23 Aralık 2020 Çarşamba

PEMBE KART

Futbol terimleri başkalaşır,
kural kitabı bile
ıskartaya çıkar
söz konusu
FENERBAHÇE olduğunda..

Pozisyon
kurala göre
ofsayt değilse bile
vicdanları(!) sızlatır,
“vicdani ofsayt” olur..

FENERBAHÇE’ye penaltı çalınmışsa
o penaltı etik değildir..
FENERBAHÇE’nin penaltısı “çalınmışsa”
etik oğlu etiktir..

Attığı gole
pierro, çizgi mizgi ne varsa
toz konduramadığı halde,
“evet gol
ama hakem bu golü
nasıl gördü ya”
denmişliği var..

FENERBAHÇE’nin lehine
gol, penaltı,
kırmızı kart, ofsayt
kabak gibi ortadaysa
o pozisyon
herkese göre gridir..
Mor da olabilir
yerine göre..

FENERBAHÇE kaybetmişse
hakemi de yenmelidir.
Kazanmışsa
hakem maçı katletmiştir.

Rakip takımın
hocası, başkanı
kaybettikleri maçtan sonra
“biz bugüne kadar
hakem hakkında konuşmadık ama…”
diye başlar söze..
Ha tabi
maçın oynanacağı hafta boyunca
güvenlik kameralarına bile
hakemler hakkında
konuşmuş olmaları da
cabası..

Rakip kaybetmişse
manifesto bellidir, klasiktir..
Bu hakemlerle lig bitmez!
Plase
“FENERBAHÇE’nin
hakemle kazanmaya
ihtiyacı yok”

Maç gündüz oynanmışsa
“futbolun kara günü”dür..
Akşam oynanmışsa
“kara gece”..

Rakip kırmızı görmüşse
hele hele iki kırmızı görmüşse
o kartlar külliyen yanlıştır,
faciadır..
O kartlar kırmızı değil pembedir..
Hadi bilemedin turuncu..

Söz konusu FENERBAHÇE’yse
renkten renge girer
Türk futbolu..
Vişne “çürüğü” de olur
siklamen de..
Esasında tamamı
aynı bokun laciverdidir
SARI LACİVERT’e karşı..

 




22 Aralık 2020 Salı

LEFTER’BİYE EFSANESİ

FENERBAHÇE Dereağzı Tesisleri’ne 
yolu düşen 
genç taraftarlar 
kapıdaki 
“LEFTER KÜÇÜKANDONYADİS”
 ismini gördüklerinde 
“şu tesise 
daha kısa bir isim verilemez miydi” 
diye düşünmüş olabilirler..

Adı efsaneyle eş anlamlı 
bir devin ismi 
nasıl kısa olsun ki?

Bir Rum balıkçının oğlu olarak doğdu 
Cumhuriyet henüz iki yaşındayken..

Bu ülkenin futbol tarihine 
“tarih” olabilme vasfı kazandıranlardan 
olmasına rağmen 
adının önündeki 
“Rum” patenti yüzünden çekti 
ne çektiyse..

Gün oldu 
en çok milli olan oyuncu 
O olmasın diye 
bir başka isim 
daha fazla oynatıldı milli takımda; 
gıkı çıkmadı..

Yaşamının her zerresini adadığı 
bu topraklarda 
sırf Rum olduğu için 
“vatan haini” diye evi basıldı 
ama 
evinin önünde toplanan FENERBAHÇE taraftarı 
“sana el kaldıranı söyle, bitirelim işini” 
dediyse de  
“işim intikam değil benim” diyerek 
gammazlamadı komşularını..

Adını söylemekte zorlananlara inat 
kariyeri boyunca attığı 
832 golle 
her futbol sohbetinde 
söylenmek zorunda bıraktı 
ismini..

Bugün FENERBAHÇE’liler için 
İstiklal Marşı’ndan hemen sonra gelen 
FENERBAHÇE Marşı’na 
adını yazdırıp 
ölümsüzleşti..

“Ordinaryus” dediler ona 
verebilecekleri daha üst düzeyde 
bir unvan olmadığı için..

Adı, yaptıkları 
kitaplara sığmazken 
“ALEX benden iyi topçu” 
diyecek kadar 
alçakgönüllü oldu 
ALEX, üzerinde onun formasıyla 
elini öperken..

Elini öpmek 
bir tarihe dokunmak demekti 
FENERBAHÇE’liler için.. 
Hastalandığında 
evinin önünde sabahlayanlar da oldu, 
yurdun her yanında 
dua edenler de..


Atina’da rahatsızlanınca 
“Beni ülkeme götürün” ricasını 
emir kabul edip 
ambulans uçak gönderdi 
sevdası uğruna 
özgürlüğünden olan adam..

