2 Ekim 2020 Cuma

GALATASARAY'I SEVİYORUM

Galatasaray’ı seviyorum.. 
Çünkü ne zaman 
“re re re ra ra ra 
Gassaray Gassaray cim bom bom” diye 
bağırıldığını duysam 
“mazinde bir tarih yatar 
yaşa FENERBAHÇE” demekten 
daha fazla haz almam gerektiğini 
bir kez daha anlıyorum..

Galatasaray’ı seviyorum.. 
Çünkü sayelerinde
6 çok güzel bir rakam..

Galatasaray’ı seviyorum.. 
Çünkü SARI’nın yanında 
her kırmızı görüşümde 
yeni baştan tanık oluyorum 
LACİVERT’in SARI’ya 
ne kadar yakıştığına..

Galatasaray’ı seviyorum.. 
Çünkü sayelerinde 
otomobil, 
bir iki çanta para karşılığında değil 
alın teriyle kazanılmış kupalarla övünmek 
ne demektir iyi biliyorum, 
evelallah..

Galatasaray’ı seviyorum.. 
Çünkü varlıkları 
kendi taraftarını bile 
-af buyurun- düdükleyen 
bir takımın taraftarı olmadığım için 
şükür sebebi..

Galatasaray’ı seviyorum.. 
Çünkü onlar yüzünden 
transfer şikesi, hakem ayarlaması, 
algı operasyonları gibi 
futbolun karanlık yanları hakkında 
epey bilgilendik 
neyse ki..

Galatasaray’ı seviyorum.. 
Çünkü sayelerinde gelişti
“I will survive”la yabancı müzik, 
“Şınanay da yavrum şına şınanay”la 
Türk Pop müziği 
kültürümüz..

Galatasaray’ı seviyorum.. 
Çünkü onlar olmasaydı 
4-0’lar,4-1’ler, 
0-3’ten 4-3’ler olmazdı, 
ben de böyle 
ballandıra ballandıra anlatamazdım..

Galatasaray’ı seviyorum.. 
Çünkü “Alicengiz”i 
başkanlarının kardeşi sanan
bir tanıdığım var, 
öyle ki 
gülmekten altına yaparsın!..

Galatasaray’ı seviyorum.. 
Çünkü kendileri ispatladılar 
cümle aleme 
rakı masasında 
adam satarak 
bir şeylerin 
zaman zaman sahaya da attıkları 
şişede durduğu gibi 
durmadığını..

Galatasaray’ı seviyorum.. 
Çünkü “üflemeyle sönmeyen ateş”in 
kimi yakıp kimi yakmadığını 
gözlerimle gördüm
sayelerinde..

Galatasaray’ı seviyorum.. 
Çünkü “vergi kutsaldır” kamu spotu 
daha anlamlı oldu 
üstün katkılarıyla..

Galatasaray’ı seviyorum.. 
Çünkü benim stadımın tuvaletlerinde 
yalnızca taharet giderilmesinin 
otoparklarında 
sadece park edilmesinin bile 
ayrıcalık olduğunu gösterdiler
eksik olmasınlar..

Galatasaray’ı seviyorum.. 
Çünkü logoları, marşları 
hatta tezahüratları bile çalıntı bir camia olması 
daha da anlamlı kılıyor 
sevdamın sahiciliğini..

Galatasaray’ı seviyorum.. 
Çünkü kazandığımız kupaların 
kaldırılış anlarını gösteren 
fotoğraflara bakarken, 
onları yırtmak 
ya da saklamak zorunda olmadığımı 
hatırlatıyorlar 
sağ olsunlar..

Galatasaray’ı seviyorum.. 
Çünkü bir gün 
erdemle ilgili bir kitap yazacak olsam 
sayelerinde 
negatif örnek bulmakta 
hiç zorlanmam..

Galatasaray’ı seviyorum.. 
Çünkü sayelerinde 
biliyorum ki 
beni FENERBAHÇELİ yaptığı için 
ALLAH’a ne kadar 
teşekkür etsem az!

 

 

NOT :
Yazıyı tekrar bulmama yardım eden
 @ustungor ‘e 
ve müzik hafızamı tazeleyen 
@BrcnAktkn ‘e 
çok teşekkür ederim.

 

27 Eylül 2020 Pazar

BELGESEL TADINDA
İşlerini hep 
çapulculukla yürütmelerine rağmen 
kendilerini kral ilan eden 
aslan sürüsü  
LACİVERT gökyüzünün 
SARI süsleri 
kanaryalarla karşılaştı yine..

Ama
her zamanki gibi değildi
her şey..
Kalabalıklara alışık
mücadele alanı
sessizdi bu kez..
Ve nasıl oldu bilinmez
kanaryalar
“ayak titreten”
ÇUBUKLU zırhlarından
mahrumdu..

