10 Ocak 2026 Cumartesi

 

POŞET

Sen “kupayı direkt bize verseler
daha iyi olur” dersin,
gelir poşete sarıp
yollarlar evine..

Saygı duruşu ajitasyonu yaparsın.
SARI LACİVERT ruhun
kendisine yapılan saygısızlığı
asla unutmadığını unutarak..

19 yaşından küçük çocuklara
gol atınca
bi yerlerini yırta yırta sevinirsin.
Abileri gelip eze eze yenince
“sevinecek ne var ya” dersin
utanmadan..

Senin topçunun "çocuk bayramı kutlu olsun" diye dalga geçtiği stoper, forvetlik gol atıp onun yanından dalgasını sahada geçer.


Sen her türlü alengir, dalavereyle
cukkayı cebe indirirsin.

FENERBAHÇE de geçen hafta
Samsun’da idmana çıkan adamı indirir,
Samsun’a karşı iki asist yapar.

Yetmez, 2 gün önce Roma’da
90 dakika oynayan adamı indirir,
sahayı sana dar eder,
golünü de atar..

O da yetmez,
daha dün Fas’ta maça çıkan adamı
maç biter bitmez özel uçakla indirir,
oyuna da sokar..

İndirmesin artık diye dua edersin.
Duan kabul olur, kaldırır,
yine ağlarsın..

Hiç şov yapma şimdi.
Maymun zoruna gidiyorsa
maymunluk yapmayacaksın.
“Kimse görmeden” incitiyorsa
herkese göstere göstere
hak yemeyeceksin.

Sahada uçuşan poşeti
izleyen herkesin
senin futbolcun sanmasına
şaşırıyorsan,
poşet gibi
yerde yatmayacaksın,
kendini havuza atar gibi
yere atmayacaksın.

FENERBAHÇE’liler tribünde
pırıl pırıl otururken
değer bilen yönetimi sayesinde,
kendi taraftarına
çöp poşetini layık gören
bir kulüpsün sen.

Yasadışı bahis reklamını
formasına alan sen..
Karaborsa, kara para aklama, rüşvet ile
yargılanan sen.
Nerdeyse her sponsorluğu
şaibeli olan sen..
Kupaları, şampiyonlukları
helalden çok uzak olan
yine sen..

Çöp poşetine konulup
Türk futbolundan atılması gereken
o kadar çok yanın var ki..
Hiç bunlara alınmış gibi
numara yapmayacaksın.

Kim bilir,
bir gün belki aynı poşetler
senin için de hazırlanır..




20 Aralık 2025 Cumartesi

ANLATIRIZ

FENERBAHÇE’nin
asla boyun eğmeyen,
gücün önünde eğilmeyen,
yanak okşatmayan
ama kaşınanları itinayla okşayan
asi bir ruh olduğunu
hâlâ anlamayanlar var.
Olsun, bi’daha anlatırız.

FENERBAHÇE başkanlığını
bir makam sanıyorlar.
Bir karakter, duruş olduğunu
ısrarla anlamıyorlar.
Daha önce anlattığımız gibi
göstere göstere anlatırız.

“Kalemimizi kırmışlar, geldik”
bi’kereye mahsus bir racon değil,
FENERBAHÇE’lilik erdemidir.
Kafanıza vura vura anlatırız.

Futbolun kurallarını
FENERBAHÇE’ye gelince unutan,
kıçından uyduran,
talimatla konuşan
medyaya çöreklenmiş zavallılar,
o kuralları bilmeden, görmeden
düdük çalan
ya da çalamayan
hakemcikler var..
Sahada döve döve anlatırız.

Adı VAR esasen yok olanlar var ki,
sorun, onların da ne mal olduklarını
kanıtlarıyla anlatırız.

Ligde, Avrupa’da
4’leye, 3’leye gidiyoruz.
Anlamadıysanız
5’leye 5’leye anlatırız.

Sırtına yasa dışı bahis reklamı alanlara,
fonla fanfinifonlayanlara,
inşaat ayağına kara para aklayanlara karşı
3 maymunu oynayanlara
mevzuyu
kendilerini
maymuna çevire çevire anlatırız.

