tek paralarını ödeyerek
SARI LACİVERT’li futbolcuları
stada sokan Başkan da O!

Elindeki bastonuyla
ayağını nerdeyse sürüyerek
FENERBAHÇE Stadı önünde
giriş kuyruğunda bekleyen,
eli titreyerek biletini uzatan,
turnikeyi itmeye bile
gücü yetmeyince
arkadakilerce
“Hadi baba, yürü biz de geçelim”
sözleriyle itelenen
ve ancak
zamanın başkanı FARUK ILGAZ tarafından
tesadüfen görülünce tanınan,
yalvar yakar şeref tribününe alınan,
koltuğa oturduğunda
gözlerinden süzülen
iki damla yaşı
gizlemeye çalışan
eli öpülesi ihtiyar da O!

1953 yılında
bugün ayrıldı aramızdan..
Adını sonsuzluğa kadar
FENERBAHÇE tarihine yazdırarak!




25 Aralık 2017 Pazartesi

YARGITAY’a AÇIK MEKTUP

Cübbelerinizin rengi
adaleti temsil ediyor..
Hiç düğmesi yok
çünkü hukukun ruhu bağımsızdır,
düğme iliklemez
hiçbir gücün önünde..

Adaletin,
hukukun gücünün
neferlerisiniz siz.
Bunun için yemin ettiniz?

Ama şimdi bir an için
hukuku, yasaları bi kenara bırakın
ve sadece
vicdanınıza koyun
ellerinizi..

Devlete darbeye cüret eden
alçaklar örgütünün
sözde polis, savcı ve hakimlerinin
uydurulmuş bir davayla
FENERBAHÇE’ye iftira atıp
ceza kestiği
mahkeme kararıyla
tescil edilmedi mi?

Tutanağını tutan,
telefonunu dinleyen,
tapesini kaydeden,
fezlekesini, iddianamesini yazan,
kararı veren, hükmü kesenin
topyekun
ya Yüce Türk Adaleti tarafından arandığı,
ya tutuklu olarak yargılandığı
ya da devlete darbe yapmaktan
hüküm giydiği
başkaca bir
abudik gubidik
dava var mı?

“Sanat eseri gibi iddianame”
gazıyla pazarlanan
bu gubidikliğe
imza atanların
darbe teşebbüsleri ortada,
sözde şike palavrasıyla
kurdukları kumpas
kabak gibi meydanda değil mi
afedersiniz?

Temiz oldukları
yargı kararıyla tespit edilmiş insanların
temyiz için
bekledikleri  3 yıl
sizce de uzun değil mi?

Adaletin geciktiğinde,
adalet olmaktan çıktığını
görmüyor musunuz?

Ya hukuk, adalet, yasa bi yana
şike yaptığı maçta
4 gol atıp
3 gol yer mi bi takım
gözünüzü seveyim?

Şike karşılığında
verildiği iddia edilen arabanın
ablasının üzerine yapıldığı
iddianameye bile yazılan kalecinin
bi ablasının olmaması
sizce de tuhaf değil mi
ALLAH aşkına?.

Bakın gerçekten
samimiyetle soruyorum:
Şu meşhur Yadigar Boğa’yı
tanıyan çıkmadı mı hala?

Hakkaten de
tarla yeşillendi,
havuz doldurulduysa,
nerde bu yeşillenen tarla,
doldurulan havuz?

Elbise kılıfına
2 milyon doları sığdırmayı
hiç denediniz mi mesela?

Topu taca atmanın,
zaman geçirmenin alemi yok.
Bu maç bitti!
Düdüğü çalma zamanı artık!

Siz zaten biliyorsunuz
üzerinizdeki cübbelerin
neden siyah olduğunu!
Neden hiç cebi yok,
neden düğmesi olmaz
sizden iyi kimse bilemez!

Fakülteye başladığınız
günden beri
hep beklediğiniz
o an geldi işte!
Hukukla işlenmek istenen suça
tokadı basmanın zamanı!
Millet adına
karar vermenin zamanı!
Kumpasa
kumpas demenin
zamanı!
Ya şimdi, ya hiç!

Karar sizin!




19 Aralık 2017 Salı

ORGANİK
Koş vatandaş, koş..
Çakması, dandiği, sunisi
tekmili birden
en acayip futbol malları burda!!

Biz adına süper lig diyoruz da
sen ne dersen de artık..

Hakikisinden bile afili,
cilalanmış, parlatılmış
en çakma barça’lar,
ördekli şemsiye opsiyonlu
çakmanın da çakması filozoflar..

