20 Eylül 2019 Cuma


20 EYLÜL’ÜN ANATOMİSİ
Ulan dallama sistem!
Ulan köhne, kokuşmuş kafa!
Hiç hesap edemedin di mi lan
20 Eylül 2011 günü
ağzının ortasına yediğin şamarı?

Erkeklere yasakladığın maça
sempatik görünmek adına
ceza bellediğin kadınlar için
3-4 bin bilet basarken,
o kadınların
cezayı alnının çatısına basacağını
kestiremedin di mi hiç?

Günlerce, aylarca, yıllarca
sevdiğinin yolunu bekleyen kadının
saatlerce bilet kuyruğunda
bekleyemeyeceğini mi sandın yani?

Helal alınteri kokan ÇUBUKLU’nun
parfüm kokamayacağını mı düşündün
Allah aşkına..

Kozmetikçiden LACİVERT oje,
SARI göz farı soranlar
tribünü
SARI LACİVERT’e boyayamaz mı sandın
abisi..

Evladının
ilk  SARI LACİVERT atkısını, beresini
ilmek ilmek ören ellerin
senin FENERBAHÇE’ye ceza vermekle bozduğun
o akılsız başına
çorap öremeyeceğine mi inandın yoksa?

En uzun dualara,
en bilinmedik şarkılara,
sıcacık ninnilere dönen dillerin
tezahüratlara da döneceğini
getiremedin mi aklına?

Renk renk çantası, ayakkabısı,
elbisesi, fuları, şapkası olanın
maç günü giyilecek
bir kreasyonu olmadığını mı zannettin?

Samanyolunda
atkılarla birlikte
başörtülerin, eşarpların,
saç bantlarının da sallanabileceği
hiç kafandan geçmedi di mi?

Forma almak için
makyaj masrafını düşürenlerin,
maça gelmek için
ateşini bile düşürenlerin,
“kadın ne anlar la futboldan” zihniyetini
ofsayta düşürebileceğini
tahmin edemedin di mi hiç?

Terlikle bile
tam isabet yapabilenin
topukluyla röveşataya kalkıp
beynindeki örümcek ağlarını alabileceğine
ihtimal bile vermedin mi?

Elinin çamuruyla yazdığın senaryoları,
FENERBAHÇE'li kadınların
öpülesi ellerinin hamuruyla
parçalayabileceği
hiç yoktu di mi hesaplarında?

FENERBAHÇE’si için
en okkalı tribi atanın
iğrenç planlarının kalesine
tam doksandan gol atamayacağı
fikrine mi kapıldın birader?

Cinsiyeti yoktur ulan
FENERBAHÇE sevdasının..
Bi kere tutulmaya görsün,
erkeği de kadını da aynı deli..
Bunu hala anlamadıysan,
takvime bir daha bak..
Her 20 Eylül
çarpacak bu gerçeği suratına..

Bugün, yarın, daima..




4 Eylül 2019 Çarşamba



3 TEMMUZ BİTTİ Mİ?
8 yıl 2 ay önce
FENERBAHÇE’li olarak uyuduğumuz günün sabahına
FENERBAHÇE’nin ta kendisi olarak
uyandık.

Önceden bilmiyorduk,
yürekten emindik.
Gülerek izlemedik,
gözyaşlarıyla isyan ettik.

Harcımızda sevda vardı,
SARI LACİVERT duvar olduk..

O günün makbullerinin
ne mal olduklarını haykırdık
korkmadan
caddede sel olup..

Cop yedik, gaz yedik,
tekme yedik..
Çapulcu diye yaftalandık,
terörist diye damgalandık.
Vazgeçmedik, pes etmedik,
geri çekilmedik..

Yarım puan bile sildirmedik,
birlikte tarih yazdık..

Farkettiler ki
omuz omuzayken yıkamayacaklar,
nifak soktular aramıza..
Zaten öfkeliydik,
kavga ettik,
birbirimize düştük..

Hata yaptık, tökezledik..

FENERBAHÇE’li olmayı unutup,
o’cu, bu’cu, şu’cu olduk..

Aklımız, kalbimiz,
ruhumuz, heyecanımız
paramparça oldu..
Dağıldık!

Dosta, düşmana gösterdiğimiz,
o çok korkulan gücümüzü
inkar ettik..

Gerekirse mermi kullanın diyenler
gerektiğini görüp kullandılar..
Deplasman dönüşü
kurşunlandık..
Bu oyunda yokuz dedik,
üzerimize çullandılar,
sözümüze sahip çıkamadık..

Emeğimizi çaldılar..
Şampiyonluklarımızı çaldılar..
Heyecanımızı çaldılar..
Sevinçlerimizi çaldılar..
Hiç bi şey yapamadık..

