26 Şubat 2018 Pazartesi

TASMA
İlmeğe boynunu uzatanlara,
boynuna tasma taktırıp
efendilerine köle olanların
laf edebildiği
bir mecra artık
Türk futbolu..

Çakma filozoflara
çakma Barcelonalara
çakma anarşistlere kalıyor meydan
sen gerçek gücünü
göstermeyince..

Oyuncunun gol sevincinde
başı yarılıyor,
sesin çıkmıyor..
Rakip topçunun eşi
sosyal medyada küfrü basıyor,
bi şey demiyorsun..
Hocana alenen hakaret ediliyor,
tepkin yok!

Tıpkı haftalarca
göz göre hakkın yenirken
gıkın çıkmadığı gibi..

Şampiyonluk mücadelesi için
ağır basacak
bir kadro kurmamışsın..
Ona rağmen
bu yolda yürüyen takıma uzak,
umutla düşler kuran taraftara
yabancısın..

Seçim meşgalesi
şampiyonluk meşalesinin
önüne geçmiş..

Sahada da
zorlukla,
kanırta kanırta oturttuğun sistemi
inkar etmişsin
bir maç için..

Solbeksizlikten muzdarip oyunun
pamuk ipliğin de kopunca
hepten çöküvermiş.
Zehre panzehir üretememişsin..

Gol atıp,
yok olmuşsun çimlerde..
Reaksiyon hak getire..

Sahada hırpalanmışsın,
giydiğin ÇUBUKLU’nun
verememişsin
bu kez hakkını..

Tribünde,
ekran başında canın sıkılmış,
inancın törpülenmiş,
hayallerin kırılmış..

İyi de kardeşim,
FENERBAHÇE’sin sen..
Gırtlağına çöken,
içini daraltan,
gardını düşüren
kaosu
parçalayacak gücün var senin..

Yönettiğin kulüp
itinayla doğranırken,
dut yemiş bülbülü oynamayı bırakıp
sesini çıkaracaksın
en oktavlısından..

Seçimden geçip
hocaya, takıma, taraftara
güven vereceksin..

Doğru oyunu aramaktan
vazgeçmeyeceksin..
O bahsettiğin “doğru”
elinden kayıp giderken
müdahale edeceksin,
ders çıkarıp hatalardan,
daha iyisini isteyeceksin..

Giydiğin formanın
ağırlığı altında ezilmeyecek,
rakiplerini
sahada mücadelenle ezeceksin..

Sen kızsan bile,
gönül koysan bile
sevdana,
sahada onu temsil edenlere
ana avrat küfredilmesine
seyirci kalmayacaksın..
Seyirci değilsin sen,
taraftarsın!

Yeterince rakibin var..
Bi de kendi kendine
rakip olmayacaksın!

Yoksa,
küfreden de olur,
hakkını yiyen de,
hocana “tasma” göndermesiyle
hakaret eden de..

Senin genlerinde
buna çanak tutmak yok!
Sana tasma beğendirmeye çalışana
tasma takıp gezdirmek var..

Bi şey kaybetmiş değilsin
ama kazanacağın çok şey var!





18 Şubat 2018 Pazar

İPTAL
Aleyhine 3 net penaltı,
1 kabak gibi gol
ve de en az 2 kırmızı kart
verilmeyen takıma
1 yanlış sarı kart gösterildi diye
yaygara kopabiliyor
Türk futbolunda..

Mağdur edebiyatının
en acayip ağıtları yakılıp,
“Üzerimizde oyunlar oynanıyor” filminin
bilmemkaçıncı versiyonu
çekiliyor..

“Biz haksızlığa karşıyız”
riyakarlığıyla
vicdanlara(!) sesleniliyor
ekranlarda..

Peki hangi vicdanlara?

“Falancaya haksızlık yapıldıysa,
çıksın haftaya iyi oynayıp kazansın”
diyen vicdanlara..

“Hakem hata yapar.
Bu sporun güzelliği” diyen
vicdanlara..

