20 Eylül 2017 Çarşamba

20 EYLÜL’ÜN ANATOMİSİ
Ulan dallama sistem!
Ulan köhne, kokuşmuş kafa!
Hiç hesap edemedin di mi lan
20 Eylül 2011 günü
ağzının ortasına yediğin şamarı?

Erkeklere yasakladığın maça
sempatik görünmek adına
ceza bellediğin kadınlar için
3-4 bin bilet basarken,
o kadınların
cezayı alnının çatısına basacağını
kestiremedin di mi hiç?

Günlerce, aylarca, yıllarca
sevdiğinin yolunu bekleyen kadının
saatlerce bilet kuyruğunda
bekleyemeyeceğini mi sandın yani?

Helal alınteri kokan ÇUBUKLU’nun
parfüm kokamayacağını mı düşündün
Allah aşkına..

Kozmetikçiden LACİVERT oje,
SARI göz farı soranlar
tribünü
SARI LACİVERT’e boyayamaz mı sandın
abisi..

Evladının
ilk  SARI LACİVERT atkısını, beresini
ilmek ilmek ören ellerin
senin FENERBAHÇE’ye ceza vermekle bozduğun
o akılsız başına
çorap öremeyeceğine mi inandın yoksa?

En uzun dualara,
en bilinmedik şarkılara,
sıcacık ninnilere dönen dillerin
tezahüratlara da döneceğini
getiremedin mi aklına?

Renk renk çantası, ayakkabısı,
elbisesi, fuları, şapkası olanın
maç günü giyilecek
bir kreasyonu olmadığını mı zannettin?

Samanyolunda
atkılarla birlikte
başörtülerin, eşarpların,
saç bantlarının da sallanabileceği
hiç kafandan geçmedi di mi?

Forma almak için
makyaj masrafını düşürenlerin,
maça gelmek için
ateşini bile düşürenlerin,
“kadın ne anlar la futboldan” zihniyetini
ofsayta düşürebileceğini
tahmin edemedin di mi hiç?

Terlikle bile
tam isabet yapabilenin
topukluyla röveşataya kalkıp
beynindeki örümcek ağlarını alabileceğine
ihtimal bile vermedin mi?

Elinin çamuruyla yazdığın senaryoları,
FENERBAHÇE'li kadınların
öpülesi ellerinin hamuruyla
parçalayabileceği
hiç yoktu di mi hesaplarında?

FENERBAHÇE’si için
en okkalı tribi atanın
iğrenç planlarının kalesine
tam doksandan gol atamayacağı
fikrine mi kapıldın birader?

Cinsiyeti yoktur ulan
FENERBAHÇE sevdasının..
Bi kere tutulmaya görsün,
erkeği de kadını da aynı deli..
Bunu hala anlamadıysan,
takvime bir daha bak..
Her 20 Eylül
çarpacak bu gerçeği suratına..

Bugün, yarın, daima..



18 Eylül 2017 Pazartesi

FENERBAHÇE MATEMATİĞİ
Ayrık kümelerin
aritmetik ortalamasıdır FENERBAHÇE
Türk futbolunda..

Asal çarpanlara ayıranı da vardır,
ortak böleni de..

Ayrışan farkları değil
kesişen doğruları
mutlak değer almalıdır
bu yüzden..

Paralelden de yamuktan da
hazzetmez ama
çapsızların yarıçapını hesaplayıp,
eline vermeye
bayılır..

Dairesi, çemberi,
halkası, yuvarlağı
çeşit çeşit problemler üretirken
hedefe giden
bir doğru çizmeye çabalar
hemen hemen her sezon..

Atak kombinasyonlarını
kombinezonla karıştıran
sütyen kafalıların
çakma kartezyen beyinlerine
artezyen açmaktır
esasen işi..

“İlk kesilecek kısa”yı
uzun uzun yerleştirir birilerine..
“Ne yapıyor bu” denklemi kuranların
suratlarına çarpar
çarpım tablosu gibi..

4+4+1+1’in de
3+5+2’nin de
4+2+3+1’in de toplamına değil
çıkardığı sonuca bakar..

Sahayı diklemesine kesen
koordinat eksenleri
görmek ister
sevdalısı
ve de isabet oranı yüksek
kenarortaylar..

Yutan elemandan
etkisiz elemandan sıtkı sıyrılır,
artan fonksiyonlar
heyecan katsayısını belirler..

Sahada küçük üçgenler(*) kuran
topçular mest eder,
o üçgenlerin iç açılarının toplamı
umutlandırır..

Hele çapraz koşular,
iki yönlü koşu’llu bindirmeler,
dar açıdan 90 derecedeki
örümcek ağı temizliği de olunca
değme keyfine
SARI LACİVERT’linin..

Yani
reel düzlemine kavuştuğunda FENERBAHÇE
adamın integralini alır sahada
kareköküne böler,
anal’itiğinden kan alır..


İşte o zaman  başlar
toto’lojilerini kurtarma telaşındakilerin
problemleri..



(*)NOT :
“küçük üçgenler” önermesiyle
yazıya ilham kaynağı olan
@MABaysal ‘a yürekten teşekkürler..





