20 Kasım 2017 Pazartesi

FENER’in ATTIĞI GOL KİMİN KALESİNE GİRER?
Bu ülke liginde atılan her gol
yalnızca
golü yiyenin filelerini
ilgilendirir.
Bir tek FENERBAHÇE’nin golleri
sadece rakibin kalesine girmez..

Çoklu kişilik bozukluklarının sebebidir
her FENERBAHÇE golü..
İş ki çizgiyi geçmeye görsün
meşin yuvarlak..
Ha çizgiyi nerdeyse bir metre geçtiği halde
verilmeyen golleri de var ama,
mevzumuz o değil şimdi..

Bir FENERBAHÇE golü
atıldığı an itibariyle
o meşhur dörtte üçün
kalesine girer evvela..
Bi nevi kamu malıdır yani..

Pek bi kaliteli(!) medyamızın
paçalarından kalite(!) akan yorumcularının
gözlerine girer..
Ki “z” harfini
değiştirmek de mümkün..

Kendi kirlerine aldırmadan
tertemiz ÇUBUKLU’ya
kir bulaştırma telaşındakilerin
oturma organlarına girer
o gol..

Ağzı tiner kokan kargaların,
aslan taklidi yapan pisipisilerin
pisuvarlarına girer..

Düdük öttürenlerin,
düdüğü öttürenleri öttürenlerin
zorlarına gider,
borularına girer..

Güneşli günler göreceklerine
inananlar müstesna,
ne idiği belirsiz doktorların girdiği
güneş girmeyen evlere girer..

Tüplü federasyona,
bip’li operasyona,
haplı halüsinasyona,
toplu mastürbasyona girer..

Yatarak işini görenlerin,
kucağa oturmaya alışanların,
“ayağa kalk”lı koreografi yapanların
fazla kalkan kaba etlerine girer..

Tarafsızlık ayağına
bozuk sistemin taraftarlığına soyunup,
FENERBAHÇE’yi
bertaraf etmek isteyenlerin
bi taraflarına girer..

Ha FENERBAHÇE çok mu iyi top oynuyor?
Hayır..
4 gol attığı halde, 
yine hayır!
İştahla, hevesle
gol için saldırsa bile hayır!

Ama bir kez başını kaldırması bile
korkudan titretiyor birilerini..

Çünkü biliyorlar,
çuvaldız yurdusu kadar yerden
deve denli soğuk girer..
Ve FENERBAHÇE’nin kuranderi bile

topunu hasta etmeye yeter..



14 Kasım 2017 Salı

PROBLEM BELLİ, ÇÖZÜM NET!
Bi acayibiz
FENERBAHÇE’liler olarak,
kabul edelim..
Sevdaya el uzatıldığında
en balyozundan yumruk oluruz da,
kendi içimizde ayrışırız
hemencecik..

Hep bi matematiğimiz
şaşar zaten..
11 puan geriden gelip
şampiyon oluruz..
17’de 16 yaparız
sıkıya gelince..
103 gol atarız tek sezonda..
3-0’dan geri dönüp
4-3’ü buluruz..
10 kişiyle 6 atarız falan..

Alt tarafı dört işlem var
matematikte..
Onun da
yanlışlarını seçeriz
lazım olduğunda..

Gücünü TOPLAYIP,
okkalı bi tokadı
kuyunu kazanların
suratlarına ÇARPMAK varken,
aşkı ıskartaya ÇIKARTIP,
BÖLÜNMEYE yüz tutmak niye?

Ha bak bölünme deyince de
üstümüze yok ha,
doğruya doğru..

BAŞKAN’cılar, muhalifler,
AYKUT’çular, ALEX’çiler..
Topçusunu her fırsatta
gömen de var aramızda,
ne yaparsa yapsın
Tanrı gibi görüp
kutsayan da…

LACİVERT’ten hazzetmeyip
sırf SARI giyineni de gördü bu gözler,
“SARI parçalılarda da var,
en güzeli LACİVERT” diyeni de..

Oysa ki SARI
tek başına sadece SARI,
LACİVERT sadece LACİVERT..
Yan yana olduklarında
ÇUBUKLU onlar..
Yan yana yıkılmaz bir duvar..

Eksilmeyeceksin Kardeşim..
Ne inancından,
ne umudundan,
ne mücadelenden
eksilmeyeceksin..

Bölünmeyeceksin
ocu, şucu, bucu diye..
Fikir farklıları candır,
derin ayrılıklar cana kast..

Ha göre göre
bölmeyeceksin de..
Hata yaptığını, yorulduğunu,
yıprandığını, yıprattığını
göreceksin..

Ömür verdiğin sevdayı
omuzlayacak, düşürmeyeceksin;
çakalların kucağına da,
kendi hırsının, egonun eline de..

“Aynı sesi çıkarmadıkça
başarılı olunamaz” diyorsan
yükselen sese
kulak vereceksin..

