20 Kasım 2017 Pazartesi

FENER’in ATTIĞI GOL KİMİN KALESİNE GİRER?
Bu ülke liginde atılan her gol
yalnızca
golü yiyenin filelerini
ilgilendirir.
Bir tek FENERBAHÇE’nin golleri
sadece rakibin kalesine girmez..

Çoklu kişilik bozukluklarının sebebidir
her FENERBAHÇE golü..
İş ki çizgiyi geçmeye görsün
meşin yuvarlak..
Ha çizgiyi nerdeyse bir metre geçtiği halde
verilmeyen golleri de var ama,
mevzumuz o değil şimdi..

Bir FENERBAHÇE golü
atıldığı an itibariyle
o meşhur dörtte üçün
kalesine girer evvela..
Bi nevi kamu malıdır yani..

Pek bi kaliteli(!) medyamızın
paçalarından kalite(!) akan yorumcularının
gözlerine girer..
Ki “z” harfini
değiştirmek de mümkün..

Kendi kirlerine aldırmadan
tertemiz ÇUBUKLU’ya
kir bulaştırma telaşındakilerin
oturma organlarına girer
o gol..

Ağzı tiner kokan kargaların,
aslan taklidi yapan pisipisilerin
pisuvarlarına girer..

Düdük öttürenlerin,
düdüğü öttürenleri öttürenlerin
zorlarına gider,
borularına girer..

Güneşli günler göreceklerine
inananlar müstesna,
ne idiği belirsiz doktorların girdiği
güneş girmeyen evlere girer..

Tüplü federasyona,
bip’li operasyona,
haplı halüsinasyona,
toplu mastürbasyona girer..

Yatarak işini görenlerin,
kucağa oturmaya alışanların,
“ayağa kalk”lı koreografi yapanların
fazla kalkan kaba etlerine girer..

Tarafsızlık ayağına
bozuk sistemin taraftarlığına soyunup,
FENERBAHÇE’yi
bertaraf etmek isteyenlerin
bi taraflarına girer..

Ha FENERBAHÇE çok mu iyi top oynuyor?
Hayır..
4 gol attığı halde, 
yine hayır!
İştahla, hevesle
gol için saldırsa bile hayır!

Ama bir kez başını kaldırması bile
korkudan titretiyor birilerini..

Çünkü biliyorlar,
çuvaldız yurdusu kadar yerden
deve denli soğuk girer..
Ve FENERBAHÇE’nin kuranderi bile
topunu hasta etmeye yeter..





14 Kasım 2017 Salı

PROBLEM BELLİ, ÇÖZÜM NET!
Bi acayibiz
FENERBAHÇE’liler olarak,
kabul edelim..
Sevdaya el uzatıldığında
en balyozundan yumruk oluruz da,
kendi içimizde ayrışırız
hemencecik..

Hep bi matematiğimiz
şaşar zaten..
11 puan geriden gelip
şampiyon oluruz..
17’de 16 yaparız
sıkıya gelince..
103 gol atarız tek sezonda..
3-0’dan geri dönüp
4-3’ü buluruz..
10 kişiyle 6 atarız falan..

Alt tarafı dört işlem var
matematikte..
Onun da
yanlışlarını seçeriz
lazım olduğunda..

Gücünü TOPLAYIP,
okkalı bi tokadı
kuyunu kazanların
suratlarına ÇARPMAK varken,
aşkı ıskartaya ÇIKARTIP,
BÖLÜNMEYE yüz tutmak niye?

Ha bak bölünme deyince de
üstümüze yok ha,
doğruya doğru..

BAŞKAN’cılar, muhalifler,
AYKUT’çular, ALEX’çiler..
Topçusunu her fırsatta
gömen de var aramızda,
ne yaparsa yapsın
Tanrı gibi görüp
kutsayan da…

LACİVERT’ten hazzetmeyip
sırf SARI giyineni de gördü bu gözler,
“SARI parçalılarda da var,
en güzeli LACİVERT” diyeni de..

Oysa ki SARI
tek başına sadece SARI,
LACİVERT sadece LACİVERT..
Yan yana olduklarında
ÇUBUKLU onlar..
Yan yana yıkılmaz bir duvar..

