18 Temmuz 2017 Salı

HANİ BAZEN
Hani bazen
her şey üstüne üstüne gelir,
aklına gelmeyen başına gelir,
yaşamak bile zor gelir de,
bir tek o alayına gider..

Hani bazen
cebinde beş kuruşun,
gidecek bir yerin,
başını yaslayacak omuz olmaz da,
“neyse ki o var” dersin..

Hani bazen
kararır dünya,
gökkuşakların kurur,
sadece iki renk hiç solmaz senin için..

Hani bazen
ne varsa geçmek istersin
ama bi tek ondan vazgeçemezsin..

Hani bazen
kızarsın, öfkelenirsin,
söversin bile kendini tutamayıp da
yine de tutunursun ona sımsıkı..

Hani bazen
küsersin, gücenirsin,
kalbin kırılır,
yeminler edersin gitmem diye..
Ama ilk günden
yollarına düşersin yine..

Hani bazen
adım atacak halin olmaz ama
uzanınca sevdana kirli eller
biberine, gazına, copuna aldırmadan
üzerine yürürsün kim varsa
yumrukların sıkılı..

Hani bazen
ağlamaktan utanırsın, saklarsın da
ona halel gelince
boncuk boncuk olur gözyaşların..

Hani bazen
sevgiliyi,
müjdeli bi haberi beklemezsin
bir golü beklediğin gibi..

Hani bazen
kafan güzel,
hayat bile güzel
ama o her şeyden güzeldir..

Hani bazen
bayrağın yoktur da sallayacak
bir defter kağıdına boyarsın
sevdanın renklerini..

Hani bazen
o bayrağa uzanıp seyrederken maçı,
toz değmesin diye
indiremezsin ayaklarını..

Hani bazen
bir ömür paylaştığınla
kış günü battaniye altında bile
terk etmezsin sevdanı da,
sen göçüp gittikten sonra bile
o ordadır hatıranla..

Hani bazen
her gün tazelenirsin,
demlenirsin her acının sonunda..
Yine dopdoludur yüreğin
yine bol kepçe..
İnadına yaşamaktır çünkü o!

Hani bazen
düşlerindedir özgür dünya,
öptüğün ÇUBUKLU formayla yaşarsın..
Yaşın hep 19 kalır..

Hani bazen
gelmişine geçmişine isyandır o,
bazen el açıp ettiğin dua..

Hani bazen zehrindir,
bazen zemzemin..

Hani bazen
saat onu gösterince
ayrılamaz gözün rakamlardan..

“Hepimiz ölelim
o yaşasın” dersin ya hani,
öyleyse bağırın ulan
çok yaşa FENERBAHÇE diye..

Bazen değil,
her zaman..







2 Temmuz 2017 Pazar

ALTI YILIN MUHASEBESİ
6 yıl önce bugün
sabaha değil
kumpasa uyandım!

Ellerim titredi önce..
Sonra boğazıma oturdu
o hala
gitmeyen yumru..

Ağladım!
Hüngür hüngür hem de..
İçimi yırta yırta..

Kabullenmedim,
SARI LACİVERT’ti isyan bayrağım!
Sevdama leke sürmek isteyenlerle
savaşacağıma yemin ettim!

FENERBAHÇE RUHU
beni çağırdı,
koştum;
CADDE’ye, YAYLA’ya,
SİLİVRİ’ye, ÇAĞLAYAN’a,
METRİS’e..

Cop yedim,
yerlerde sürüklendim..
Gaza boğuldum,
gözaltına alındım,
hapis yattım be!

Asliyesi, sulhu,
ağır cezası, mahkemesi,
hakimi, hükmü,
savcısı, mütalaası
yaladım yuttum,
hukukçu oldum!

İlk bana “çapulcu” dendi,
TOMA’ya kafayı
ilk ben attım!

Yaralandım,
karalandım,
lime lime paralandım ulan!