Sevda da hepimizin, dava da..
Tek başına sahiplenmeyeceksin!

Yıllarca beklediğin o yeni nefesi
ciğerlerine doldurmak hakkın,
hayatını adayıp
gücüne güç katana vefa
görevin..

Vaziyet kötü, gidişat vahim; kabul..

Ama en olmadık zamanlarda,
en acayip refleksleri gösteren
güçtür FENERBAHÇE,
unutma!

Ve sen FENERBAHÇE olmadıkça
attıkları yumruğa makas,
sıktıkları mermiye taş,
golüne ofsayt,
penaltına “oyna” demeye
devam ederler..

Problem belli
ama çözüm de net!
Gücünü BÖLME!
Bir araya TOPLA!
Sıkı bir yumruk ÇIKAR!
Ve yüzlerine ÇARP!





2 Kasım 2017 Perşembe

-Zeki Rıza SPOREL için-
ÜSTAD-I KAPTAN
Saha-yi futbolda var bir Zeki
Olmaya zir-u cihanda örneği
Yıldı “golkipler” şutundan her zaman
Namı tuttu car-u aktar-u cihan..
…..

Ayakları adından daha “Zeki”
bir futbolcu daha görmedi
futbol sahaları..

Bir eşi daha olmadı
futbol icat edildiğinden beri..
Nasıl olsun!
352 maçta 470 gol..

Bu yüzden
en çok kaleciler sevindi
futbolu bıraktığında..

Onsuz futbol literatürü karikatür,
adı anılmadan yazılacak ansiklopedi
ciklet falıdır ancak..

ÇUBUKLU’yu ilk giydiğinde sırtına
adamdan sayılmayıp
fotoğrafı bile çekilmedi.
Sayılmadı çünkü çocuktu..
17 yaşında bile değildi daha..

Ama o yazdı tarihini
daha abecesi bile olmayan
Türk futbolunun..
İşte fotoğrafının çekilmesine bile
gerek duyulmadığı
o maçta attığı 4 goldü
kaleme aldığı tarihin
ilk mürekkebi..

Göğsünde ay yıldız taşıyan
ilk milli takımın
-o zaman ki deyimiyle-
ilk gol kaydına o muvaffak oldu..

Ondan dört ay önce de
sırf FENERBAHÇE’yi harcamak için
karizmayı çizdiren Hartington’u
zırıl zırıl ağlatan
iki golde de
onun adı yazıyordu yine..

Bir lig maçında
rakip filelere
8 gol birden bırakan da o,
Galatasaray ve Beşiktaş’a
tek maçta
4’er gol atan da..

Ha, futbol hayatı boyunca
ÇUBUKLU’yla
Galatarasaray’a
tam 33 gol atan da
ta kendisi..

Milli formayla
bir maçta attığı 4 golle
adını yazdırdığı rekor
ancak 72 yıl sonra
egale edilebildi..

Jübilesinde
frikiği çaktığı yerden
kaleye taksi tutsan
eski parayla 30 milyon..

Kaptan dediler,
kafi gelmedi üstad dediler..
O da yetmedi
FENERBAHÇE’yi FENERBAHÇE yapan adam dediler..

Topa ÇUBUKLU’yla vurduğu ilk gün
çekilmeye gerek duyulmayan fotoğrafını
önce efsaneler kitabına
sonra başkanlar albümüne
koydurdu gururla..

Futbol oynadı,
kupa kazandı..
Bıraktı, tenis oynadı,
kupa kazandı..
Golf oynadı, hokey oynadı,
kupa kazandı..
çünkü topa vurması için yaratmıştı
Tanrı onu..

Adı ZEKİ RIZA’ydı..
FENERBAHÇE’ye üstün muvaffakiyetler emreden
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
bizzat verdi
SPOREL soyadını..
Futbolun ayağıydı belki ama
sporun eliydi çünkü..

Ve hala sporun eli, ayağı..
ÇUBUKLU için akıttığı terin mirasçıları
var oldukça da
öyle kalacak..




23 Ekim 2017 Pazartesi

OTUR, SIFIR!
Hanımlar Beyler,
lütfen
alıcılarınızın ayarıyla oynayın!
Çünkü izledikleriniz, gördükleriniz
gerçek değil..
Siz derbiyi
0-0 bitti sanıyorsunuz ama
kazın ayağı öyle değil işte..

Hakem tertemiz maç yönetti mesela..
Oh mis.. Cillop gibi..

FENERBAHÇE’nin golü verilmez tabi..
JANSSEN bacağını kırdı orda adamın..
Zaten çocuk
sakatlandı çıktı sonra..
Futbol hayatı bitecekti nerdeyse..
JANSSEN adam yaralamadan
yargılanmalı abicim..
Az bile yaptı hakem,
oh olsun..
Ayrıca röveşata golüne
faul çalmış hakemden bahsediyoruz,
pardon yani..