Kuşdili Parkı'nda dikilen heykeli bile 
martılara şefkatle açtı kollarını..

Bugün doğumgünü
adının ölümsüz olduğu 
FENERBAHÇE stadının çimlerinden 
sonsuzluğa uğurlanan 
futbol kahramanının.. 


Sadece FENERBAHÇE’liler değil 
penaltı atan her futbolcu 
bir dua göndermeli ruhuna.. 
Çünkü bugün adı Süper Lig olan ligin 
ilk penaltı atan futbolcusu O!

Yabancı ülkelere transfer olan 
her Türk oyuncu 
saygıyla anmalı ismini.. 
Çünkü kulübüne 
bonservis ücreti kazandırarak 
yurt dışına transfer olan 
ilk futbolcu da O!

Onun adı 
efsaneyle eş anlamlı! 
FENERBAHÇE’yi 
FENERBAHÇE yapan 
değerlerden biri O!

Huzur içinde yat LEFTER! 
Yazdığımız defterlerde 
adın 
hep baş sayfada!



6 Aralık 2020 Pazar

HATIRLA

Sen FENERBAHÇE’sin!
Helal alın terine
çamur atmak için çevrilen
ne dolaplar, kepazelikler
gördün!

Ateşe verilen konfetiler oldu
cayır cayır..
16 dakika uzadı
ilk dakkasında bitmesi gereken
maçlar..

Kurtardığın penaltıdan sonra
attığın gol iptal edilip
penaltı tekrar attırıldı kalene..

Sen hücum ederken
adam öldürmeye teşebbüsten
ağır cezalık hareketlerde bile
verilmeyen penaltı
senin ceza sahanda
uçan kuşa verildi.

Attığın her golde
futbolun icadına kadar dönülüp
bir kusurlu hareket arandı.

Başkasının dediği “LAN”dan
oyuncunun atılmışlığı var!

Olmayan tükürmeden
12 maç ceza aldın.
Rakibinin cezası
1 gecede kalktı..

Ofsayt çizgisine bale yaptırıldı,
lehine olan görüntülere
abra kadabra..

Onuçekmebunuçeksporun
her dediği kutsandı,
yalanlarına belgesel çekildi..

Sahana gelirken
kafasını bantlayanlar,
çıkarken zımbalatanlar oldu!

Puanların, galibiyetlerin,
sevinçlerin, şampiyonlukların çalındı.
Hem de göstere göstere..
Hem de hiç utanmadan..

En ağır iftiraya uğradın,
hapse atıldın,
yargılandın,
kalemin kırıldı.

Otobüsün kurşunlandı,
yine sen suçlu oldun!

Önüne yıllar önce atılan sakalın
diyetini ödeyenlerin
bozuk çalması da ilk değil,
palabıyıklı düdüğün
burma burma çalması da..

Hatırlayacaksın evet!
Hepsini bir bir hatırlayacaksın,
doğru!

Ama hatırlatacaksın da
adının FENERBAHÇE olduğunu!

Yapman gereken belli..
Bıyıklıya sinek kaydı tıraş,
sakalının peşinde olanlara ağda..

Ama sen
bu gereksiz tüyleri
komple temizlemezsen
bugün palası, yarın bademi,
öbür gün kaytanı çıkacak
piyasaya..

Hafızasını satılığa çıkarmış
Türk futbolunun
her aygıta giren
usb belleğidir FENERBAHÇE!

O belleği
her dizüstü çökene
her masaüstü iş bitirmeye yeltenene
sokma vakti artık!

Çünkü sen hatırlatmazsan
kim olduğunu,
hatırlanacak bi şey kalmayacak
yakında!
 




2 Aralık 2020 Çarşamba

FENERBAHÇE DÜŞMANLIĞININ KISA TARİHÇESİ

Çok eskidir bu ülkede
FENERBAHÇE düşmanlığının tarihi..
Kurcalarsan
taa sümerlere kadar dayanır!

Sadece eski değil
köklüdür de..
köksalmıştır
federasyonunundan yayıncısına
her kurumun içinde..

Kah kovana
arıboğan bi böcek sokulur,
kah helvacıya kavurtulur
kokuşmuş koruklar..

Bi taraf’larının
koftirik belgecisine taşıtılır
valizle yalanlar..
Burnunu her deliğe sokunca da
valiziyle birlikte
içeri atılır…

Ordan şuraya transferleri bile
şaibeli, alicengizlidir,
dürüstlükle falan
yoktur alakaları..