Duvarda gedik verdik..
Taviz verdik..
Yorulduk, boş verdik..
Şarlatanlara fırsat verdik..
Avaz avaz bağıran
FENERBAHÇE ruhuna
kulak vermedik..

İtenin de tutmayanın da
bir olduğunu
unuttuk..

Kanımıza dokundu,
canımız yandı..
Silkelendik..
Elimizi taşın altına koyduk..
Yeniden umutlandık..
Heyecanlandık..

8 yıl geçti.. 8 koca yıl..
Ağladık, hırpalandık..
Savaştık..
Yorulduk..
Tükendik..
Öldük..

Peki bitti mi 3 Temmuz?
Bitti..
Hem de 4 Temmuz sabahı..
Ama travması, acısı bitmedi..
Hesap soruluncaya kadar da
bitmeyecek.

O mezdeke kıvamındaki
fezlekeyi yazanlar, yazdıranlar
artık polis değil..

O uyduruk iddianameyi
hazırlayan savcı bozuntuları
artık savcı değil..

Sahte delillerle
hüküm veren hakimler
artık hakim değil..

Ya tutuklular,
ya kaçaklar,
ya adli kontroldeler
ya da meslekten atıldılar..

Kumpasın planlayıcısı ve çığırtkanı
gazete görünümlü paçavralar
kapatıldı..
Dandirik delil bavulcusu
delikte çürüyor..

Ama canımıza okuyan
o hastalıklı kafa
hala medyada,
futbol dünyasında,
her yerde
keyfini sürüyor..

Bizim yine
birbirimize düşmemizi,
değerlerimizi harcamamızı,
kenetlenmeyip dağılmamızı
bekliyor pusuda..

“Hala mı 3 Temmuz”
diyenler var..
“Bitsin artık ya”
yaygarası yapılıyor..
Bil ki
sen “bitti” demeden
bitmeyecek!




19 Ağustos 2019 Pazartesi

BAŞLAN’GIRÇ!
“Başlangıçlar zordur” diye
bi klişe var ya hani..
E ama
klişeleri yıkmanın adresidir
FENERBAHÇE..

Üstelik geçen sezon
kabus gibi başlamıştı..
Hatta
hiç başlayamamıştı..

Her düştüğünde ayağa kalkma
ana bilim dalı
profesörü olan
bu camia
afili bi sinyal
daha çaktı geleceğe..

Bir sezonda
alamadığı kadar penaltının
25 dakikada çalınması,
önceki yılın ilk dördünün
puan kaybıyla başlaması
bu başlangıcı
daha da cilaladı
gözlerde..

SARI LACİVERT’in
4 yıl evinden ayrı kalan yüreğinin
ÇUBUKLU’ya kavuşması,
özlenen iştaha da
kavuşulacağının
işaretiydi adeta..

Tabi atılan 5 gol,
yüzde 76 topa sahip olma,
661 isabetli pas,
40 kez ceza sahasında
topla buluşma falan
rakibin
ligin yenisi olmasına
bağlanacak.
Sanki
hakemlerin şampiyonu
ligin başka bi yenisine
mağlup olmamış gibi..

Her zamanki gibi
bu 5 gol ölçü olmayacak!

Ama FENERBAHÇE’nin ayakları da
yere basacak..

Artılarını görecek
ama eksiklerini de bilecek..
Hayal edilen başlangıcın
havasına kanmayıp
özlenen
mutlu sonu isteyecek,
çalışacak..

Sahayı
rakibine dar edecek,
saha dışında da
tescilli düşmanın
yayıncı kanalın koltuğuna
kurulmasına da
işte böyle
izin vermeyecek..

Tribünde, sokakta,
sosyal medyada
kenetlenecek..
Yeterinden fazla
kuyusunu kazan varken
bi de kendi kendisinin
ayağına sıkmayacak!

Yine de ilk haftadan
5 golle bismillah deyince
bi “gırç” sesi gelmiştir
birilerinden..

E ama bu daha başlan’gırç,
mücadeleye devam!.




3 Nisan 2019 Çarşamba


YA ŞOFÖR OTOBÜSÜ DURDURAMASAYDI?
Bugün
Türk futbol tarihinin
en kara gününün 4.yıldönümü..

FENERBAHÇE Spor Kulübü
4 Nisan 2015 günü
Sürmene’deki silahlı saldırı sonucu kaybettiği
40 canını andı bugün..

İlk tören
katliam kurbanlarının
mezarları başlarındaydı..

Türkiye’nin pek çok şehrinin yanı sıra,
Çek Cumhuriyeti, Nijerya,
Kamerun, Hollanda,
Senegal ve Portekiz’de de yapılan
anma törenlerine
kurbanların yakınları dışında
binlerce FENERBAHÇE taraftarı katıldı.

