18 Temmuz 2017 Salı

HANİ BAZEN
Hani bazen
her şey üstüne üstüne gelir,
aklına gelmeyen başına gelir,
yaşamak bile zor gelir de,
bir tek o alayına gider..

Hani bazen
cebinde beş kuruşun,
gidecek bir yerin,
başını yaslayacak omuz olmaz da,
“neyse ki o var” dersin..

Hani bazen
kararır dünya,
gökkuşakların kurur,
sadece iki renk hiç solmaz senin için..

Hani bazen
ne varsa geçmek istersin
ama bi tek ondan vazgeçemezsin..

Hani bazen
kızarsın, öfkelenirsin,
söversin bile kendini tutamayıp da
yine de tutunursun ona sımsıkı..

Hani bazen
küsersin, gücenirsin,
kalbin kırılır,
yeminler edersin gitmem diye..
Ama ilk günden
yollarına düşersin yine..

Hani bazen
adım atacak halin olmaz ama
uzanınca sevdana kirli eller
biberine, gazına, copuna aldırmadan
üzerine yürürsün kim varsa
yumrukların sıkılı..

Hani bazen
ağlamaktan utanırsın, saklarsın da
ona halel gelince
boncuk boncuk olur gözyaşların..

Hani bazen
sevgiliyi,
müjdeli bi haberi beklemezsin
bir golü beklediğin gibi..

Hani bazen
kafan güzel,
hayat bile güzel
ama o her şeyden güzeldir..

Hani bazen
bayrağın yoktur da sallayacak
bir defter kağıdına boyarsın
sevdanın renklerini..

Hani bazen
o bayrağa uzanıp seyrederken maçı,
toz değmesin diye
indiremezsin ayaklarını..

Hani bazen
bir ömür paylaştığınla
kış günü battaniye altında bile
terk etmezsin sevdanı da,
sen göçüp gittikten sonra bile
o ordadır hatıranla..

Hani bazen
her gün tazelenirsin,
demlenirsin her acının sonunda..
Yine dopdoludur yüreğin
yine bol kepçe..
İnadına yaşamaktır çünkü o!

Hani bazen
düşlerindedir özgür dünya,
öptüğün ÇUBUKLU formayla yaşarsın..
Yaşın hep 19 kalır..

Hani bazen
gelmişine geçmişine isyandır o,
bazen el açıp ettiğin dua..

Hani bazen zehrindir,
bazen zemzemin..

Hani bazen
saat onu gösterince
ayrılamaz gözün rakamlardan..

“Hepimiz ölelim
o yaşasın” dersin ya hani,
öyleyse bağırın ulan
çok yaşa FENERBAHÇE diye..

Bazen değil,
her zaman..







2 Temmuz 2017 Pazar

ALTI YILIN MUHASEBESİ
6 yıl önce bugün
sabaha değil
kumpasa uyandım!

Ellerim titredi önce..
Sonra boğazıma oturdu
o hala
gitmeyen yumru..

Ağladım!
Hüngür hüngür hem de..
İçimi yırta yırta..

Kabullenmedim,
SARI LACİVERT’ti isyan bayrağım!
Sevdama leke sürmek isteyenlerle
savaşacağıma yemin ettim!

FENERBAHÇE RUHU
beni çağırdı,
koştum;
CADDE’ye, YAYLA’ya,
SİLİVRİ’ye, ÇAĞLAYAN’a,
METRİS’e..

Cop yedim,
yerlerde sürüklendim..
Gaza boğuldum,
gözaltına alındım,
hapis yattım be!

Asliyesi, sulhu,
ağır cezası, mahkemesi,
hakimi, hükmü,
savcısı, mütalaası
yaladım yuttum,
hukukçu oldum!

İlk bana “çapulcu” dendi,
TOMA’ya kafayı
ilk ben attım!

Yaralandım,
karalandım,
lime lime paralandım ulan!

Saçım ağardı,
kırıştı yüzüm,
yaşlandım
yaşımı yaşayamadan..

Kalbim tekledi,
hem de kaç defa..
Tansiyon fırladı..
Şeker sapıttı..
“Kanser et bizi FENER” diye
dalga geçerdim,
kanser oldum..

Radyoterapi,
kemoterapi,
fizyoterapi,
psikoterapi..
Bütün hastalıklara çare
FENER’terapi!

İşimden, gücümden,
eşimden oldum..
Terk edildim,
beş parasız kaldım..

Çoluğun çocuğun
yüzünü görmedim
ama
mevsimin hep
güzünü gördüm..

Bu dava için
evimi, arabamı sattım,
banklarda, bahçelerde yattım..
Dilim mecazdan,
yuvam hacizden
kurtulmadı..

Örselendim,
hastalandım..
Öldüm ulan,
daha ötesi mi var?

Boyun eğmedim ama,
biat etmedim,
eyvallah çekmedim namerde;
bir gün bile!

Adım HALE, SELÇUK, LEFTER..
Adım TAMER, CEMİL..
Adım ŞEKİP, İLHAN, AZİZ..
Adım GÜROL, HIZIR, EBRU!
Adım
FENERBAHÇE lan benim!
Yenilmedim işte,
yenilmeyeceğim!









16 Haziran 2017 Cuma

AY LAV DİZ GEYM!
Bazı şeyleri hiç olmayan
bazı şeyleri de
haddinden fazla olan
çocuklardık biz..

Mahallemizde pota yoktu ama
annemizin el işi kasnağını
ahşap elektrik direğine çivileyip
az çember yapmadık biz
panya nedir bilmeden..

Pahalıydı,
hiç olmadı basket topumuz..
Ama harçlıkları biriktirip
bakkaldan aldığımız naylon topun
neyi eksikti ki Allahaşkına..

Tamam,
basket forması alacak paramız yoktu..
Zaten paramız olsa da
alacak yer yoktu..
Ama atletlerimiz vardı
arkasına ispirto kalemle
numara yazdığımız..

Az büyüyüp
lise yollarına düştüğümüzde
bedenci “hadi serbestsiniz” desin diye
gözünün içine bakardık
o tek potanın altına
koşabilmek için..

Üstümüz başımız delik deşikken
deliksiz basket attığımızda
kral gibi hissederdik
kendimizi..

Kanımız daha deli..
Bir kızı sever gibi sevmezdik de
kızlara hava atmak için
severdik işte
basketi..

