3 Mart 2014 Pazartesi

SON KALE
Sadece bir tezahürattan
ibaret değildir
“YIKILMAYAN SON KALE”..
Tarihe altın harflerle yazılmış
bir destanın
ta kendisidir!

SARI’sına LACİVERT’ine
şehit kanlarının renk verdiği
bir ruhun özüdür!

NURİZADE ZİYA’nın gözlerinde
çakmak çakmak yanan ateşin
sıcaklığıdır O!

O “SON KALE”
paha biçilmez gencecik cesaretidir
AYETULLAH’ın!.

TOPUZ HİKMET’in yüreği ve ellerinden
nesilden nesile aktarılan
bir sevda mührüdür
o kalenin bedeni!

ZEKİ RIZA’nın, HASAN KAMİL’in,
BEGO AHMET’in,
KULAKSIZ GALİP’in
yıkandığı
SEVDA yağmurlarıyla
doldurulmuştur
aşılmaz hendekleri!

DAĞLAROĞLU RÜŞTÜ’yle
ELKATİPZADE MUSTAFA bekler 
kalenin kapısını..
Önlerinde
kılıçtan keskin kalemiyle
İSLAM BABA durur,
en cengaverinden..

CİHAT’ın çelikten ellerinin
kuvvetinden,
LEFTER’in mermiyi kıskandıran şutlarının
sağlamlığından
yapılmıştır surları!.

107 yıldır şerefle akıtılan
alınterleri
ve tertemiz gözyaşları var
duvarlarının harcında
bu haşmetli kalenin!.

Zulme boyun eğmeyen,
asla biat etmeyen
o özgür ruhun
bayrağı dalgalanır
burçlarında!

“Cebren ve hile ile
aziz vatanın,
bütün kaleleri zaptedilmiş olabilir” uyarısını
akıllarından hiç çıkarmayan
“MUSTAFA KEMAL’in askerleri”nce
savunulan bir kaledir O!

O kaleyi
kolay mı düşer sandın?
Zorbalıktan korkup
yıkılır mı sandın?
Fena yanıldın!

Ne teslim olur
o “SON KALE”nin
tek bir neferi
ne de
sancağı düşer
ellerimizden!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder