27 Aralık 2021 Pazartesi

10 YIL SONRA

Çok acı çektik,
çok gözyaşı döktük!
Yıprandık, hapis yattık,
hastalandık,
öldük ulan
daha ötesi mi var!

Ama ezdirmedik
SARI LACİVERT’in onurunu,
kara çaldırmadık
alın terine, emeğine..

10 yıl önce
işinde gücünde olan insanlardık.
İşimiz gücümüz
FENERBAHÇE oldu..

Sevdiğimize
sevgimizi söylemeye bile
çekinirken,
FENERBAHÇE’yi ne kadar sevdiğimizi
haykırdık sokaklarda!

Sağlığımızdan, paramızdan,
varımızdan yoğumuzdan,
canımızdan verdik.
Ama FENERBAHÇE’yi vermedik!

“3 ayda unutulur” sanıyorlardı
10 yıl boyunca
tek dakika unutmadık,
unutturmadık!

Sümüklü bir takkelinin önünde
el pence divanken niceleri,
biz yedi sülalesine
dümdüz gittik
korkmadan!

Kumpasçısına,
yardakçısına,
çıkarcısına
pabuç bırakmadık
evelallah..

Hakkımızı çaldırmadık
ama hayatlarımızdan çaldılar..

Evini, malını,
işini, eşini dostunu,
sağlığını kaybeden oldu..
Beraber
omuz omuza
direndiklerimizden bazıları
toprak altında şimdi..

SELÇUK ABİ,
HALE ABLA,
MÜMTAZ AMCA,
İHSAN TEYZE
ve daha niceleri
göremediler kazandığımızı..
Ama kazanacağımıza
emindiler zaten!

Çünkü suçsuzduk..
Çünkü masumduk!

Bugün soğuk bir balkonda,
nemli gözlerle yakılan
bir sigaranın ucunda
tüm yaşadıklarımız..

Bir bir gözümüzün önünden geçiyor
başrolünde olduğumuz
filmin kareleri..

Elbet hepsinden
hesabı sorulacak bir gün..
Yanlarına kalmayacak
kurdukları tezgah..

Ama bugün
sadece ağlamak istiyoruz..
Anılarımızı
acılarımızla harman ederek
ağlamak..
FENERBAHÇE sen çok yaşa.
Döktüğümüz her gözyaşı
feda olsun sevdamıza!

8 Aralık 2021 Çarşamba

7 TANE ATILIR MI BE!

1 değil, 2 değil, 3 değil..
4 değil, 5 değil,
bu sefer 6 da değil..

YEDİ’ği golleri
bi türlü YEDİ’remeyenler
bu kez
tam YEDİ gol YEDİ..

Tarihin ilk derbisinde
ait oldukları şanlı tarihin
hakkını veren
ÇUBUKLU hanımefendiler vardı
çünkü sahada..

O kadar naiftiler ki
maç tarihiyle anılabilsin diye
takvim gününü yakaladıktan sonra
gol atmayı da bıraktılar
sağolsunlar..

Başka bir takvim günlü maça
nazire yaparcasına
daha ilk devrede
ezeli rakibinin ağlarına
“yarım düzine gol bırakmaları” da
cabası..

Nasıl bırakmasınlar!
Hani sağlı sollu geldiler
rakip kaleye diyeceğim ama
kaleye gelmedikleri
yön, açı, taraf kalmadığı için
böyle demek de
ayıp olur biraz..

İlk 11’deki 10 oyuncumuz da
sonradan girenler de
tek kelimeyle
“harika”
top oynadılar.

Bir tek kalecimiz için
aynı şeyi söyleyemiyorum
çünkü kendisini hiç görmedik.
Maçta kadraja girdiği
tek an yok nerdeyse..
Belki “zaten gerek yok ya” deyip
kalecisiz oynamış da olabiliriz,
bilmiyorum.

Futbolun bu ayan beyan gerçeklerine rağmen,
YEDİ’ği önünde
yemediği ardında kalan camia,
bugüne dek YEDİ’ği
onca naneye bakmadan
bu maçtan da
mağduriyet çıkarmayı
başardı çok şükür..

“10 kişi kalan takıma acımadınız mı”
diyorlar
hep bir ağızdan.
Ama biz
10 kişi kaldığımız maçlarda da
acımamıştık zaten!