Vat is yor neym’den bile önce öğrendiğimiz
ilk İngilizce cümleydi
ay lav diz geym..

Boyumuz kısaydı,
smacı basamazdık..
Belki o yüzden bugün
“smacı basmadan duramıyoruz”
diye bağırmaya
bayılıyoruz..

Havada yürüyemezdik belki ama
“air Jordan” ayakkabılar
hayallerimizi süslerdi
hiç giyemeyeceğimizi bile bile..

Hiç bi şeyimiz yoktu evet,
ama hayallerimiz vardı işte..
Güzel hayaller..
Masum hayaller ulan..

Ha bir de
yere göğe sığdıramadığımız
sevdamız vardı
ÇUBUKLU’dan yana..

İşte siz
o hayalleri sevdaya katıp
harman ettiniz..
Çocukluklarımızı büyüttünüz
attığınız her basket,
yaptığınız her blok,
aldığınız her ribaundla..

Biz bi bauns pasa,
bi smaca,
tek elıyuupa tavken
siz aldığınız kupalarla
hepimizi manyak ettiniz..

Ulan kupaları falan boş verin de
yüzlerce meydanda
dev ekranlarda
basket izlettiniz be
şu futbol topundan başka
top bilmeyen ülkeye..

Minicik yüreklerin
günlerine doğdunuz,
hayatlarına dokundunuz,
FENERBAHÇE aşkının
tohumlarını ektiniz lan!

O tutkusu tarif edilemeyen formanın
hakkını verdiniz
alın terleriniz,
mücadeleniz,
asla pes etmeyen karakterlerinizle..

Ay lav diz geym ulan!
Daha doğrusu
sevdik sizi her şeyden çok!
FENERBAHÇE işte bu,
daha ötesi yok!





6 Haziran 2017 Salı

BU SEZON NE OLDU?
Duyduk duymadık demeyin!
Bu numaraları yemeyin..

Alavere, dalavere..
Her türlü ayak oyunu..
34 hafta tekmili birden
bir sezon daha sona erdi..

Neler neler olmadı ki..
Ne acayiplikler
ne garabetlikler..

Himmetle duayla
ayağa kaldırıldığı ortaya çıktı birilerinin
de o ortaya
kaleci boşa çıktı
işte her zamanki gibi..

“Helvasını yeriz” diye
yapılan tehdite
yetkililer(!) gık çıkarmadı.
Tıpkı otobüsün kurşunlanmasına
çıkarmadıkları gibi..

Avrupa devini devirince
ölçü olmadı..
Düdüklü galibiyetlerin methiyelerine
ölçü bulunamadı..

Bu skor kimseyi kandırmasındı ama
“ayarlı” skorlarla kandırıldı
bi cümle ahali..

Kandırıldılar..
Yandırıldılar..
Bindirildiler..
İndirildiler..

Şeref unutuldu..
Hakkı yenildi..
Şerefiyle hakkıyla oynayanlar değil
sürüyle uçanlar kazandı..

Göz çıkarmaya
faul verilmedi,
penaltı verilmedi.
Ulan hadi o neyse de
ambulans bile verilmedi..

Röveşata yasaklandı.
Lisanslar gıyabında yırtıldı..

En çakır’ından eyyamlar,
mete’lik için ruhunu satanlar,
köçek gibi kıvıranlar makbul oldu..

Birilerinin her haltına
ödül, pışpışlama
Birilerine merdiven, çim sulama cezası
otomatikman..

Peşkeş stadların
itinayla açılışı da yapıldı,
kapanışı da,
çok şükür..

Kafalar yarıldı,
sahalara dalındı,
rezalet yapanın yanına kar kaldı..

Elenilen kupalar süt,
alınan beraberlikler
kaymaklı kadayıf oldu..

Orta parmak serbest,
dil suç unsuru görüldü..

“telkinlerle maç verdik,
bilerek puan kaybettik” sözü
katma değer kattı
ligimizin marka değerine..


Şike masalıyla 
yatıp kalkanlar 
yatarak şike yapmanın 
yolunu buldu..

Ramazan’da şampiyon olunursa
kutlanmayacaktı,
Ramazan gelmeden
Avrupa şampiyonu olunca
dünyanın en güzel takımı
oruçlar sakata geldi..

Ismarlama şampiyonlukla gelen yıldız
kümeye yükselenler kadar bile
konuşulmadı..

Vel hasılı kelam
bir kepazelig daha bitti..
Seneye yeni yeni
ayak oyunları müjdesiyle..






25 Mayıs 2017 Perşembe

O ÖYLE DEĞİL!
O öyle değil işte..
Anladığın, sandığın gibi falan değil..
Aklın hafsalan almaz senin..

“Yahu alt tarafı basket”
diyorsun ama,
yoooo,
bu başka,
acayip..

O top potadan her girdiğinde
nefes aldık biz,
tutunduk yaşama..

Her blok,
acılarımıza, öfkemize,
hayal kırıklıklarımıza atılmış
okkalı bir tokattı..

“Smacı basmadan duramıyoruz”u
bi tezahürat mı sandın ulan
sadece?
Çembere abanırken
nelere, kimlere abanıyorduk aslında
bi bilsen..

Hele o ribaund yok mu,
o Berlin’dekinin dağladığı yarayı
pansuman ediyordu
her biri..
Ama daha çok
geri alıyorduk çalınan sevinçlerimizi
her defasında..

O asistler mesela,
tansiyona, fırlayan şekere,
ağrıyan kalbe
ilk yardımdı bire bir..

Sen
maç kazandık diye seviniyoruz
sanıyorsun ya,
geçeceksin onu..
Bizi mutluluktan deliye çeviren
o "dünyanın en güzel takımı"
seviniyor diye seviniyoruz
daha çok..

Final four için değil
ÇUBUKLU’nun hakkını verdikleri için
çok sevdik onları zaten..
Ki o haktır işte
asla ödenemeyecek olan..

Kupa mı? Ne kupası?
FENERBAHÇE adını
milyonlara ezberlettikleri,
SARI LACİVERT bayrağı
en zirveye diktikleri için
çılgına döndük biz..

Ha, şampiyonluk diyorsun sen…
Yok, o da değil..