Ayrıca Bağdat Caddesi’nden
stada doğru
onbinlerce insan
bu kara günü anmak için yürüdü..

Kortejin önünde
katliamda yaşamını yitirenlerin
fotoğraflarını taşıyan
eşleri ve çocukları vardı.

Yürüyüş sırasında
baygınlık geçiren sporcuların anneleri
ambulansla hastaneye kaldırıldı.

Sloganların atılmadığı
sessiz yürüyüşe
tarifsiz bir acı
ve gözyaşları hakimdi..

FENERBAHÇE Stadı’nda yapılan
anma töreninde ise
55 bin kişi vardı tribünlerde..

Canlarını FENERBAHÇE formasıyla veren
40 kişinin
posterleri açıldı
stadın dört bir yanında..

O kahramanların anısına
tribünlerde 40 adet meşale yakıldı,
anons edilen isimleri
tek tek tüm tribünlerce
söylendi hep bir ağızdan..

Skorborddan
futbol şehitlerimizin
görüntüleri, golleri gösterildi..

Olayın faillerinin
hala yakalanamamış olması,
kim olduklarının bile bilinmiyor olması,
bir dava açılmamış olması,
hatta iddianame bile yazılmamış olması
şiddetle protesto edildi.

Katliamın ardından
FENERBAHÇE ligden çekildiği için
oynanamayan Süper Lig’in
diğer temsilci kulüpleri
stada çelenk göndermekle yetindi.

Katliam nedeniyle
Türkiye’yi tüm Avrupa ve dünya turnuvalarından
10 yıl süresince men eden
UEFA ve FIFA 
FENERBAHÇE’ye
anma telgrafı gönderdi.

Stadyumdaki öfke
tören sonunda sokaklara taştı.
Polisin
fişek, biber gazı, gaz bombası
ve TOMA’larla müdahale ettiği
olaylar sırasında
binlerce kişi yaralandı,
yüzlerce taraftar
gözaltına alındı..


------

N’oldu?
Çok mu ütopik geldi?
Eğer 4 sene önce
şoför
hem de başından vurulmasına rağmen
o otobüsü durduramamış olsaydı
yaşanacaklar
aşağı yukarı böyle olacaktı.

Hala farkında değilsiniz değil mi,
hala!

Belki o kurşunları sıkanlar
hala bilinmiyor,
bilinmesi istenmiyor!

Ama sessiz kaldıkça
silah hepinizin ellerinde!




25 Şubat 2019 Pazartesi

-Bir İSLAM ÇUPİ’ye selam yazısı-
DALGA
Bir denizdir o
uçsuz bucaksız..
Ama okyanusundan
ötesinden değil ha..
Enginliğinden
sual olunmaz,
“büyüklüğünün
adı konamaz!”

Bakarsın süt liman sanki..
“Bir ölü dalga”* dersin..
Ama “coşkusu içinde saklı,
gürültüsü..”*

Alabora oldu sanırsın,
kaldırır diker başını..

Tutkunları için
“ne müthiş ne uyunamaz
bir kabus ilk devresi”
kargaların rüyasına
dönüşür..

“Kümeye kümeye” diye
bağırırsın..
Darı ambarı sandığın kümesin
başına yıkılır..

Bir olur, iki olur, üç olur
numaradan 5 dikişli çakmanın
eli kolu oynamaya başlar,
nice elin kolun mezarlığı
lavaboları
unutarak..

Bir olur bi titrersin,
iki olur eyvah..
Sonra “metafizik” bi füze çıkar
dalgasını yaptığın
sol ayaktan
alnının çarmıhına..

“Diz çökmüş” diye
dalga geçtiğin
dizlerini titretir
dalga dalga gelerek
helikopter pisti
hibrit çimlerinde..

Dördün, beşin düşünü kurarken
dördü yemeyelim diye
hatim indirirken
bulursun kendini..

Böbürlenip
koftiden destan yazmaya
hazırlanan kalemin
oniki dakikada kırılıverir,
sonrasında
bi yerine kaçmadığı için
şükredersin..

Maç biter,
“galibiyeti kaçırdım”
artisliği yaparsın,
altına kaçırdığını
çaktırmamak için
maç bitmeden daha..

Sahadaki bi yana
tribünden bi SARI LACİVERT ateş
çöker üstüne,
kendi evinde
ev sahibini ağırlayan
ahmak misafire dönersin..

Az daha öz kardeş olma fırsatını
teğet geçersin sonunda
daha beterini defalarca yaşamış
üvey kardeşinle..

O zaman anlarsın
tökezlese de diz çökmeyeceğini,
yaralansa da ölmeyeceğini,
küçümsediğin,
büyüklüğün
gerçek sahibinin..