Penaltı dedikleri zaten tırışka..
Ne yani,
eliyle mi tutmuş çocuk,
planjon mu yapmış..
Eeee?

Ama bak HASAN ALİ’nin ki penaltı!
Avcuna alıp tarttı topu resmen..
Valla bak!
Bana mı inanıyorsunuz,
görüntülere mi allasen..

Ha bi de DENAYER’e sarı verdi ki,
o yanlış işte..
Çocuk munisçe topa dokundu..
JANSSEN attı kendini..
Çek sarıyı JANSSEN’e
bak bi daha yapıyor mu?

BELHANDA’ya kırmızı
külliyen saçma..
KAMENI kündeye aldı orda çocuğu..
Ne kırmızısı ya?
Penaltının amcası..
Amca baba yarısıdır ya,
o açıdan..

BELHANDA’nın kartı iptal edilip
tez özür dilenmeli,
KAMENI de yabancı şubeye çekilip
sorgulanmalı..

Hakemin kafaya su atmışlarmış..
Napsınlar,
susamış hakem,
su da mı ikram etmesinler..
Ne kadar vicdansız oldu bu toplum ya..

Koreografiyi de ne abarttılar ha..
Senelerce kucağa oturarak
işini gördüren camianın
“ayağa kalk” diye
mevzuyu protesto etmeleri
normal değil mi
gözünüzü seveyim..

Hem “dualarla himmetlerle
ayağa kaldırıcaz” derken
bodoslama gelmiyor da
“ayağa kalk” deyince mi
subliminal oluyor?

Rocky mi battı yoksa gözünüze?
E bi daha ki maçta da
Rambo’nun resmini kaldırıp
“bu bizim savaşımız değil” yazarlar
olur biter yahu..

Mesele ayağa kalkmak
değil ki zaten..
Oturulan kucaktan
nasıl ayağa kalkıldığı
seyirlik aslında.. 

Lütfen oynayın
şu alıcılarınızın ayarıyla
o yüzden..
Çünkü mevzu
hakkaten göründüğü gibi değil..




16 Ekim 2017 Pazartesi

BU HAFTA
O sene bu seneciler
geri dursun ama
o hafta bu hafta işte..

Kimilerinin
hoş hatıralarla andığı,
kimilerinin de
hafızalarından kazıyamamanın
derdine yandığı
mevzuların haftası..

0-3’den 4-3 yaptığımızı,
6 tane attığımızı,
ceza sahasına girmeden taktığımızı,
Samiyen’i kapatıp
arenayı açtığımızı
unutamayanların haftası..

Taksimetrenin
30 lira yazacağı mesafelerin
futbol literatürüne
girmesinin haftası..

Birbirine
“cansın be abi” demekten bile
imtina eden kankaların,
kızlarına “cansın” adını vermeyi
aklına bile getirmek istemeyen
babaların haftası..

“Kaleleri kaldırıp pota koyalım”
dedikten sonra
hukşat basket olanların haftası..

Alex, Devid ve Josef’den sonra
DE SOUZA soyadından
komple nefret edenlerin haftası..

KPSS’de
öğrenme teorilerindeki kavram sorusuna
konu olanların haftası..

Her ayı tastamam geçirip
Kasım ayını
29 gün yaşayanların haftası..

“Inının ınının” diye başlayan
Hababam Sınıfı müziğinden
hazzetmeyenlerin haftası..

Tükürüp ayran attık diyenlerin,
20 bin kişilik tribünden
sahaya 10 bin pet şişe atanların,
kederlerinden dibini buldukları rakı şişesini
rakip topçuya fırlatanların haftası..

Ayva çiçek açmış
yaz mı gelecek türküsünü
repertuarlarından çıkaranların haftası..

“Geldik, gördük, yendik”i
Sezar’ın bir sözü olarak
hatırlamak isteyenlerin haftası..

Maçtan sonra
kendi kanallarında
“ama bizim uefa kupamız var” belgeselini
yayına sokanların haftası..

İçerde dışarda İstanbul,
Ankara, Manisa,
Almanya falan derken
uzayda hayatın başlamasını
hiç mi hiç
arzu etmeyenlerin haftası..

Ama öte yandan da
o kadar bardağa su koymayanların,
aslan sütü içenlerin haftası..

O sene bu sene mi belli değil,
olamaz..
Ama bu hafta kesin o hafta..
Ha bazıları
bayram haftasını
mangal tahtası olarak anlar,
o ayrı mevzu..





28 Eylül 2017 Perşembe

ŞEMSİYELİ ÖRDEK
‘Şaşkın ördek
suya kıçından dalar’ derler ya
bunların ki de
o hesap işte..

İşlerine gelince
günlük güneşlik,
gelmeyince
yağmurludur hava..

Ağlama önlisans programından
sertifikalı,
çamura yatma ana polim dalında
mastırlılar..