Üzerine uzandıkları bayrağa
kir değmesin diye ayaklarını kaldıran,
yağmur altında
kafalarına poşet geçirip maçı izleyen,
öğretmenleriyle
“her şeyden geçtim ama
bir senden vazgeçemem” diye haykıran
minik yürekler var ya,
işte bin şampiyonluktan
değerli onlar..

O yürekleri
sevdalarıyla buluşturan
mangal yürekler var ya,
şampiyonluk ateşinden bile
daha kor onlar..

Ceplerinden, boğazlarından harcarlar..
Gözlerinden yaşlarını harcarlar..
Zamanlarını, sağlıklarını harcarlar..
Ama alın terlerini,
emeklerini, sevdalarını
harcatmazlar ulan!

Varsın
şampiyon olur olmaz
ay yıldızlı bayrağa sarılan adamların
gözlerine baka baka
“takımda hiç Türk yok ki ya” diye
saçmala..

Varsın kazanılanın
sadece bir kupa olduğunu sanarak
hasetinden kudurduğun halde
avut minnacık beynini..

Sen kazanılanın ne olduğunu
asla anlamayacaksın!
Anlama da zaten..

Böyle daha iyi..



22 Mayıs 2017 Pazartesi

HER ŞEYDEN ÇOK!
Her şeyden birazdık
ama hiçbir şeyimiz
tam değildi sanki..

Yarım bırakılmış bir mektup,
son durağa gelmeden
inilen otobüs gibiydik..

Ama o mektuba yazılan
her kelime
yüreğimizden,
o otobüsün bileti
ekmeğimizdendi..

Ve ne yüreğimizi yakar
ne de ekmeğimizden geçeriz biz..

Yaşama tutunmak için
ÇUBUKLU’dan gayrısına
ihtiyaç duymayan sevda var ya,
biz oyuz işte..

O alınamayan
son ribaund var ya hani,
ta kendisiyiz işte onun..

Parkenin gıcırtısı,
çemberin yüksekliği,
yarı sahanın geri dönülmezliğiyiz ulan..

Tribünde bölüşülen simit gibi
asistlerimiz..
Final lanetimizin
tepesine tepesine inen tokat işte
o bloklar!

Alley-oop için
top havalandığında
bir oyuncu yükselir ama
25 milyon
birlikte basar smacı!

Kavgaya ilk çağrılacak adam
PERO’nun kalıbıyız
rakibe balyoz gibi inen..

Kafa sallamasıyız BOGDAN’ın
birazdan defterinizi düreceğim hesabı..

ÇENE REİS’in
bık bık edenlerin çenesini yamultan,
ilk yardım seti kıvamındaki elleriyiz,
ki NIKOLA diye yazacaksın!

GIGI’nin alnındaki Harry Potter yarası,
basketbolu sanata çeviren
fırça darbeleriyiz
en rönesansından..

Alın terine yarenlik eden
saç bandıyız
kıssadan hisse
mangal yürekli BOBBY’nin..

Zekası bileklerinden kıvrak KOSTAS’ın
inatçı potalara sövmesiyiz
atına avradına..

Attığı üçlükler
çektirdiği üçlüleriz
MELİH KAPTAN’ın..

NUNNALLY’nin tam kızacakken
ağzımızı açık bırakan
şutlarıyız birebir..

Havayolları firmalarına ilham,
Hezarfen’in ruhuna Fatiha uçuşlarıyız
JAN VESELY’nin..

Altın kalpli dev adamın  
“EKPE Bey n’apıyorsunuz” dedirten
savunma bakanlığı icraatlarıyız!

EGEHAN’ın, BERK’in umutları,
AHMET’in hayalleri,
BENNETT’in patlamaya hazır suskunluğu,
BARIŞ’ın bençteki ateşiyiz..

Heykeli dikilecek olsa
bi yerlerine yetmeyecek betonun harcıyız
OBRA REİS’in..

60’dan fazla şehir,
300’den fazla ilçe meydanında
omuz omuzanın,
tek yürek olmanın kitabını yazan
SARI LACİVERT mürekkebiz biz!

Kimsiniz diye sorma artık!
Yarım kalanı
dişiyle, tırnağıyla tamamlayan
bir aile karşındaki..

Hazmedemeyenlerin kafasında
hiçbir şeyden az,
sevdalıları için
her şeyden çok!

Sanma Avrupa Şampiyonluğu bir final..
Bu daha başlangıç..
Bize bu yoldan geri dönüş yok!



8 Mayıs 2017 Pazartesi

YASAKLANMALI

Yok..
Bu böyle olmuycak..
Bi çaresi, bi yöntemi
olmalı abicim..

Bi kere o son saniye golleri
yasaklanmalı artık..
Bütün bi maç
hiç bi şey yapma,
son saniyede kaleye bi orta,
hoop gol..
Yok yaa..
Ne ala iş..
Heves diye de bi şey var
abicim..
Hep
bizim kursağımızda mı kalsın
yani..

Ayrıca
kendi kalemize gol atarsak
sayılmamalı ki..
Banane, banane..
Hem son saniye golü olsun
hem de onu da
kendi kalemize atalım..
İnsanlığa sığar mı lan bu?

Maçların 4 dakika uzaması da
yasaklanmalı en acilinden..
3 dakika
neyinize yetmiyor kardeşim..
Bi saniye..
Bu sefer de artı 3'te atar bunlar..
Yok yok..
Hiç uzamasın maçlar..

Dil çıkaranın
dili koparılıyor ya,
misal bize el hareketi yapmak falan da
serbest olmalı..
Yo bi dakka,
o zaten bize serbest..
Ceza filan almıyoz hiç..

Bizim çocuğumuz hakemler
yetmiyo abi..
Direk bizim başkan
olmadı bizim hoca falan
yönetsin maçları..

Sahadakiler beceremeyince
yedek kulübesinden
o da olmazsa
tribünden adam sokalım sahaya..
Yok yahu,
denedik onu,
o da yemedi..

9 kişiyle de oynamasın
abicim Fener..
Haksız rekabet bi kere..
5 kişi oynasınlar mesela..
Ya da en iyisi
sırf kalecileri çıksın maça,
biz habire
şut çekelim.
Kurtarırsa da
kırmızı kart görsün..

Biz bi atarsak üç sayılsın..
Onlar üç attığında bir olsun..

Veyahut en temizi
bunların gol atması
tümden yasaklansın birader..

