17 Mart 2017 Cuma

UMUR
Dünya yıkılsa
umrunda olmayacaklara inat
dünyalarını başlarına yıkmak isteyenlerle
kora kor savaşmaktır
FENERBAHÇE ruhu..

Kurulduğu günden beri
umrunda olmuştur
işte bu yüzden
kazanmak..

Bu yüzden
kendi elleriyle yaptırdığı kupayı
gözüne soka soka kaldırmayı umursayıp
Harrington’ı mosmor etmenin
keyfini yaşamıştır
ÇUBUKLU’nun efsaneleri..

“Ebedi muvaffakiyetler”
emredilmiş
bir camianın
şampiyonluktan başka
hedefi olamaz zaten..

Kendisi, sağlığı,
parası, pulu bile umrunda olmaz
söz konusu FENERBAHÇE’yse
bu aşka düşenin..

“Yakarız bu dünyayı senin için
şampiyonluk gelince”
bi tezahürat değildir sadece
tam da bu sebeple işte..

Hep terso yapan hayatın
fitilini ateşlemektir
FENERBAHÇE çünkü..

Şampiyon kadroların posterleri
aile fotoğraflarından çoktur
SARI LACİVERT’linin
evinin duvarlarında..

Eski sevgililer unutulur,
eş dost unutulur,
doğumgünleri,
evlilik yıldönümleri falan unutulur,
bi şampiyonluk anıları unutulmaz
yaş kemale erdiğinde..

Babasının, dedesinin,
büyükdedesinin değil,
şampiyonluk getiren golü atan
topçunun adını koyar oğluna
bu alayı manyaklar!

Şampiyonluk maçıyla
aynı güne denk gelse
kardeşinin düğününe
gitmeyeni vardır ulan!

Umrumuzda olmasa
“SARI LACİVERT
ŞAMPİYON FENER” diye
inlemez mabed,
caddeler, sokaklar..

İşte bu yüzden reddeder
“çok mu önemli şampiyonluk”
sözünü de
“şampiyonluk kimin umrunda”
pankartını da
gönlü sevdadan tutuşan
her FENERBAHÇE’li..

Çünkü bilir ki
şampiyonluk ateşiyle beslenir
FENERBAHÇE’nin ruhu,
tarihi, geleceği..



13 Mart 2017 Pazartesi

ALNIMIZDAKİ KAN
Basket salonu
futbol sahası
deplasman dönüş yolu
fark etmez
FENERBAHÇE düşmanlığını
legal hale getirmek için
bu ülkede..

Viyadükte kurşunlanırsın,
spor yaparken taşlanırsın
ancak kınarlar
bi taraflarına kına yakanlar..

Tüküren de, taş atan da,
kurşun sıkan da
ellerini kollarını
sallaya sallaya dolaşır,
bir madalyayla ödüllendirilmedikleri kalır
hatta..

Futbol derbisinde
alnı kanlar içinde kalan spor adamına
yapılan saldırı değil,
dil çıkartan futbolcunun
ahlakı manşet yapılır..

Basketbol derbisinde
alnı yarılan sporcu değil,
istifa isteyenlere gülen koç
haber konusu olur..

Sahaya inip
sporcundan hesap soran holiganı
mensup olduğu kulübün yöneticisi
evine kadar bırakır
saldırısından sonra
aferin niyetine..

Ayran diye
yutturulmaya çalışılan tükürüğün
tükürükçüye ait olup olmadığının
tespiti için
DNA testi istenir..

Taşın, saldırının,
kurşunun olduğu yerde
edilen küfürler,
hakaretler
tırışkadandır artık..

Sahada, saha dışında
her türlü saldırı legalleşmişken
hakem görünümlü
düdüklü tencerelerce doğranman
sıradanlaştırılır..

ÇUBUKLU giyenlerin
cezalandırılması bi yana
ÇUBUKLU giymek isteyen topçuya bile
kadro dışı cezası kesilebilir
al takke ver külahla..

“Alnımızın teriyle” derdik
önceden
zaferlerimize,
şimdi “alnımızın kanıyla” demeye
alışacağız nerdeyse..


Ve bütün bunlar
birileri 100 milyonluk alacağın gazı,
siyasi gücün rüzgarıyla
iteklenirken geliyorsa başına,
şapkayı önüne koyup
düşünmenin zamanı değil mi?

Sen FENERBAHÇE’ysen
ilhamı mazisinde yatan ruhtan beslenip
gücünü göstermen
gerekmez mi?

Altını oyanların
tekerine çomak sokman
gerekmez mi?

