8 Ocak 2021 Cuma

TOPLA OYNAMA

Topla oynaması
hep dert olmuştur birileri için
FENERBAHÇE’nin..
Çünkü oranı değil
topla oynamasıdır
sıkıntı aslında..

Bi tek FENERBAHÇE’ye yontulur
kalıplaşmış klişeler..
“FENERBAHÇE’ysen
hakemi de yeneceksin”dir
mesela..
“Savunma
FENERBAHÇE’nin genlerine uymaz”
diye yazar durur
genetiği değiştirilmiş
organizmalar..

Dikine, yanına, göbeğine,
bodoslamasına diye
tabirler uydurulur sürekli..

Koşu mesafelerinden bahsettiğinde
FENERBAHÇE hocası,
“atletizm mi yapıyorsun hoca”
diye çemkirenler
mesafe ölçer gurusu olurlar
ardından..

Bakmayın siz
oranla kafayı bozanlara..
Topla oynanıp oynanmamasından değil
kendi gururlarıyla oynanmasından
rahatsızlar..

Yoksa
yüzde 71’le oynayanın
rakip ceza sahasında 15 kez,
yüzde 29’la oynayanınsa
21 kez topla oynadığını yazardı
bir ALLAH’ın kulu..

“Topla çok oynayana değil
kaleye topu sokana
veriyorlar puanı” derdi
mesela biri..

Topla oranı düşük
ama akılla oynama oranı yüksek
bir futbol oynaması
güçlerine gidiyor
FENERBAHÇE’nin..

Bir taktiği yok dedikleri hocanın
taktik oyununa gıcık oldular asıl..

Öyle ki
“böyle oynamalarını beklemiyordum”
bile diyebiliyor
rakibin hocası,
zaten onun beklemediği gibi oynamanın
bir teknik direktör işi olduğunun bile
farkında olmayarak..

“O zaman skora baksın” diyen
hocayı da yererler ha
luk et dı tabelacıya
yıkama yağlama çekenler..

“Daha iyi bir takım izleme hakkımız” varmış
sansar bozması baronlara göre..
FENERBAHÇE’nin hakkı
sahada çatır çatır yenirken
gıkları çıkmaz tabi
hiç birinin..

Utanmasalar
“neden kazandı FENERBAHÇE ya”
diyecekler diye yazacağım ama,
zaten utanmıyorlar!

Ama haklılar!
Bütün suç FENERBAHÇE’de..

Niye kazanıyorsun Kardeşim..
Ne gerek var
tekerlerine çomak sokmaya..
Oynama topla falan.
İstersen koş..
Ya da çık sahaya bekle..
Sahaya da çıkmazsan
sonuçlarına katlanırsın yani..
Bu iş böyle!

Topla oynama oranı falan değil dertleri.
Mümkünse
top da oynamasın hatta..
Çünkü biliyorlar
kazandıkça, havaya girdikçe,
birleştikçe
topuyla
kedi fare gibi oynayacağını
FENERBAHÇE’nin..



5 Ocak 2021 Salı

BAŞKANA MEKTUP
Federasyona
kendi ifadesiyle
“cevap dahi vermeye
tenüzzül edilmeyen”
önerilerini içeren
bir mektup yazdıklarını açıkladı
FENERBAHÇE Başkanı..

Etmezler Başkanım,
edemezler..
Çünkü öneriyle değil
talimatla çalışıyorlar
kendileri..

Nereden, nasıl alındığı muallak
ve uğruna ceket astıkları
koltuğa yakın yerlerinden uydurdukları
talimatlarla..

“Demek ki artık
 başka dil konuşmamız gerekiyor”
dediniz..
Kesinlikle haklısınız!
Kullandığınız dili çözebilecek dekoder
 yok onlarda..
Çünkü
yayıncının dekoderlerine hapisler
epeydir!
Ayrıca
dilleri yalandan
ve yalamaktan aşındığı için
ortak dil konuşma ihtimaliniz,
ligin adil yönetilme ihtimalinden
bile düşük!

Konuşmanız gereken dil
ÇUBUKLU’nun ruhunda yaşıyor..
Boyun eğmeyen,
haksızlığa, adaletsizliğe isyan eden
ve bu isyanı sözlere değil,
eyleme döken
sizin de çok iyi bildiğiniz
bir dil o!

FENERBAHÇE’li o dile hakim!
Hem de
filolojisinde doktora yapacak
kadar!

O dille haykırdı sokaklarda..
O dille meydan okudu
sevdasına kumpas kuranlara!
O dilin harcıyla ördü
SARI LACİVERT duvarı!

FENERBAHÇE’li
sadece şampiyonluk istemiyor
Başkanım..
FENERBAHÇE’nin ne anlama geldiğinin
hatırlatılmasını istiyor!