14 Eylül 2017 Perşembe

Ölümünün 20. Yılında “MEHMETÇİK” BASRİ DİRİMLİLİ anısına..
FORMANIN CANI
Tribünlerde
ve 3 Temmuz sonrası
adliye önlerinde sallanan
sarı bir bayrakta
başı sargılı
yüzü gözü kan içinde bir adam olarak
tanıyanlar var onu..

“Sağ kanattan öyle bir geldi ki” den
yıllar önce
sol kanattan gelişin
şiirini yazan isim oysa ki..

50 ve 60’lardaki
FENERBAHÇE ve milli takımın
hem “savunma bakanı”
hem “hava kuvvetleri komutanı” o!

ÇUBUKLU’ya sadece alın terini değil,
o alnından süzülen kanı da akıtan
anıtlaşmış bir futbol kahramanı o!

Türk tiyatrosunun
en büyük kahramanlık hikayelerinden biri olan
“Vatan yahut Silistre” de bahsedilen
Silistre’de doğan,
FENERBAHÇE’ye karşı ilk kez
İSTİKLAL isimli takımda,
FENERBAHÇE formasıyla da ilk kez
ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ KUPASI’nda oynayan
lakabını adeta
kaderin müjdelediği bir sporcu o!

Sahada aldığı kafa yarıklarının
sayısını bile hatırlamayan,
ezik kaburga yırtık lif ve adaleyle
maçlara devam eden,
4 kez çene kemiğini kırıldığını bilip,
burun kırıklarını saymaya gerek görmeyen,
yara izlerini vücudunda
madalya gibi onurla taşıyan
bir futbol gazisi o!

Tekmeye uzattığı için yarılıp
3 dikiş atılan kafası bandajlıyken
2-1 gerideki takımı 10 kişi kalacak diye
sahadan çıkmak istemeyen,
o yarık kafayla bir de gol atıp,
topa vurduktan sonra
sahanın ortasında bayılıp kalan,
kendine gelince kalkıp hala maça devam eden
gerçek bir efsane o!

Kıbrıs’ta futbol oynayıp
antrenörlük yaptığı yıllarda
Rum çeteleriyle çatıştığı için
Lefke’de bir sokağa adı verilen
gerçek bir MEHMETÇİK o!

Formaya ruh ve can veren,
canını da
ömrünü adadığı FENERBAHÇE’sinin
kulüp binasında veren
bir gurur abidesi o!

Sargılı başı
ve kanlı yüzüyle gülümsediği bayrağı gördüğünde
ona bir kez daha bak
FENERBAHÇE’li Kardeşim..

O bayraktan
ta yüreğine işleyen bakışı
ait olduğun sevdanın
paha biçilemez bir nakışı çünkü..



11 Eylül 2017 Pazartesi

İYİ OLACAK!
İyi olacak hastanın ayağına
doktor geliyor da
ya kalkıp kapıyı açacak halimiz yok
ya da çoktan kaybetmişiz
günlerimize doğmasını beklediğimiz
güneşi..

Peki n’olacak o zaman?
Bu hasta nasıl iyi olacak?

Öncelikle
egolardan arınmış
sakin bir futbol aklına
ihtiyaç duyduğumuzu
kabul etsek iyi olacak!

Yönetimi, hocayı,
takımı eleştirmenin hainlik,
hakaret edip sövmenin de
eleştiri olmadığını
bi kafamıza soksak artık
iyi olacak..

'Konuşursam yer yerinden oynar'lı
atarları bırakıp
gerekiyorsa
o yeri yerinden oynatsak
iyi olacak..

Hangi kaos rüzgarı eserse essin
“acaba olmuyor mu”
karamsarlığından sıyrılıp
olacağına inanıp, inandırsak
iyi olacak..

Yönetmeyi idare etmek,
muhalefeti bok atmak sanmasak
iyi olacak!

Nemalanmaktan, yamalanmaktan
elde edilen güçle
racon kesip,
taraftarcılık oynamasak
iyi olacak..

“Baktığın vakit”li masallara
bakmak zorunda bırakılmasak
iyi olacak..

Doğruya doğru,
yanlışa yanlış diyebilsek
iyi olacak!

3 Temmuz’dan beri
boynumuzun üstünde sallanan
körelmiş kılıçtan kurtulsak
iyi olacak..

Ama o günden beri
baskının da,
ablukanın da
devam ettiğini anlasak
daha iyi olacak..

Buhran günlerinde susup,
hatta kumpası alkışlayıp
şimdilerde
kurtarıcı rolüne soyunmasak
iyi olacak..

En iyi ben bilirim,
en doğru ben görürüm,
en bi taraftar benim manyaklığından sıyrılsak 
çok iyi olacak..

FENERBAHÇE düşmanlıkları
nerdeyse tescilli,
kuyumuzu kazmak için
kıçlarını yırtan leş kargalarının
gazına gelip
birbirimizi yemesek 
ne kadar iyi olacak..

Sahada mücadele tamam da,
eh biraz da top oynayıp
zahmet olmazsa
gol de atarsak
çok iyi olacak..