Saçım ağardı,
kırıştı yüzüm,
yaşlandım
yaşımı yaşayamadan..

Kalbim tekledi,
hem de kaç defa..
Tansiyon fırladı..
Şeker sapıttı..
“Kanser et bizi FENER” diye
dalga geçerdim,
kanser oldum..

Radyoterapi,
kemoterapi,
fizyoterapi,
psikoterapi..
Bütün hastalıklara çare
FENER’terapi!

İşimden, gücümden,
eşimden oldum..
Terk edildim,
beş parasız kaldım..

Çoluğun çocuğun
yüzünü görmedim
ama
mevsimin hep
güzünü gördüm..

Bu dava için
evimi, arabamı sattım,
banklarda, bahçelerde yattım..
Dilim mecazdan,
yuvam hacizden
kurtulmadı..

Örselendim,
hastalandım..
Öldüm ulan,
daha ötesi mi var?

Boyun eğmedim ama,
biat etmedim,
eyvallah çekmedim namerde;
bir gün bile!

Adım HALE, SELÇUK, LEFTER..
Adım TAMER, CEMİL..
Adım ŞEKİP, İLHAN, AZİZ..
Adım GÜROL, HIZIR, EBRU!
Adım
FENERBAHÇE lan benim!
Yenilmedim işte,
yenilmeyeceğim!









16 Haziran 2017 Cuma

AY LAV DİZ GEYM!
Bazı şeyleri hiç olmayan
bazı şeyleri de
haddinden fazla olan
çocuklardık biz..

Mahallemizde pota yoktu ama
annemizin el işi kasnağını
ahşap elektrik direğine çivileyip
az çember yapmadık biz
panya nedir bilmeden..

Pahalıydı,
hiç olmadı basket topumuz..
Ama harçlıkları biriktirip
bakkaldan aldığımız naylon topun
neyi eksikti ki Allahaşkına..

Tamam,
basket forması alacak paramız yoktu..
Zaten paramız olsa da
alacak yer yoktu..
Ama atletlerimiz vardı
arkasına ispirto kalemle
numara yazdığımız..

Az büyüyüp
lise yollarına düştüğümüzde
bedenci “hadi serbestsiniz” desin diye
gözünün içine bakardık
o tek potanın altına
koşabilmek için..

Üstümüz başımız delik deşikken
deliksiz basket attığımızda
kral gibi hissederdik
kendimizi..

Kanımız daha deli..
Bir kızı sever gibi sevmezdik de
kızlara hava atmak için
severdik işte
basketi..

Vat is yor neym’den bile önce öğrendiğimiz
ilk İngilizce cümleydi
ay lav diz geym..

Boyumuz kısaydı,
smacı basamazdık..
Belki o yüzden bugün
“smacı basmadan duramıyoruz”
diye bağırmaya
bayılıyoruz..

Havada yürüyemezdik belki ama
“air Jordan” ayakkabılar
hayallerimizi süslerdi
hiç giyemeyeceğimizi bile bile..

Hiç bi şeyimiz yoktu evet,
ama hayallerimiz vardı işte..
Güzel hayaller..
Masum hayaller ulan..

Ha bir de
yere göğe sığdıramadığımız
sevdamız vardı
ÇUBUKLU’dan yana..

İşte siz
o hayalleri sevdaya katıp
harman ettiniz..
Çocukluklarımızı büyüttünüz
attığınız her basket,
yaptığınız her blok,
aldığınız her ribaundla..

Biz bi bauns pasa,
bi smaca,
tek elıyuupa tavken
siz aldığınız kupalarla
hepimizi manyak ettiniz..

Ulan kupaları falan boş verin de
yüzlerce meydanda
dev ekranlarda
basket izlettiniz be
şu futbol topundan başka
top bilmeyen ülkeye..

Minicik yüreklerin
günlerine doğdunuz,
hayatlarına dokundunuz,
FENERBAHÇE aşkının
tohumlarını ektiniz lan!

