5 Ekim 2015 Pazartesi

DAHA DEĞİL!
Bir FENERBAHÇE’li olarak
son düdük çalmadan
“kazandık” dememeyi
öğrendik
elhamdülillah!

Suçlu değildik ki
aklanalım!
Savcı talebine
hakim kararına
ihtiyacı yok
SARI LACİVERT vicdanların..
3 Temmuz sabahı
zaten kararını verdi
FENERBAHÇE’li..

Ne beraat isteyen mütalaa
bitirir
içimizdeki kor alevi
ne de mahkeme kararı!

Hakim “beraatlerine” deyip
tokmağı vurduğu an da
bitmeyecek
o yangın!

Bu kumpası
ilmek ilmek örüp
“gülerek izleyen”ler
hesap verdiğinde bitecek!

Durumu vahim bulup
“zarar verdiysem,
bedelini cebimden öderim”
diyenler
o bedeli ödediğinde
bitecek;
hem de kuruşu kuruşuna!

“Üflemeyle sönmeyen ateşin”
kundakçıları
o ateşte
cayır cayır yandıkları gün
bitecek!

Rakı masalarında
dansözlükle yalanlarını pazarlayanların
o içtikleri rakılar
bi yerlerinden
fitil fitil geldiğinde
bitecek!

Manşetlerini, sütunlarını
doğru haberin mürekkebiyle değil,
pis ağızlarından akıttıkları
salyalarla süsleyenlerin
o iğrenç ağızlarına
hacet giderdiğimiz gün
bitecek!

Paraleli, teğeti, yamuğu
ne kadar geometrik oynak varsa
yargı önüne çıkıp,
adaletin keskin kılıcının
tadına baktığında
bitecek!

Ve işte o güne dek,
FENERBAHÇE’linin
sevdasını savunma inancı
ne olursa olsun
asla bitmeyecek!  


28 Eylül 2015 Pazartesi

İŞİN RENGİ
Şerefsizlerin
şerefli bir derecesi
yoktur!

Bukalemundan hallice
yanardönerliklerine rağmen
görmek istemedikleri
renkler vardır
sadece..

İtme, çekme, tekmenin
karşılığı olan kartın rengi
sarıdır mesela..

Bunları
sarı kartın varken yaparsan da
rengin
kırmızı olur..

Sayılanların hepsini
hem de defalarca yaptığı halde
yine de
oyunda kalan topçunun
forması
siyahtı dün akşam!

Dışarıda denebilmesi için
topun
tamamen vedalaşması gereken
çizginin rengi
beyazdır!

Tetikçi düdüklerle
hakkı gaspedilen
alın terinin akıtıldığı
sahanın rengi de
yeşil..

Futbol kurallarına göre değil
birilerinin çıkarlarına göre
düdük öttürüp
bayrak kaldıranların
verdiği ekranın rengi
bildiğin mavidir..

Kahyalığın
hemi de öz’ünü yapan
halis’ünasyon mastırlı zavallının
kokartlı tişörtü de
turuncuydu!

Futbolumuzun harika,
ligimizin çok kaliteli olduğu
safsatasına inanıp
saçmalayanların
taktığı gözlüklerin
rengi de
pembe besbelli!

“Oh iyi oldu,
tadımız kaçmadı,
renk geldi” masalını
dillendirip
sistemin uşaklığını yapanların
beyinlerinin rengi de
kesinlikle siklamen!

Senelerdir
verilen ara gazıyla şahlanıp
düzenin ağababası karşısında
figüranlaştırıldıklarının
farkına var(a)mayan
vizyonsuz duruşluların
rengi siyah beyaz!

O düzene başkaldırıp
direnenlerin rengi de
SARI LACİVERT!

Hasılı kelam
lige renk getirmeye
çalışadurun siz!
Sezon sonunda
hepinizin suratını
renkten renge sokacak
FENERBAHÇE!



21 Eylül 2015 Pazartesi

ALERJİK SENDROM
Alavereye al takke
dalavereye ver külah düzenidir
Türk Futbolu..

Renklerin SARI LACİVERT’se
tedavisi olmayan
bir alerji nükseder
her defasında
karşındakinde..

Sistemin ulu manitusuna
özür dileyerek
soru sorulur,
ALLAH ne verdiyse girilir
hoca FENERBAHÇE’ninse
mesela!

Instagram mesajları
Twitter’ın RT’leri
Facebook’un dürtmeleri sorulur
futbol yerine!

Dünya yıldızı
“oyuna girer girmez
golünü attı”denmez,
“oyuna girerken
hocaya fırça attı”denir..

Sol bekin muazzam futbolu
ve asisti konuşulmaz,
yedek kalan sol bekin
suratının asıklığı
manşet olur!

“Yedekler mutlu değil” haberi
pompalanır,
dünya üzerinde
kulübede oturmaktan mutlu
futbolcu varmış gibi!.

Verilmeyen penaltıların,
ağır kusurlu hakem
mevzu olmaz,
tek şampiyonluğunu
hakem kıyaklarıyla almış birinin,
hakemden dert yanması
rağbet görür!