Çözülmek yerine
yeniden kenetlenip
alayına meydan okuman
gerekmez mi?

Yoksa alnımızdaki kanın
alın yazımız olmasını mı bekleyelim?





7 Mart 2017 Salı

ÇOK TELKİNLİ SPOR BÜLTENİ
Bir acayip ötesi
spor bülteniyle daha
karşınızdayız yine
sevgili izleyenler..
Yani izleyenler derken,
öyle oturup
mal mal izleyenler
manasında..

Çok kıymetli
pirüpak bir kulübümüzün
aklı başında başkan yardımcısı
“başka taraflardan gelen telkinlerle
bazı maçlarda
bilerek puan kaybettik” dedi..
Bu söz
yanlışlıkla ağzından kaçtığı
düşünüldüğünden
alevli topa
gerek görülmedi..

Ayrıca
Alevli Toplar Yüksek Kurulu’ndan
yapılan açıklamada
önceden üflendiği için
ateşin söndüğüne
dikkat çekildi..

Fıttırı Futbol Federasyonu da
kulübün resmi sitesinden
maç satışı tarifesi yayınlanmadıkça
herhangi bir soruşturma
açılmayacağını duyurdu..

Öte yandan
FENERBAHÇE’li bir futbolcunun
top eline çarptıktan sonra
gol atması üzerine
Türk futbolunun marka değeri
aniden düştü..

Daha önce
sahada hakem dövüldüğünde,
soyunma odasında
rehin alındığında,
oyun alanına
bayrak direği, ısıtıcı,
rakı şişesi, bıçak,
ses bombası atıldığında
ya da takım otobüsü
ve futbolcunun özel arabası
kurşunlandığında
sabit kalan marka değerinin
ele çarpan topun
gol olması sonucu düşmesi
derin üzüntü yarattı.

Bu acıya sebebiyet veren
topa değen elin
diyet usulü kesilerek
kasaya girecek gelirle
hibrit çim yapılması bekleniyor!

Ayrıca o elin sahibi topçunun
ülke çapındaki tüm camilere
girişinin yasaklanması
ve dinden aforoz edilmesi de
gündemde..

“Türk Futbolunun Ahlak Abidesi”
ödülünün
bir topçuyu
“o takıma vermezseniz
üstüne para veririz” diyen kulüple
“verin parayı
biz de kadro dışı bırakalım”
diyen kulüp arasında
paylaştırılmasına
karar verildi..

Üst Akıl Akademisi’nde
düzenlenecek ödül töreninde
“Süt Kupası” isimli
bir belgesel de gösterilecek..

Törende hatıra olarak
kazananların boynuna
sembolik akreditasyon kartlarının
takılması planlanıyor..

Son olarak,
yargıtaydan karar çıkma riskine karşın,
davanın Amerikan Temsilciler Meclisi’ne
o da olmazsa
NASA’ya taşınması yönünde
başvuruda bulunulacağı da
gelen haberler arasında..

İyi seyretmeler Türkiye!
Her nerede kanıyor
ve kandırılıyorsanız!





Not:
Bu yazı
başka tarafımdan gelen
telkinler üzerine
bilerek yazılmıştır.





6 Mart 2017 Pazartesi

EL KOL
Her türlü pisliğe bulaşıp
ellerinin kiriyle
el değmemiş lig isteyenlerin
ülkesi burası..

Kolla kesilen topu normal görürken
ele çarpan top üzerinden
ahlak manzumeleri dizilir
o yüzden..

ÇUBUKLU giyenin
futbolculuğu yetmez,
efendiliği, adamlığı sorgulanır..
Dinine bile laf edilir..

Penaltısı, golü, hatası,
elle topa teması kadar bile
bahsi geçmez
kendisine sıkılan kurşunların..

Senelerce
SARI LACİVERT’in
elini kolunu bağlamak için
yapılan adilikler
yazılmaz, çizilmez,
söylenmez!

Utanmazlık abideleri
ellerini kollarını sallaya sallaya
cirit atarken
futbol dünyasında,
FENERBAHÇE’den
hesap sorulmaya kalkılır
yüzsüzce..

Adaletsizliğe, çirkefliğe
kol kanat gerenler,
topa kırdıkları kollarının
yen içinde değil,
dolarlar, eurolar içinde kalmasını
saklamaya bile
gerek duymazlar artık..

Ama ellerini harama uzatmaktan çekinmeyenler
topa temas eden eli
kesmeye kalkmaya kadar
götütürler işi
söz konusu FENERBAHÇE’yse..