SARI LACİVERT’e inanan kim varsa,
topyekun
üstümüzdeki ölü toprağını atıp
FENERBAHÇE olduğumuzu hatırlayarak
ve cümle aleme hatırlatarak
yeniden ayağa kalksak
iyi olacak..

Çünkü FENERBAHÇE
sadece o zaman iyi olacak!





12 Ağustos 2017 Cumartesi

DUR HELE!
Genlerinde karamsarlık olmayan
bir sevdaya tutulmuşuz biz..
Sabır, tahammül
hep bu sevdaya dahil..

Acılardan geçmişiz
yara bere..
Gözyaşlarımızla yıkanmışız..
Yanmışız da
her yandığımızda bilmişiz
küllerimizden doğmayı..

Başkalarının umudu kestiği,
çekip gittiği yerde bile
pes etmemişiz..
3-0’lardan dönmüşüz..
Dimdik ayağa kalkmışız
komalık travmalardan..

“Bunlardan bi cacık olmaz”cılara
kallavi çilingir sofrası kurmuşuz
hem de kaç defa..

Her maçı da kazanamazlar ya diye
gaza gelenlere inat
17’de 16 yapmışız..
Onu yapan hoca da
geri dönmüş ha..

Başkan, yönetim, hoca,
takım, taraftar
topyekun yıprandığımız yılların ardından
şafağı belirmiş
özlediğimiz güneşli günlerin..

Zaten yüreklerimiz de aç,
tutkumuz susamış
SARI LACİVERT sevinçlere..

İçimizde “evet olacak bu iş” diyen his
başlamış gümbürdetmeye davulları..

Nicedir
çimleri öpmeye kıyamayan takım
ısırmaya,
soğuyan heyecanımız
yeniden ısınmaya başlamış..

Eksiği var mı, var..
Hatası yok mu,
hem de en laubalisinden..
Her şey çok mu harika,
ne zaman oldu ki..

Ama mücadele de var..
Oyun sıkışınca
topu ters kanada çevirip
yeniden deneyen,
takım olmaya çabalayan
bi kadro var..

“Biz şampiyon olacağız” diyen
bi hoca var
daha öncesinden
en olmadık zamanda
bunu yapan..

Sabrımız da
tahammülümüz de kalmadı,
tamam..
Çok yıprandık,
çok yorulduk,
evet..

Ama bu da FENERBAHÇE be..
Hani şu sevmelere doyamadığımız..
Çok kızsak da
küsmeye kıyamadığımız..

Dur hele, yeni başlıyor daha..
Hatta biz başlamadık bile..
Ancak biz “başlarım ulan alayınıza” diye
kolları sıvadığımızda
başlar her şey..




8 Ağustos 2017 Salı

HOŞAF
Eşeğin anlamadığı hoşafı
yine aynı eşeğin
tenasül organına
kaçırmış vaziyette
Türk futbolu..

Güya güvenlik için
icat(!) edilen passolige
Süper Kupa finalinde bile
gerek görülmüyor
ve el bombası dışında
her şey girebiliyor
stada..

Maç öncesi
üzerlerinden
döner bıçağı koleksiyonu çıkanlar
maçta sahaya atılan
kelebeği ayıplıyor
atın bi tarafına konarcasına..

Destursuz parmak bile kaldıramayanlar
arsızlıklarına ceza verilirse
dünyayı ayağa kaldırmakla
tehdit edebiliyor
utanmadan..

Kumpas olduğu ayyuka çıkmış,
iddianamelere girmiş
bir mevzuda
FENERBAHÇE’yi karalamaya çalışabiliyor
aynı utanmaz
kendi kepazeliklerini
örtmek için..

O kumpasın ürününe
sıkı sıkı yapışıp
kupa dilenciliğinin suyunu çıkaranlar
8. kez reddediliyor
başvurdukları
kurumlardan..
Ama tek satır
haber olmuyor bile..

Kebapçı basıp
çakma kabadayıcılık oynayan 
sonra da kendini
tazminatla kovduranlar
adam sayılıyorlar hala..

Sayesinde
şampiyonluk yüzü gördüğü
futbolun derin devletinden
şikayet edebiliyor
naylon filozof,
sürekli kullandıkları hakemleri
zayıf halka ilan ederek
hem de..

Bıçağın, meşalenin,
sopaların girdiği tribünlere
ATATÜRK pankartları giremiyor
sakıncalı görülerek..

Ve bu pankartları
siyasi buluyor
siyasetin kucağında
zıp zıp zıplayan başkancıklar..

FFP yüzünden
daha geçen yıl
Avrupa’dan men cezası alanlar
deli gibi para harcayabiliyor transfere
vergi affı sponsorluğunda..

Hoşafı başka sofralarda
aramaya gerek yok..
Futbolumuzun hoşafı
çoktan koktu bile..

Üstelik organik falan da değil bu..
Suni taneciklerle
habire kaynatılan
bi hoşaf..

Afiyet olsun içebilene..