Ama aslan sürüsü
daha kanaryalarla karşılaşmadan
goygoycu sırtlanlarını
sürmüşlerdi ortaya
hep yaptıkları gibi..

Palabıyıklı çakal da
aslan sürüsünü kolladı
bu goygoyun
zehrine kapılıp..

Eksilmesi gereken sürüyü
sürekli besleyip
tam kadro tuttu yeşil düzlükte..

Kanaryaların
kanat çırpışlarından bile
nezle olup
aksıra tıksıra
kapattı uçuş alanlarını..

Kanaryaların kalesine saldıran sürü
kanatları kendinden büyük
bir genç kanaryaya takıldılar
her defasında..

En can alıcı sahneler
ağır çekimlerle
tekrar gösterilmedi
kanaryalar uçarken..
Ama aslan sürüsü
tembel tembel yatarken bile
defalarca geldi ekrana..
Yönetmen de
sürüden olmalı..

Sonuçta aslan sürüsü
sırtlanlarının goygoylarına,
çakallarının kollamasına rağmen
yine diş geçiremedi
LACİVERT’e bürünmüş
kanaryalara..

Ama yeni bir araya gelen kanaryalar da
aslan sürüsünü inlerine süremese de
gelecekte
değil aslan sürüsü,
kartalı, hamsisi, baykuşu
toplanıp gelse
pabuç bırakmayacağının da
işaretini verdi.

Çünkü
ait oldukları doğanın kanunu
buydu zaten..

Efendim??
Pardon??
Futbol mu?
E ortada futbol mu bıraktılar ki
futbol yazalım?
Artık gidişat
belgesel tadında..

 

14 Eylül 2020 Pazartesi

 Ölümünün 23. Yılında “MEHMETÇİK” BASRİ DİRİMLİLİ anısına..

FORMANIN CANI
Tribünlerde
ve 3 Temmuz sonrası
adliye önlerinde sallanan
sarı bir bayrakta
başı sargılı
yüzü gözü kan içinde bir adam olarak
tanıyanlar var onu..

“Sağ kanattan öyle bir geldi ki” den
yıllar önce
sol kanattan gelişin
şiirini yazan isim oysa ki..

50 ve 60’lardaki 
FENERBAHÇE ve milli takımın 
hem “savunma bakanı” 
hem “hava kuvvetleri komutanı” o!

ÇUBUKLU’ya sadece alın terini değil, 
o alnından süzülen kanı da akıtan 
anıtlaşmış bir futbol kahramanı o!

Türk tiyatrosunun 
en büyük kahramanlık hikayelerinden biri olan 
“Vatan yahut Silistre” de bahsedilen 
Silistre’de doğan, 
FENERBAHÇE’ye karşı ilk kez 
İSTİKLAL isimli takımda, 
FENERBAHÇE formasıyla da ilk kez 
ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ KUPASI’nda oynayan 
lakabını adeta 
kaderin müjdelediği bir sporcu o!

Sahada aldığı kafa yarıklarının 
sayısını bile hatırlamayan, 
ezik kaburga yırtık lif ve adaleyle 
maçlara devam eden, 
4 kez çene kemiğini kırıldığını bilip, 
burun kırıklarını
saymaya gerek görmeyen, 
yara izlerini vücudunda 
madalya gibi onurla taşıyan 
bir futbol gazisi o!

Tekmeye uzattığı için yarılıp 
3 dikiş atılan kafası bandajlıyken 
2-1 gerideki takımı
10 kişi kalacak diye 
sahadan çıkmak istemeyen, 
o yarık kafayla bir de gol atıp, 
topa vurduktan sonra 
sahanın ortasında bayılıp kalan, 
kendine gelince kalkıp
hala maça devam eden 
gerçek bir efsane o!

Kıbrıs’ta futbol oynayıp 
antrenörlük yaptığı yıllarda
Rum çeteleriyle çatıştığı için 
Lefke’de bir sokağa adı verilen 
gerçek bir MEHMETÇİK o!

Formaya ruh ve can veren, 
canını da 
ömrünü adadığı FENERBAHÇE’sinin 
kulüp binasında veren 
bir gurur abidesi o!

Sargılı başı 
ve kanlı yüzüyle gülümsediği bayrağı
gördüğünde 
ona bir kez daha bak 
FENERBAHÇE’li Kardeşim..

O bayraktan 
ta yüreğine işleyen bakışı 
ait olduğun sevdanın 
paha biçilemez bir nakışı çünkü..





11 Eylül 2020 Cuma

 

İÇE SİNMEZ
Türk futbolunun
yazılı olmayan kuralı der ki;
FENERBAHÇE kazanmışsa
kimsenin içine sinmez,
yüreklere oturur,
vicdanlar(!) sızlar..