O tutkusu tarif edilemeyen formanın
hakkını verdiniz
alın terleriniz,
mücadeleniz,
asla pes etmeyen karakterlerinizle..

Ay lav diz geym ulan!
Daha doğrusu
sevdik sizi her şeyden çok!
FENERBAHÇE işte bu,
daha ötesi yok!





6 Haziran 2017 Salı

BU SEZON NE OLDU?
Duyduk duymadık demeyin!
Bu numaraları yemeyin..

Alavere, dalavere..
Her türlü ayak oyunu..
34 hafta tekmili birden
bir sezon daha sona erdi..

Neler neler olmadı ki..
Ne acayiplikler
ne garabetlikler..

Himmetle duayla
ayağa kaldırıldığı ortaya çıktı birilerinin
de o ortaya
kaleci boşa çıktı
işte her zamanki gibi..

“Helvasını yeriz” diye
yapılan tehdite
yetkililer(!) gık çıkarmadı.
Tıpkı otobüsün kurşunlanmasına
çıkarmadıkları gibi..

Avrupa devini devirince
ölçü olmadı..
Düdüklü galibiyetlerin methiyelerine
ölçü bulunamadı..

Bu skor kimseyi kandırmasındı ama
“ayarlı” skorlarla kandırıldı
bi cümle ahali..

Kandırıldılar..
Yandırıldılar..
Bindirildiler..
İndirildiler..

Şeref unutuldu..
Hakkı yenildi..
Şerefiyle hakkıyla oynayanlar değil
sürüyle uçanlar kazandı..

Göz çıkarmaya
faul verilmedi,
penaltı verilmedi.
Ulan hadi o neyse de
ambulans bile verilmedi..

Röveşata yasaklandı.
Lisanslar gıyabında yırtıldı..

En çakır’ından eyyamlar,
mete’lik için ruhunu satanlar,
köçek gibi kıvıranlar makbul oldu..

Birilerinin her haltına
ödül, pışpışlama
Birilerine merdiven, çim sulama cezası
otomatikman..

Peşkeş stadların
itinayla açılışı da yapıldı,
kapanışı da,
çok şükür..

Kafalar yarıldı,
sahalara dalındı,
rezalet yapanın yanına kar kaldı..

Elenilen kupalar süt,
alınan beraberlikler
kaymaklı kadayıf oldu..

Orta parmak serbest,
dil suç unsuru görüldü..

“telkinlerle maç verdik,
bilerek puan kaybettik” sözü
katma değer kattı
ligimizin marka değerine..


Şike masalıyla 
yatıp kalkanlar 
yatarak şike yapmanın 
yolunu buldu..

Ramazan’da şampiyon olunursa
kutlanmayacaktı,
Ramazan gelmeden
Avrupa şampiyonu olunca
dünyanın en güzel takımı
oruçlar sakata geldi..

Ismarlama şampiyonlukla gelen yıldız
kümeye yükselenler kadar bile
konuşulmadı..

Vel hasılı kelam
bir kepazelig daha bitti..
Seneye yeni yeni
ayak oyunları müjdesiyle..






25 Mayıs 2017 Perşembe

O ÖYLE DEĞİL!
O öyle değil işte..
Anladığın, sandığın gibi falan değil..
Aklın hafsalan almaz senin..

“Yahu alt tarafı basket”
diyorsun ama,
yoooo,
bu başka,
acayip..

O top potadan her girdiğinde
nefes aldık biz,
tutunduk yaşama..

Her blok,
acılarımıza, öfkemize,
hayal kırıklıklarımıza atılmış
okkalı bir tokattı..

“Smacı basmadan duramıyoruz”u
bi tezahürat mı sandın ulan
sadece?
Çembere abanırken
nelere, kimlere abanıyorduk aslında
bi bilsen..

Hele o ribaund yok mu,
o Berlin’dekinin dağladığı yarayı
pansuman ediyordu
her biri..
Ama daha çok
geri alıyorduk çalınan sevinçlerimizi
her defasında..