El ele kol kola
kumpas senaryosu yazıp oynayanlar
ahlak bekçisi kesiliverirler
top bi SARI LACİVERT’linin
eline çarptıktan sonra
gol olduğunda..

Senelerce el emeği göz nurunuza
çamur atanlarca
emek hırsızı yaftasıyla bile
damgalanmak istenebilirsiniz
adınız FENERBAHÇE’yse..

Sistemin jimnastikçilerinin maçı için
"3-4 kart ve penaltı vermedi
ama hakem iyiydi" deyip
içinden çıktığı camianın golüne
"o golü hakem attı,
golü atan topçu da kırmızı görmeliydi" diyenler de olur
efsane olmaktan
kestane olmaya terfi(!) ederek..

Sonra sanki bütün bunlar yetmezmiş gibi
mabedim dediğiniz yerde
eller kollar kalkar birbirine..

İstifa diyenlere saldırılır,
demeyenlere iftira atılır..

Kenetlenen eller çözülür,
omuz omuza veren kollar iner..

Oysa ki
FENERBAHÇE’yi FENERBAHÇE yapan şeydir
o kenetlenen eller,
omuz omuza veren kollar..

Bilinmez ki
onlar bir arada olmazsa
ne burç kalır,
ne sur,
ne yıkılmayan son kale..

Elini bağlayıp,
kolunu kırmak isteyen
haddinden fazla güç varken,
kendi gücünü
el ele harcayıp
tüketmek neden?

Bir an önce
elinden geleni yapıp
kolları sıvamalı
birlik olmak için
her FENERBAHÇE’li..

Bugün elimizi verdiklerimize
kolumuzu kaptırmamak için..




26 Şubat 2017 Pazar

CİĞER!
Topun yekûnu yuvarlaktır ama
içe ata ata
çürüttüğümüz ciğerlerimiz
köşeli..

O ciğerler ki,
sevdalarına vurulmak istenen lekeyle
yandı, kavruldu,
yine de sönmedi ama..

O ciğerler ki,
biberi, gazı soludu
“FENERBAHÇE YIKILMAZ” diye haykırırken,
yine de tükenmedi..

O ciğerler ki,
ciğeri beş para etmezlerin
dayatmasına rağmen
biat etmeyip
özgürlük havasını çekti hep
buram buram..

O ciğerler ki,
yaralarına tuz basılırken cız etse bile
parçalanmadı..

Ama o ciğerlere
oturuyor işte bi şeyler..

İftirayla, yalanla, zorbalıkla bile
bölünmeyen yüreklerin
çatır çatır ayrılmaya yüz tutması..

Penaltına nizami şarj,
golüne ofsayt, faul diyenler
at koştururken,
güçlü bir ses çıkarılamaması..

Hafta hafta itinayla doğranarak
moralden,
inançtan,
elden ayaktan düşürülmesi..

Yıkılmayan son kalenin burçlarının
iş bilmezlere
teslim edilmesi..

Düşmanlar cirit atarken
meydanda
aile içinde düşmanlar aranması,
yaratılması
ama ayrık otlarının
temizlenememesi..

Birleştirmek, kenetlemek yerine
sevdalıların ayrıştırılması..

Önce mahkeme yollarının,
sonra sokakların,
sonra da tribünlerin
boş bırakılması..

Üzerine sigara külü değmesinin bile
can acıttığı ÇUBUKLU’nun,
o küle bile değmeyeceklerce giyilip
heba edilmesi..

Canına kurşun sıkıldığında bile
yürümeyen ayakların,
mağlubiyetlerden sonra
yürümeye çağrılması..

Biz bu oyunda yokuz demişken,
oyunlarına oyuncak olmaya
devam edilmesi..

O ciğerler
yandı, kavruldu,
acıdı, cız etti ama
tükenmedi..

O ciğerlerin
sevdaya tutulmuş sahipleri
vazgeçmedi!

İş ki,
topun yekûnunun
yuvarlaklığına bakmadan
dümdüz gidilsin artık
topyekûn değişime!

Yeniden yüreklenecek,
tazelenecek umutlara,
kenetlenecek ellere,
verilecek omuzlara..

Beklemeden,
geciktirmeden,
bir an evvel!




9 Şubat 2017 Perşembe

ÇİVİ
Öyle karga’cık burgacık bir inşaat ki
enkaza çevirdikleri ülke futbolunun
üzerine yapmak istedikleri
harcı bozuk,
çimentosu çürük
çivisi de iyice çıktı artık..