Golü aslında çizgiyi geçmez,
penaltısı skandal karar,
faulü nizami şarj,
tacı bile tartışmaya açıktır..

Hakemler ayarlanmış,
federasyon FENERasyon,
lig dizayn edilmiştir!

Çünkü FENERBAHÇE’ysen
hakemi de yenmelisindir,
federasyona rağmen
şampiyon da olabilmelisindir..

Kuralların
FENERBAHÇE’ye
doğru uygulanması
asla kabul edilemez,
kabul edilmesi
teklif dahi edilemez!

Attığı her gol,
lehine verilen her penaltı,
kazandığı her maç, 
alnının teriyle
bileğinin gücüyle
aldığı
her şampiyonluk
bu ülkenin dörtte üçünün
gücüne gider..

Aslında
FENERBAHÇE’nin gücüdür
güçlerine giden..

Gerekirse
kurallar yeniden yazılır,
yazılı kurallar
inkar edilir..

Elle oynanan topun,
aslında ele gittiğine dair
yeminler edilir..
Çok şartsa
topa
“Allah belamı versin ki
ben ele gittim” diye
ifade verdirilir..

Golü atan
ofsaytta değilse bile
“vicdani ofsayt” diye
bi kavram uydurulur ki
evlere şenlik..

Penaltısında
ayak kırılmadıysa,
kafa patlamadıysa,
kimse ölmediyse
“oyna devam” şarkısı söylenir
koro halinde..

Ama suç FENERBAHÇE’de..
Niye kazanıyorsun kardeşim?
Hem de 1-0 geriden gelip..
Hem de deplasmanda..
Hem de ligin ilk maçında..

İlk elin
günahı olmaz derler..
Günahı o kadar çok ki
Türk futbolunun,
sevapları da
FENERBAHÇE’ye yazsın
bi zahmet..



5 Ağustos 2020 Çarşamba

LİMİTSİZ
FENERBAHÇE’ye işkence etmenin,
acı çektirmenin,
adaletsizliğin
hiçbir zaman
limiti olmadı
Türk Futbolu’nda..

Buz gibi golleri eritildi,
kabak gibi penaltılarına
turşu kuruldu..
Göz göre göre,
alenen,
misal Denizli’de olduğu gibi
“cayır cayır”
şampiyonlukları çalındı..

Birileri
“ince ayar” çalışmalarla
“perde arkası” işlerle
kollanıp iteklenirken,
FENERBAHÇE
şike iftira kuyusuna itildi..

İtildiğimiz kuyu
mezara çevrilip,
her hafta
üstümüze toprak atıldı,
umutlarımız, hayallerimiz,
emeklerimiz
canlı canlı gömüldü..

ÇUBUKLU’ya hapsolmuş
sevdalı yürekler,
demir parmaklıklara
mahkum edildi..

Taşlandı,
“sopa”landı,
gazlandı
ve hatta
kurşunlandı!

Yalanla, dolanla
Avrupa yolları kapatıldı,
hakkı gasp edildi,
milyarca lira
zarara uğratıldı.

Biat etmediği için,
boyun eğmediği için,
sistemin kuklası olmadığı için
defalarca,
tekrar tekrar
cezalandırıldı!

Kurumlarıyla,
kurullarıyla,
“kutu”larıyla,
bedel ödetildi,
fatura hep bize kesildi..

Şimdi de
harcama limitiyle
harcamaya çalışıyorlar
koskoca çınarı!

Ama SARI LACİVERT yüreklerin
FENERBAHÇE’ye sevdasının
limitsiz olduğunu
yine unutarak..

Tosladıkları duvar
hala yerinde..
yıkamadıkları son kale
gedikler almış olsa da
hala ayakta..

FENERBAHÇE’linin
FENERBAHÇE’ye bağlılığına
ve mücadele azmine
limit koymaya kalkanları
bekliyor!

Denemesi bedava!



9 Temmuz 2020 Perşembe



DÖRT İŞLEM
Bi acayibiz
FENERBAHÇE’liler olarak,
kabul edelim..
Sevdaya el uzatıldığında
en balyozundan yumruk oluruz da,
kendi içimizde ayrışırız
hemencecik..

Hep bi matematiğimiz
şaşar zaten..
11 puan geriden gelip
şampiyon oluruz..
17’de 16 yaparız
sıkıya gelince..
103 gol atarız tek sezonda..
3-0’dan geri dönüp
4-3’ü buluruz..
10 kişiyle 6 atarız falan..


Alt tarafı dört işlem var
matematikte..
Onun da
yanlışlarını seçeriz
lazım olduğunda..