O asistler mesela,
tansiyona, fırlayan şekere,
ağrıyan kalbe
ilk yardımdı bire bir..

Sen
maç kazandık diye seviniyoruz
sanıyorsun ya,
geçeceksin onu..
Bizi mutluluktan deliye çeviren
o "dünyanın en güzel takımı"
seviniyor diye seviniyoruz
daha çok..

Final four için değil
ÇUBUKLU’nun hakkını verdikleri için
çok sevdik onları zaten..
Ki o haktır işte
asla ödenemeyecek olan..

Kupa mı? Ne kupası?
FENERBAHÇE adını
milyonlara ezberlettikleri,
SARI LACİVERT bayrağı
en zirveye diktikleri için
çılgına döndük biz..

Ha, şampiyonluk diyorsun sen…
Yok, o da değil..

Üzerine uzandıkları bayrağa
kir değmesin diye ayaklarını kaldıran,
yağmur altında
kafalarına poşet geçirip maçı izleyen,
öğretmenleriyle
“her şeyden geçtim ama
bir senden vazgeçemem” diye haykıran
minik yürekler var ya,
işte bin şampiyonluktan
değerli onlar..

O yürekleri
sevdalarıyla buluşturan
mangal yürekler var ya,
şampiyonluk ateşinden bile
daha kor onlar..

Ceplerinden, boğazlarından harcarlar..
Gözlerinden yaşlarını harcarlar..
Zamanlarını, sağlıklarını harcarlar..
Ama alın terlerini,
emeklerini, sevdalarını
harcatmazlar ulan!

Varsın
şampiyon olur olmaz
ay yıldızlı bayrağa sarılan adamların
gözlerine baka baka
“takımda hiç Türk yok ki ya” diye
saçmala..

Varsın kazanılanın
sadece bir kupa olduğunu sanarak
hasetinden kudurduğun halde
avut minnacık beynini..

Sen kazanılanın ne olduğunu
asla anlamayacaksın!
Anlama da zaten..

Böyle daha iyi..



22 Mayıs 2017 Pazartesi

HER ŞEYDEN ÇOK!
Her şeyden birazdık
ama hiçbir şeyimiz
tam değildi sanki..

Yarım bırakılmış bir mektup,
son durağa gelmeden
inilen otobüs gibiydik..

Ama o mektuba yazılan
her kelime
yüreğimizden,
o otobüsün bileti
ekmeğimizdendi..

Ve ne yüreğimizi yakar
ne de ekmeğimizden geçeriz biz..

Yaşama tutunmak için
ÇUBUKLU’dan gayrısına
ihtiyaç duymayan sevda var ya,
biz oyuz işte..

O alınamayan
son ribaund var ya hani,
ta kendisiyiz işte onun..

Parkenin gıcırtısı,
çemberin yüksekliği,
yarı sahanın geri dönülmezliğiyiz ulan..

Tribünde bölüşülen simit gibi
asistlerimiz..
Final lanetimizin
tepesine tepesine inen tokat işte
o bloklar!

Alley-oop için
top havalandığında
bir oyuncu yükselir ama
25 milyon
birlikte basar smacı!

Kavgaya ilk çağrılacak adam
PERO’nun kalıbıyız
rakibe balyoz gibi inen..

Kafa sallamasıyız BOGDAN’ın
birazdan defterinizi düreceğim hesabı..

ÇENE REİS’in
bık bık edenlerin çenesini yamultan,
ilk yardım seti kıvamındaki elleriyiz,
ki NIKOLA diye yazacaksın!

GIGI’nin alnındaki Harry Potter yarası,
basketbolu sanata çeviren
fırça darbeleriyiz
en rönesansından..

Alın terine yarenlik eden
saç bandıyız
kıssadan hisse
mangal yürekli BOBBY’nin..

Zekası bileklerinden kıvrak KOSTAS’ın
inatçı potalara sövmesiyiz
atına avradına..