Masaya oturmak değil,
o alengir sofrasını,
o kırık masayı
devirmek istiyor!

FENERBAHÇE alerjili sistemin
çarklarını döndürmek değil,
o sistemi başlarına
yıkmak istiyor!

Verilmeyen penaltılarımızı,
gollerimizi,
çalınan şampiyonluklarımızı değil
bir daha
FENERBAHÇE’nin hak ettiği
hiç bir şeyi
çalmaya cüret edilememesini
istiyor!

Ve siz
mavi gözleriniz,
samimiyetiniz,
çocukluk hayaliniz için değil,
buna cesaret edeceğinize
inandığımız için seçildiniz!

Evet, haklısınız!
Başka bir dil konuşmanız gerekiyor!
FENERBAHÇE’ye uzatılan dili kopartan,
gücünü tarihinden,
genlerinden ve aşkından alan
bir dil!
Siz o dili konuşmaya başlayın
biz gerekirse
imla kılavuzunu yazıp
veririz ellerine!




29 Aralık 2020 Salı

TOP

Ağızlarını, kıçlarını başlarını
toplayamazlar da,
topu bir araya gelip
top çevirirler aralarında arsızca,
söz konusu
FENERBAHÇE olduğunda..

Kiminin topu çıkar
ama çıkmamış da olabilir tabi..
Kimi patlak top paylaşır
resmi hesaptan..
Esasında hepsi
“alevli top” sülalesine mensuptur!

Bazısı geceleri “kara” bulur da
vicdanları,
geçmişleri
kapkaradır asıl..

İş sıkıya binince
kirişi kırıp topuklayanların
menfaat için
topaç gibi döndüğüne
şahit oldu bu gözler..

Topun çıkıp çıkmadığına dair
delil arayanlar,
uydurma fezlekelere sığınıp
delil olmadan
topluca
bir camiaya saldırmaktan
geri durmazlar mesela..

Topun çizgiyi geçip geçmediğini
milyon kameradan
çözemeyenler(!)
topun ele bile değmediği pozisyonda
şahin göz olup
ahlak abideliğine soyunurlar
mesela..

Yıllarca
gözünü toprak doyurasıcılarla
“paralel” top çevirerek
parsayı toplayanlar
sütten çıkma ak kaşık olup,
bi de adalet bekçisi kesilirler
üstüne..

Paçalarını toplayacak halleri olmadığı halde
perde arkasından, önünden
toplu kayırmalarla
vaziyeti toparlayan
topsuz alanda çirkeflik doktorası sahiplerinin
prim yaptığı
bi mecra bu ülke futbolu..

Topun kale çizgisinden
nerdeyse 1 metre içerde olduğu pozisyonda
gol verilmedi misal.
Tabi FENERBAHÇE aleyhine…
Top elle arasına
“sosyal mesafe” koyup giderken
penaltı çalındı defalarca..
Yine FENERBAHÇE aleyhine..

Adam öldürmeye teşebbüslük harekete
topa müdahale deyip
penaltı verilmediği oldu yahu..
Elbette yine FENERBAHÇE aleyhine..

Dışardan çevrilen topla
FENERBAHÇE kalesine gol atıp
şampiyon olan bile var..

Bu ülkede herkese top yuvarlak,
bi tek FENERBAHÇE’ye köşeli..

Ama hala
toplu cinnet halindeler
içten içe..
Aklımızı başımıza bi toplarsak
nal toplayacaklarını
çok iyi biliyorlar çünkü..



23 Aralık 2020 Çarşamba

PEMBE KART

Futbol terimleri başkalaşır,
kural kitabı bile
ıskartaya çıkar
söz konusu
FENERBAHÇE olduğunda..

Pozisyon
kurala göre
ofsayt değilse bile
vicdanları(!) sızlatır,
“vicdani ofsayt” olur..

FENERBAHÇE’ye penaltı çalınmışsa
o penaltı etik değildir..
FENERBAHÇE’nin penaltısı “çalınmışsa”
etik oğlu etiktir..

Attığı gole
pierro, çizgi mizgi ne varsa
toz konduramadığı halde,
“evet gol
ama hakem bu golü
nasıl gördü ya”
denmişliği var..

FENERBAHÇE’nin lehine
gol, penaltı,
kırmızı kart, ofsayt
kabak gibi ortadaysa
o pozisyon
herkese göre gridir..
Mor da olabilir
yerine göre..

FENERBAHÇE kaybetmişse
hakemi de yenmelidir.
Kazanmışsa
hakem maçı katletmiştir.