Dur dur buldum..
En güzeli
Fener'le maç yapmak yasaklansın!
Mecbur muyuz abicim
bu adamlarla maç yapmaya biz..
Şart mı yani?

Of ya,
ne güzel küme düşeceklerdi
şike mike ayağına..
Kupayı iade etme numarası da yapmıştık
o biçim..
N'oldu sahi o iş?
Yok mu
bunlardan kurtulmanın yolu?

Dirisinden
gün yüzü gördüğümüz yok da,
ölüsü yetiyo abi adamların..







4 Nisan 2017 Salı

4 NİSAN 2 SENE
2 yıl oldu!
Tam iki koca sene..

FENERBAHÇE’nin canına kast ettiler
kahpe bir pusuyla..

“Taş” dediler
daha akan kan kurumadan
taş kafalılar!
“Saçma” dediler
saçmalayarak..
“Münferit” dediler
çeteci itler..
“Mal edilemez” bile dediler
ne mal oldukları
malum olanlar..

Tetiği çekenleri sakladılar..
Dahli olanları akladılar..

O tetik çekilmeden 5 gün önce
televizyonda
hem de tam gününü söyleyerek
“Pazardan itibaren
Türk futbolunda
çok tuhaf şeyler olacağını
hissediyorum” diyene
“bu his nasıl hasıl oldu” diye bile
sormadılar..

Olaydan 3 hafta önce
“ Öyle bir eylem yapacağız ki,
bu eylem sonrası
ben artık Trabzonspor başkanı olmayacağım” diyen
zamanın Trabzonspor başkanına
“neydi o eylem” deme zahmetinde bile
bulunmadılar..

Saldırı noktasında
görevli olduğu halde
ifadesi alınmayan bekçi
FETÖ’cü çıktı, tutuklandı.
Soruşturmadaki 8 polis
aynı sebepten meslekten ihraç edildi,
biri firarda..

Zaten o soruşturma da
“kasten öldürme”den
“kasten yaralama”ya
çevrildi.

Dava açıl(a)madı,
davayı bırakın
iddianame yazıl(a)madı,
iddianameyi bırakın
adam gibi soruşturma yapıl(a)madı,
adamı bırakın diyeceğim ama
saldırı sonrası
apar topar yakalanan
o iki adamı da
bıraktılar zaten!

Çapraz ateşe “paralel” tuttular!
Üstü kapatıldı,
altı süpürüldü..

Bir, gece vakti
kurşunlara çarpmaktan
trafik cezası kesilmediği kaldı
otobüse!

Faili meçhul,
kurgusu meşhur..

Bizden başka
kimsenin canı acımadı..
kimse ağzını açıp
konuşmadı..

Hatta tehdit bile edildi
“bu oyunda yokuz” diyen
FENERBAHÇE
“sahaya çıkmazlarsa
sonuçlarına katlanırlar”
denilerek..

“Çok büyütmemek lazım”
“Fazla abartmamak lazım”
diye buyurdu
lazımlık beyinliler..

“Suikast falan hikaye..
Futbol rezalet..
Senin on numaran yok bi kere” dediler
pervasızca
binbir numara peşinde olanlar..

Vicdan sustu,
hukuk sustu,
adalet sustu,
futbol dünyası sustu..
Herkes sustu!

Bir sen susmadın
FENERBAHÇE’li Kardeşim..
Susma da..

Çünkü 4 Nisan 2015 günü
rengin SARI LACİVERT,
adın FENERBAHÇE olduğu için
canına kast edildi!

Ve sen susarsan
yine edilecek!

Tetiği çeken parmakları,
o parmakları alkışlayan elleri,
buna sebep olan zihniyeti kırmak
boynunun borcu olsun!






3 Nisan 2017 Pazartesi

YAZI ÖNCESİ NOT: 
Yazıyı Hababam Sınıfı Film Müziği eşliğinde okumanız tavsiye edilir..

HABABAM! GÜM GÜM GÜM!
Ya kaçılan FENER maçlarıdır hayat,
ya da kaçırılan hayatlardır
FENER maçları..

Bazen “aç kapıyı Veysel Efendi” diye
bağırır içindeki çocuk,
bazen de
sımsıkı kapansın istersin
bütün kapılar..

Gün olur
ÇUBUKLU karton bir şapkanın altında
sevdadan dumanlanır başın,
gün olur
ÇUBUKLU sevdanı
bir kartona yazıp
pankart yaparsın..

Tek ayak üstünde beklemişliğin de var
ceza niyetine,
o beklediğin gol gelmeyince
olduğun yerde oturup kaldığın da,
en pis cezadan beter..

Sınavla maç çakışınca
inek’lediğin de olmuştur,
sırf güdük kalmasın diye
hayallerin
o maça nikahtan önce
damat’lığınla geldiğin de..

Mabed, deplasman
tulum çıkardığın da olur
bütün bir sezon,
hayta’lık yapıp
maçı kırdığın da..

Sana laf edeni
bozum etmişliğin de çoktur
galibiyetlerle,
yenilince
domdom’la vurulmuş gibi
kalakaldığın da..

Hoşafına arka bahçede
top oynamayı da seversin ya,
tıklım tıklım statta
şampiyonluk, kupa maçlarının tadı
bir başkadır elbet..

Öğretmenler odasında
sigara tüttürmenin keyfini de tattın,
gol olsun diye
peş peşe uğur sigaralarını
yakıp söndürmenin
heyecanını da..

Sınıfta “Gençliğe Hitabe”yi
coşkuyla okuduğunu da duydu cümle alem,
tribünde omuz omuza
“İzmir Marşı”nı söylediğini de..

Sınıfta da kalırsın,
şampiyonluktan da olursun
ama hep umutlusundur
bi yandan da..

Sen üzüldüğünde hüzünlüdür ezgisi,
sevindiğinde şen şakrak..

Hababam
FENER sahaya çıksın istersin,
kalbin güm güm atar bu aşkla..

Ne film, ne de sadece futbol..
Hayatın özü, çekirdeği,
kendisi FENERBAHÇE..
Yolu hep
o hayatı
SARI LACİVERT yaşayanlarla
kesişen..

















17 Mart 2017 Cuma

UMUR
Dünya yıkılsa
umrunda olmayacaklara inat
dünyalarını başlarına yıkmak isteyenlerle
kora kor savaşmaktır
FENERBAHÇE ruhu..