Sahaya girip
yardıra yardıra
gole gidercesine koşan seyirci
buhar oluyor..

Kafa atınca kırmızıyı yiyen,
yetinmeyip
deli dana gibi saldıran topçu,
başkasının kartıyla sahaya dönüp
kapüşonu kafaya geçirince
görünmez oluyor..

Bir spor adamının
tribünden atılan maddelerle
kafasının yarılması
raporlarda
yazılmaz oluyor..

Yedek kulübesinden fırlayarak
sahaya dalıp
rakip oyuncuya müdahale eden topçunun
adı bile geçmiyor..

Rakibin yüzünü sıkan,
yardımcısına bile şaplak atan
sözüm ona teknik direktör
1 maç,
sadece 1 maç cezayla
ödüllendiriliyor..

Saha içinde, dışında
kepazeliğin suyunu çıkartanlara
gık çıkartılmazken,
dil çıkartına
siparişle
3 maç ceza çıkartılıyor..

Bütün bu rezaletin adresi olan stadyum
yalnızca 1 maç kapatılıyor..

Deplasman takımına
merdivene oturma cezası kesiliyor.
Neyse ki
koltuklara oturmak serbest..
Şimdilik..

FENERBAHÇE’ye adeta
“sen niye rakibini yeniyorsun kardeşim”
cezası veriliyor!

Temeli kökten sarsıldı
bu ülkede futbolun
FENERBAHÇE alerjisi, düşmanlığı
nedeniyle..

Sütünlar parçalandı,
pencereler kırık,
kapılar tarumar..

Çürük tahtanın
çivi tutmayacağı da,
işin çivisinin çıktığı da
malumun ilanı..

Ama o çıkan çiviyi,
kanırtanların ta alnının çatısına çakmaya
fazlasıyla muktedirdir
SARI LACİVERT'in gücü..

Ayrıntılı bilgi için
lütfen
FENERBAHÇE’nin şanlı tarihine
bakınız!






6 Şubat 2017 Pazartesi

SÜT
Sütsüz koyunların
meleye meleye
sürüsüne bereket aradıkları
bir sistem
bu ülkenin futbol alemi..

Yedek kulübesinden fırlayıp
sahaya dalan topçu
ilk derbi heyecanını
yaşamak istedi
sanırsam..

Tribünden atlayıp
sahaya giren seyircinin de
gol atıp tarihe geçmekti amacı
kuvvetle muhtemel..

Filozofluğu bile çakma olan zat
rakip oyuncunun
boğazını sıkmaya yeltendiği an için de
“Makas alıyordum” dese
şaşırmamak gerek..
Daha önce
demiş olan var çünkü..

Kemikleşmiş nefretiyle
gereksiz gerilimin mucidi olup,
bir de maç sonrası
kumpas tapelerden dem vuran
bu zatı muhterem(!)
o sıralarda
Kualalumpur’da
teknik direktördü galiba..

Utançtan değil de
kartla kızaran pozisyonda
atılan kafa da
özel bir
Sırp selamlaşma yöntemi olmalı..

Kırmızı kartlı topçu
soyunma odasından çıkmaması gerekirken
başkasının akreditasyon kartıyla
saha kenarında
boy gösterdiğine göre
maçı beleş izlemek istedi
herhalde..

FENERBAHÇE İdari Menajerinin kafası da
kendiliğinden kanamıştır kesin..
Ya da kan değildir o,
vişne suyudur..
Tükürüğe ayran diyenler oldu zamanında,
buna niye olmasın..

Hakem müsveddesinin
düdük çalıp,
eliyle oyna işareti verdikten sonra atılan
buz gibi golü iptal etmesiniyse
mizah bile açıklayamaz..

Ama kendi sahasından çıkan topçuya
ofsayt bayrağı kaldırılmasını
“futbol kurallarına
yeni bir yorum getirmek istedik” diye
açıklayabilirler bak!

Bunca kepazeliğe rağmen
FENERBAHÇE’nin galibiyetine “entrika”,
profesyonelliğe “tiyatro”
rakibine
kudurmuş gibi saldırana
“kurban” diyen medya da
tarafsızlığın doruklarında zaten..

Aslında bütün sorun
rakiplerine hediye edilmiş stadyumları
açıp kapamakla meşhur FENERBAHÇE’nin
yine işini yapmış olması..

Her rezaletlerinden
sütten çıkma ak kaşık gibi
sıyrıltılmaya alıştırılmış
ağzında emzikle ağlayan
sütübozukların
maç bitince
sütten bahsetmesi de
son derece doğal haliyle..