Vatan haini krallarını,
vatanı sattığı için değil,
aidatını ödemediği için üyelikten atanların
FENERBAHÇE başkanlığına
laf atma arsızlıklarını da
anlatırız.

Utanmaza laf anlatmak
deveye hendek anlatmaktan güç olsa da
gerekirse develeri
komple ebelenize atlatarak
anlatırız.

Bal gibi anlıyorsunuz da
anlamamazlıktan geliyorsunuz,
farkındayız.
Biz de ilmek ilmek, oya oya,
taş üzerine taş koya koya,
hepinizi üst üste koya koya
anlatırız.


24 Kasım 2025 Pazartesi

 

Ç”ALGI”CI KARISI

Adın FENERBAHÇE’yse,
kazanmışsan,
5 atmışsan,
üstelik bunu 2-0 geriden gelip yapmışsan,
yandın!

Yediğin ilk golden önce faul olduğunu
söylemezler, yazmazlar..
Hakem de vermez zaten..
VAR karışmaz bile..

İkinci gole sebep olan “el” kararının
yanlış olduğunun
lafını bile etmezler.
Çünkü o elin
aslında kirli bir elin kararı olduğunu
bilirler..

Kaleci hatalı bir gol yedi diye
“şikeyle” damgalanır hemen.
Ama maçta 9 kurtarış yaptığından falan
hiç bahsetmezler.

“Rakip, skor 2-2 iken kırmızı görür
ama 2-0’ken haksız bir kararla 10 kişi kaldığını
yazarlar, çizerler, söylerler..

Sonra da o oyuncunun
bilerek kendini attırdığını bile savunurlar.
Harika bir frikik golü atmışken üstelik..

“13 maçta FENERBAHÇE’nin rakipleri
7 kırmızı kart görmüş algısı pompalanır.
Ama parçalıların da
5 kez rakiplerinin eksik kaldığından
bi Allah’ın kulu bahsetmez.

Ayrıca o 7 kırmızı kartın 5’ini
kabak gibi net olmasına rağmen
sahadaki hakemin vermediğini,
ancak VAR’la mecbur kalınarak düdük çalındığını
merak edip bakmazsan
hiç bi yerde okuyamazsın,
göremezsin.

2-0 mağlubiyetten geri gelmişse FENERBAHÇE,
ya rakip yatmıştır,
ya hakem kıyak geçmiştir,
FENER’asyondur!
Başka türlüsü mümkün değildir.

“Canlı bahis kapandı” yaygarası yaparlar
ama bahis oynamaktan ceza alan futbolcuları için
“bi kereden bi şey olmaz ya” derler.

Yaşadışı bahis reklamı yaparlar formalarında..
Bunun da yasadışı bahisin ortaya çıkması için
devlete verilen destek olduğunu
iddia ederler.

Ama bütün bunlar
puan farkı kapandığından değil.
Evinde kazanınca
FENERBAHÇE’nin lider olacağı korkusundan da değil.

Ruhlarında, genlerinde var.
İliklerine kadar işlemiş.
Haksızlığı hak görüyorlar.
Başarı için her şeyi mübah biliyorlar.

Buna alıştırıldılar.
Afyonları bu.

Senin de gerçekleri değil
olmayanı konuşmanı istiyorlar ki
bu yalanın, aldatmacanın bir parçası ol.
Kendi kulübüne kız, futbolcuna söv,
düzenleri yürüsün..

Ama ne yaparlarsa yapsınlar
KADIKÖY’de maç sonrası çalınacak şarkı belli.
Bunun da farkındalar!





18 Eylül 2025 Perşembe

 NASIL YENECEKSİN!

Top çizgiyi geçer,
gol değil!
Elle oynanır,
penaltı değil!
Oyuncun kündeyle indirilir,
faul değil!
E sen nasıl yeneceksin
o zaman?

“Sen FENERBAHÇE’ysen
hakemi de yeneceksin” zorbalığını
normalleştiren bir sistem hakim
bu ligde..

Çektiğin şut kaleye girse de
golün sayılmaz.
Oyuncun ceza sahasında biçilse,
rakibin topu eline alsa da
penaltın verilmez.
Kabak gibi ofsayttan,
buz gibi faulden gol yersin,
nizami(!)