Hoşafına arka bahçede
top oynamayı seven
kültürden gelenler,
o hüpürdettiğiniz
kokuşmuş hoşafları
boğazınızdan getirecek
elbet bir gün..






4 Ağustos 2017 Cuma

FENERBAHÇE’nin NEYE İHTİYACI VAR?
Sağ gözün sol göze
muhtaç olduğu
bir oyundur futbol..
Olmazsa
ya yarım görürsün
ya da anlamazsın gördüğünü..

Görünen köyün
kılavuza ihtiyaç duymadığı
iki Avrupa maçı oynadı
FENERBAHÇE
ihtiyaç listesinin altını
kalın çizgilerle çekerek..

Sol çizgideki kusurun
savunmasını alıp,
ÇUBUKLU’nun genlerine uygun
formata çevirecek
bir adaptör ihtiyacı
flaşör gibi yanıp sönüyor hala..

Göbekteki çifte stop lambasından
biri arızalı..
Mutlak tamiri gerekecek..
Tamiri olmazsa,
yenisi, sıfır..

Ortada trafik sıkışık..
İleriye doğru bir köprü inşaatı
olmazsa olmaz..
Gol için hazırlanıp pişirilen pasların
servisi için
bir şef garson şart..

Allanıp pullanıp
kaleye gönderilecek mektupların
adrese ulaşması için de
sağlam bir postacı lazım..

Ama ihtiyaç listesinde
önüne tik konulanlar da var..

Geçen yıl
hatta ondan önceki yıl da
eksik olan hırsın
ilk kıvılcımları
parlamaya başlamış bile..

Arkaya yaslanma saçmalığından
önde basma hevesine evrilme
heyecan verici..

Bu kulübün mayasında olmayan
pes etme hırkasından
kurtulup,
mücadele gömleğini
sırtına geçireceğinin
işaretlerini veriyor takım..

Fakat önce
takım olabilmeye ihtiyaç var..
Kramponların bastığı çimleri ezmeye
hatta ısırmaya
ihtiyaç var..

Ondan da önce
12 numaralı oyuncunun da
formasını giyip
sahaya çıkmasına ihtiyaç var..
Ateşiyle beslediği sevdasını
tarafı olduklarını yakmadan
cayır cayır
yeşil sahaya dökmek zorunda
her FENERBAHÇE’li..

Güneşli günler için
inancın yeniden yeşermesi şart
SARI LACİVERT semada..

Islığın yerini coşkulu tezahüratlar,
bu aşkın
ruhuna tezat karamsarlığın yerini de
canlı bir umut
almak zorunda..

FENERBAHÇE’nin idare edilmeye değil
yönetilmeye ihtiyacı var..
Sevdayla çarpan yüreklerin
sesine kulak verilmesine,
kulak verilen sesin
birleştirilip
ahenkle
şampiyonluk şarkıları söylemesine
ihtiyaç var..

Ve elbette zamana ihtiyaç var..
Omuz omuza,
sırt sırta
geçirilecek bi zamana..

Yani sağ gözün sol göze,
sol elin sağ ele ihtiyacı var..
Çünkü FENERBAHÇE birlikte güzel!





31 Temmuz 2017 Pazartesi


SİNYAL
FENERBAHÇE Başkanının
trafikteki sinyal tartışmasını
manşetlere taşıyacak kadar yüzsüzdür
trafiği arapsaçına dönmüş,
boku çıkmış
ülke futbolu..

Çünkü
anayolda kurallara uygun yol alanı değil,
tali yollarda
her türlü ihlali yapıp
trafiğin canına okuyanı
ödüllendirir bu sistem..

Geçiş üstünlüğü
sürücüsü torpilli olanındır..

Hatta hatalıysa bile
aranamayan şoför
rezaletleri ayyuka çıkınca
cukkası cebine konup yollanır
batakhanesine..

Düzenin çocuğuysan
aşırı hız yapsan da
hiçbir radara yakalanmazsın.
Değilsen,
sahte radarlar kurup
ceza manyağı yaparlar!

Hileli çevirmelere,
yalancı ışıklara rağmen
önüne döşenen
balçık asfaltı bile ağlatarak
varış noktasına ilerlersen
yoluna çukur kazarlar,
kasis koyarlar..

Ehliyetin muntazam,
ruhsatın şahane,
muayenelerin tastamamken bile
aracına el koyup,
men edebilirler trafikten..

Güzergahının
virajı da çoktur,
kavşağı da,
yavşağı da..

Şeridinde
normal süratle ilerlerken bile
gözüne gözüne çakarlar
selektörü..

Hatalı sollama,
alkollü araç kullanma,
çarpıp kaçma,
bodoslama biçme
her bi şey mübahtır
senin karşındakilere..

Trafikte seyreden takım otobüsünün
kurşunlanması dahi
nizami şarjdır onlara göre..

8’de 8, 6’da 6
ağır kusurlu olsalar bile
yine de yırtarlar,
ihale sana kalır..

Senin cillop gibi arabana
hurda muamelesi çekilirken
kaportası bozuk,
şaftı dağılmış,
dingili kırık,
tekerleği patlak araçlar
dünya markası olur..

