20 Eylül 2017 Çarşamba

20 EYLÜL’ÜN ANATOMİSİ
Ulan dallama sistem!
Ulan köhne, kokuşmuş kafa!
Hiç hesap edemedin di mi lan
20 Eylül 2011 günü
ağzının ortasına yediğin şamarı?

Erkeklere yasakladığın maça
sempatik görünmek adına
ceza bellediğin kadınlar için
3-4 bin bilet basarken,
o kadınların
cezayı alnının çatısına basacağını
kestiremedin di mi hiç?

Günlerce, aylarca, yıllarca
sevdiğinin yolunu bekleyen kadının
saatlerce bilet kuyruğunda
bekleyemeyeceğini mi sandın yani?

Helal alınteri kokan ÇUBUKLU’nun
parfüm kokamayacağını mı düşündün
Allah aşkına..

Kozmetikçiden LACİVERT oje,
SARI göz farı soranlar
tribünü
SARI LACİVERT’e boyayamaz mı sandın
abisi..

Evladının
ilk  SARI LACİVERT atkısını, beresini
ilmek ilmek ören ellerin
senin FENERBAHÇE’ye ceza vermekle bozduğun
o akılsız başına
çorap öremeyeceğine mi inandın yoksa?

En uzun dualara,
en bilinmedik şarkılara,
sıcacık ninnilere dönen dillerin
tezahüratlara da döneceğini
getiremedin mi aklına?

Renk renk çantası, ayakkabısı,
elbisesi, fuları, şapkası olanın
maç günü giyilecek
bir kreasyonu olmadığını mı zannettin?

Samanyolunda
atkılarla birlikte
başörtülerin, eşarpların,
saç bantlarının da sallanabileceği
hiç kafandan geçmedi di mi?

Forma almak için
makyaj masrafını düşürenlerin,
maça gelmek için
ateşini bile düşürenlerin,
“kadın ne anlar la futboldan” zihniyetini
ofsayta düşürebileceğini
tahmin edemedin di mi hiç?

Terlikle bile
tam isabet yapabilenin
topukluyla röveşataya kalkıp
beynindeki örümcek ağlarını alabileceğine
ihtimal bile vermedin mi?

Elinin çamuruyla yazdığın senaryoları,
FENERBAHÇE'li kadınların
öpülesi ellerinin hamuruyla
parçalayabileceği
hiç yoktu di mi hesaplarında?

FENERBAHÇE’si için
en okkalı tribi atanın
iğrenç planlarının kalesine
tam doksandan gol atamayacağı
fikrine mi kapıldın birader?

Cinsiyeti yoktur ulan
FENERBAHÇE sevdasının..
Bi kere tutulmaya görsün,
erkeği de kadını da aynı deli..
Bunu hala anlamadıysan,
takvime bir daha bak..
Her 20 Eylül
çarpacak bu gerçeği suratına..

Bugün, yarın, daima..



18 Eylül 2017 Pazartesi

FENERBAHÇE MATEMATİĞİ
Ayrık kümelerin
aritmetik ortalamasıdır FENERBAHÇE
Türk futbolunda..

Asal çarpanlara ayıranı da vardır,
ortak böleni de..

Ayrışan farkları değil
kesişen doğruları
mutlak değer almalıdır
bu yüzden..

Paralelden de yamuktan da
hazzetmez ama
çapsızların yarıçapını hesaplayıp,
eline vermeye
bayılır..

Dairesi, çemberi,
halkası, yuvarlağı
çeşit çeşit problemler üretirken
hedefe giden
bir doğru çizmeye çabalar
hemen hemen her sezon..

Atak kombinasyonlarını
kombinezonla karıştıran
sütyen kafalıların
çakma kartezyen beyinlerine
artezyen açmaktır
esasen işi..

“İlk kesilecek kısa”yı
uzun uzun yerleştirir birilerine..
“Ne yapıyor bu” denklemi kuranların
suratlarına çarpar
çarpım tablosu gibi..

4+4+1+1’in de
3+5+2’nin de
4+2+3+1’in de toplamına değil
çıkardığı sonuca bakar..

Sahayı diklemesine kesen
koordinat eksenleri
görmek ister
sevdalısı
ve de isabet oranı yüksek
kenarortaylar..

Yutan elemandan
etkisiz elemandan sıtkı sıyrılır,
artan fonksiyonlar
heyecan katsayısını belirler..

Sahada küçük üçgenler(*) kuran
topçular mest eder,
o üçgenlerin iç açılarının toplamı
umutlandırır..