Yine de rakibi de, hakemi de
yenmen beklenir.
Yapamazsan ayıplanır,
taşlanırsın bi de..

Sadece sahada olsa amenna..

Otobüsün kurşunlanır,
faili bulunmaz,
sen suçlu olursun.
İftira atılır, emeğine göz dikilir,
şerefine kara çalınmaya çalışılır,
masumiyetini
kendin ispatlamak zorunda bırakılırsın!

Merdiven boşluğundan,
çim sulamadan ceza,
başkasının dediği “LAN”dan
kırmızı yersin.
Mali limitler bi tek sana gelir.

Sahada da, dışında da
sen kazanma diye
her türlü çamura yatanlar,
kafasına numaradan zımba atanlar,
iddianameye
Andersenden masalllar katanlar
alkışlanır.

Yine de kazanırsan
rakip tarihinin en kötüsü olur,
hakem taraf tutmuş olur,
tesadüf olur.
Onun bile
mutluluğunu yaşamana
izin verilmez.

E peki nasıl yeneceksin?
Sahada sistemi, futbol aklı olan,
güçlü, ÇUBUKLU’ya yakışır
bir takım kuracaksın; tamam!

Baskılı, tutkulu,
iştahlı bir oyunun,
rakibi çaresiz bırakan futbolun olacak;
doğru!

Ama saha dışında
sana musallat olan sülükleri
temizlemedikçe olmaz!
Gol atsan sayılmaz,
penaltın verilmez,
şampiyon olmana
müsaade edilmez işte!

3 Temmuz’da
boğazına çöken belaya karşı
nasıl dimdik durduysan,
sana tuzak kuranların
ipliğini pazara çıkarmak için
nasıl canını ortaya koyduysan
aynısını yapmaya mecbursun.

Seni yok sayanların
canına ot tıkamaya
mecbursun!

Masaya yumruğunu vurmaya değil,
o masayı parçalayıp
başlarına geçirmeye
mecbursun!

Yıllardır iflahını kesen YAPI’nın
kapısını zorlamaya,
“KOÇ” başıyla kırıp atmaya
mecbursun!

Senin hakkında
karanlık kapılar ardında
karar alanları
karar alamaz hale getirmeye,
kendilerini öttürenlerin aklıyla
düdük öttürenleri
acı acı öttürmeye
mecbursun!

Kendi aranda didişmeyi bırakıp,
gerçek düşmanla savaşmak için
kenetlenip
yeniden tek yumruk olmaya
mecbursun!

"Sen ben yok, FENERBAHÇE var" deyip,
ayrılıkları bırakmaya,
bu forma için
terini mertçe akıtan topçunun, hocanın,
her bir değerinin değerini bilip
desteklemeye
mecbursun..

Damarlarındaki asil kan
bunu emrediyor!
Sen FENERBAHÇE’sin,
kendine gel!

Aşık olduğun FENERBAHÇE ruhunu
iliklerine kadar yaşayıp,
gelecek kuşaklara
hakkettiği şekilde
emanet etmeye
mecbursun!

Devraldığın bayrakta bir tarih var!
Devredene kadar
en yüksekte tutmaya
mecbursun!

Çünkü sen
hiç bir şeye muhtaç değilsin,
sadece
FENERBAHÇE’ye mecbursun!





15 Eylül 2025 Pazartesi

YETMEZ

İş sıkıya binince
şov yapmak için,
masuscuktan “YETEEERRR” diye bağrılan,
yetmezleri katakulliyle
yeterli hale getiren
bir sirk bu lig..

Birilerinin her haltı mübahken
adın FENERBAHÇE’yse
kazanmak için iyi oynaman,
güçlü olman da
yetmez mesela..

Golünün verilmesi için
topun çizgiyi geçmesi yetmez.
İlla ağlara değecek..
Ağlara değmesi de yetmez aslında.
O ağları delip geçmeli gol dediğin..
Sonuçta senin marşında bile
öyle diyor..

Rakibine kırmızı verilmesi için
tabanla bileğe girilmesi yetmez.
O bilek kırılacak arkadaş..
Futbol hayatı bitmeli topçunun..
Öyle bedavaya kırmızı kart mı olur!