El kol hareketini yerel halk dansı,
tükürüğü öpücük,
balgamı ayran,
kurşunu taş yapan
vicdanlara..

Yaygara kopuyor,
çünkü ucunda
FENERBAHÇE maçı var..

Deniyor ki
iptal edilsin o sarı kart..
Edilsin tabi,
ama yetmez..
Hazır iptal etmeye başlamışken
cılkını çıkartmak lazım..

Misal o maçta
FENERBAHÇE’nin atacağı goller
şimdiden iptal edilmeli..
Ne demek gol atmak?
Taraftarı tahrike girer..
Tertemiz,
efendi mi efendi tribünleri
tahrik etmenin
ne alemi var
durup dururken..

FENERBAHÇE’nin 11’inin de
iptal edilmesi şart..
11 çok.. 8 olsun..
Yok yok, 8 riskli..
Manidar olur..
7 kafi..

Hem
maç niye iptal edilmiyor
Kardeşim?.
Milli mesele var arada..
Milli olacak bu takım..
Moralleri mi bozulsun
yavrucakların..

Madem maç iptal olmuyor,
deniz tarafındaki kaleyi
iptal edelim bari..
Deniz tarafı eser biliyor musun,
üşütüp hasta olmasın şimdi
çocuklar..
Bir tek
FENERBAHÇE’nin kalesi olsun..
Hem yıkılmayan son kale
değil miydi onlar?
Nasılsa yıkılmıyorlar,
sorun ne?

Hakemler iptal olsun mesela..
Tribünden
üç dört kişi insin yönetsin..
Olmazsa kulübeden,
o da olmazsa
bir iki yönetici..
Amaaaann..
Biz bize değil miyiz sonuçta..

Şaka bir yana
yasa masa, kural mural
iptal olmalı ama..
İşler iyi gitmezse
sahaya girebilsin
tribünlerdekiler..
Tonla para veriyorlar,
yazık;
onların da hakkı..

Küfür kıyamet gırla gitsin,
ne bileyim
koltuk moltuk, taş maş
bir şeyler de atılsın sahaya artık..
O kadarcık da olsun ama..
Üvey evlat değil ki onlar..
Hem eski başkana borç
nasıl ödenecek,
değil mi?

Verilmeyen üç penaltı,
bir gol,
iki kırmızı karta rağmen
bir sarı karta
bu kadar yaygara koparılması
normal..

Çünkü düne kadar
top mop oynamıyor denen
FENERBAHÇE,
sistemini oturtup
ligin zirvesi için
önceden yapılan
bütün rezervasyonları
bir bir iptal etmeye başladı..
Kollana kollana uçurulanları
uçuşların iptal olması
korkusu bastı
haliyle..



12 Şubat 2018 Pazartesi

OYNATMAMAK
Kendini büyük sananların
boy ölçüsü,
oynatmaya az kalanların
ihtisas sahibi doktorudur
FENERBAHÇE!.

“Oynatmamak için
buraya geldi FENERBAHÇE”
demiş
avcı’lıktan ziyade
atıcılık federasyonuna
daha yatkın
zatı muhterem..

Dolgu zeminle yapılan
sahil yolları kıvamındaki
hocalığı için
cilalama niyetine
kalem oynatanların
gazına gelerek..

Oynatmamak bir yana
at oynattı FENERBAHÇE
turunç bahçesinde..
Beşlik olurlar diye yaratılan
suni gündemlerin dışından,
böbürlenmekten
içi geçenlerin
içinden geçti
tam anlamıyla..

Dikine futbol,
mikine bilmemne diye
aklını oynatanların
ezberlerini bozdu
KOCAMAN bir futbol dersi
vererek..

Rakibin
yere göğe sığdırılamayan futbolunu
gölge oyununa,
oyunlarının temel kurgusunu
hayal perdesine çevirerek
karagöz oynattı adeta
göbeklerinde..

Birinci bölgede şöyleyiz,
ikinci bölgede süperiz,
üçüncü bölgede kaplanız diye
ahkam kesenlere
dört, beş, altı diye
saydıracaktı nerdeyse..