Rakip takımın
hocası, başkanı
kaybettikleri maçtan sonra
“biz bugüne kadar
hakem hakkında konuşmadık ama…”
diye başlar söze..
Ha tabi
maçın oynanacağı hafta boyunca
güvenlik kameralarına bile
hakemler hakkında
konuşmuş olmaları da
cabası..

Rakip kaybetmişse
manifesto bellidir, klasiktir..
Bu hakemlerle lig bitmez!
Plase
“FENERBAHÇE’nin
hakemle kazanmaya
ihtiyacı yok”

Maç gündüz oynanmışsa
“futbolun kara günü”dür..
Akşam oynanmışsa
“kara gece”..

Rakip kırmızı görmüşse
hele hele iki kırmızı görmüşse
o kartlar külliyen yanlıştır,
faciadır..
O kartlar kırmızı değil pembedir..
Hadi bilemedin turuncu..

Söz konusu FENERBAHÇE’yse
renkten renge girer
Türk futbolu..
Vişne “çürüğü” de olur
siklamen de..
Esasında tamamı
aynı bokun laciverdidir
SARI LACİVERT’e karşı..

 




22 Aralık 2020 Salı

LEFTER’BİYE EFSANESİ

FENERBAHÇE Dereağzı Tesisleri’ne 
yolu düşen 
genç taraftarlar 
kapıdaki 
“LEFTER KÜÇÜKANDONYADİS”
 ismini gördüklerinde 
“şu tesise 
daha kısa bir isim verilemez miydi” 
diye düşünmüş olabilirler..

Adı efsaneyle eş anlamlı 
bir devin ismi 
nasıl kısa olsun ki?

Bir Rum balıkçının oğlu olarak doğdu 
Cumhuriyet henüz iki yaşındayken..

Bu ülkenin futbol tarihine 
“tarih” olabilme vasfı kazandıranlardan 
olmasına rağmen 
adının önündeki 
“Rum” patenti yüzünden çekti 
ne çektiyse..

Gün oldu 
en çok milli olan oyuncu 
O olmasın diye 
bir başka isim 
daha fazla oynatıldı milli takımda; 
gıkı çıkmadı..

Yaşamının her zerresini adadığı 
bu topraklarda 
sırf Rum olduğu için 
“vatan haini” diye evi basıldı 
ama 
evinin önünde toplanan FENERBAHÇE taraftarı 
“sana el kaldıranı söyle, bitirelim işini” 
dediyse de  
“işim intikam değil benim” diyerek 
gammazlamadı komşularını..

Adını söylemekte zorlananlara inat 
kariyeri boyunca attığı 
832 golle 
her futbol sohbetinde 
söylenmek zorunda bıraktı 
ismini..

Bugün FENERBAHÇE’liler için 
İstiklal Marşı’ndan hemen sonra gelen 
FENERBAHÇE Marşı’na 
adını yazdırıp 
ölümsüzleşti..

“Ordinaryus” dediler ona 
verebilecekleri daha üst düzeyde 
bir unvan olmadığı için..

Adı, yaptıkları 
kitaplara sığmazken 
“ALEX benden iyi topçu” 
diyecek kadar 
alçakgönüllü oldu 
ALEX, üzerinde onun formasıyla 
elini öperken..

Elini öpmek 
bir tarihe dokunmak demekti 
FENERBAHÇE’liler için.. 
Hastalandığında 
evinin önünde sabahlayanlar da oldu, 
yurdun her yanında 
dua edenler de..


Atina’da rahatsızlanınca 
“Beni ülkeme götürün” ricasını 
emir kabul edip 
ambulans uçak gönderdi 
sevdası uğruna 
özgürlüğünden olan adam..

Kuşdili Parkı'nda dikilen heykeli bile 
martılara şefkatle açtı kollarını..

Bugün doğumgünü
adının ölümsüz olduğu 
FENERBAHÇE stadının çimlerinden 
sonsuzluğa uğurlanan 
futbol kahramanının.. 


Sadece FENERBAHÇE’liler değil 
penaltı atan her futbolcu 
bir dua göndermeli ruhuna.. 
Çünkü bugün adı Süper Lig olan ligin 
ilk penaltı atan futbolcusu O!

Yabancı ülkelere transfer olan 
her Türk oyuncu 
saygıyla anmalı ismini.. 
Çünkü kulübüne 
bonservis ücreti kazandırarak 
yurt dışına transfer olan 
ilk futbolcu da O!

Onun adı 
efsaneyle eş anlamlı! 
FENERBAHÇE’yi 
FENERBAHÇE yapan 
değerlerden biri O!

Huzur içinde yat LEFTER! 
Yazdığımız defterlerde 
adın 
hep baş sayfada!