Çeneye dirsek
faul için yetmez..
Çatır çutur olmalı o çene kemikleri..
Yahu Mehmetçik Basri var tarihinde..
Efsane diyorsun..
Kırık çeneyle oynamış mı, oynamış..
Pekâlâ yine oynanır yani, nedir!

Gollük pozisyonunda
“devam” kararı için
topun oyun alanının içinde olması da yetmez..
İçinde de olsa “çıktı” denilebilir misal.
Kim ne diyecek kardeşim?
Tekrarını bile yayınlamayız,
olur biter.

Kanınla, canınla kendini savunduğun,
çok ağır bedeller ödemek zorunda bırakıldığın
kirli iftiradan
aklanmış olman yetmez.
Hatta o iftirayı sana atanların
yargılanıp suçlu bulunmaları bile yetmez..
Yine de birileri çıkıp
o iftirayı atan teröristlerin ağzıyla
saçma sapan konuşabilir..

Rakibinin başkanı da
bu konuşmanın altına imza atıp
müzendeki kupanın
sahibi olduğunu iddia edebilir..

N’omuş yani?
Cezası mı var?
İlk defa mı duyuyorsun?

Ağababalarının
taşeronluğunu yapan güruhun
düşmanlık tohumlarını sulamasına mı
şaşırıyorsun?
Yahu otobüsüne ateş edildi,
suikasta uğradın.
Yine de devam etti ulan bu lig!

Adın FENERBAHÇE’yse
ne yapsan yetmez birader!
Ama bak kenetlenir,
tek yumruk olursan o başka!
O vaziyette ölün bile yeter!
Yeter de artar bile!

Sen de onu bi türlü yapamadığına göre
sıkıntı yok!
Oyna devam!





3 Temmuz 2025 Perşembe

3 TEMMUZ’da NE VAR?

Acı var, gözyaşı var..
Kumpasa, iftiraya
boyun eğmeme var.
Pes etmeme, vazgeçmeme var.
Çünkü damarlarda
SARI LACİVERT kan var..

Direniş var!
Aşkla yazılmış bir destan var!

ÇUBUKLU’ya değen tere
halel getirmemek için
ÇUBUKLU’yla kan döküp can vermeyi
göze alma var.

FENERBAHÇE formasını
sahadaki 11’den ibaret sananların karşısına
Topuk Yaylası, Cadde, Silivri, Çağlayan,
karakol, sokak, meydan, iş, okul demeden
her yerde dimdik dikilen
milyonlar var.

O günlerde
“hocaefendihazretleri” denen deyyusa,
avanesine, iş birlikçlerine
ana avrat dümdüz giden
cesaret, yürek var..

10 Temmuz 2011 günü
“gerekirse kullanabilirsiniz” dedikleri,
4 Nisan 2015 günü
gerektiğine karar verip kullandıkları
mermiler var.

12 Mayıs 2012 günü
bir stadyum dolusu insanın
canlarına kastetmeye varan
bir nefret var.

Ama mermilere de aldırmayan,
her nefreti de boğan
eşi benzeri görülmemiş
bir sevgi de var.

Rakiplerini “kanırta kanırta” dize getirip
“FENERBAHÇE’nin yarım puanını dahi sildirmem” diyen
süreci bir teknik direktörden çok
komutan gibi yürüten
AYKUT KOCAMAN var..

Özgürlükleri için bile olsa
sevdalarını satmayan
İLHAN EKŞİOĞLU, ŞEKİP MOSTUROĞLU,
TAMER YELKOVAN var..

“Dar ağacında olsak bile
son sözümüz FENERBAHÇE” diye
alayına meydan okuyan,
1 yılını hapiste geçiren,
“Kalemimiz kırılmış, geldik.
FENERBAHÇE son kaledir, teslim olmaz” sözüyle
fetöcü mahkemelerce
cezasının onaylandığı gün
özel uçakla yurda dönme raconunu kesen
büyük başkan AZİZ YILDIRIM var.