Önümüz kesiliyor ayağına
önlerindeki maça bakamazlar..
Kalkık arkalarının indirildiği
arkada kalan maçlardan
çıkamazlar..

Efendilikleri kofti,
terbiyesizlikleri hakikat..
Filozoflukları çakma,
dandiklikleri asıl..

ALLAH için
incitmezler rakiplerini,
sadece kafa göz yararlar işte..

“Hakkıyla, şerefiyle” derler
kul hakkını çirkeflikle yerler..

59 senelik ligde
61 şampiyon(!) olması
onlar için matematik,
ama Kadıköy’de
üst üste 14 maç kazanamamaları
istatistik değil..

100 milyon borç taktıkları tüpçüsünden,
kurullarından hakemciklerine kadar
federasyonda teşkilat..
Her kaybettikleri maçtan sonra
mağduriyet, müşkülat..

Bedava penaltılar,
hediye gollerle gelen 3 puanlarda
“hakem de hata yapar”..
Kıyak çekilmeyince
“hakem düdüğü asmalı”..

Kazanmak için
bin türlü günah, dalavere,
düzenbazlık, yalakalık,
ahlaksızlık mübah..
Söze gelince
dünyanın en Müslüman takımı..

Kötü oynayınca
düdüklü, tetikli destekler şifa,
yorulunca elektriği kesmek ilaç..

Tekme atmaları,
ortamı germeleri,
küfretmeleri serbest olmalı..
Ki alıştırıldıkları şımarıklıkları
tavan yapmalı..

Mobeselere bile beyanat verip
sıkıştıklarında
koridor görüntülerini kaynatırlar
ama sahadakileri kaynatamayınca
video hakemden
umarlar medeti..

Vergiye gelince yan çizerler
ama algıya gelince
yazıp çizerler..

Dalaletle pek çok rezalete imza atıp
“futbolun adaleti” diye
koparırlar yaygarayı..

Milliyetçilikte
kül bırakmazlar mangalda,
sahalarına helikopter iner,
“bizimle alakalı değil” deyip
kaçarlar..

Ülkeye ihaneti,
kumpastaki maharetiyle meşhur
savcı bozuntusuna
milyon dolarlık rezidans,
asaletini
gözünden anladıkları üçkağıtçıya
loca..

Pompalanan gazla
büyüdüklerini sanırken
daha da küçülürler
her küstahlıklarında..

Lafları, icraatları ütopik,
kafaları sentetik..

Asla, gölgesinden bile korktukları ağaç gibi
büyük olamayacaklarını
bilmelerinden
bu öfkeleri..

Yağmur yağsın istemezler
işte bu yüzden..
Yağarsa
şemsiye açmak lazım çünkü..
Oysa ki
girdiği yerde
açılmaz şemsiye..




24 Eylül 2017 Pazar

MEME’Lİ MAMA’LI
"Ne yapmalı, ne etmeli
bir oyunbazlık, bir şeytanlık
yoksa dalavere mi çevirmeli"
tadında bi şeydir işte
bu ülkede
FENERBAHÇE’ye rakip olmak..

Herşeyden önce
iki dakka adam olmalı..
Bak iki dakka diyorum,
fazlası mümkün değil zaten
o tıynete..

Ağlamayana meme,
yalamayana mama yok kafasından
vazgeçmeli bi zahmet..
Vazgeçilmiyorsa
mama kesilince zırlamamalı,
ağladığında
ağzına emzik yapıştırılınca
gücenmemeli..

Bu kadar
özgüveni yüksek olunmamalı..
Hatta belki bi kelime daha var ama
onu da yazmıyım,
özgüvende bırakıyım..

Sana ana avrat dümdüz gidenin
önünde diz çökmemeli..
Ha çökmüşsen
hiç ahlaktan, utanmaktan falan
bahsetmemeli..

Rakip kaleci
sakatlanan arkadaşınla ilgilenirken
kaleye şut çekerek
karakter testine
kocaman bi sıfır yazmamalı..

Ama
ne kadar densizlik yapmış olursa olsun
yıllarca formanı giyerken
destek olmuş da olsan
maç sonu
rakip topçunun
özel hayatına falan girip de
saçmalamamalı..

Efendilik iddiasında bulunup da
ancak başka başka efendilerin
kölesi olunca gelen
yalandan payelerle
gaza gelmemeli..

Ya anlaşılır bi şeyler söylemeli
ya da hiç bi şey dememeli..
İlla bi şeyler demek isteniyorsa
hiç olmazsa
bi diksiyon kursuna gidilmeli..

Öfkeyi,
bi türlü tatmin olamayan
intikam alma duygusunu
mendil gibi cebinde taşımamalı..

Ha mendil demişken,
bordo mendil, kravat,
mavi ceketle olmuyo işte..
Artık kreasyonu değiştirmeli..