Aylardır,
ne ayları yıllardır matrak geçilen
“doğru oyun”un ne olduğunu
kabak gibi gösterdi
anlayışı kıt futbol medyasına
AYKUT Hoca..

Öyle bir parmağında oynattı ki
ligin kabartılmış liderini
parmaklarını oynatamaz hale geldi
belediyeden devşirme,
siyasetten palazlanma
ayaklar..

E hal böyle olunca
Süper Ligin en iyisi,
en şahane top oynayanı,
en yeni özhakikibarcelonası
FENERBAHÇE’ye sahada ezilince
en sıradan takıma dönüştü
futbol ulemalarının gözünde..

Pompalandıkları
hortuma bakmadan
büyüklük taslayanların
tasmaları da
gevşedi haliyle..

Sistemin şımarık ufaklığına
had bildirildi vesselam.
Hem de
sponsor destekli
Madrid-Barcelona turundan sonra
köyüne dönen
adam’lık abidesi(!) sahadayken..
Hem de
Türk futbolunun
altı’ncı hissinin
adının verildiği stadda..

Stad demişken..
Düşünün..
Lidersin..
En ciddi rakibinle
kendi sahanda maç yapıyorsun..
Taraftarın yok,
deplasmanda gibisin..
Zaten benim dediğin o stadın adı da
diğer rakibinin hocasının adı..

Bu afra tafra kime, niye?

AYKUT Hoca,
“ikinci yarı rakipleri bükeceğiz” demişti..
Hah işte,
bükerek yendi FENERBAHÇE..
Aslında o tam da
bükerek değil de,
neyse..






8 Şubat 2018 Perşembe

YETER YETMEZ
Kimine göre
oynanan futbol yetmez,
kimine göre de
kazansan yeter..

Ama aslolan
futbol,
kazanmak ya da kaybetmek değil
FENERBAHÇE maçlarında..
Yeten yetmeyen mevzular
başka..

Misal
FENERBAHÇE’yi doğrayan hakeme
8,4 puan vermen yetmez..
10 tam puan vereceksin..
O da yetmezse
100 puan..

Hatta bir de
hemen haftaya maç vereceksin,
hatta üstüne de
Avrupa için kokart..
Ha onları veriyorlar zaten,
pardon!

Kampanya
bu değil mi hem?.
“FENER’i doğra, ödülünü kap”
Gel hakem’daş gel..
Patron çıldırdı!

Bir FENER maçına
hakem ataman yetmez..
N’olucak yahu,
değiştirirsin ertesi gün..
Kim bilecek?
Ya bilseler ne olur,
ciddiye mi alınacak sanki?

Değiştirdiğin o hakemi
haftaya verirsin
FENER maçına..
Kör kör parmağım gözüne hesabı..

İstediğine
metelik koklatmazsın,
korkuttuğun sesine göre meler..
Kaçak göçek işler
ezberin zaten..
Birinin palabıyığına hayran,
ötekinin
çakır gözüne kurban..
Hay Allah’ına kurban..
Sisteme bak be..

Ama bu da yetmez..
Ya gözlemci puan kırarsa..
Nereye kırıyor,
sen de onun boynuzunu kırarsın,
bak bakalım
bi daha kırabiliyor mu?
Yeter mi? Yooo..
“Bir daha maç da yok,
görev de” dedin mi,
gelsin puanlar,
gitsin puantajlar..

Ha, puan demişken,
SARI LACİVERT’in terine
ekmek doğranan maçların
kaç puana mal olduğu,
her kural, kitabına göre uygulansa
puan farkıyla lider olacağının
gazetelerde yazılması
yetmez..
Alacaklı tüpçünün,
soyadında “n” israfı olan yardakçısıyla
üfürdüğü her söz yeter..

FENERBAHÇE hocasının
bunlara isyan etmesi yetmez,
yapıştırırsın cezayı
o cümle aleme yeter!