Eksilmeyeceksin Kardeşim..
Ne inancından,
ne umudundan,
ne mücadelenden
eksilmeyeceksin..

Bölünmeyeceksin
ocu, şucu, bucu diye..
Fikir farklıları candır,
derin ayrılıklar cana kast..

Ha göre göre
bölmeyeceksin de..
Hata yaptığını, yorulduğunu,
yıprandığını, yıprattığını
göreceksin..

Ömür verdiğin sevdayı
omuzlayacak, düşürmeyeceksin;
çakalların kucağına da,
kendi hırsının, egonun eline de..

“Aynı sesi çıkarmadıkça
başarılı olunamaz” diyorsan
yükselen sese
kulak vereceksin..

Sevda da hepimizin, dava da..
Tek başına sahiplenmeyeceksin!

Yıllarca beklediğin o yeni nefesi
ciğerlerine doldurmak hakkın,
hayatını adayıp
gücüne güç katana vefa
görevin..

Vaziyet kötü, gidişat vahim; kabul..

Ama en olmadık zamanlarda,
en acayip refleksleri gösteren
güçtür FENERBAHÇE,
unutma!

Ve sen FENERBAHÇE olmadıkça
attıkları yumruğa makas,
sıktıkları mermiye taş,
golüne ofsayt,
penaltına “oyna” demeye
devam ederler..

Problem belli
ama çözüm de net!
Gücünü BÖLME!
Bir araya TOPLA!
Sıkı bir yumruk ÇIKAR!
Ve yüzlerine ÇARP!





2 Kasım 2017 Perşembe

-Zeki Rıza SPOREL için-
ÜSTAD-I KAPTAN
Saha-yi futbolda var bir Zeki
Olmaya zir-u cihanda örneği
Yıldı “golkipler” şutundan her zaman
Namı tuttu car-u aktar-u cihan..
…..

Ayakları adından daha “Zeki”
bir futbolcu daha görmedi
futbol sahaları..

Bir eşi daha olmadı
futbol icat edildiğinden beri..
Nasıl olsun!
352 maçta 470 gol..

Bu yüzden
en çok kaleciler sevindi
futbolu bıraktığında..

Onsuz futbol literatürü karikatür,
adı anılmadan yazılacak ansiklopedi
ciklet falıdır ancak..

ÇUBUKLU’yu ilk giydiğinde sırtına
adamdan sayılmayıp
fotoğrafı bile çekilmedi.
Sayılmadı çünkü çocuktu..
17 yaşında bile değildi daha..

Ama o yazdı tarihini
daha abecesi bile olmayan
Türk futbolunun..
İşte fotoğrafının çekilmesine bile
gerek duyulmadığı
o maçta attığı 4 goldü
kaleme aldığı tarihin
ilk mürekkebi..

Göğsünde ay yıldız taşıyan
ilk milli takımın
-o zaman ki deyimiyle-
ilk gol kaydına o muvaffak oldu..

Ondan dört ay önce de
sırf FENERBAHÇE’yi harcamak için
karizmayı çizdiren Hartington’u
zırıl zırıl ağlatan
iki golde de
onun adı yazıyordu yine..

Bir lig maçında
rakip filelere
8 gol birden bırakan da o,
Galatasaray ve Beşiktaş’a
tek maçta
4’er gol atan da..

Ha, futbol hayatı boyunca
ÇUBUKLU’yla
Galatarasaray’a
tam 33 gol atan da
ta kendisi..

Milli formayla
bir maçta attığı 4 golle
adını yazdırdığı rekor
ancak 72 yıl sonra
egale edilebildi..

Jübilesinde
frikiği çaktığı yerden
kaleye taksi tutsan
eski parayla 30 milyon..

Kaptan dediler,
kafi gelmedi üstad dediler..
O da yetmedi
FENERBAHÇE’yi FENERBAHÇE yapan adam dediler..

Topa ÇUBUKLU’yla vurduğu ilk gün
çekilmeye gerek duyulmayan fotoğrafını
önce efsaneler kitabına
sonra başkanlar albümüne
koydurdu gururla..