Kontrolü kaybedip
topçuya, hakeme küfretmemeli..
Hadi kazanamıyorsun,
en azından kulübede kalmayı
başarabilmeli..

Ofsayt değilse, değildir.
Bundan rahatsız olunuyorsa,
e güçleri de varsa
haftaya çıkıp kazanabilmeli..

Toplantı, moplantı falan
fazla kasmamalı..
Hakem hata yapmışsa,
“Hakem her yerde olduğu gibi
hata yapmıştır,
yapacaktır da.
Bu sporun güzelliği”
deyip geçebilmeli..

Tekme atıp,
çirkeflik yapıp
yoktan yere kızarmamalı..
İlla kızarılacaksa
sahada yapılan çirkinliklerden utanıp
kızarmalı..

“Ancak bizi böyle yenebilirlerdi”
züğürt tesellisinden
medet ummamalı..
Bir değil, iki değil,
üç değil, dört değil,
ondört..
Artık acilen
sayı saymasını öğrenmeli..

Ne yapsan, ne etsen
oyunbazlık, şeytanlık
dalavere de çevirsen
bazı şeyler değişmiyor işte..

Yerini bilmeli,
kabullenmeli,
bükemediğin bileği öpmeli..


20 Eylül 2017 Çarşamba

20 EYLÜL’ÜN ANATOMİSİ
Ulan dallama sistem!
Ulan köhne, kokuşmuş kafa!
Hiç hesap edemedin di mi lan
20 Eylül 2011 günü
ağzının ortasına yediğin şamarı?

Erkeklere yasakladığın maça
sempatik görünmek adına
ceza bellediğin kadınlar için
3-4 bin bilet basarken,
o kadınların
cezayı alnının çatısına basacağını
kestiremedin di mi hiç?

Günlerce, aylarca, yıllarca
sevdiğinin yolunu bekleyen kadının
saatlerce bilet kuyruğunda
bekleyemeyeceğini mi sandın yani?

Helal alınteri kokan ÇUBUKLU’nun
parfüm kokamayacağını mı düşündün
Allah aşkına..

Kozmetikçiden LACİVERT oje,
SARI göz farı soranlar
tribünü
SARI LACİVERT’e boyayamaz mı sandın
abisi..

Evladının
ilk  SARI LACİVERT atkısını, beresini
ilmek ilmek ören ellerin
senin FENERBAHÇE’ye ceza vermekle bozduğun
o akılsız başına
çorap öremeyeceğine mi inandın yoksa?

En uzun dualara,
en bilinmedik şarkılara,
sıcacık ninnilere dönen dillerin
tezahüratlara da döneceğini
getiremedin mi aklına?

Renk renk çantası, ayakkabısı,
elbisesi, fuları, şapkası olanın
maç günü giyilecek
bir kreasyonu olmadığını mı zannettin?

Samanyolunda
atkılarla birlikte
başörtülerin, eşarpların,
saç bantlarının da sallanabileceği
hiç kafandan geçmedi di mi?

Forma almak için
makyaj masrafını düşürenlerin,
maça gelmek için
ateşini bile düşürenlerin,
“kadın ne anlar la futboldan” zihniyetini
ofsayta düşürebileceğini
tahmin edemedin di mi hiç?

Terlikle bile
tam isabet yapabilenin
topukluyla röveşataya kalkıp
beynindeki örümcek ağlarını alabileceğine
ihtimal bile vermedin mi?

Elinin çamuruyla yazdığın senaryoları,
FENERBAHÇE'li kadınların
öpülesi ellerinin hamuruyla
parçalayabileceği
hiç yoktu di mi hesaplarında?

FENERBAHÇE’si için
en okkalı tribi atanın
iğrenç planlarının kalesine
tam doksandan gol atamayacağı
fikrine mi kapıldın birader?

Cinsiyeti yoktur ulan
FENERBAHÇE sevdasının..
Bi kere tutulmaya görsün,
erkeği de kadını da aynı deli..
Bunu hala anlamadıysan,
takvime bir daha bak..
Her 20 Eylül
çarpacak bu gerçeği suratına..

Bugün, yarın, daima..



18 Eylül 2017 Pazartesi

FENERBAHÇE MATEMATİĞİ
Ayrık kümelerin
aritmetik ortalamasıdır FENERBAHÇE
Türk futbolunda..

Asal çarpanlara ayıranı da vardır,
ortak böleni de..

Ayrışan farkları değil
kesişen doğruları
mutlak değer almalıdır
bu yüzden..

Paralelden de yamuktan da
hazzetmez ama
çapsızların yarıçapını hesaplayıp,
eline vermeye
bayılır..

Dairesi, çemberi,
halkası, yuvarlağı
çeşit çeşit problemler üretirken
hedefe giden
bir doğru çizmeye çabalar
hemen hemen her sezon..

Atak kombinasyonlarını
kombinezonla karıştıran
sütyen kafalıların
çakma kartezyen beyinlerine
artezyen açmaktır
esasen işi..