Yeni birlik başkanı olan
rakibinin başkanının,
eski başkanları olan
federasyon başkanı için
“elimdeki belgeleri açıklasam
hapsi boylar,
maliye de tepemize çöker”
dediğinin
konuşulması, yazılması
soruşturma için yetmez..
Ne soruşturması ya,
kafayı mı yediniz siz,
haber için bile yetmez..
İkisi gider
yanak yanağa bir fotoğraf çektirir,
herkesi susturmaya yeter..

Ha doğruya doğru,
bütün bunlara
kuru bir iki bildiriyle,
istifa davetiyle
itiraz eder gibi yapman
yetmez..
Çünkü FENERBAHÇE
istifaya davet etmez..
Ettirir..

Hele sahada
reaksiyon göstermeden,
sadece futbol oynamaya çalışman
hiç yetmez..
Taktik evet,
oyun sistemi kabul..
Ama içinde isyan barındırmayan bir futbol
FENERBAHÇE’liye yetmez..

Kusura bakma ama
seyirci olman da yetmez..
Seyretmeyi bırakıp
taraf olduğunu
yüreklendireceksin
taraftarsan eğer..

Damarlarında akan gücü
yeniden hissetmek istiyorsan
iliklerine kadar
adının önünde
FENERBAHÇE yazması yetmez..

Silkinip
FENERBAHÇE olduğunu
köküne dek hissettireceksin
dosta düşmana..
Yoksa ay kalsa da,
güneş doğsa da yetmez!



29 Ocak 2018 Pazartesi

FENERBAHÇE OLDUĞUMUZUN FARKINDA MIYIZ?
Bu ülkenin
en güçlü, en sevdalı,
en acayip, en anlaşılmaz,
en sportmen,
en medya dolduruşuna gelen,
en tatminsiz,
en çılgın,
en birbirini yiyen
taraftarıdır,
camiasıdır
FENERBAHÇE’liler..

Rakibe
kabak gibi
iki kırmızı da verilmese,
2 metre ofsayttan da gol yesek,
buz gibi golümüz de
iptal edilse,
“penaltı gibi penaltı”mız da
güme gitse
“Hoca falancayı
niye oynatmadı ya”
tartışması yapıp
finalde
“Sen FENERBAHÇE’ysen
hakemi de yeneceksin arkadaş”
noktasına gelebiliyoruz.

Ama hakemi yenemese de
uzaktan kumandalı hakemlerin
mekanizmasını bozacak
kadrolar da kuramıyoruz..
O kumandaya
basan elleri
kıracak
yönetim gücü de
gösteremiyoruz..

Yönetmekten çok
“idare etmeye” başlayana
“yapma” diyemiyoruz..

Kongre lodosunun sarhoşluğuyla
birbirimizi yiyebiliyoruz ki
zaten FENERBAHÇE’yi
tek yumrukken yenemeyeceğini
anlayanlarca
en çok istenen de bu..

Yan yana,
omuz omuza
kumpasa karşı
mücadele verenler olarak,
“senin gözünün üstünde kaşın var”
“senin de yaptığın ayıp”
“mahkemelere geldin mi”
“en çok davaya ben gittim”
“o kadar gaz yedim,
her şeyi söylerim”
“hapis yattım
ne istersem yaparım”
açmazına düşebiliyoruz..

Takımı ıslıklıyoruz,
protesto edenlerin
kombinelerini iptal ediyoruz,
Ama rakiplerimizden birinin başkanının,
TFF Başkanı olan
eski başkanları için
“elimdeki belgeleri açıklarsam
o hapis yatar,
bizim de Maliye tepemize çöker”
demesine
gıkımızı çıkarmıyoruz..

Tıpkı diğer rakibimizin
güven tazelerken
seçim kaybeden
sabık başkanının
“devleti kazıkladık ama
yine de bize
beleş arazi verdiler”
tadındaki açıklamasına
ses çıkarmadığımız gibi..

Haklı olarak
“3 Temmuz daha bitmedi” diyor
ama 3 Temmuz’un maşasıyla
el sıkışıyoruz..

Eskiden ÇUBUKLU giymiş olmanın ayrıcalığını
başka başka maşaların
medyacılık oynadığı kanallarda
satılığa çıkarıyoruz..