Hiç bi masraftan kaçınmayıp
ayağınıza kadar getirttiğimiz,
alttan ısıtmalı,
üstten kaynatmalı,
kendinden penaltılı
hibrit çimlerimiz var!

Dünyanın en Müslüman takımı da burda,
ayağa kalk’lı koreografi yapıp
kucaktan kalkamayanlar da..

Kupa peşinde koşma
dünya rekortmenleri,
hiç bi mallıkları
kendilerine mal edilemeyen
yüzsüzlük abideleri..

Ders almayıp ders veren
allame-i cihan taratorlar da
bu sofrada,
iki kadeh çekince
“yüzde yüz suçlu” palavrası okutturan
iksirli rakılar da..

Kendinden alacaklı,
şampiyonluk verecekli
tüp de bizim malımız,
sahibine göre öten
düdük de..

Gel vatandaş!
Hoca kovduran turfanda kayısılar,
televizyonda konuşabilen
hıyarlarımız var..
Hemi de kabzımal patentli..

UEFA’ya, FIFA’ya,
PAPA’ya, NASA’ya yazılmış
uçları yanık mektuplar,
mevzu ne olursa olsun
illaki KASA’ya giren
balya balya yurolar..

İade ettik denilip
iade miade edilmeyen,
itinayla yaratılan karanlıkta kaldırılmış olmasıyla
kasım kasım böbürlenilen
kupalarımız var
süpersonik müzemizde..

Uydurulmuş şampiyonluklarla
alınan yıldızlarımız,
dualara, himmetlere satılan
maçlarımız var
tezgahımızda..

Yorgun mermi de burda,
otobüsün camına sıkılıp
sahibini katiyen belli etmeyen
gizemli kurşunlar da..

Tutanağını tutan,
telefonunu dinleyen,
tapesini kaydeden,
fezlekesini, iddianamesini yazan,
kararı veren, hükmü kesenin
topyekün terörist çıktığı
ama hala son sözü söylenmeyen
abudik gubidik
davamız bile var..

Bundandır işte,
suni denilen şeyin
hakkaten suni olduğu belli olunca
şaşırmamız..
Organik mi görmüşüz biz?

Tek organik kalan
ÇUBUKLU’yu da
kendimize benzetmeye çalışıyoruz işte..
Yoksa işimiz
hepten yaş..
Suni teneffüsle de
kurturamayız vesselam..




9 Aralık 2017 Cumartesi

GAZOZ
Her ÇUBUKLU golünü
toplu olarak yedikleri için
hazım sıkıntısı yaşayan Türk futbolunun
organik gazozudur
FENERBAHÇE!

Kendi kendilerini gazlayarak
yarattıkları şişkinliğe de
ilaçtır icabında..

“Avrupa fatihi” rüyalarını da
“Dünyanın en Müslüman takımı” saçmalıklarını da
bir geğirtiyle rahatlatır..

Ağız ishali yapar yalnız..
Öyle ki, tutamazsın,
pestenkerani cümleler dökülür
dilinden..

Bu kadar da değil yan etkisi ha..
Beyin meyin kalmaz,
mantık falan işlemez..
Bi perde iner gözüne..
Gö(z) lalesini gözbebeği gibi
görmeye başlarsın..

“Bu tarzıyla
FENERBAHÇE hiç bir yere gidemez” dersin..
FENERBAHÇE alayına gider..
E bu da tabi senin zoruna gider.. 

Buz gibi penaltının buzu
ahmetini dondurur,
nurun kaçar,
o penaltıyı
dile getirmek istersin de
cebi’ni doldurmak için
her kıçı yalayan dilin
meşgul olduğundan
getiremezsin..

Başkanı olduğun takım
FENERBAHÇE’ye kaybedince
“FENERBAHÇE bu futbolla
şampiyon olamaz” diye
bi aşka gelirsin amma
hocan
“FENERBAHÇE büyük ihtimalle
şampiyonluğa yürüyecek.
Ama biz adaylardan biri değiliz.
Gerçekçi olmak lazım” deyince
rezil olur oturursun..

On yüz bin baloncukların söner,
gazın kaçar
FENERBAHÇE her galip geldiğinde..

Kadrolu elemanın gibi çalışan hakemi
FENERBAHÇE’li,
başkanlık koltuğunda
senden alacaklı
eski başkanının oturduğu federasyonu
AZİZ’ci ilan edersin..

Boşver abisi,
bu kadar stres yapma!
Yavaş yavaş geliyor FENERBAHÇE,
acele etme..

Bi sakin, bi relaks
gözünü seveyim.
En iyisi, açalım bi gazoz daha,
rahatlarsın..
İyi gelmezse
kapağını ayrı
şişesini ayrı kullanma imkanın var hem..