“İlk kesilecek kısa”yı
uzun uzun yerleştirir birilerine..
“Ne yapıyor bu” denklemi kuranların
suratlarına çarpar
çarpım tablosu gibi..

4+4+1+1’in de
3+5+2’nin de
4+2+3+1’in de toplamına değil
çıkardığı sonuca bakar..

Sahayı diklemesine kesen
koordinat eksenleri
görmek ister
sevdalısı
ve de isabet oranı yüksek
kenarortaylar..

Yutan elemandan
etkisiz elemandan sıtkı sıyrılır,
artan fonksiyonlar
heyecan katsayısını belirler..

Sahada küçük üçgenler(*) kuran
topçular mest eder,
o üçgenlerin iç açılarının toplamı
umutlandırır..

Hele çapraz koşular,
iki yönlü koşu’llu bindirmeler,
dar açıdan 90 derecedeki
örümcek ağı temizliği de olunca
değme keyfine
SARI LACİVERT’linin..

Yani
reel düzlemine kavuştuğunda FENERBAHÇE
adamın integralini alır sahada
kareköküne böler,
anal’itiğinden kan alır..


İşte o zaman  başlar
toto’lojilerini kurtarma telaşındakilerin
problemleri..



(*)NOT :
“küçük üçgenler” önermesiyle
yazıya ilham kaynağı olan
@MABaysal ‘a yürekten teşekkürler..





14 Eylül 2017 Perşembe

Ölümünün 20. Yılında “MEHMETÇİK” BASRİ DİRİMLİLİ anısına..
FORMANIN CANI
Tribünlerde
ve 3 Temmuz sonrası
adliye önlerinde sallanan
sarı bir bayrakta
başı sargılı
yüzü gözü kan içinde bir adam olarak
tanıyanlar var onu..

“Sağ kanattan öyle bir geldi ki” den
yıllar önce
sol kanattan gelişin
şiirini yazan isim oysa ki..

50 ve 60’lardaki
FENERBAHÇE ve milli takımın
hem “savunma bakanı”
hem “hava kuvvetleri komutanı” o!

ÇUBUKLU’ya sadece alın terini değil,
o alnından süzülen kanı da akıtan
anıtlaşmış bir futbol kahramanı o!

Türk tiyatrosunun
en büyük kahramanlık hikayelerinden biri olan
“Vatan yahut Silistre” de bahsedilen
Silistre’de doğan,
FENERBAHÇE’ye karşı ilk kez
İSTİKLAL isimli takımda,
FENERBAHÇE formasıyla da ilk kez
ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ KUPASI’nda oynayan
lakabını adeta
kaderin müjdelediği bir sporcu o!

Sahada aldığı kafa yarıklarının
sayısını bile hatırlamayan,
ezik kaburga yırtık lif ve adaleyle
maçlara devam eden,
4 kez çene kemiğini kırıldığını bilip,
burun kırıklarını saymaya gerek görmeyen,
yara izlerini vücudunda
madalya gibi onurla taşıyan
bir futbol gazisi o!

Tekmeye uzattığı için yarılıp
3 dikiş atılan kafası bandajlıyken
2-1 gerideki takımı 10 kişi kalacak diye
sahadan çıkmak istemeyen,
o yarık kafayla bir de gol atıp,
topa vurduktan sonra
sahanın ortasında bayılıp kalan,
kendine gelince kalkıp hala maça devam eden
gerçek bir efsane o!

Kıbrıs’ta futbol oynayıp
antrenörlük yaptığı yıllarda
Rum çeteleriyle çatıştığı için
Lefke’de bir sokağa adı verilen
gerçek bir MEHMETÇİK o!

Formaya ruh ve can veren,
canını da
ömrünü adadığı FENERBAHÇE’sinin
kulüp binasında veren
bir gurur abidesi o!

Sargılı başı
ve kanlı yüzüyle gülümsediği bayrağı gördüğünde
ona bir kez daha bak
FENERBAHÇE’li Kardeşim..

O bayraktan
ta yüreğine işleyen bakışı
ait olduğun sevdanın
paha biçilemez bir nakışı çünkü..



11 Eylül 2017 Pazartesi

İYİ OLACAK!
İyi olacak hastanın ayağına
doktor geliyor da
ya kalkıp kapıyı açacak halimiz yok
ya da çoktan kaybetmişiz
günlerimize doğmasını beklediğimiz
güneşi..

Peki n’olacak o zaman?
Bu hasta nasıl iyi olacak?

Öncelikle
egolardan arınmış
sakin bir futbol aklına
ihtiyaç duyduğumuzu
kabul etsek iyi olacak!

Yönetimi, hocayı,
takımı eleştirmenin hainlik,
hakaret edip sövmenin de
eleştiri olmadığını
bi kafamıza soksak artık
iyi olacak..