Muhabirim ama
önce FENERBAHÇE’liyim diyerek
“hak ettik mi” diye sorabiliyoruz,
gözlerimiz kanayabiliyor.
Sıkışınca da
“işimi yapıyorum” kolayına kaçıp
önce muhabir de olabiliyoruz..

“Dikine futbol diye
bi şey yok aslında” tespiti yapıp,
futbolun doğrularının
dikine de gidebiliyoruz..

Her fırsatta birbirimize saldırıp,
değerlerimizi piç etmekten,
“en FENERBAHÇE’li FENERBAHÇE’li benim ulan”
kavgasını yapmaktan da
geri durmuyoruz..

Ve unutuyoruz
bir arada,
tek yürek,
tem yumruk olduğumuzda
güçlü olduğumuzu..

Aklımızdan çıkarıyoruz
aslolanın
FENERBAHÇE olduğunu..

Hatırlamıyoruz
sıradan değil,
efsaneler yaratan
bir kulüp
olduğumuzu..

Es geçiyoruz
FENERBAHÇE olduğumuzu..

Oysa FENERBAHÇE
es geçmez..
Esip geçer,
ezip geçer..

Tabi FENERBAHÇE olduğumuzu

hatırladıkça..




23 Ocak 2018 Salı

MAA’LESEF!
Oldu olası
bi halt olmadı!
3 Temmuz’dan 3 gün önce
TFF başkanı oldu.
Ama 3 Temmuz’u görünce
“N’oluyo lan” diyecek göz
kendisinde hiç olmadı.

İddianame yokken,
soruşturma gizliyken
savcıya gitti,
1 saat sonra çıktı,
polis, avukat, savcı, hakim oldu,
kendini adaletin yerine koydu.
“Durum çok vahim” dedi.
Ama durum
hiç onun dediği gibi
vahim falan olmadı.

“Ertelenmeyecek” dediği ligi
erteledi.
Hem de
“ertelenmeyecek” dedikten
bir kaç gün sonra..
“Oynanacak” dediği süper kupa
yalan oldu.
Hiç oynanmadı..

FENERBAHÇE’yi
Avrupa’ya göndermedi.
Kararı UEFA verdi dedi,
UEFA’nın bundan haberi olmadı..
“Göndersek 8 yıl ceza verecektiler” dedi,
yazı var dedi..
UEFA tarafından yazılmış
böyle bi yazı
hiç olmadı.

TV’de
“Türkiye’nin
Avrupa’dan men edilme riski
var mıydı” sorusuna
utanmadan şu cevabı verdi.
“Böyle bi tehlike yoktu,
hiç olmadı”

Dürüstlüklerine kefil olduğu adamlar(!)
içki masalarında
FENERBAHÇE’yi satarken
onlarla kadeh kaldırdı,
ama “kandırıldım” deyip
sorumlu bile olmadı..

“Öyle bir belge yok” dedi..
“Olsa bile ben görmedim” dedi..
“Görsem bile okumadım” dedi..
“Okudum ama anlamadım” dedi..
Çünkü kendisinde
utanacak yüz
hiç olmadı.

“Ben kurtardım” dediği
FENERBAHÇE’ye
“şikeyi kabullenip
puan silme cezasına razı olun”
teklifi yaptı.

“Ceza sezon sonu” dedi
TFF başkanıyken.
Ama ortada daha suç yoktu,
iddianame yoktu.
Karar yoktu.
Şike zaten yoktu.
Hiç de olmadı.

Arlanmadan
FENERBAHÇE’ye başkan adayı olduğunda
“Seçilirsem şike yapmayacağım” dedi
hiç olmayan şikeyi
hala varsayarak!

“Kandırıldım” dediği
ama oyuncağı olduğu
kumpasa karşı
hiç kalıbını koyamadı,
hiç kalıbının adamı olamadı.

“Zararı UEFA ödeyecek” dedi
UEFA “hadi len” deyince
“gerekirse cebimden öderim” dedi.