Kendileri hep
yağlı kapıya parkederler,
senin dört çarpı dördün
garajından çıksa
uykuları kaçar..

Otomatik vitese alışıktırlar,
geri vitesleri meşhurdur..

Gaza basarsın,
el frenini çekerler..
Doğru yola saparsın,
önünü keserler..

Çünkü korkarlar
hedefine varmandan..
Dertleri senin
sinyal verip vermemen değil..

Çünkü bilirler,

FENERBAHÇE hızını aldı mı
sinyal vermez,
basar geçer!




28 Temmuz 2017 Cuma

OLACAK!
Olacakla öleceğe
çare bulunmaz tadında yaşadık
son iki sezonu..
Halbuki derman da belliydi,
reçete de..

Neyse ki
iyi olacak hastanın
ayağına geldi doktor!
Daha tedavi yeni başladı ama
iyi olup ayaklanacağı aşikar..

“Yine mi olmayacak” diye
enseyi karartmanın alemi yok!

“Öyle veya böyle bu iş olacak”
dayatmalarını da gördük biz,
“olacak şey değil” dediğimiz her şeyin
başımıza geldiğini de..

Olmayacak duaya
amin dediğimiz de oldu,
bundan sonra ne olacak diye
kara kara düşündüğümüz de..

Tamam, derdimiz büyük,
hatta dünyadan büyük..
Eee, büyük başın derdi de
büyük olacak elbet..

Kolay olmayacak,
canımız acıyacak..
Ne zaman acımadı ki..

Ter dökeceğiz,
gözyaşı hatta..
Yürüdüğümüz, koştuğumuz yol
dikenli olacak..
Taş atan, suç atan,
ofsayttan gol atan olacak yine..
Ne zaman olmadı ki..

Düşmanın kalleşiyle savaşmak kolay da
ağacın kurdu da içerde olacak..

1’e karşı 17 olacak mutlaka..
Yeter ki biz
bir olmayı başarabilelim..

Başarırız da..

Çünkü
“Ne olacak bu FENERBAHÇE’nin hali” klişesinden
bir umut görür görmez
“her şey çok güzel olacak”a evrilen
bir karakterimiz var bizim..

Başımıza bela olacak
bir sabırsızlığımız var belki ama
adam olacak çocuklarımız,
o çocuklara rehber olacak
bir adam’ımız da var
çok şükür..

İki yıldır
gözlerde göremediğimiz
FENERBAHÇE’yi FENERBAHÇE yapan hırsın
kıvılcımları var
ÇUBUKLU’yu taşıyanlarda..

Sahayı rakibe dar,
tribünü taraftarına mabed yapacak
o özlediğimiz arzu var..

Giydiği formayı
daha da sahiplenen olacak, 

bir iki yeni transfer olacak,
kenetlenecek FENERBAHÇE,
bir takım olacak!


Yenilsek bile
maçın sonunda
o forma sırılsıklam olacak..
İşte o zaman
stad dolacak..
Kalpler SARI LACİVERT atacak
hep birlikte..

Nisan yağacak sap olacak
Mayıs yağacak çeç olacak!


Sen inanırsan,
ben inanırsam
altı olacak, yedi olacak,
FENERBAHÇE’nin dediği olacak!

Yok yok, belli..
Bu iş olacak!






18 Temmuz 2017 Salı

HANİ BAZEN
Hani bazen
her şey üstüne üstüne gelir,
aklına gelmeyen başına gelir,
yaşamak bile zor gelir de,
bir tek o alayına gider..

Hani bazen
cebinde beş kuruşun,
gidecek bir yerin,
başını yaslayacak omuz olmaz da,
“neyse ki o var” dersin..

Hani bazen
kararır dünya,
gökkuşakların kurur,
sadece iki renk hiç solmaz senin için..

Hani bazen
ne varsa geçmek istersin
ama bi tek ondan vazgeçemezsin..

Hani bazen
kızarsın, öfkelenirsin,
söversin bile kendini tutamayıp da
yine de tutunursun ona sımsıkı..

Hani bazen
küsersin, gücenirsin,
kalbin kırılır,
yeminler edersin gitmem diye..
Ama ilk günden
yollarına düşersin yine..

Hani bazen
adım atacak halin olmaz ama
uzanınca sevdana kirli eller
biberine, gazına, copuna aldırmadan
üzerine yürürsün kim varsa
yumrukların sıkılı..

Hani bazen
ağlamaktan utanırsın, saklarsın da
ona halel gelince
boncuk boncuk olur gözyaşların..

Hani bazen
sevgiliyi,
müjdeli bi haberi beklemezsin
bir golü beklediğin gibi..

Hani bazen
kafan güzel,
hayat bile güzel
ama o her şeyden güzeldir..

Hani bazen
bayrağın yoktur da sallayacak
bir defter kağıdına boyarsın
sevdanın renklerini..

Hani bazen
o bayrağa uzanıp seyrederken maçı,
toz değmesin diye
indiremezsin ayaklarını..