'Konuşursam yer yerinden oynar'lı
atarları bırakıp
gerekiyorsa
o yeri yerinden oynatsak
iyi olacak..

Hangi kaos rüzgarı eserse essin
“acaba olmuyor mu”
karamsarlığından sıyrılıp
olacağına inanıp, inandırsak
iyi olacak..

Yönetmeyi idare etmek,
muhalefeti bok atmak sanmasak
iyi olacak!

Nemalanmaktan, yamalanmaktan
elde edilen güçle
racon kesip,
taraftarcılık oynamasak
iyi olacak..

“Baktığın vakit”li masallara
bakmak zorunda bırakılmasak
iyi olacak..

Doğruya doğru,
yanlışa yanlış diyebilsek
iyi olacak!

3 Temmuz’dan beri
boynumuzun üstünde sallanan
körelmiş kılıçtan kurtulsak
iyi olacak..

Ama o günden beri
baskının da,
ablukanın da
devam ettiğini anlasak
daha iyi olacak..

Buhran günlerinde susup,
hatta kumpası alkışlayıp
şimdilerde
kurtarıcı rolüne soyunmasak
iyi olacak..

En iyi ben bilirim,
en doğru ben görürüm,
en bi taraftar benim manyaklığından sıyrılsak 
çok iyi olacak..

FENERBAHÇE düşmanlıkları
nerdeyse tescilli,
kuyumuzu kazmak için
kıçlarını yırtan leş kargalarının
gazına gelip
birbirimizi yemesek 
ne kadar iyi olacak..

Sahada mücadele tamam da,
eh biraz da top oynayıp
zahmet olmazsa
gol de atarsak
çok iyi olacak..

SARI LACİVERT’e inanan kim varsa,
topyekun
üstümüzdeki ölü toprağını atıp
FENERBAHÇE olduğumuzu hatırlayarak
ve cümle aleme hatırlatarak
yeniden ayağa kalksak
iyi olacak..

Çünkü FENERBAHÇE
sadece o zaman iyi olacak!





12 Ağustos 2017 Cumartesi

DUR HELE!
Genlerinde karamsarlık olmayan
bir sevdaya tutulmuşuz biz..
Sabır, tahammül
hep bu sevdaya dahil..

Acılardan geçmişiz
yara bere..
Gözyaşlarımızla yıkanmışız..
Yanmışız da
her yandığımızda bilmişiz
küllerimizden doğmayı..

Başkalarının umudu kestiği,
çekip gittiği yerde bile
pes etmemişiz..
3-0’lardan dönmüşüz..
Dimdik ayağa kalkmışız
komalık travmalardan..

“Bunlardan bi cacık olmaz”cılara
kallavi çilingir sofrası kurmuşuz
hem de kaç defa..

Her maçı da kazanamazlar ya diye
gaza gelenlere inat
17’de 16 yapmışız..
Onu yapan hoca da
geri dönmüş ha..

Başkan, yönetim, hoca,
takım, taraftar
topyekun yıprandığımız yılların ardından
şafağı belirmiş
özlediğimiz güneşli günlerin..

Zaten yüreklerimiz de aç,
tutkumuz susamış
SARI LACİVERT sevinçlere..

İçimizde “evet olacak bu iş” diyen his
başlamış gümbürdetmeye davulları..

Nicedir
çimleri öpmeye kıyamayan takım
ısırmaya,
soğuyan heyecanımız
yeniden ısınmaya başlamış..

Eksiği var mı, var..
Hatası yok mu,
hem de en laubalisinden..
Her şey çok mu harika,
ne zaman oldu ki..

Ama mücadele de var..
Oyun sıkışınca
topu ters kanada çevirip
yeniden deneyen,
takım olmaya çabalayan
bi kadro var..

“Biz şampiyon olacağız” diyen
bi hoca var
daha öncesinden
en olmadık zamanda
bunu yapan..

Sabrımız da
tahammülümüz de kalmadı,
tamam..
Çok yıprandık,
çok yorulduk,
evet..

Ama bu da FENERBAHÇE be..
Hani şu sevmelere doyamadığımız..
Çok kızsak da
küsmeye kıyamadığımız..

Dur hele, yeni başlıyor daha..
Hatta biz başlamadık bile..
Ancak biz “başlarım ulan alayınıza” diye
kolları sıvadığımızda
başlar her şey..




8 Ağustos 2017 Salı

HOŞAF
Eşeğin anlamadığı hoşafı
yine aynı eşeğin
tenasül organına
kaçırmış vaziyette
Türk futbolu..

Güya güvenlik için
icat(!) edilen passolige
Süper Kupa finalinde bile
gerek görülmüyor
ve el bombası dışında
her şey girebiliyor
stada..

Maç öncesi
üzerlerinden
döner bıçağı koleksiyonu çıkanlar
maçta sahaya atılan
kelebeği ayıplıyor
atın bi tarafına konarcasına..