Şimdi diyorlar ki
“borcunu ödüyor işte, ne var bunda?”

Ama o borç
45 milyon, 100 milyon,
200 milyon, 600 milyon euro
falan değil..
O borcun parasal bi karşılığı yok..

SARI LACİVERT için akıtılan
alın terine
halel getirmeye çalışmanın
maddi karşılığı olmaz çünkü..

FENERBAHÇE için dökülen gözyaşı,
çekilen acı
parayla satın alınmaz çünkü..

MAA’lesef olmadı Başkan..
Bu hiç olmadı..
İhanet edene uzatılan el,
İtene, tutmayana uzatılan elle
aynı değerdedir
gözümüzde..

Ve göz görür,
kalp acır
ama giden gider,
FENERBAHÇE kalır!




9 Ocak 2018 Salı

KUMPAS
“Futbolda şike kumpası” davası,
hadi daha gerçekçi olalım
“FENERBAHÇE’ye kumpas davası”
devam ediyor!

Ediyor ama
“şike palavrası”na
körükle giden medya
sus pus,
üç maymunu oynuyor..

Ne alevli, malevli toplar
dönüyor ortalıkta
ne de canlı yayın var
bi tanecik bile..

FENERBAHÇE başkanına
“silah montajlı” görüntülerle
kara çalan…

Kolunda serumla
mahkeme kapılarında dolaştırılırken
görüntüleyen...

Eşkal tespit fotoğrafını sızdırıp
çarçaf çarşaf yayınlayan,
bi de o fotoğrafa
“en iyi haber fotoğrafı” ödülü veren...

Hiç olmayan
dolayısıyla da hiç ortaya çıkmayan
“para sayma görüntüleri” uydurmasını
haberleştiren...

Zamanında
“Futbolda, deprem, zelzele, gümbürtü” diye
dünyayı ayağa kaldıran
kaliteli(!) medyamızda
yaprak kıpırdamıyor..

Oysa ki 15’i tutuklu,
19’u adli kontrol şartıyla serbest,
7’si firari
tam 108 şüpheli yargılanıyor
bu davada..

Hem de
resmi belgede sahtecilik,
iftira,
iftira nedeniyle
mağdurun gözaltına alınmasına,
tutuklanmasına neden olma,
silahlı terör örgütü kurma
gibi suçlardan
5 yıldan 85 yıla kadar değişen
hapis cezalarıyla..

“FENERBAHÇE başkanı
Kıbrıs’a kaçacaktı” diyen
savcı bozuntusu
topuklayıp yurtdışına kaçtı..

“Kaçma şüphesi var” diye
tutuksuz yargılanmasına izin vermeyen
hakim gıcırtısı
kaçarken yakalandı.

Kumpas soruşturmayı
başlatan raporu için
“Hazırladığım raporun
hiç bir resmi geçerliliği yoktu” diye
ifade veren eski polis
tutuklu..

Eşkal tespit fotoğrafını sızdıran polis
meslekten ihraç..

Emri veren
ve dava araştırmasında
“bylockçu” çıkan
dönemin polis müdürleri içerde..

Sahte delil bavulcusu
delikte çürüyor..

“Savcı doksan çaktı” manşeti atan
gazete görünümlü paçavra
kapatıldı.

Kumpas organizatörleri
zamanın dumanlı kafası kaçak,
samanyolunun çakma hidayetlisi
hapiste..

Pişirilen davanın maşası
“Üç ay konuşulur unutulur sandık”
itirafçısı
oyuncak savcı
meslekten atıldı..

FENERBAHÇE’nin
Avrupa’da ceza almasına neden olan
fezlekeyi yazanlar, yazdıranlar
artık polis değil..

O uyduruk iddianameyi
hazırlayan savcılar
artık savcı değil..

Sahte delillerle
hüküm veren hakimler
artık hakim değil..

Ya tutuklular,
ya kaçaklar,
ya adli kontol şartıyla serbestler
ya da mesleklerinden atıldılar..

Ve hala şike var, öyle mi?

Has sektörün yalancıları!
Has sektörün ordan be!