Bazen çakırın oğludur,
bazen müftünün oğlu,
bazen de namınoğludur
düdüğü öttürenler..
Esasında
kendilerini öttürenlerin
oğullarıdır hepsi..

Göçeklikten köçekliğe terfi eder
kimileri
zillerini takanların emrinde,
krallıktan kaçaklığa döner
kimileri de
vatan hainliğinden..

Ya derelidir ya denizlidir
coğrafik olarak
haram ekmeklerinin
diyetini ödeyenler.
Ama sonunda
okyanus ötesine dökülürler
mutlaka..

Heykeli dikilecek
özü de birdir bunların,
söküğü dikilecek üveyi de..

Soyları ulu olanları da vardı
kağıt üzerinde,
soysuzluğun kitabını
yazacak olanları da..

Biplenip mamalanırlar,
hüpletip götürürler
cukkayı..

An olur paralel olurlar,
an olur yamuk
tıynetleri gereği..
Bi düzgün işleri görülmemiştir.

Biri gider,
öteki gelir..
Düzenin çarklarına
çomak sokmadıkça da
bu böyle..

Paratoneri tarator olan
iğrenç bir alengir sofrası
kurdukları..
Tası tabağı itelemekle
servis gecikir ancak..
Masayı devirmek lazım
sofralarını
ters yüz etmek için..


3 Kasım 2020 Salı

 “HAYAT”TIR FENERBAHÇE

En “olmaz” denen anda olan,
“enkaz” denilirken mucize olan,
her defasında küllerinden doğan,
sevincinin mayasına
acıyı da katan
bir gerçektir FENERBAHÇE..
Tıpkı hayat gibi..

Canımız yanar,
içimiz kanar,
yine de tutunulur
sımsıkı
sevgisine..

Mutluluğunun tarifi olmaz,
ızdırabı iliklere kadar yaşanır..

Başına bir hal gelecek olsa
her güce karşı durulur
kahramanca savunurken..

Doğumda, düğünde de giyilir,
tabutun üstüne de örtülür
ÇUBUKLU’su..

Hiçbir şart, durum, skorda dahi
umut kesilmez,
umudun ta kendisidir o!

Vazgeçilmez!
Terkedilmez!
Sırt çevrilemez!

Her kaçan gol
hayatta kaçırdığımız
fırsatlar kadar
koyar..

Her çalınmayan penaltıda
çalınan haklarımız gelir
aklımıza..

Topla ceza sahasında
her buluşmada
sevgiliyle buluşmuş gibi
heyecanlanır yürekler..

Her atakta
SARI LACİVERT dava için
sokaklara akın etmişiz gibiyizdir
hepimiz..

Formasını giyene
evladımız gözüyle bakar,
o formayla tarihe mal olmuşları,
o formaya ömrünü adayanları
aile büyüklerimiz sayarız..

Deplasman tribününde
can veren de,
lanet hastalıklarla savaşıp
cennete ÇUBUKLU sevdasıyla giden de
kardeşimiz olur.
Ayrı bir yanarız onlar için..

Hata yaparız, ders alırız..  
Güçlendirip kadroyu
yeniden sıvarız kolları
“ya bismillah” deyip..

Sahada
inatçı, istekli,
rakibini titreten
bir takım gördükçe
aynı muameleyi çekeriz
ekmek kavgasında..

Ayarını bulup
çok daha iyisini yapacağının
işaret fişeğini yaktığındaysa,
içimizde yanmaya başlar
meşaleler..

Gidemeyiz yanına,
özleriz çok.
Hasretinden
eski fotoğraflara
videolara bakarız,
burnumuzun direği sızlar
tıpkı ailemizden uzak kaldığımızda
olduğu gibi..

Kavuşmanın hayalini kurarız
bu yüzden
gece gündüz
durmadan..

Hayat gibidir demek
yanlış aslında..
Hayatın kendisidir
bizim için FENERBAHÇE!


26 Ekim 2020 Pazartesi

SAĞLIK TARAMASI

Kendi taraftarlarını
kardiyolojik, psikolojik testlerle yoğurur ama,
narkozdan çıkar çıkmaz
hastalıklı Türk Futbolunun
“sağlık” sistemini de
çökertir FENERBAHÇE..

“Ex” denirken
kalbi atmaya başlayınca
felekleri şaşar
işkembeden teşhis koyanların..

Öyle ki,
yediği golün VAR incelemesine
“sağlık taraması” benzetmesi yapanların,
attıkları golden önceki
yağlı güreş, boyunduruk usulü
check-up’a
kimsecikler ses etmez..

Hatta
“bize niye kırmızı kart çıkıyor ya”
diye de
“ağlak taraması” bile yaparlar
hiç yüzleri kızarmadan..