Hele çapraz koşular,
iki yönlü koşu’llu bindirmeler,
dar açıdan 90 derecedeki
örümcek ağı temizliği de olunca
değme keyfine
SARI LACİVERT’linin..

Yani
reel düzlemine kavuştuğunda FENERBAHÇE
adamın integralini alır sahada
kareköküne böler,
anal’itiğinden kan alır..


İşte o zaman  başlar
toto’lojilerini kurtarma telaşındakilerin
problemleri..



(*)NOT :
“küçük üçgenler” önermesiyle
yazıya ilham kaynağı olan
@MABaysal ‘a yürekten teşekkürler..





14 Eylül 2017 Perşembe

Ölümünün 20. Yılında “MEHMETÇİK” BASRİ DİRİMLİLİ anısına..
FORMANIN CANI
Tribünlerde
ve 3 Temmuz sonrası
adliye önlerinde sallanan
sarı bir bayrakta
başı sargılı
yüzü gözü kan içinde bir adam olarak
tanıyanlar var onu..

“Sağ kanattan öyle bir geldi ki” den
yıllar önce
sol kanattan gelişin
şiirini yazan isim oysa ki..

50 ve 60’lardaki
FENERBAHÇE ve milli takımın
hem “savunma bakanı”
hem “hava kuvvetleri komutanı” o!

ÇUBUKLU’ya sadece alın terini değil,
o alnından süzülen kanı da akıtan
anıtlaşmış bir futbol kahramanı o!

Türk tiyatrosunun
en büyük kahramanlık hikayelerinden biri olan
“Vatan yahut Silistre” de bahsedilen
Silistre’de doğan,
FENERBAHÇE’ye karşı ilk kez
İSTİKLAL isimli takımda,
FENERBAHÇE formasıyla da ilk kez
ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ KUPASI’nda oynayan
lakabını adeta
kaderin müjdelediği bir sporcu o!

Sahada aldığı kafa yarıklarının
sayısını bile hatırlamayan,
ezik kaburga yırtık lif ve adaleyle
maçlara devam eden,
4 kez çene kemiğini kırıldığını bilip,
burun kırıklarını saymaya gerek görmeyen,
yara izlerini vücudunda
madalya gibi onurla taşıyan
bir futbol gazisi o!

Tekmeye uzattığı için yarılıp
3 dikiş atılan kafası bandajlıyken
2-1 gerideki takımı 10 kişi kalacak diye
sahadan çıkmak istemeyen,
o yarık kafayla bir de gol atıp,
topa vurduktan sonra
sahanın ortasında bayılıp kalan,
kendine gelince kalkıp hala maça devam eden
gerçek bir efsane o!

Kıbrıs’ta futbol oynayıp
antrenörlük yaptığı yıllarda
Rum çeteleriyle çatıştığı için
Lefke’de bir sokağa adı verilen
gerçek bir MEHMETÇİK o!

Formaya ruh ve can veren,
canını da
ömrünü adadığı FENERBAHÇE’sinin
kulüp binasında veren
bir gurur abidesi o!

Sargılı başı
ve kanlı yüzüyle gülümsediği bayrağı gördüğünde
ona bir kez daha bak
FENERBAHÇE’li Kardeşim..

O bayraktan
ta yüreğine işleyen bakışı
ait olduğun sevdanın
paha biçilemez bir nakışı çünkü..



11 Eylül 2017 Pazartesi

İYİ OLACAK!
İyi olacak hastanın ayağına
doktor geliyor da
ya kalkıp kapıyı açacak halimiz yok
ya da çoktan kaybetmişiz
günlerimize doğmasını beklediğimiz
güneşi..

Peki n’olacak o zaman?
Bu hasta nasıl iyi olacak?

Öncelikle
egolardan arınmış
sakin bir futbol aklına
ihtiyaç duyduğumuzu
kabul etsek iyi olacak!

Yönetimi, hocayı,
takımı eleştirmenin hainlik,
hakaret edip sövmenin de
eleştiri olmadığını
bi kafamıza soksak artık
iyi olacak..

'Konuşursam yer yerinden oynar'lı
atarları bırakıp
gerekiyorsa
o yeri yerinden oynatsak
iyi olacak..

Hangi kaos rüzgarı eserse essin
“acaba olmuyor mu”
karamsarlığından sıyrılıp
olacağına inanıp, inandırsak
iyi olacak..

Yönetmeyi idare etmek,
muhalefeti bok atmak sanmasak
iyi olacak!

Nemalanmaktan, yamalanmaktan
elde edilen güçle
racon kesip,
taraftarcılık oynamasak
iyi olacak..