Hani bazen
bir ömür paylaştığınla
kış günü battaniye altında bile
terk etmezsin sevdanı da,
sen göçüp gittikten sonra bile
o ordadır hatıranla..

Hani bazen
her gün tazelenirsin,
demlenirsin her acının sonunda..
Yine dopdoludur yüreğin
yine bol kepçe..
İnadına yaşamaktır çünkü o!

Hani bazen
düşlerindedir özgür dünya,
öptüğün ÇUBUKLU formayla yaşarsın..
Yaşın hep 19 kalır..

Hani bazen
gelmişine geçmişine isyandır o,
bazen el açıp ettiğin dua..

Hani bazen zehrindir,
bazen zemzemin..

Hani bazen
saat onu gösterince
ayrılamaz gözün rakamlardan..

“Hepimiz ölelim
o yaşasın” dersin ya hani,
öyleyse bağırın ulan
çok yaşa FENERBAHÇE diye..

Bazen değil,
her zaman..







2 Temmuz 2017 Pazar

ALTI YILIN MUHASEBESİ
6 yıl önce bugün
sabaha değil
kumpasa uyandım!

Ellerim titredi önce..
Sonra boğazıma oturdu
o hala
gitmeyen yumru..

Ağladım!
Hüngür hüngür hem de..
İçimi yırta yırta..

Kabullenmedim,
SARI LACİVERT’ti isyan bayrağım!
Sevdama leke sürmek isteyenlerle
savaşacağıma yemin ettim!

FENERBAHÇE RUHU
beni çağırdı,
koştum;
CADDE’ye, YAYLA’ya,
SİLİVRİ’ye, ÇAĞLAYAN’a,
METRİS’e..

Cop yedim,
yerlerde sürüklendim..
Gaza boğuldum,
gözaltına alındım,
hapis yattım be!

Asliyesi, sulhu,
ağır cezası, mahkemesi,
hakimi, hükmü,
savcısı, mütalaası
yaladım yuttum,
hukukçu oldum!

İlk bana “çapulcu” dendi,
TOMA’ya kafayı
ilk ben attım!

Yaralandım,
karalandım,
lime lime paralandım ulan!

Saçım ağardı,
kırıştı yüzüm,
yaşlandım
yaşımı yaşayamadan..

Kalbim tekledi,
hem de kaç defa..
Tansiyon fırladı..
Şeker sapıttı..
“Kanser et bizi FENER” diye
dalga geçerdim,
kanser oldum..

Radyoterapi,
kemoterapi,
fizyoterapi,
psikoterapi..
Bütün hastalıklara çare
FENER’terapi!

İşimden, gücümden,
eşimden oldum..
Terk edildim,
beş parasız kaldım..

Çoluğun çocuğun
yüzünü görmedim
ama
mevsimin hep
güzünü gördüm..

Bu dava için
evimi, arabamı sattım,
banklarda, bahçelerde yattım..
Dilim mecazdan,
yuvam hacizden
kurtulmadı..

Örselendim,
hastalandım..
Öldüm ulan,
daha ötesi mi var?

Boyun eğmedim ama,
biat etmedim,
eyvallah çekmedim namerde;
bir gün bile!

Adım HALE, SELÇUK, LEFTER..
Adım TAMER, CEMİL..
Adım ŞEKİP, İLHAN, AZİZ..
Adım GÜROL, HIZIR, EBRU!
Adım
FENERBAHÇE lan benim!
Yenilmedim işte,
yenilmeyeceğim!









16 Haziran 2017 Cuma

AY LAV DİZ GEYM!
Bazı şeyleri hiç olmayan
bazı şeyleri de
haddinden fazla olan
çocuklardık biz..

Mahallemizde pota yoktu ama
annemizin el işi kasnağını
ahşap elektrik direğine çivileyip
az çember yapmadık biz
panya nedir bilmeden..

Pahalıydı,
hiç olmadı basket topumuz..
Ama harçlıkları biriktirip
bakkaldan aldığımız naylon topun
neyi eksikti ki Allahaşkına..

Tamam,
basket forması alacak paramız yoktu..
Zaten paramız olsa da
alacak yer yoktu..
Ama atletlerimiz vardı
arkasına ispirto kalemle
numara yazdığımız..

Az büyüyüp
lise yollarına düştüğümüzde
bedenci “hadi serbestsiniz” desin diye
gözünün içine bakardık
o tek potanın altına
koşabilmek için..

Üstümüz başımız delik deşikken
deliksiz basket attığımızda
kral gibi hissederdik
kendimizi..

Kanımız daha deli..
Bir kızı sever gibi sevmezdik de
kızlara hava atmak için
severdik işte
basketi..

Vat is yor neym’den bile önce öğrendiğimiz
ilk İngilizce cümleydi
ay lav diz geym..

Boyumuz kısaydı,
smacı basamazdık..
Belki o yüzden bugün
“smacı basmadan duramıyoruz”
diye bağırmaya
bayılıyoruz..

Havada yürüyemezdik belki ama
“air Jordan” ayakkabılar
hayallerimizi süslerdi
hiç giyemeyeceğimizi bile bile..