Yıllarca
yanındakiler ve arkasındakilerle
iş yapanlar
“bundan böyle
kimsenin yanında da
arkasında da değilim”
kabadayılığına soyunur
bi çırpıda..

“Sevgi kurşun geçirmez” sözünden
provokasyon kokusu alır
boğazlarına kadar
pisliğe batmış
“kurşun sevici” burunlar..

İkram tadında bir gol atınca
bi taraflarını kaldırılanlar,
3 tane birden yemenin hezimetini
kaldıramazlar elbet..

Puan tablosunda
kadraja bile giremeyenler
darı ambarı hayali kurup
oynayacakları maçı
“derbi” zannetme paranoyasına kapılırlar
her defasında..

“1 attık, 2’yi istedik.
2’yi attık 3’ü istedik.
3’ü de atınca 4’ü istedik.
4’ü kaçırdık” diye de
matematik dersi alırlar sonunda
kaçıncı kuşatmadan döndüklerini
hesaplayamayan kafalar..

Talimatla çalışan düdükler de
kurtaramayınca
üfürükte penaltı,
birbirine dolaşan ayaklarda faul arar,
siyasi yakınlıktan
hipermetropa çalan gözler..

FENERBAHÇE’nin
her golü,
her galibiyeti
akıllarını alır,
paranoyak olurlar.
Mideleri bulanır,
gastrit olurlar.
Başları döner,
vertigo olurlar..
Alevli toplardan mütevellit
bi soğuk soğuk terleme,
bi titreme alır ki
sormayın gitsin!

Hastalıklı futbol ikliminin
tedavisidir
bu ülkede FENERBAHÇE..
Yine de
tansiyonu kaldıramayan
hasta kalmaya yeminli bünyelere
“tansiyon ilacı”
tavsiye edilir itinayla!


6 Ekim 2020 Salı

BİLİYORUZ DEĞİL Mİ?

Bu ülkede
sürekli
kendisine vurulan prangaları kırmak,
hakemi de yenmek,
suçsuz olduğunu ispatlamak
zorunda bırakılan
tek bir kulüp var!

O yüzden
her ne kadar
gülüp eğlenmiş de olsak
transfer dönemini
uçak kaldıra indire
rakiplerinin uykularını kaçırarak
tamamlayan
FENERBAHÇE’yi
neler beklediğinin
artık herkes farkında..

“Limidini limidini
limidini deldim,
paralı mı sandın
bedavaya aldım” tadında
bir transfer sezonundan sonra
oynanacak sezonu
bize zehir etmek için
akla gelmeyecek
her oyunun oynanacağını
hepimiz biliyoruz değil mi?

Saçmasapan bir mantıkla
limit koyanlara,
o ateşin altına
“leyla”lı odun atanlara
meydan okumamız karşılığında
canımıza okumak için
kıçlarını yırtacaklarını
hepimiz biliyoruz değil mi?

Sırf “bunca transfere rağmen
başarılı olamadılar”
diyebilmek için
satılık kalemleri,
“düdük”lü tencereleri,
talimatlı kurulları,
uyduruktan kuralları,
lobileri,
FENER’ofobileriyle
dört koldan saldıracaklarını
hepimiz biliyoruz değil mi?

18 transfer yaptığımız dönemi
13 milyon Euro karla kapattığımızın
ertesi günü
neden devlete
13 milyon TL borçlu çıkarıldığımızı
hepimiz biliyoruz değil mi?

VAR’ın aleyhimize
canavarlaşacağını,
gollerimizin ofsayt,
penaltılarımızın buhar olacağını
hepimiz biliyoruz değil mi?

Futbol literatürüne
vicdani ofsayt,
göreceli faul,
penaltı gibi penaltı,
gol ama etik değil,
çizgiyi geçti ama gol değil gibi
nice yeni terim ekleneceğini
hepimiz biliyoruz değil mi?

Bununla birlikte
bolca transferle kurulan kadrodan
hemen dipçik gibi bir takım
çıkmayacağını,
alışma, bocalama süreçlerinin
yaşanacağını,
sabır ve destek saflarını
hep sıkı tutmamız gerektiğini de
hepimiz biliyoruz değil mi?

Biz n’apıp edip
birbirimize girmeyi yine başarırsak
daha da azıtacaklarını
ve ekmeklerine yağ süreceğimizi de
hepimiz biliyoruz değil mi?

Biliyoruz tabi!
Ama adımızın FENERBAHÇE
damarlarımızda akan kanın
SARI LACİVERT olduğunu da
biliyoruz.. 

Unutulduğu zaman da
bunu hatırlatmayı
çok iyi biliyoruz!