Futbol oynadı,
kupa kazandı..
Bıraktı, tenis oynadı,
kupa kazandı..
Golf oynadı, hokey oynadı,
kupa kazandı..
çünkü topa vurması için yaratmıştı
Tanrı onu..

Adı ZEKİ RIZA’ydı..
FENERBAHÇE’ye üstün muvaffakiyetler emreden
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
bizzat verdi
SPOREL soyadını..
Futbolun ayağıydı belki ama
sporun eliydi çünkü..

Ve hala sporun eli, ayağı..
ÇUBUKLU için akıttığı terin mirasçıları
var oldukça da
öyle kalacak..




23 Ekim 2017 Pazartesi

OTUR, SIFIR!
Hanımlar Beyler,
lütfen
alıcılarınızın ayarıyla oynayın!
Çünkü izledikleriniz, gördükleriniz
gerçek değil..
Siz derbiyi
0-0 bitti sanıyorsunuz ama
kazın ayağı öyle değil işte..

Hakem tertemiz maç yönetti mesela..
Oh mis.. Cillop gibi..

FENERBAHÇE’nin golü verilmez tabi..
JANSSEN bacağını kırdı orda adamın..
Zaten çocuk
sakatlandı çıktı sonra..
Futbol hayatı bitecekti nerdeyse..
JANSSEN adam yaralamadan
yargılanmalı abicim..
Az bile yaptı hakem,
oh olsun..
Ayrıca röveşata golüne
faul çalmış hakemden bahsediyoruz,
pardon yani..

Penaltı dedikleri zaten tırışka..
Ne yani,
eliyle mi tutmuş çocuk,
planjon mu yapmış..
Eeee?

Ama bak HASAN ALİ’nin ki penaltı!
Avcuna alıp tarttı topu resmen..
Valla bak!
Bana mı inanıyorsunuz,
görüntülere mi allasen..

Ha bi de DENAYER’e sarı verdi ki,
o yanlış işte..
Çocuk munisçe topa dokundu..
JANSSEN attı kendini..
Çek sarıyı JANSSEN’e
bak bi daha yapıyor mu?

BELHANDA’ya kırmızı
külliyen saçma..
KAMENI kündeye aldı orda çocuğu..
Ne kırmızısı ya?
Penaltının amcası..
Amca baba yarısıdır ya,
o açıdan..

BELHANDA’nın kartı iptal edilip
tez özür dilenmeli,
KAMENI de yabancı şubeye çekilip
sorgulanmalı..

Hakemin kafaya su atmışlarmış..
Napsınlar,
susamış hakem,
su da mı ikram etmesinler..
Ne kadar vicdansız oldu bu toplum ya..

Koreografiyi de ne abarttılar ha..
Senelerce kucağa oturarak
işini gördüren camianın
“ayağa kalk” diye
mevzuyu protesto etmeleri
normal değil mi
gözünüzü seveyim..

Hem “dualarla himmetlerle
ayağa kaldırıcaz” derken
bodoslama gelmiyor da
“ayağa kalk” deyince mi
subliminal oluyor?

Rocky mi battı yoksa gözünüze?
E bi daha ki maçta da
Rambo’nun resmini kaldırıp
“bu bizim savaşımız değil” yazarlar
olur biter yahu..

Mesele ayağa kalkmak
değil ki zaten..
Oturulan kucaktan
nasıl ayağa kalkıldığı
seyirlik aslında.. 

Lütfen oynayın
şu alıcılarınızın ayarıyla
o yüzden..
Çünkü mevzu
hakkaten göründüğü gibi değil..




16 Ekim 2017 Pazartesi

BU HAFTA
O sene bu seneciler
geri dursun ama
o hafta bu hafta işte..

Kimilerinin
hoş hatıralarla andığı,
kimilerinin de
hafızalarından kazıyamamanın
derdine yandığı
mevzuların haftası..

0-3’den 4-3 yaptığımızı,
6 tane attığımızı,
ceza sahasına girmeden taktığımızı,
Samiyen’i kapatıp
arenayı açtığımızı
unutamayanların haftası..

Taksimetrenin
30 lira yazacağı mesafelerin
futbol literatürüne
girmesinin haftası..