Hiç bi şeyimiz yoktu evet,
ama hayallerimiz vardı işte..
Güzel hayaller..
Masum hayaller ulan..

Ha bir de
yere göğe sığdıramadığımız
sevdamız vardı
ÇUBUKLU’dan yana..

İşte siz
o hayalleri sevdaya katıp
harman ettiniz..
Çocukluklarımızı büyüttünüz
attığınız her basket,
yaptığınız her blok,
aldığınız her ribaundla..

Biz bi bauns pasa,
bi smaca,
tek elıyuupa tavken
siz aldığınız kupalarla
hepimizi manyak ettiniz..

Ulan kupaları falan boş verin de
yüzlerce meydanda
dev ekranlarda
basket izlettiniz be
şu futbol topundan başka
top bilmeyen ülkeye..

Minicik yüreklerin
günlerine doğdunuz,
hayatlarına dokundunuz,
FENERBAHÇE aşkının
tohumlarını ektiniz lan!

O tutkusu tarif edilemeyen formanın
hakkını verdiniz
alın terleriniz,
mücadeleniz,
asla pes etmeyen karakterlerinizle..

Ay lav diz geym ulan!
Daha doğrusu
sevdik sizi her şeyden çok!
FENERBAHÇE işte bu,
daha ötesi yok!





6 Haziran 2017 Salı

BU SEZON NE OLDU?
Duyduk duymadık demeyin!
Bu numaraları yemeyin..

Alavere, dalavere..
Her türlü ayak oyunu..
34 hafta tekmili birden
bir sezon daha sona erdi..

Neler neler olmadı ki..
Ne acayiplikler
ne garabetlikler..

Himmetle duayla
ayağa kaldırıldığı ortaya çıktı birilerinin
de o ortaya
kaleci boşa çıktı
işte her zamanki gibi..

“Helvasını yeriz” diye
yapılan tehdite
yetkililer(!) gık çıkarmadı.
Tıpkı otobüsün kurşunlanmasına
çıkarmadıkları gibi..

Avrupa devini devirince
ölçü olmadı..
Düdüklü galibiyetlerin methiyelerine
ölçü bulunamadı..

Bu skor kimseyi kandırmasındı ama
“ayarlı” skorlarla kandırıldı
bi cümle ahali..

Kandırıldılar..
Yandırıldılar..
Bindirildiler..
İndirildiler..

Şeref unutuldu..
Hakkı yenildi..
Şerefiyle hakkıyla oynayanlar değil
sürüyle uçanlar kazandı..

Göz çıkarmaya
faul verilmedi,
penaltı verilmedi.
Ulan hadi o neyse de
ambulans bile verilmedi..

Röveşata yasaklandı.
Lisanslar gıyabında yırtıldı..

En çakır’ından eyyamlar,
mete’lik için ruhunu satanlar,
köçek gibi kıvıranlar makbul oldu..

Birilerinin her haltına
ödül, pışpışlama
Birilerine merdiven, çim sulama cezası
otomatikman..

Peşkeş stadların
itinayla açılışı da yapıldı,
kapanışı da,
çok şükür..

Kafalar yarıldı,
sahalara dalındı,
rezalet yapanın yanına kar kaldı..

Elenilen kupalar süt,
alınan beraberlikler
kaymaklı kadayıf oldu..

Orta parmak serbest,
dil suç unsuru görüldü..

“telkinlerle maç verdik,
bilerek puan kaybettik” sözü
katma değer kattı
ligimizin marka değerine..


Şike masalıyla 
yatıp kalkanlar 
yatarak şike yapmanın 
yolunu buldu..

Ramazan’da şampiyon olunursa
kutlanmayacaktı,
Ramazan gelmeden
Avrupa şampiyonu olunca
dünyanın en güzel takımı
oruçlar sakata geldi..

Ismarlama şampiyonlukla gelen yıldız
kümeye yükselenler kadar bile
konuşulmadı..

Vel hasılı kelam
bir kepazelig daha bitti..
Seneye yeni yeni
ayak oyunları müjdesiyle..






25 Mayıs 2017 Perşembe

O ÖYLE DEĞİL!
O öyle değil işte..
Anladığın, sandığın gibi falan değil..
Aklın hafsalan almaz senin..

“Yahu alt tarafı basket”
diyorsun ama,
yoooo,
bu başka,
acayip..

O top potadan her girdiğinde
nefes aldık biz,
tutunduk yaşama..

Her blok,
acılarımıza, öfkemize,
hayal kırıklıklarımıza atılmış
okkalı bir tokattı..

“Smacı basmadan duramıyoruz”u
bi tezahürat mı sandın ulan
sadece?
Çembere abanırken
nelere, kimlere abanıyorduk aslında
bi bilsen..

Hele o ribaund yok mu,
o Berlin’dekinin dağladığı yarayı
pansuman ediyordu
her biri..
Ama daha çok
geri alıyorduk çalınan sevinçlerimizi
her defasında..

O asistler mesela,
tansiyona, fırlayan şekere,
ağrıyan kalbe
ilk yardımdı bire bir..