“Baktığın vakit”li masallara
bakmak zorunda bırakılmasak
iyi olacak..

Doğruya doğru,
yanlışa yanlış diyebilsek
iyi olacak!

3 Temmuz’dan beri
boynumuzun üstünde sallanan
körelmiş kılıçtan kurtulsak
iyi olacak..

Ama o günden beri
baskının da,
ablukanın da
devam ettiğini anlasak
daha iyi olacak..

Buhran günlerinde susup,
hatta kumpası alkışlayıp
şimdilerde
kurtarıcı rolüne soyunmasak
iyi olacak..

En iyi ben bilirim,
en doğru ben görürüm,
en bi taraftar benim manyaklığından sıyrılsak 
çok iyi olacak..

FENERBAHÇE düşmanlıkları
nerdeyse tescilli,
kuyumuzu kazmak için
kıçlarını yırtan leş kargalarının
gazına gelip
birbirimizi yemesek 
ne kadar iyi olacak..

Sahada mücadele tamam da,
eh biraz da top oynayıp
zahmet olmazsa
gol de atarsak
çok iyi olacak..

SARI LACİVERT’e inanan kim varsa,
topyekun
üstümüzdeki ölü toprağını atıp
FENERBAHÇE olduğumuzu hatırlayarak
ve cümle aleme hatırlatarak
yeniden ayağa kalksak
iyi olacak..

Çünkü FENERBAHÇE
sadece o zaman iyi olacak!





12 Ağustos 2017 Cumartesi

DUR HELE!
Genlerinde karamsarlık olmayan
bir sevdaya tutulmuşuz biz..
Sabır, tahammül
hep bu sevdaya dahil..

Acılardan geçmişiz
yara bere..
Gözyaşlarımızla yıkanmışız..
Yanmışız da
her yandığımızda bilmişiz
küllerimizden doğmayı..

Başkalarının umudu kestiği,
çekip gittiği yerde bile
pes etmemişiz..
3-0’lardan dönmüşüz..
Dimdik ayağa kalkmışız
komalık travmalardan..

“Bunlardan bi cacık olmaz”cılara
kallavi çilingir sofrası kurmuşuz
hem de kaç defa..

Her maçı da kazanamazlar ya diye
gaza gelenlere inat
17’de 16 yapmışız..
Onu yapan hoca da
geri dönmüş ha..

Başkan, yönetim, hoca,
takım, taraftar
topyekun yıprandığımız yılların ardından
şafağı belirmiş
özlediğimiz güneşli günlerin..

Zaten yüreklerimiz de aç,
tutkumuz susamış
SARI LACİVERT sevinçlere..

İçimizde “evet olacak bu iş” diyen his
başlamış gümbürdetmeye davulları..

Nicedir
çimleri öpmeye kıyamayan takım
ısırmaya,
soğuyan heyecanımız
yeniden ısınmaya başlamış..

Eksiği var mı, var..
Hatası yok mu,
hem de en laubalisinden..
Her şey çok mu harika,
ne zaman oldu ki..

Ama mücadele de var..
Oyun sıkışınca
topu ters kanada çevirip
yeniden deneyen,
takım olmaya çabalayan
bi kadro var..

“Biz şampiyon olacağız” diyen
bi hoca var
daha öncesinden
en olmadık zamanda
bunu yapan..

Sabrımız da
tahammülümüz de kalmadı,
tamam..
Çok yıprandık,
çok yorulduk,
evet..

Ama bu da FENERBAHÇE be..
Hani şu sevmelere doyamadığımız..
Çok kızsak da
küsmeye kıyamadığımız..

Dur hele, yeni başlıyor daha..
Hatta biz başlamadık bile..
Ancak biz “başlarım ulan alayınıza” diye
kolları sıvadığımızda
başlar her şey..




8 Ağustos 2017 Salı

HOŞAF
Eşeğin anlamadığı hoşafı
yine aynı eşeğin
tenasül organına
kaçırmış vaziyette
Türk futbolu..

Güya güvenlik için
icat(!) edilen passolige
Süper Kupa finalinde bile
gerek görülmüyor
ve el bombası dışında
her şey girebiliyor
stada..

Maç öncesi
üzerlerinden
döner bıçağı koleksiyonu çıkanlar
maçta sahaya atılan
kelebeği ayıplıyor
atın bi tarafına konarcasına..

Destursuz parmak bile kaldıramayanlar
arsızlıklarına ceza verilirse
dünyayı ayağa kaldırmakla
tehdit edebiliyor
utanmadan..