Kurulduğu günden beri
umrunda olmuştur
işte bu yüzden
kazanmak..

Bu yüzden
kendi elleriyle yaptırdığı kupayı
gözüne soka soka kaldırmayı umursayıp
Harrington’ı mosmor etmenin
keyfini yaşamıştır
ÇUBUKLU’nun efsaneleri..

“Ebedi muvaffakiyetler”
emredilmiş
bir camianın
şampiyonluktan başka
hedefi olamaz zaten..

Kendisi, sağlığı,
parası, pulu bile umrunda olmaz
söz konusu FENERBAHÇE’yse
bu aşka düşenin..

“Yakarız bu dünyayı senin için
şampiyonluk gelince”
bi tezahürat değildir sadece
tam da bu sebeple işte..

Hep terso yapan hayatın
fitilini ateşlemektir
FENERBAHÇE çünkü..

Şampiyon kadroların posterleri
aile fotoğraflarından çoktur
SARI LACİVERT’linin
evinin duvarlarında..

Eski sevgililer unutulur,
eş dost unutulur,
doğumgünleri,
evlilik yıldönümleri falan unutulur,
bi şampiyonluk anıları unutulmaz
yaş kemale erdiğinde..

Babasının, dedesinin,
büyükdedesinin değil,
şampiyonluk getiren golü atan
topçunun adını koyar oğluna
bu alayı manyaklar!

Şampiyonluk maçıyla
aynı güne denk gelse
kardeşinin düğününe
gitmeyeni vardır ulan!

Umrumuzda olmasa
“SARI LACİVERT
ŞAMPİYON FENER” diye
inlemez mabed,
caddeler, sokaklar..

İşte bu yüzden reddeder
“çok mu önemli şampiyonluk”
sözünü de
“şampiyonluk kimin umrunda”
pankartını da
gönlü sevdadan tutuşan
her FENERBAHÇE’li..

Çünkü bilir ki
şampiyonluk ateşiyle beslenir
FENERBAHÇE’nin ruhu,
tarihi, geleceği..



13 Mart 2017 Pazartesi

ALNIMIZDAKİ KAN
Basket salonu
futbol sahası
deplasman dönüş yolu
fark etmez
FENERBAHÇE düşmanlığını
legal hale getirmek için
bu ülkede..

Viyadükte kurşunlanırsın,
spor yaparken taşlanırsın
ancak kınarlar
bi taraflarına kına yakanlar..

Tüküren de, taş atan da,
kurşun sıkan da
ellerini kollarını
sallaya sallaya dolaşır,
bir madalyayla ödüllendirilmedikleri kalır
hatta..

Futbol derbisinde
alnı kanlar içinde kalan spor adamına
yapılan saldırı değil,
dil çıkartan futbolcunun
ahlakı manşet yapılır..

Basketbol derbisinde
alnı yarılan sporcu değil,
istifa isteyenlere gülen koç
haber konusu olur..

Sahaya inip
sporcundan hesap soran holiganı
mensup olduğu kulübün yöneticisi
evine kadar bırakır
saldırısından sonra
aferin niyetine..

Ayran diye
yutturulmaya çalışılan tükürüğün
tükürükçüye ait olup olmadığının
tespiti için
DNA testi istenir..

Taşın, saldırının,
kurşunun olduğu yerde
edilen küfürler,
hakaretler
tırışkadandır artık..

Sahada, saha dışında
her türlü saldırı legalleşmişken
hakem görünümlü
düdüklü tencerelerce doğranman
sıradanlaştırılır..

ÇUBUKLU giyenlerin
cezalandırılması bi yana
ÇUBUKLU giymek isteyen topçuya bile
kadro dışı cezası kesilebilir
al takke ver külahla..

“Alnımızın teriyle” derdik
önceden
zaferlerimize,
şimdi “alnımızın kanıyla” demeye
alışacağız nerdeyse..


Ve bütün bunlar
birileri 100 milyonluk alacağın gazı,
siyasi gücün rüzgarıyla
iteklenirken geliyorsa başına,
şapkayı önüne koyup
düşünmenin zamanı değil mi?

Sen FENERBAHÇE’ysen
ilhamı mazisinde yatan ruhtan beslenip
gücünü göstermen
gerekmez mi?

Altını oyanların
tekerine çomak sokman
gerekmez mi?

Çözülmek yerine
yeniden kenetlenip
alayına meydan okuman
gerekmez mi?

Yoksa alnımızdaki kanın
alın yazımız olmasını mı bekleyelim?





7 Mart 2017 Salı

ÇOK TELKİNLİ SPOR BÜLTENİ
Bir acayip ötesi
spor bülteniyle daha
karşınızdayız yine
sevgili izleyenler..
Yani izleyenler derken,
öyle oturup
mal mal izleyenler
manasında..

Çok kıymetli
pirüpak bir kulübümüzün
aklı başında başkan yardımcısı
“başka taraflardan gelen telkinlerle
bazı maçlarda
bilerek puan kaybettik” dedi..
Bu söz
yanlışlıkla ağzından kaçtığı
düşünüldüğünden
alevli topa
gerek görülmedi..

Ayrıca
Alevli Toplar Yüksek Kurulu’ndan
yapılan açıklamada
önceden üflendiği için
ateşin söndüğüne
dikkat çekildi..

Fıttırı Futbol Federasyonu da
kulübün resmi sitesinden
maç satışı tarifesi yayınlanmadıkça
herhangi bir soruşturma
açılmayacağını duyurdu..

Öte yandan
FENERBAHÇE’li bir futbolcunun
top eline çarptıktan sonra
gol atması üzerine
Türk futbolunun marka değeri
aniden düştü..

Daha önce
sahada hakem dövüldüğünde,
soyunma odasında
rehin alındığında,
oyun alanına
bayrak direği, ısıtıcı,
rakı şişesi, bıçak,
ses bombası atıldığında
ya da takım otobüsü
ve futbolcunun özel arabası
kurşunlandığında
sabit kalan marka değerinin
ele çarpan topun
gol olması sonucu düşmesi
derin üzüntü yarattı.

Bu acıya sebebiyet veren
topa değen elin
diyet usulü kesilerek
kasaya girecek gelirle
hibrit çim yapılması bekleniyor!

Ayrıca o elin sahibi topçunun
ülke çapındaki tüm camilere
girişinin yasaklanması
ve dinden aforoz edilmesi de
gündemde..