Gücünü TOPLAYIP,
okkalı bi tokadı
kuyunu kazanların
suratlarına ÇARPMAK varken,
aşkı ıskartaya ÇIKARTIP,
BÖLÜNMEYE yüz tutmak niye?

Ha bak bölünme deyince de
üstümüze yok ha,
doğruya doğru..

AZİZ’ciler, ALİ'ciler,
AYKUT’çular, ALEX’çiler..
ERSUN'cular..
Topçusunu her fırsatta
gömen de var aramızda,
ne yaparsa yapsın
Tanrı gibi görüp
kutsayan da…

LACİVERT’ten hazzetmeyip
sırf SARI giyineni de gördü bu gözler,
“SARI parçalılarda da var ya,
en güzeli LACİVERT” diyeni de..

Oysa ki SARI
tek başına sadece SARI,
LACİVERT sadece LACİVERT..
Yan yana olduklarında
ÇUBUKLU onlar..
Yan yana yıkılmaz bir duvar..

Eksilmeyeceksin Kardeşim..
Ne inancından,
ne umudundan,
ne mücadelenden
eksilmeyeceksin..


Bölünmeyeceksin
ocu,
şucu, bucu diye..
Fikir farklıları candır,
derin ayrılıklar cana kast..

Ha göre göre
bölmeyeceksin de..
Hata yaptığını,
yıprandığını, yıprattığını
göreceksin..


Ömür verdiğin sevdayı
omuzlayacak, düşürmeyeceksin;
çakalların kucağına da,
kendi hırsının, egonun eline de..

“Aynı sesi çıkarmadıkça
başarılı olunamaz” diyorsan
yükselen sese
kulak vereceksin..

Sevda da hepimizin,
dava da..
Tek başına
sahiplenmeyeceksin!


Eskiye sövmeyeceksin,
yeniyi dövmeyeceksin!
Başkanı, hocayı, topçuyu
ne hata yaparsa yapsın
pohpohlayıp övmeyeceksin!

"Enkaz devraldım"
edebiyatı yapmayacaksın
ama
enkaz da bırakmayacaksın!

Pantolon çekmeyeceksin,
ceketsizden hesap soracaksın!

Küsmeyeceksin
ne olursa olsun,
yeni gelene omuz vereceksin,
yol göstereceksin!


Vaziyet kötü,
gidişat vahim;
kabul..


Ama en olmadık zamanlarda,
en acayip refleksleri gösteren
güçtür FENERBAHÇE,
unutma!

Ve sen FENERBAHÇE olmadıkça
attıkları yumruğa makas,
sıktıkları mermiye taş,
golüne ofsayt,
penaltına “oyna” demeye
devam ederler..


Problem belli
ama çözüm de net!
Gücünü BÖLME!
Bir araya TOPLA!
Sıkı bir yumruk ÇIKAR!
Ve yüzlerine ÇARP!




2 Temmuz 2020 Perşembe

3 TEMMUZ NE ZAMAN BİTER?

Bir FENERBAHÇE’li olarak
son düdük çalmadan
“kazandık” dememeyi
öğrendik
elhamdülillah!

Suçlu değildik ki
aklanalım!
Savcı talebine
hakim kararına
ihtiyacı yok
SARI LACİVERT vicdanların..
3 Temmuz sabahı
zaten kararını verdi
FENERBAHÇE’li..

Ne alçak kumpasın maşalarının
yargılanması
bitirir
içimizdeki kor alevi
ne de mahkeme kararı!

Yargıtay
suçsuzluğumuzu onaylayıp
tokmağı vurduğu an da
bitmeyecek
o yangın!

Bu kumpası
ilmek ilmek örüp
“gülerek izleyen”ler
hesap verdiğinde bitecek!

Durumu vahim bulup
“zarar verdiysem,
bedelini cebimden öderim”
diyenler
o bedeli ödediğinde
bitecek;
hem de kuruşu kuruşuna!

“Üflemeyle sönmeyen ateşin”
kundakçıları
o ateşte
cayır cayır yandıkları gün
bitecek!

Rakı masalarında
dansözlükle yalanlarını pazarlayanların
o içtikleri rakılar
bi yerlerinden
fitil fitil geldiğinde
bitecek!

Manşetlerini, sütunlarını
doğru haberin mürekkebiyle değil,
pis ağızlarından akıttıkları
salyalarla süsleyenlerin
o iğrenç ağızlarına
hacet giderdiğimiz gün
bitecek!

Paraleli, teğeti, yamuğu
ne kadar geometrik oynak varsa
yargı önüne çıkıp,
adaletin keskin kılıcının
tadına baktığında
bitecek!

Ve işte o güne dek,
FENERBAHÇE’linin
sevdasını savunma inancı
ne olursa olsun
asla bitmeyecek!