6 Aralık 2020 Pazar

HATIRLA

Sen FENERBAHÇE’sin!
Helal alın terine
çamur atmak için çevrilen
ne dolaplar, kepazelikler
gördün!

Ateşe verilen konfetiler oldu
cayır cayır..
16 dakika uzadı
ilk dakkasında bitmesi gereken
maçlar..

Kurtardığın penaltıdan sonra
attığın gol iptal edilip
penaltı tekrar attırıldı kalene..

Sen hücum ederken
adam öldürmeye teşebbüsten
ağır cezalık hareketlerde bile
verilmeyen penaltı
senin ceza sahanda
uçan kuşa verildi.

Attığın her golde
futbolun icadına kadar dönülüp
bir kusurlu hareket arandı.

Başkasının dediği “LAN”dan
oyuncunun atılmışlığı var!

Olmayan tükürmeden
12 maç ceza aldın.
Rakibinin cezası
1 gecede kalktı..

Ofsayt çizgisine bale yaptırıldı,
lehine olan görüntülere
abra kadabra..

Onuçekmebunuçeksporun
her dediği kutsandı,
yalanlarına belgesel çekildi..

Sahana gelirken
kafasını bantlayanlar,
çıkarken zımbalatanlar oldu!

Puanların, galibiyetlerin,
sevinçlerin, şampiyonlukların çalındı.
Hem de göstere göstere..
Hem de hiç utanmadan..

En ağır iftiraya uğradın,
hapse atıldın,
yargılandın,
kalemin kırıldı.

Otobüsün kurşunlandı,
yine sen suçlu oldun!

Önüne yıllar önce atılan sakalın
diyetini ödeyenlerin
bozuk çalması da ilk değil,
palabıyıklı düdüğün
burma burma çalması da..

Hatırlayacaksın evet!
Hepsini bir bir hatırlayacaksın,
doğru!

Ama hatırlatacaksın da
adının FENERBAHÇE olduğunu!

Yapman gereken belli..
Bıyıklıya sinek kaydı tıraş,
sakalının peşinde olanlara ağda..

Ama sen
bu gereksiz tüyleri
komple temizlemezsen
bugün palası, yarın bademi,
öbür gün kaytanı çıkacak
piyasaya..

Hafızasını satılığa çıkarmış
Türk futbolunun
her aygıta giren
usb belleğidir FENERBAHÇE!

O belleği
her dizüstü çökene
her masaüstü iş bitirmeye yeltenene
sokma vakti artık!

Çünkü sen hatırlatmazsan
kim olduğunu,
hatırlanacak bi şey kalmayacak
yakında!
 




2 Aralık 2020 Çarşamba

FENERBAHÇE DÜŞMANLIĞININ KISA TARİHÇESİ

Çok eskidir bu ülkede
FENERBAHÇE düşmanlığının tarihi..
Kurcalarsan
taa sümerlere kadar dayanır!

Sadece eski değil
köklüdür de..
köksalmıştır
federasyonunundan yayıncısına
her kurumun içinde..

Kah kovana
arıboğan bi böcek sokulur,
kah helvacıya kavurtulur
kokuşmuş koruklar..

Bi taraf’larının
koftirik belgecisine taşıtılır
valizle yalanlar..
Burnunu her deliğe sokunca da
valiziyle birlikte
içeri atılır…

Ordan şuraya transferleri bile
şaibeli, alicengizlidir,
dürüstlükle falan
yoktur alakaları..

Bazen çakırın oğludur,
bazen müftünün oğlu,
bazen de namınoğludur
düdüğü öttürenler..
Esasında
kendilerini öttürenlerin
oğullarıdır hepsi..

Göçeklikten köçekliğe terfi eder
kimileri
zillerini takanların emrinde,
krallıktan kaçaklığa döner
kimileri de
vatan hainliğinden..

Ya derelidir ya denizlidir
coğrafik olarak
haram ekmeklerinin
diyetini ödeyenler.
Ama sonunda
okyanus ötesine dökülürler
mutlaka..

Heykeli dikilecek
özü de birdir bunların,
söküğü dikilecek üveyi de..

Soyları ulu olanları da vardı
kağıt üzerinde,
soysuzluğun kitabını
yazacak olanları da..

Biplenip mamalanırlar,
hüpletip götürürler
cukkayı..

An olur paralel olurlar,
an olur yamuk
tıynetleri gereği..
Bi düzgün işleri görülmemiştir.

Biri gider,
öteki gelir..
Düzenin çarklarına
çomak sokmadıkça da
bu böyle..

Paratoneri tarator olan
iğrenç bir alengir sofrası
kurdukları..
Tası tabağı itelemekle
servis gecikir ancak..
Masayı devirmek lazım
sofralarını
ters yüz etmek için..