Sen
maç kazandık diye seviniyoruz
sanıyorsun ya,
geçeceksin onu..
Bizi mutluluktan deliye çeviren
o "dünyanın en güzel takımı"
seviniyor diye seviniyoruz
daha çok..

Final four için değil
ÇUBUKLU’nun hakkını verdikleri için
çok sevdik onları zaten..
Ki o haktır işte
asla ödenemeyecek olan..

Kupa mı? Ne kupası?
FENERBAHÇE adını
milyonlara ezberlettikleri,
SARI LACİVERT bayrağı
en zirveye diktikleri için
çılgına döndük biz..

Ha, şampiyonluk diyorsun sen…
Yok, o da değil..

Üzerine uzandıkları bayrağa
kir değmesin diye ayaklarını kaldıran,
yağmur altında
kafalarına poşet geçirip maçı izleyen,
öğretmenleriyle
“her şeyden geçtim ama
bir senden vazgeçemem” diye haykıran
minik yürekler var ya,
işte bin şampiyonluktan
değerli onlar..

O yürekleri
sevdalarıyla buluşturan
mangal yürekler var ya,
şampiyonluk ateşinden bile
daha kor onlar..

Ceplerinden, boğazlarından harcarlar..
Gözlerinden yaşlarını harcarlar..
Zamanlarını, sağlıklarını harcarlar..
Ama alın terlerini,
emeklerini, sevdalarını
harcatmazlar ulan!

Varsın
şampiyon olur olmaz
ay yıldızlı bayrağa sarılan adamların
gözlerine baka baka
“takımda hiç Türk yok ki ya” diye
saçmala..

Varsın kazanılanın
sadece bir kupa olduğunu sanarak
hasetinden kudurduğun halde
avut minnacık beynini..

Sen kazanılanın ne olduğunu
asla anlamayacaksın!
Anlama da zaten..

Böyle daha iyi..



22 Mayıs 2017 Pazartesi

HER ŞEYDEN ÇOK!
Her şeyden birazdık
ama hiçbir şeyimiz
tam değildi sanki..

Yarım bırakılmış bir mektup,
son durağa gelmeden
inilen otobüs gibiydik..

Ama o mektuba yazılan
her kelime
yüreğimizden,
o otobüsün bileti
ekmeğimizdendi..

Ve ne yüreğimizi yakar
ne de ekmeğimizden geçeriz biz..

Yaşama tutunmak için
ÇUBUKLU’dan gayrısına
ihtiyaç duymayan sevda var ya,
biz oyuz işte..

O alınamayan
son ribaund var ya hani,
ta kendisiyiz işte onun..

Parkenin gıcırtısı,
çemberin yüksekliği,
yarı sahanın geri dönülmezliğiyiz ulan..

Tribünde bölüşülen simit gibi
asistlerimiz..
Final lanetimizin
tepesine tepesine inen tokat işte
o bloklar!

Alley-oop için
top havalandığında
bir oyuncu yükselir ama
25 milyon
birlikte basar smacı!

Kavgaya ilk çağrılacak adam
PERO’nun kalıbıyız
rakibe balyoz gibi inen..

Kafa sallamasıyız BOGDAN’ın
birazdan defterinizi düreceğim hesabı..

ÇENE REİS’in
bık bık edenlerin çenesini yamultan,
ilk yardım seti kıvamındaki elleriyiz,
ki NIKOLA diye yazacaksın!

GIGI’nin alnındaki Harry Potter yarası,
basketbolu sanata çeviren
fırça darbeleriyiz
en rönesansından..

Alın terine yarenlik eden
saç bandıyız
kıssadan hisse
mangal yürekli BOBBY’nin..

Zekası bileklerinden kıvrak KOSTAS’ın
inatçı potalara sövmesiyiz
atına avradına..

Attığı üçlükler
çektirdiği üçlüleriz
MELİH KAPTAN’ın..

NUNNALLY’nin tam kızacakken
ağzımızı açık bırakan
şutlarıyız birebir..

Havayolları firmalarına ilham,
Hezarfen’in ruhuna Fatiha uçuşlarıyız
JAN VESELY’nin..

Altın kalpli dev adamın  
“EKPE Bey n’apıyorsunuz” dedirten
savunma bakanlığı icraatlarıyız!

EGEHAN’ın, BERK’in umutları,
AHMET’in hayalleri,
BENNETT’in patlamaya hazır suskunluğu,
BARIŞ’ın bençteki ateşiyiz..

Heykeli dikilecek olsa
bi yerlerine yetmeyecek betonun harcıyız
OBRA REİS’in..

60’dan fazla şehir,
300’den fazla ilçe meydanında
omuz omuzanın,
tek yürek olmanın kitabını yazan
SARI LACİVERT mürekkebiz biz!

Kimsiniz diye sorma artık!
Yarım kalanı
dişiyle, tırnağıyla tamamlayan
bir aile karşındaki..

Hazmedemeyenlerin kafasında
hiçbir şeyden az,
sevdalıları için
her şeyden çok!

Sanma Avrupa Şampiyonluğu bir final..
Bu daha başlangıç..
Bize bu yoldan geri dönüş yok!