İlk kez ilk 11’de olan
yeni transferin
takıma katkısına değil
hakeme küfredip küfretmediğine ayrılır
ekranlar, köşeler,
sütunlar!

“Falancadan sonra
filanca da hocaya tavır koyduğuna göre
bu iş bitmiştir”
tweetleri atılır..
Çünkü ödleri patlar aslında
o falancayla filancanın
kendilerine koymasından!

Yeni kurulan takımın
uyum sorunu, eksikler yüzünden
iyi futbol oynayamaması ayrı,
potansiyelinin yarattığı
korku yüzünden
harcanmaya çalışılması
ayrı konu!

İşte o korkunun sahneye koyduğu
“FENERBAHÇE’yi nasıl harcarız” konulu
bilmem kaçıncı gösterisini yapan
kirli oyuna
yine seyirci kalınıp kalınmayacağı
önemli olan!



19 Eylül 2015 Cumartesi

AY DONT NOV!
Nasıl bir bela
nasıl bir çileyse bu
FENERBAHÇE’nin başındaki
bi türlü bitmek bilmiyor!

Sevda uğruna
cefa çekenler
sefa sürmesini bilmiyor!

On bin milyon kez
aynı tezgahı gören taraftar
bildiğini okuyor
ama okuduğunu bilmiyor!

Herkes futbol uleması,
taktik dehası!
Adı, memleketi,
başarıları ne olursa olsun
FENERBAHÇE teknik direktörü kimse,
hah işte,
bir tek
o işi bilmiyor!

Biri haddini biliyor,
öteki
elindekinin kıymetini bilmiyor!

ÇUBUKLU’yu giyip sahaya çıkanlar
bir gol yiyince
bastığı yeri,
sağını solunu bilmiyor!

Televizyonda koltuk,
gazetede köşe kapanlar
söz konusu FENERBAHÇE olunca
iki lafı bi araya getirmeyi bilmiyor!

Ağzına düdük,
eline kart verilenler
oyun kurallarını bile bilmiyor!

Gaza gelip
kendini boğa sanan öküz
yem bitince
çifte gideceğini bilmiyor!

Lütfü Fransızca,
İlhan İtalyanca,
Pierre İngilizce,
Mehmet Ali bi bok bilmiyor!

Gazete haberlerini
rakı masalarında
delil diye satanlar
hukuk, mukuk,
şeref, namus falan bilmiyor!

Bin bir çeşit hileyi, hurdayı,
kumpası bilenler
iş mahkemeye gelince
hiç bi şeyi
hatırlamıyor,
bilmiyor!

Öyle bir garabet ki bu
ortaklık bozulunca,
imam cemaati,
cemaat imamı bilmiyor!

Uydurulan zırvalara kanıp
koca bir tarihi, sevdayı
yaftalayan güruh
kendi cemaziyelevvelini
bilmiyor!

Ama onca hırpalanmaya,
darbeye, acıya, zulme rağmen
kale gibi ayakta kalmış
bir camia
FENERBAHÇE!

Hala onunla uğraşanlar
hakkaten
kiminle dans ettiklerini bilmiyor!



14 Eylül 2015 Pazartesi

İYİ, KÖTÜ, ÇİRKİN!
İyiye iyi
kötüye kötü demek
şanındandır
FENERBAHÇE’liliğin..
Çirkinden de
ALLAH muhafaza!

Ama bir maçta
yıldızlı pekiyiler verdiğin
kötü gününde diye
çirkinleşilmez hemen!

Kötüyken bile
kazanabilmektir zaten
iyi olan..

Daha dört haftada
tırt bulunup da
yaftalanmaz bir takım!

Hele de ısırıyorsa..
Hele de eksikse..
Tam kadrosunu,
tam ritmini bulmadıysa..

Şundan iki ay önce
rüyalarda görülen bir dünya starı
ÇUBUKLU’yu giydiği
daha 5. Maçında
“veteran” ilan edilmez!

Hocasının eşofmanından,
futbolcusunun sakalından
eleştirilmez bir takım..

4 maçın hiç birinde
aynı kurguyla oynayamamış
bir savunma
sadece iki gol yemişse
yerin dibine batırılmaz!

Sağ beki körüklü tren gibi
ileri geri işlerken
“verimsiz” diye etiketlenmez!
Üstelik  o lokomotifin
bir model iyisi de
raylara çıkmamışken henüz!

Pırlanta gibi sol beke
imitasyon yüzük muamelesi
yapılmaz!

“Bu kadar bonservis verilir mi
bu adama” dedikleri
bildiğin “kurt adam”çıkmışsa
burun kıvırılmaz!

Daha geçen maç
son saniyede pişirdiği kol böreği
hazmedilemeyen ustaya
 “baklavalarından başka
neyi var” denmez!

Hiç yoktan iyidir tadındaki
beraberliklerden
kötüyken bile alınan üç puanlara
evrilen bi sürece
taş konulmaz!

Kötüye kötü,
çirkine çirkin diyelim,
tamam!

Ama
kötü niyetli
bunca çirkin düşman
çevirmişken etrafı,
iyiye gideni
yüreklendirmemek de olmaz!