“Belki “FENER’li bi şair
ilerde bu maçın üstüne
şöyle bir mısra düşer.
FENERBAHÇE yenilmez!
Bu forma ile dalga geçilmez!”

(*)Edip CANSEVER’in “Bir ölü dalga” şiirinden..


NOT : Yazı, İSLAM ÇUPİ’nin
FENERABAHÇE’nin Galatasaray’ı
3-0’dan 4-3 yendiği
3 Mayıs 1989’daki
maçtan sonra yazdığı
FENERBAHÇE YENİLMEZ isimli
yazıdan alıntılarla
kaleme alınmıştır.





1 Şubat 2019 Cuma


YOK / VAR
Adın FENERBAHÇE’yse
bazı şeyler hep yok yazar hanende
ama aslında
çok şeyin vardır..
Varlarını yok ettiğin de olur,
yoktan var ettiğin de..

Kırmızı çizgimiz
yok bizim mesela..
SARI ve LACİVERT çizgilerimiz var.
Yan yana..
ÇUBUKLU!

Antrenmanda
topçuları toplayıp
kulak çeker gibi
FENERBAHÇE’nin büyüklüğünü
anlatmaya
ihtiyacımız falan yok.
Çünkü
anlı şanlı bi tarihimiz var..

Puanımız,
şampiyonluk şansımız
yok belki ama,
bi ara pasına, bi gole,
sahadaki bi isyana yeşeren
umutlarımız var..

Takım küme düşme hattını gördü,
ilk 10’da adı bile yok ama,
tribünde sevdasıyla
hançere yırtan
on binler var..

Adam öldürmeye teşebbüse
kart yok,
penaltı yok, faul yok.
Çünkü sahada düdüklü davar,
kamera arkasında
düdüksüz da’VAR..

Tamam,
iki galibiyetle
abartılacak çok bi şey yok belki de
tünelin ucunda
yanıp sönen bi ışık var..

Değil şampiyonluk,
ilk iki, ilk üç ihtimali dahi
yok nerdeyse ama
başımızı kaldırmanın bile
yarattığı
tanımlanamaz
bir korku var..

Kabul,
ilk devrede
adımız, tadımız hiç yok
ama bunun
bi de ikinci devresi var..

Şu vaziyette
artık kavgaya, gürültüye,
birbirimize düşmeye
hiç mi hiç gerek yok..
Omuz omuza,
hep birlikte olmaya
ihtiyaç var..

Aynı renklere sevdalanıp
o’cu bu’cu diye
düşmanlaşmaya lüzum yok..
Zaten haddinden fazla
düşmanımız var..

Başka düşlere,
heyecanlara,
aşklara ihtiyacımız yok!
Çünkü bizim
FENERBAHÇE’miz var..


29 Ocak 2019 Salı

NEFES
FENERBAHÇE bu..
Her şeyi bi yana bırakıp
derin derin
ciğerlerimize çektiğimiz nefes..

ÇUBUKLU’yla
sahada, tribünde,
ekran başında,
totemlerle, dualarla
bir tutulan
bir kesilen nefes..

Varlığıyla var olup
dar gününde
darlığını çektiğimiz nefes..

Çakma bi hocanın himmetine,
nefesinin kuvvetine değil,
bileğinin gücüne güvenen
tertemiz bi nefes..

Bazen 280 nabızla soluk soluğa,
bazen küt diye duran nefes..

Evde, işte, okulda,
futbol muhabbetlerinde,
mabedin kutsal havasında,
zorlu deplasman yollarında
tükettiğimiz nefes..

Topçusunun,
hocasının,
başkanının ismine değil,
sevdanın kendisine
adadığımız nefes..

Formayı sırtımıza geçirdiğimizde
çocukluk aşkımıza
“SADIK” kaldığımız nefes..

Izdırabına, derdine
eyvallah desek de
yine de haftalardır alamadığımız nefes..

İyi, kötü oynadığımızdan bağımsız
sistemin düdüklerince
boğazımıza düğümlenen
nefes..

VAR’ıyla yoğuyla
iflahımız kesmek isteyenlere karşı
tıknefes değil
tek nefes!.

"Düşüreceğiz" diye kurulan hayalleri
kalkışıyla kabusa döndürecek nefes..

En kötü gününde
sırt çevirmeyip
güneşli günler için
tribünde
hep birlikte
omuz omuza patlatacağımız
nefes..

Umutsuzluğu,
yenilgiyi reddedip
tüm avazıyla
başkaldıran bi nefes..

İnançla çekildiğinde
başkalarını soluksuz bırakacak,
küçücük rüzgarları
fırtınaya çevirecek
güçlü bi nefes..

FENERBAHÇE bu..
Kimseye boyun eğmeyecek,
asla devredilmeyecek,
aşkla alınan
ve onurla verilen nefes..