Destursuz parmak bile kaldıramayanlar
arsızlıklarına ceza verilirse
dünyayı ayağa kaldırmakla
tehdit edebiliyor
utanmadan..

Kumpas olduğu ayyuka çıkmış,
iddianamelere girmiş
bir mevzuda
FENERBAHÇE’yi karalamaya çalışabiliyor
aynı utanmaz
kendi kepazeliklerini
örtmek için..

O kumpasın ürününe
sıkı sıkı yapışıp
kupa dilenciliğinin suyunu çıkaranlar
8. kez reddediliyor
başvurdukları
kurumlardan..
Ama tek satır
haber olmuyor bile..

Kebapçı basıp
çakma kabadayıcılık oynayan 
sonra da kendini
tazminatla kovduranlar
adam sayılıyorlar hala..

Sayesinde
şampiyonluk yüzü gördüğü
futbolun derin devletinden
şikayet edebiliyor
naylon filozof,
sürekli kullandıkları hakemleri
zayıf halka ilan ederek
hem de..

Bıçağın, meşalenin,
sopaların girdiği tribünlere
ATATÜRK pankartları giremiyor
sakıncalı görülerek..

Ve bu pankartları
siyasi buluyor
siyasetin kucağında
zıp zıp zıplayan başkancıklar..

FFP yüzünden
daha geçen yıl
Avrupa’dan men cezası alanlar
deli gibi para harcayabiliyor transfere
vergi affı sponsorluğunda..

Hoşafı başka sofralarda
aramaya gerek yok..
Futbolumuzun hoşafı
çoktan koktu bile..

Üstelik organik falan da değil bu..
Suni taneciklerle
habire kaynatılan
bi hoşaf..

Afiyet olsun içebilene..

Hoşafına arka bahçede
top oynamayı seven
kültürden gelenler,
o hüpürdettiğiniz
kokuşmuş hoşafları
boğazınızdan getirecek
elbet bir gün..






4 Ağustos 2017 Cuma

FENERBAHÇE’nin NEYE İHTİYACI VAR?
Sağ gözün sol göze
muhtaç olduğu
bir oyundur futbol..
Olmazsa
ya yarım görürsün
ya da anlamazsın gördüğünü..

Görünen köyün
kılavuza ihtiyaç duymadığı
iki Avrupa maçı oynadı
FENERBAHÇE
ihtiyaç listesinin altını
kalın çizgilerle çekerek..

Sol çizgideki kusurun
savunmasını alıp,
ÇUBUKLU’nun genlerine uygun
formata çevirecek
bir adaptör ihtiyacı
flaşör gibi yanıp sönüyor hala..

Göbekteki çifte stop lambasından
biri arızalı..
Mutlak tamiri gerekecek..
Tamiri olmazsa,
yenisi, sıfır..

Ortada trafik sıkışık..
İleriye doğru bir köprü inşaatı
olmazsa olmaz..
Gol için hazırlanıp pişirilen pasların
servisi için
bir şef garson şart..

Allanıp pullanıp
kaleye gönderilecek mektupların
adrese ulaşması için de
sağlam bir postacı lazım..

Ama ihtiyaç listesinde
önüne tik konulanlar da var..

Geçen yıl
hatta ondan önceki yıl da
eksik olan hırsın
ilk kıvılcımları
parlamaya başlamış bile..

Arkaya yaslanma saçmalığından
önde basma hevesine evrilme
heyecan verici..

Bu kulübün mayasında olmayan
pes etme hırkasından
kurtulup,
mücadele gömleğini
sırtına geçireceğinin
işaretlerini veriyor takım..

Fakat önce
takım olabilmeye ihtiyaç var..
Kramponların bastığı çimleri ezmeye
hatta ısırmaya
ihtiyaç var..

Ondan da önce
12 numaralı oyuncunun da
formasını giyip
sahaya çıkmasına ihtiyaç var..
Ateşiyle beslediği sevdasını
tarafı olduklarını yakmadan
cayır cayır
yeşil sahaya dökmek zorunda
her FENERBAHÇE’li..

Güneşli günler için
inancın yeniden yeşermesi şart
SARI LACİVERT semada..

Islığın yerini coşkulu tezahüratlar,
bu aşkın
ruhuna tezat karamsarlığın yerini de
canlı bir umut
almak zorunda..

FENERBAHÇE’nin idare edilmeye değil
yönetilmeye ihtiyacı var..
Sevdayla çarpan yüreklerin
sesine kulak verilmesine,
kulak verilen sesin
birleştirilip
ahenkle
şampiyonluk şarkıları söylemesine
ihtiyaç var..

Ve elbette zamana ihtiyaç var..
Omuz omuza,
sırt sırta
geçirilecek bi zamana..

Yani sağ gözün sol göze,
sol elin sağ ele ihtiyacı var..
Çünkü FENERBAHÇE birlikte güzel!