“Türk Futbolunun Ahlak Abidesi”
ödülünün
bir topçuyu
“o takıma vermezseniz
üstüne para veririz” diyen kulüple
“verin parayı
biz de kadro dışı bırakalım”
diyen kulüp arasında
paylaştırılmasına
karar verildi..

Üst Akıl Akademisi’nde
düzenlenecek ödül töreninde
“Süt Kupası” isimli
bir belgesel de gösterilecek..

Törende hatıra olarak
kazananların boynuna
sembolik akreditasyon kartlarının
takılması planlanıyor..

Son olarak,
yargıtaydan karar çıkma riskine karşın,
davanın Amerikan Temsilciler Meclisi’ne
o da olmazsa
NASA’ya taşınması yönünde
başvuruda bulunulacağı da
gelen haberler arasında..

İyi seyretmeler Türkiye!
Her nerede kanıyor
ve kandırılıyorsanız!





Not:
Bu yazı
başka tarafımdan gelen
telkinler üzerine
bilerek yazılmıştır.





6 Mart 2017 Pazartesi

EL KOL
Her türlü pisliğe bulaşıp
ellerinin kiriyle
el değmemiş lig isteyenlerin
ülkesi burası..

Kolla kesilen topu normal görürken
ele çarpan top üzerinden
ahlak manzumeleri dizilir
o yüzden..

ÇUBUKLU giyenin
futbolculuğu yetmez,
efendiliği, adamlığı sorgulanır..
Dinine bile laf edilir..

Penaltısı, golü, hatası,
elle topa teması kadar bile
bahsi geçmez
kendisine sıkılan kurşunların..

Senelerce
SARI LACİVERT’in
elini kolunu bağlamak için
yapılan adilikler
yazılmaz, çizilmez,
söylenmez!

Utanmazlık abideleri
ellerini kollarını sallaya sallaya
cirit atarken
futbol dünyasında,
FENERBAHÇE’den
hesap sorulmaya kalkılır
yüzsüzce..

Adaletsizliğe, çirkefliğe
kol kanat gerenler,
topa kırdıkları kollarının
yen içinde değil,
dolarlar, eurolar içinde kalmasını
saklamaya bile
gerek duymazlar artık..

Ama ellerini harama uzatmaktan çekinmeyenler
topa temas eden eli
kesmeye kalkmaya kadar
götütürler işi
söz konusu FENERBAHÇE’yse..

El ele kol kola
kumpas senaryosu yazıp oynayanlar
ahlak bekçisi kesiliverirler
top bi SARI LACİVERT’linin
eline çarptıktan sonra
gol olduğunda..

Senelerce el emeği göz nurunuza
çamur atanlarca
emek hırsızı yaftasıyla bile
damgalanmak istenebilirsiniz
adınız FENERBAHÇE’yse..

Sistemin jimnastikçilerinin maçı için
"3-4 kart ve penaltı vermedi
ama hakem iyiydi" deyip
içinden çıktığı camianın golüne
"o golü hakem attı,
golü atan topçu da kırmızı görmeliydi" diyenler de olur
efsane olmaktan
kestane olmaya terfi(!) ederek..

Sonra sanki bütün bunlar yetmezmiş gibi
mabedim dediğiniz yerde
eller kollar kalkar birbirine..

İstifa diyenlere saldırılır,
demeyenlere iftira atılır..

Kenetlenen eller çözülür,
omuz omuza veren kollar iner..

Oysa ki
FENERBAHÇE’yi FENERBAHÇE yapan şeydir
o kenetlenen eller,
omuz omuza veren kollar..

Bilinmez ki
onlar bir arada olmazsa
ne burç kalır,
ne sur,
ne yıkılmayan son kale..

Elini bağlayıp,
kolunu kırmak isteyen
haddinden fazla güç varken,
kendi gücünü
el ele harcayıp
tüketmek neden?

Bir an önce
elinden geleni yapıp
kolları sıvamalı
birlik olmak için
her FENERBAHÇE’li..

Bugün elimizi verdiklerimize
kolumuzu kaptırmamak için..




26 Şubat 2017 Pazar

CİĞER!
Topun yekûnu yuvarlaktır ama
içe ata ata
çürüttüğümüz ciğerlerimiz
köşeli..

O ciğerler ki,
sevdalarına vurulmak istenen lekeyle
yandı, kavruldu,
yine de sönmedi ama..

O ciğerler ki,
biberi, gazı soludu
“FENERBAHÇE YIKILMAZ” diye haykırırken,
yine de tükenmedi..

O ciğerler ki,
ciğeri beş para etmezlerin
dayatmasına rağmen
biat etmeyip
özgürlük havasını çekti hep
buram buram..

O ciğerler ki,
yaralarına tuz basılırken cız etse bile
parçalanmadı..

Ama o ciğerlere
oturuyor işte bi şeyler..

İftirayla, yalanla, zorbalıkla bile
bölünmeyen yüreklerin
çatır çatır ayrılmaya yüz tutması..

Penaltına nizami şarj,
golüne ofsayt, faul diyenler
at koştururken,
güçlü bir ses çıkarılamaması..

Hafta hafta itinayla doğranarak
moralden,
inançtan,
elden ayaktan düşürülmesi..

Yıkılmayan son kalenin burçlarının
iş bilmezlere
teslim edilmesi..

Düşmanlar cirit atarken
meydanda
aile içinde düşmanlar aranması,
yaratılması
ama ayrık otlarının
temizlenememesi..

Birleştirmek, kenetlemek yerine
sevdalıların ayrıştırılması..

Önce mahkeme yollarının,
sonra sokakların,
sonra da tribünlerin
boş bırakılması..

Üzerine sigara külü değmesinin bile
can acıttığı ÇUBUKLU’nun,
o küle bile değmeyeceklerce giyilip
heba edilmesi..

Canına kurşun sıkıldığında bile
yürümeyen ayakların,
mağlubiyetlerden sonra
yürümeye çağrılması..

Biz bu oyunda yokuz demişken,
oyunlarına oyuncak olmaya
devam edilmesi..

O ciğerler
yandı, kavruldu,
acıdı, cız etti ama
tükenmedi..

O ciğerlerin
sevdaya tutulmuş sahipleri
vazgeçmedi!