Canlarından aziz tuttukları FENERBAHÇE’lerinin
aklandığını göremeden
cennete transfer olan
LEFTER, SELÇUK YULA, SERKAN ACAR,
HALE ABLA, MÜMTAZ AMCA, İHSAN TEYZE
ve binlerce SARI LACİVERT kalp var..

14 yıl boyunca
FENERBAHÇE’nin kanını emen bu kokuşmuş yapı
hâlâ yerinde,
belki eskisinden bile güçlü..
Bileğini bükemediği FENERBAHÇE’den
rövanşı alma peşinde
yapmadıkları kalmadı yıllardır..

Bitti sanılan bitmedi.
Bizim için hiç 4 Temmuz olmadı,
yarın olmadı!

Ama o yarını getirmeye,
birlik içinde FENERBAHÇE’nin gücünü
yeniden göstermeye yeminli
sevdalılar var.

Ve daima var olacaklar!




25 Mayıs 2025 Pazar

 

ÖYLE BÖYLE DEĞİL!

Öyle böyle değil işte..
Anladığın, sandığın gibi falan değil..
Aklın hafsalan almaz senin..

“Yahu alt tarafı basket”
diyorsun ama,
yoooo,
bu başka,
acayip..
Alttan üstten kızartmalı!

O top potadan her girdiğinde
nefes aldık biz,
tutunduk yaşama..

Her blok,
acılarımıza, öfkemize,
hayal kırıklıklarımıza atılmış
okkalı bir tokattı..

“Smacı basmadan” duramazdık.
Yerimizde duramamayı da
öğrendik vesselam.
Çembere abanırken
nelere, kimlere abanıyorduk aslında
bi bilsen..

Hele o ribaund yok mu,
dağlanmış yaralarımızı
pansuman ediyordu
her biri..
Ama daha çok
geri alıyorduk çalınan sevinçlerimizi
her defasında..

O asistler mesela,
tansiyona, fırlayan şekere,
ağrıyan kalbe
ilk yardımdı bire bir..

Yerel kirli eller değmediğinde
hak eden ellerde yükselenin
sadece bir kupa olmadığını
nerden bileceksin ulan sen!

Sen
maç kazandık diye seviniyoruz
sanıyorsun ya,
geçeceksin onu..
Bizi mutluluktan deliye çeviren
"dünyanın en güzel takımı" filmini
yeniden vizyona sokan
çocuklarımız seviniyor diye
seviniyoruz
daha çok..

Kimse inanmazken yaptıkları
final four için değil
ÇUBUKLU’nun hakkını verdikleri için
çok sevdik onları da zaten..
Ki o haktır işte
asla ödenemeyecek olan..

Kupa mı? Ne kupası?
FENERBAHÇE adını
Avrupa’ya
8 yıl aradan sonra yeniden hatırlattıkları,
SARI LACİVERT bayrağı
en zirveye diktikleri için
çılgına döndük biz..

Ha, şampiyonluk diyorsun sen…
Yok, o da değil..

Üzerine uzandıkları bayrağa
kir değmesin diye ayaklarını kaldıran,
yağmur altında
kafalarına poşet geçirip maçı izleyen,
“her şeyden geçtim ama
bir senden vazgeçemem” diye
haykırarak büyüyen çocukların
8 yıl bekledikten sonra
yeniden
SARI LACİVERT’e inancın
sevinciyle dolan yürekleri var ya,
işte bin şampiyonluktan
değerli onlar..


O yürekleri
sevdalarıyla buluşturan
mangal yürekler var ya,
şampiyonluk ateşinden bile
daha kor onlar..

Ceplerinden, boğazlarından harcarlar..
Gözlerinden yaşlarını harcarlar..
Zamanlarını, sağlıklarını harcarlar..
Ama alın terlerini,
emeklerini, sevdalarını
harcatmazlar ulan!

Varsın
şampiyon olur olmaz
“Alt tarafı basket ya” palavrasıyla
altına doldura doldura saçmala..

Varsın kazanılanın
sadece bir kupa olduğunu sanarak
hasetinden kudurduğun halde
avut minnacık beynini..

Sen kazanılanın ne olduğunu
asla anlamayacaksın!
Anlama da zaten..

Böyle daha iyi..