Kumpas olduğu ayyuka çıkmış,
iddianamelere girmiş
bir mevzuda
FENERBAHÇE’yi karalamaya çalışabiliyor
aynı utanmaz
kendi kepazeliklerini
örtmek için..

O kumpasın ürününe
sıkı sıkı yapışıp
kupa dilenciliğinin suyunu çıkaranlar
8. kez reddediliyor
başvurdukları
kurumlardan..
Ama tek satır
haber olmuyor bile..

Kebapçı basıp
çakma kabadayıcılık oynayan 
sonra da kendini
tazminatla kovduranlar
adam sayılıyorlar hala..

Sayesinde
şampiyonluk yüzü gördüğü
futbolun derin devletinden
şikayet edebiliyor
naylon filozof,
sürekli kullandıkları hakemleri
zayıf halka ilan ederek
hem de..

Bıçağın, meşalenin,
sopaların girdiği tribünlere
ATATÜRK pankartları giremiyor
sakıncalı görülerek..

Ve bu pankartları
siyasi buluyor
siyasetin kucağında
zıp zıp zıplayan başkancıklar..

FFP yüzünden
daha geçen yıl
Avrupa’dan men cezası alanlar
deli gibi para harcayabiliyor transfere
vergi affı sponsorluğunda..

Hoşafı başka sofralarda
aramaya gerek yok..
Futbolumuzun hoşafı
çoktan koktu bile..

Üstelik organik falan da değil bu..
Suni taneciklerle
habire kaynatılan
bi hoşaf..

Afiyet olsun içebilene..

Hoşafına arka bahçede
top oynamayı seven
kültürden gelenler,
o hüpürdettiğiniz
kokuşmuş hoşafları
boğazınızdan getirecek
elbet bir gün..






4 Ağustos 2017 Cuma

FENERBAHÇE’nin NEYE İHTİYACI VAR?
Sağ gözün sol göze
muhtaç olduğu
bir oyundur futbol..
Olmazsa
ya yarım görürsün
ya da anlamazsın gördüğünü..

Görünen köyün
kılavuza ihtiyaç duymadığı
iki Avrupa maçı oynadı
FENERBAHÇE
ihtiyaç listesinin altını
kalın çizgilerle çekerek..

Sol çizgideki kusurun
savunmasını alıp,
ÇUBUKLU’nun genlerine uygun
formata çevirecek
bir adaptör ihtiyacı
flaşör gibi yanıp sönüyor hala..

Göbekteki çifte stop lambasından
biri arızalı..
Mutlak tamiri gerekecek..
Tamiri olmazsa,
yenisi, sıfır..

Ortada trafik sıkışık..
İleriye doğru bir köprü inşaatı
olmazsa olmaz..
Gol için hazırlanıp pişirilen pasların
servisi için
bir şef garson şart..

Allanıp pullanıp
kaleye gönderilecek mektupların
adrese ulaşması için de
sağlam bir postacı lazım..

Ama ihtiyaç listesinde
önüne tik konulanlar da var..

Geçen yıl
hatta ondan önceki yıl da
eksik olan hırsın
ilk kıvılcımları
parlamaya başlamış bile..

Arkaya yaslanma saçmalığından
önde basma hevesine evrilme
heyecan verici..

Bu kulübün mayasında olmayan
pes etme hırkasından
kurtulup,
mücadele gömleğini
sırtına geçireceğinin
işaretlerini veriyor takım..

Fakat önce
takım olabilmeye ihtiyaç var..
Kramponların bastığı çimleri ezmeye
hatta ısırmaya
ihtiyaç var..

Ondan da önce
12 numaralı oyuncunun da
formasını giyip
sahaya çıkmasına ihtiyaç var..
Ateşiyle beslediği sevdasını
tarafı olduklarını yakmadan
cayır cayır
yeşil sahaya dökmek zorunda
her FENERBAHÇE’li..

Güneşli günler için
inancın yeniden yeşermesi şart
SARI LACİVERT semada..

Islığın yerini coşkulu tezahüratlar,
bu aşkın
ruhuna tezat karamsarlığın yerini de
canlı bir umut
almak zorunda..

FENERBAHÇE’nin idare edilmeye değil
yönetilmeye ihtiyacı var..
Sevdayla çarpan yüreklerin
sesine kulak verilmesine,
kulak verilen sesin
birleştirilip
ahenkle
şampiyonluk şarkıları söylemesine
ihtiyaç var..

Ve elbette zamana ihtiyaç var..
Omuz omuza,
sırt sırta
geçirilecek bi zamana..

Yani sağ gözün sol göze,
sol elin sağ ele ihtiyacı var..
Çünkü FENERBAHÇE birlikte güzel!