İş ki,
topun yekûnunun
yuvarlaklığına bakmadan
dümdüz gidilsin artık
topyekûn değişime!

Yeniden yüreklenecek,
tazelenecek umutlara,
kenetlenecek ellere,
verilecek omuzlara..

Beklemeden,
geciktirmeden,
bir an evvel!




9 Şubat 2017 Perşembe

ÇİVİ
Öyle karga’cık burgacık bir inşaat ki
enkaza çevirdikleri ülke futbolunun
üzerine yapmak istedikleri
harcı bozuk,
çimentosu çürük
çivisi de iyice çıktı artık..

Sahaya girip
yardıra yardıra
gole gidercesine koşan seyirci
buhar oluyor..

Kafa atınca kırmızıyı yiyen,
yetinmeyip
deli dana gibi saldıran topçu,
başkasının kartıyla sahaya dönüp
kapüşonu kafaya geçirince
görünmez oluyor..

Bir spor adamının
tribünden atılan maddelerle
kafasının yarılması
raporlarda
yazılmaz oluyor..

Yedek kulübesinden fırlayarak
sahaya dalıp
rakip oyuncuya müdahale eden topçunun
adı bile geçmiyor..

Rakibin yüzünü sıkan,
yardımcısına bile şaplak atan
sözüm ona teknik direktör
1 maç,
sadece 1 maç cezayla
ödüllendiriliyor..

Saha içinde, dışında
kepazeliğin suyunu çıkartanlara
gık çıkartılmazken,
dil çıkartına
siparişle
3 maç ceza çıkartılıyor..

Bütün bu rezaletin adresi olan stadyum
yalnızca 1 maç kapatılıyor..

Deplasman takımına
merdivene oturma cezası kesiliyor.
Neyse ki
koltuklara oturmak serbest..
Şimdilik..

FENERBAHÇE’ye adeta
“sen niye rakibini yeniyorsun kardeşim”
cezası veriliyor!

Temeli kökten sarsıldı
bu ülkede futbolun
FENERBAHÇE alerjisi, düşmanlığı
nedeniyle..

Sütünlar parçalandı,
pencereler kırık,
kapılar tarumar..

Çürük tahtanın
çivi tutmayacağı da,
işin çivisinin çıktığı da
malumun ilanı..

Ama o çıkan çiviyi,
kanırtanların ta alnının çatısına çakmaya
fazlasıyla muktedirdir
SARI LACİVERT'in gücü..

Ayrıntılı bilgi için
lütfen
FENERBAHÇE’nin şanlı tarihine
bakınız!






6 Şubat 2017 Pazartesi

SÜT
Sütsüz koyunların
meleye meleye
sürüsüne bereket aradıkları
bir sistem
bu ülkenin futbol alemi..

Yedek kulübesinden fırlayıp
sahaya dalan topçu
ilk derbi heyecanını
yaşamak istedi
sanırsam..

Tribünden atlayıp
sahaya giren seyircinin de
gol atıp tarihe geçmekti amacı
kuvvetle muhtemel..

Filozofluğu bile çakma olan zat
rakip oyuncunun
boğazını sıkmaya yeltendiği an için de
“Makas alıyordum” dese
şaşırmamak gerek..
Daha önce
demiş olan var çünkü..

Kemikleşmiş nefretiyle
gereksiz gerilimin mucidi olup,
bir de maç sonrası
kumpas tapelerden dem vuran
bu zatı muhterem(!)
o sıralarda
Kualalumpur’da
teknik direktördü galiba..

Utançtan değil de
kartla kızaran pozisyonda
atılan kafa da
özel bir
Sırp selamlaşma yöntemi olmalı..

Kırmızı kartlı topçu
soyunma odasından çıkmaması gerekirken
başkasının akreditasyon kartıyla
saha kenarında
boy gösterdiğine göre
maçı beleş izlemek istedi
herhalde..

FENERBAHÇE İdari Menajerinin kafası da
kendiliğinden kanamıştır kesin..
Ya da kan değildir o,
vişne suyudur..
Tükürüğe ayran diyenler oldu zamanında,
buna niye olmasın..

Hakem müsveddesinin
düdük çalıp,
eliyle oyna işareti verdikten sonra atılan
buz gibi golü iptal etmesiniyse
mizah bile açıklayamaz..

Ama kendi sahasından çıkan topçuya
ofsayt bayrağı kaldırılmasını
“futbol kurallarına
yeni bir yorum getirmek istedik” diye
açıklayabilirler bak!

Bunca kepazeliğe rağmen
FENERBAHÇE’nin galibiyetine “entrika”,
profesyonelliğe “tiyatro”
rakibine
kudurmuş gibi saldırana
“kurban” diyen medya da
tarafsızlığın doruklarında zaten..

Aslında bütün sorun
rakiplerine hediye edilmiş stadyumları
açıp kapamakla meşhur FENERBAHÇE’nin
yine işini yapmış olması..

Her rezaletlerinden
sütten çıkma ak kaşık gibi
sıyrıltılmaya alıştırılmış
ağzında emzikle ağlayan
sütübozukların
maç bitince
sütten bahsetmesi de
son derece doğal haliyle..




30 Ocak 2017 Pazartesi

HESAP LÜTFEN!
Saçmasapan yedik,
baldıran şerbeti içtik.
Kimilerine afiyet oldu,
bize zıkkım..
Artık ödeme vakti..
Hesap lütfen!

Tamam, servis berbat..
Ama sipariş vermeyi de
beceremedik yani..
Zaten epey de geç oldu,
kalkalım artık ufaktan..

Masayı adabıyla donatamadık..
Yancıları doyurduk,
biz doyamadık..
Mevzuya bi türlü el koyamadık..
Adisyon da şiştikçe şişti
biliyo musun?

Garsona söz geçiremedik..
Aşçı zaten atarlı,
bulaşıkçılar bile racon kesiyor..
Bütün müşterilerin de
keyfi gıcır ha..
Bi biz şikayetçi,
bi bizim kafa duman..

Boş bırakmayıncı vida sıkıcıyı
müdür yaptılar..
Kokart sökücüyü
düdükçü yaptılar..
Alacaklıyı başkan yaptılar..
Oturup seyrettikçe
hesap tuzlu geldi haliyle..

Bi büyük devirdik,
olmadı..
İki büyük devirdik
olmadı..
Küçüklerde bulduk kafayı..