31 Ağustos 2015 Pazartesi

KERPETEN
Seni gidi
bir ayağı çukurda,
murdar,
güdük sistem!
Ne dolaplar çevirirsen çevir
FENERBAHÇE’nin karşısına
hakkıyla mücadele eden,
adam gibi bi rakip
çıkaramazsın!

Yeteri kadarına
sokuyor zaten
SARI LACİVERT’in gücü!..
Siyasete, hamasete
sokmaya çalışma..
Yoksa ömrü billah
çıkaramazsın!

Öyle bir pisliğe bulanmışsın ki,
istediğin kadar kıvır
kendini
temize çıkaramazsın!

Kokartın elinden alınıp
profesyonel(!) üniforma giydirilse de üzerine
o tenine işleyen
kirli formayı
içinden çıkaramazsın!

Boş yere kürek çekme!
Fırıldaktan adam,
yalakadan başkan,
sahtekardan sporcu,
kediden aslan
çıkaramazsın!

Darağacında söyleyecekleri
son sözü bile belli olanları
o iskemleye çıkarmak
göz ister;
çıkaramazsın!

Mazisinde tarih yatanların
yazıp her defasında
eline verdiği o kitabı
okuyup da
mümkün değil
kendine bir ders
çıkaramazsın!

Karşında FENERBAHÇE oldukça
katakulliyle kazandığın kupaların
tadını, keyfini
çıkaramazsın!

Bak dedikodu çıkarırsın,
rezalet çıkarırsın,
bela çıkarırsın
hatta
donunu bile çıkarırsın ama
o yılların kuyruk acısını
sittinsene
aklından çıkaramazsın!

Soğuk tarafından
öyle bir girmiş ki buz gibi,
istesen de
sıcak tarafından tutup
çıkaramazsın!

İtinayla monte edilen tıpa
tam da cuk oturduğundan
yellensen bile
artık
gaz çıkaramazsın!

Bazen bağıra çağıra
ağlamak istersin ama
senelerdir
kursağında kalan heveslerin korkusuyla
sesini bile çıkaramazsın!

Hele NANİ’nin
o 90+7’de
Antalya kalesiyle beraber,
topunuzun ağlarına yerleştirdiğini
kerpetenle bile
çıkaramazsın!


26 Ağustos 2015 Çarşamba

SIFIR TOLERANS
3 Temmuz kumpasçılarının
zeka ve karakter seviyelerine “paralel” olarak
dillerinden düşürmedikleri
bir kalıptı
“sıfır tolerans”..

Hani şu
“yüzde bir bile
suçlu olmama ihtimalleri yok mu”
 sorusuna
“yüzde yüz suçlular abi”
cevabını veren kafa!

O tezgahla
FENERBAHÇE’ye
3 yıl Avrupa kapısını kapatan
UEFA ve CAS
daha dün
ülkesinde şikeyle yargılanan
Olympiakos’un
Şampiyonlar Ligi’ne katılmasına
izin verdi.

Çünkü
“mahkeme henüz sonuçlanmadı” dedi
hem UEFA hem de CAS!

Deliller
“yeterince inandırıcı değil” dediler
inceleme sonunda..
Hatta
“telefon görüşmesi
delil sayılamaz” da dediler..

“Gazete, internet, televizyon
haber ve kupürleri
resmi bilgiler olarak
görülemez”
yazıyordu kararda
koca puntolarla!

Üstelik Yunan Federasyonu
polis tapelerinin
3. şahısların konuşmasından dolayı
yeterli bulunmadığını,
savcı iddianamesinin
kesin sonuca varmadığını
ve suçlamanın
iddia boyutunda olduğunu
bildirmişti
UEFA’ya gönderdiği
raporda!

Peki öyleyse,
yani hukuk kuralları tekse,
FENERBAHÇE
neden 3 yıl Avrupa’ya gidememekle
cezalandırıldı?

Bugün
yazanlarının tamamı
azledilmiş ya da hapiste olan
polis fezlekeleri
yüzünden!

Yine bugün
hazırlayanlarının tamamı
görevden alınmış,
meslekten atılmış
ya da kırmızı bültenle aranan
copy paste iddianameler
yüzünden!

Delil sayılan
hatta tek delil olan 
ekleme çıkarma 
polis tapeleri yüzünden!

Gazete, internet, televizyon
haber ve kupürlerini
delil olarak
UEFA müfettişine sunan
federasyonun
yalancı jurnalcileri
yüzünden!

Durumu çok vahim bulup
“aklanırlarsa
45 milyonu cebimden veririm” diyen
federasyon başkancığı
yüzünden!

“Sanat eseri gibi soruşturma”
“O savcıların heykeli dikilmeli”
gazını veren
pişpirik yardakçılar
yüzünden!

Bütün bunlara rağmen
hala bunu
“şike davası” gibi
göstermeye çalışan
dümbükler var!

“Toleranssızlık,
kendimize ve davamıza
güvenmediğimizin işaretidir” der
Mahatma Gandhi!

“İndiragandi” zihniyetini
yaşam biçimi 
haline getirenlerden
meseleyi anlamalarını 
beklemek de
abesle iştigal
haliyle!