Birbirine
“cansın be abi” demekten bile
imtina eden kankaların,
kızlarına “cansın” adını vermeyi
aklına bile getirmek istemeyen
babaların haftası..

“Kaleleri kaldırıp pota koyalım”
dedikten sonra
hukşat basket olanların haftası..

Alex, Devid ve Josef’den sonra
DE SOUZA soyadından
komple nefret edenlerin haftası..

KPSS’de
öğrenme teorilerindeki kavram sorusuna
konu olanların haftası..

Her ayı tastamam geçirip
Kasım ayını
29 gün yaşayanların haftası..

“Inının ınının” diye başlayan
Hababam Sınıfı müziğinden
hazzetmeyenlerin haftası..

Tükürüp ayran attık diyenlerin,
20 bin kişilik tribünden
sahaya 10 bin pet şişe atanların,
kederlerinden dibini buldukları rakı şişesini
rakip topçuya fırlatanların haftası..

Ayva çiçek açmış
yaz mı gelecek türküsünü
repertuarlarından çıkaranların haftası..

“Geldik, gördük, yendik”i
Sezar’ın bir sözü olarak
hatırlamak isteyenlerin haftası..

Maçtan sonra
kendi kanallarında
“ama bizim uefa kupamız var” belgeselini
yayına sokanların haftası..

İçerde dışarda İstanbul,
Ankara, Manisa,
Almanya falan derken
uzayda hayatın başlamasını
hiç mi hiç
arzu etmeyenlerin haftası..

Ama öte yandan da
o kadar bardağa su koymayanların,
aslan sütü içenlerin haftası..

O sene bu sene mi belli değil,
olamaz..
Ama bu hafta kesin o hafta..
Ha bazıları
bayram haftasını
mangal tahtası olarak anlar,
o ayrı mevzu..





28 Eylül 2017 Perşembe

ŞEMSİYELİ ÖRDEK
‘Şaşkın ördek
suya kıçından dalar’ derler ya
bunların ki de
o hesap işte..

İşlerine gelince
günlük güneşlik,
gelmeyince
yağmurludur hava..

Ağlama önlisans programından
sertifikalı,
çamura yatma ana polim dalında
mastırlılar..

Önümüz kesiliyor ayağına
önlerindeki maça bakamazlar..
Kalkık arkalarının indirildiği
arkada kalan maçlardan
çıkamazlar..

Efendilikleri kofti,
terbiyesizlikleri hakikat..
Filozoflukları çakma,
dandiklikleri asıl..

ALLAH için
incitmezler rakiplerini,
sadece kafa göz yararlar işte..

“Hakkıyla, şerefiyle” derler
kul hakkını çirkeflikle yerler..

59 senelik ligde
61 şampiyon(!) olması
onlar için matematik,
ama Kadıköy’de
üst üste 14 maç kazanamamaları
istatistik değil..

100 milyon borç taktıkları tüpçüsünden,
kurullarından hakemciklerine kadar
federasyonda teşkilat..
Her kaybettikleri maçtan sonra
mağduriyet, müşkülat..

Bedava penaltılar,
hediye gollerle gelen 3 puanlarda
“hakem de hata yapar”..
Kıyak çekilmeyince
“hakem düdüğü asmalı”..

Kazanmak için
bin türlü günah, dalavere,
düzenbazlık, yalakalık,
ahlaksızlık mübah..
Söze gelince
dünyanın en Müslüman takımı..

Kötü oynayınca
düdüklü, tetikli destekler şifa,
yorulunca elektriği kesmek ilaç..

Tekme atmaları,
ortamı germeleri,
küfretmeleri serbest olmalı..
Ki alıştırıldıkları şımarıklıkları
tavan yapmalı..

Mobeselere bile beyanat verip
sıkıştıklarında
koridor görüntülerini kaynatırlar
ama sahadakileri kaynatamayınca
video hakemden
umarlar medeti..

Vergiye gelince yan çizerler
ama algıya gelince
yazıp çizerler..

Dalaletle pek çok rezalete imza atıp
“futbolun adaleti” diye
koparırlar yaygarayı..