Ortaya karışığı yedik..
Yanar döner yaptılar,
onu da yedik..
Bir bardak su geldi üstüne..
E onu da içmeyelim bi zahmet..

Film çevirdiler,
dolap çevirdiler..
Her defasında
yeni bir numara buldular..
Biz bi 10 numara bulamadık…

Çilingir sofrası istedik,
alengirli masa kurdular..
Ara sıcaklar gitti,
aramız soğudu fena..
Tadımız tuzumuz da kalmayınca
dükkana kimseler
uğramaz oldu..

Bağrımız yandı..
Kafalar bin beşyüz..
Kalbimiz kırık..
Ama aşkımız hep efkarlı..

Yapılacak şey belli bundan sonra..

Ya hesabı kapatıp
müsaade isteyeceğiz
ya da o masayı devirececeğiz..

Yani ya hesap ödeyeceğiz
ya da sürekli fatura kesenlere
o hesabı ödeteceğiz!
Mesele bu!






22 Ocak 2017 Pazar

ÇÜNKÜ FENERBAHÇE KAZANDI!
Cıvataları gevşek
Türk futbolu denen
oynar başlıklı garabet
balataları sıyırdı gene..
Çünkü FENERBAHÇE kazandı!

Heyecan kumkuması,
zevk abidesi,
süpersonik ligimiz
aniden sıradanlaşıverdi..
Çünkü FENERBAHÇE kazandı!

FENERBAHÇE iyi oynamadı,
rakip kötü oynadı..
Çünkü FENERBAHÇE kazandı!

Hakemin dandirik düdükleri,
çıkardığı absürt kartlar,
vermediği penaltılar değil,
çalmak zorunda kaldığı penaltı
mevzu oldu..
Çünkü FENERBAHÇE kazandı!

Sistemin çocuğu
tescilli hakemciğin
topu kolla düzeltip gol atan topçuya
“topu kolunla mı aldın” diye sorup
karar vermesi
konuşulmadı bile..
Çünkü FENERBAHÇE kazandı!

SARI LACİVERT’ten
en az iki şampiyonluk çalmış
bu sistem çocuğunun
ÇUBUKLU formayla
fotoşoplarını yayınlayanlar oldu
hiç arlanmadan..
Çünkü FENERBAHÇE kazandı!

Hocanın taktik zekası,
futbolcuların hırsı,
takım bütünlüğü,
taraftarın coşkusu değil
tamamen şans belirledi sonucu..
Çünkü FENERBAHÇE kazandı!

Önceki hafta
kebap yiyenlerin
demir boruları çıkarma çabaları
haber olmadı.
Çünkü FENERBAHÇE kazandı!

‘Bu maç en kötü
berabere biter’cilerin
morun tonlarından
ton beğenmesi
ekranlara yansımadı hiç..
Çünkü FENERBAHÇE kazandı!

Kıymetli(!) futbol dünyamızda
canlar sıkıldı,
keyifler kaçtı,
suratlar düştü..
Çünkü FENERBAHÇE kazandı!

Topa elini uzatmayan kalecilerin,
al da ata dokunmayan forvetlerin
cirit attığı ligde
11 kilometre koşup
sahada ayak basmadık yer bırakmayan
FENERBAHÇE eski kaptanına çarpan top
gol oldu diye
şike safsatası
peydah oldu yine..
Çünkü FENERBAHÇE kazandı!

Pavyon dekorlu
yayıncı stüdyosunda
“Başakşehir kazanırsa
çok farklı şeyler konuşuruz” hevesi
kursaklarda kaldı!
Çünkü FENERBAHÇE kazandı!

Çürümüş mekanizmanın desteği,
alacaklı federasyonun koruması,
rot balansı bozuk
hakem komitesinin kollamasına rağmen
birileri üç buçuk attı yine..
Çünkü FENERBAHÇE kazandı!



20 Ocak 2017 Cuma

YETER!
Öyle bir batağın içinde ki
Türk futbolu,
artık rakamlarla da
mantıkla da
anlaşılmasının
bir imkanı kalmadı..

Hakemi odaya kilitleyip
rehin alıyorsun
280 gün ceza,
sahaya atlayıp
ağız burun dalarsan
4 maç!
Ama hakaret ettiğin iddia ediliyorsa
6 ay 15 gün!

Hadi 6'ya gareziniz var da,
şu 15 gün ne mesela?

Yata yata
16 dakika 13 saniye çalınan maça verilen
6 dakika uzatma!
Diyoruz ya,
var bu 6’ya acayip bi takıntıları..

Federasyon başkanının
eski başkanı olduğu kulüpten alacağı
100 milyon lira..
O kulüp lehine
tesadüfen(!)
bazı hatacıklar(!) yapılması
bedava!

Aynı zamanda medya patronu da olan
aynı başkanın
“medyada en çok FENERBAHÇE haberi satar”
demesine ise
paha biçilemez..

“Hakemler formsuz.
Onlara profesyonelliği getirdik.
Formsuz olmaya hakları yok”
diyen de TFF başkanı..
“Hakemler de hata yapar,
yapmaya da devam edecek” diyen de..

Becerilemeyen transferlerde aranılan
üst akıl..
Bel altından hallice
alt beyincik sapı kıvamında
kulüp başkanı..

FENERBAHÇE’ye imza atan topçunun
kurallara uygun, yasal transferi
sözde şike delili..
FENERBAHÇE’ye gitmesin diye
bir topçunun
başka kulüp başkanınca
kadro dışı bıraktırılması
legal..

“Yayın ihalesi bedelini
800 milyona çıkarıcaz” sözüne alkış.
Marka değeri
yere göğe sığdırılamayan ligin
en büyük kulübünün
maçtan dönerken kurşunlanmasının
658 gündür çözülmemesine
gık yok!

Ve son olarak
“5 yıllık başkanlık sürecimi
‘Yeter, Yıldırım Demirören, yeter’ diye özetlerim”
diyebilen
bir federasyon başkanı!

Hakkaten yeter!
Sadece sana değil,
düdüklerine, zihniyetine,
yardakçılarına, maşalarına,
iplerini tutanlara yeter!

Yetmiyorsa da
hiç endişeniz olmasın..
Size yetmeyeni
aklınızı alarak başınıza getirmeye
fazlasıyla muktedirdir
FENERBAHÇE!