Attığı üçlükler
çektirdiği üçlüleriz
MELİH KAPTAN’ın..

NUNNALLY’nin tam kızacakken
ağzımızı açık bırakan
şutlarıyız birebir..

Havayolları firmalarına ilham,
Hezarfen’in ruhuna Fatiha uçuşlarıyız
JAN VESELY’nin..

Altın kalpli dev adamın  
“EKPE Bey n’apıyorsunuz” dedirten
savunma bakanlığı icraatlarıyız!

EGEHAN’ın, BERK’in umutları,
AHMET’in hayalleri,
BENNETT’in patlamaya hazır suskunluğu,
BARIŞ’ın bençteki ateşiyiz..

Heykeli dikilecek olsa
bi yerlerine yetmeyecek betonun harcıyız
OBRA REİS’in..

60’dan fazla şehir,
300’den fazla ilçe meydanında
omuz omuzanın,
tek yürek olmanın kitabını yazan
SARI LACİVERT mürekkebiz biz!

Kimsiniz diye sorma artık!
Yarım kalanı
dişiyle, tırnağıyla tamamlayan
bir aile karşındaki..

Hazmedemeyenlerin kafasında
hiçbir şeyden az,
sevdalıları için
her şeyden çok!

Sanma Avrupa Şampiyonluğu bir final..
Bu daha başlangıç..
Bize bu yoldan geri dönüş yok!



8 Mayıs 2017 Pazartesi

YASAKLANMALI

Yok..
Bu böyle olmuycak..
Bi çaresi, bi yöntemi
olmalı abicim..

Bi kere o son saniye golleri
yasaklanmalı artık..
Bütün bi maç
hiç bi şey yapma,
son saniyede kaleye bi orta,
hoop gol..
Yok yaa..
Ne ala iş..
Heves diye de bi şey var
abicim..
Hep
bizim kursağımızda mı kalsın
yani..

Ayrıca
kendi kalemize gol atarsak
sayılmamalı ki..
Banane, banane..
Hem son saniye golü olsun
hem de onu da
kendi kalemize atalım..
İnsanlığa sığar mı lan bu?

Maçların 4 dakika uzaması da
yasaklanmalı en acilinden..
3 dakika
neyinize yetmiyor kardeşim..
Bi saniye..
Bu sefer de artı 3'te atar bunlar..
Yok yok..
Hiç uzamasın maçlar..

Dil çıkaranın
dili koparılıyor ya,
misal bize el hareketi yapmak falan da
serbest olmalı..
Yo bi dakka,
o zaten bize serbest..
Ceza filan almıyoz hiç..

Bizim çocuğumuz hakemler
yetmiyo abi..
Direk bizim başkan
olmadı bizim hoca falan
yönetsin maçları..

Sahadakiler beceremeyince
yedek kulübesinden
o da olmazsa
tribünden adam sokalım sahaya..
Yok yahu,
denedik onu,
o da yemedi..

9 kişiyle de oynamasın
abicim Fener..
Haksız rekabet bi kere..
5 kişi oynasınlar mesela..
Ya da en iyisi
sırf kalecileri çıksın maça,
biz habire
şut çekelim.
Kurtarırsa da
kırmızı kart görsün..

Biz bi atarsak üç sayılsın..
Onlar üç attığında bir olsun..

Veyahut en temizi
bunların gol atması
tümden yasaklansın birader..

Dur dur buldum..
En güzeli
Fener'le maç yapmak yasaklansın!
Mecbur muyuz abicim
bu adamlarla maç yapmaya biz..
Şart mı yani?

Of ya,
ne güzel küme düşeceklerdi
şike mike ayağına..
Kupayı iade etme numarası da yapmıştık
o biçim..
N'oldu sahi o iş?
Yok mu
bunlardan kurtulmanın yolu?

Dirisinden
gün yüzü gördüğümüz yok da,
ölüsü yetiyo abi adamların..