Milliyetçilikte
kül bırakmazlar mangalda,
sahalarına helikopter iner,
“bizimle alakalı değil” deyip
kaçarlar..

Ülkeye ihaneti,
kumpastaki maharetiyle meşhur
savcı bozuntusuna
milyon dolarlık rezidans,
asaletini
gözünden anladıkları üçkağıtçıya
loca..

Pompalanan gazla
büyüdüklerini sanırken
daha da küçülürler
her küstahlıklarında..

Lafları, icraatları ütopik,
kafaları sentetik..

Asla, gölgesinden bile korktukları ağaç gibi
büyük olamayacaklarını
bilmelerinden
bu öfkeleri..

Yağmur yağsın istemezler
işte bu yüzden..
Yağarsa
şemsiye açmak lazım çünkü..
Oysa ki
girdiği yerde
açılmaz şemsiye..




24 Eylül 2017 Pazar

MEME’Lİ MAMA’LI
"Ne yapmalı, ne etmeli
bir oyunbazlık, bir şeytanlık
yoksa dalavere mi çevirmeli"
tadında bi şeydir işte
bu ülkede
FENERBAHÇE’ye rakip olmak..

Herşeyden önce
iki dakka adam olmalı..
Bak iki dakka diyorum,
fazlası mümkün değil zaten
o tıynete..

Ağlamayana meme,
yalamayana mama yok kafasından
vazgeçmeli bi zahmet..
Vazgeçilmiyorsa
mama kesilince zırlamamalı,
ağladığında
ağzına emzik yapıştırılınca
gücenmemeli..

Bu kadar
özgüveni yüksek olunmamalı..
Hatta belki bi kelime daha var ama
onu da yazmıyım,
özgüvende bırakıyım..

Sana ana avrat dümdüz gidenin
önünde diz çökmemeli..
Ha çökmüşsen
hiç ahlaktan, utanmaktan falan
bahsetmemeli..

Rakip kaleci
sakatlanan arkadaşınla ilgilenirken
kaleye şut çekerek
karakter testine
kocaman bi sıfır yazmamalı..

Ama
ne kadar densizlik yapmış olursa olsun
yıllarca formanı giyerken
destek olmuş da olsan
maç sonu
rakip topçunun
özel hayatına falan girip de
saçmalamamalı..

Efendilik iddiasında bulunup da
ancak başka başka efendilerin
kölesi olunca gelen
yalandan payelerle
gaza gelmemeli..

Ya anlaşılır bi şeyler söylemeli
ya da hiç bi şey dememeli..
İlla bi şeyler demek isteniyorsa
hiç olmazsa
bi diksiyon kursuna gidilmeli..

Öfkeyi,
bi türlü tatmin olamayan
intikam alma duygusunu
mendil gibi cebinde taşımamalı..

Ha mendil demişken,
bordo mendil, kravat,
mavi ceketle olmuyo işte..
Artık kreasyonu değiştirmeli..

Kontrolü kaybedip
topçuya, hakeme küfretmemeli..
Hadi kazanamıyorsun,
en azından kulübede kalmayı
başarabilmeli..

Ofsayt değilse, değildir.
Bundan rahatsız olunuyorsa,
e güçleri de varsa
haftaya çıkıp kazanabilmeli..

Toplantı, moplantı falan
fazla kasmamalı..
Hakem hata yapmışsa,
“Hakem her yerde olduğu gibi
hata yapmıştır,
yapacaktır da.
Bu sporun güzelliği”
deyip geçebilmeli..

Tekme atıp,
çirkeflik yapıp
yoktan yere kızarmamalı..
İlla kızarılacaksa
sahada yapılan çirkinliklerden utanıp
kızarmalı..

“Ancak bizi böyle yenebilirlerdi”
züğürt tesellisinden
medet ummamalı..
Bir değil, iki değil,
üç değil, dört değil,
ondört..
Artık acilen
sayı saymasını öğrenmeli..

Ne yapsan, ne etsen
oyunbazlık, şeytanlık
dalavere de çevirsen
bazı şeyler değişmiyor işte..

Yerini bilmeli,
kabullenmeli,
bükemediğin bileği öpmeli..