Spor ruhuna uymuyormuşmuş..
Küme düşen rakibine karşı
kalecisine penaltı attıran camia
söylüyor bunu da..

“Hakem kırmızı kart
göstermeyebilirdi..
Penaltı vermeyebilirdi..
Rakip bu kadar gol atmayabilirdi” diyerek
kendileri için
futbol kuralları dışında
ayrıcalık bekleyen camia..

Biri de kalkıp demiyor ki,
biz bu maça hazır değildik..

Oysa
“bu skoru bekliyor muydun” diye
sorulan kaptanımız
“Biz bu maça hazırdık.
Açıkçası ben bekliyordum” dedi
daha teri soğumadan..

Evet, biz bu maça hazırdık.
FENERBAHÇE’li kadınların
tribünde olmaları
kulübe ceza olarak görüldüğü günden beri
hazırdık..

3-5 bin bilet bastıkları maça
45 bin kadın akın ettiğinde,
stadın önünde kuyruk olduklarında bile
anlayamadılar
ne kadar hazır olduğumuzu..

3 Temmuz’da
kuyumuzu kazdıklarında
adliye, hapishane yollarını,
CADDE’nin asfaltını arşınlayan,
makyajlarını döktükleri gözyaşlarıyla yapan
kadınlarımızın
ne kadar hazır olduklarını
daha yeni görüyorlar!

O yüzden böyle afalladılar!
O yüzden bu YEDİ’rememeler..

Düne kadar
“ne anlar ya bunlar ofsayttan” dedikleri,
tribündeki aşk dolu tezahüratlarını
vuvuzela sesine benzettikleri kadınlar
dar etti bu kez çünkü
onlara
futbol sahasını..

Son sözü
yine kaptanımız söyledi
maçtan sonra..
Kadın erkek fark etmez!
FENERBAHÇE affetmez!



6 Aralık 2021 Pazartesi

YUSUF YUSUF

Ölüsünden bile korkulur
bu ülkede
FENERBAHÇE’nin..
Mezara girse
dirilip kalkmasın diye
nöbet beklenir başında!

Hafif bir silkinmesi
zelzele yaratır..
Bir kıvılcımı yeter
yangın çıkarmaya..

Ağlaması hoşuna gider ama
döktüğü gözyaşlarında
boğulursun!

5 gol atsın
kurşun sıkılır otobüsüne..
9 puan geriden gelip
alır şampiyonuluğu,
iftira kumpası kurulur..

3 ayda unutulur sananların
feleği şaşar.
Ateş üfleyenlerin
dudakları büzülür..

Son dakikada
şampiyonluğu çalınır,
“bi daha ayağa kalkamazlar” diye
umutlanırsın,
hemen sonraki sezon
tepeye kurulur gene..

3-0 yaparsın skoru..
Dalga geçip 5 beklerken
4 gol görürsün kalende..

Kırmızı görüp eksik kalır,
“hah işte şimdi” der heveslenirsin,
6 yiyip dönersin!

Cezalısı, sakatı çoktur..
Galibiyeti, morali yoktur.
“Bu maçta her şey olur
bi tek FENER kazanamaz” dersin
maçtan önce..
Tek kale oynayıp,
tek şutla yenilirsin..

“FENER kümeye” diye
tezahürat yaparsın,
eşinip gıdakladığın kümesini
başına geçirir..

Yendiği Avrupa devi köy takımı olur,
attığı goller ölçü olmaz!

Başkentini işgal edersin,
her maçta seni tokatlar!
İntikam için
canavar bir takım kurup
meydan okur,
bir metrelik kupa yaptırırsın;
gene tokatlar!

Kulübün kapısına
kilit vurmaya kalkarsın,
o kilidi senin çenene vurup
anahtarı bi tarafına sokar!

Maçta fark yapsan da,
puan farkını açsan da,
gelip yetişecek,
yine aynısı olacak diye
ödün patlar!

Çünkü hiç bi korkuya benzemez
şike yaptığı halde
şampiyon olamayanların korkusu..

O yüzden
sadece bir futbolcu adı değildir
bazıları için Yusuf..
İkilenince
tekerrür eden
bir tarihin
tezahürüdür!


NOT : Yazının başlık fikri için
ALİ NEVZAT TOYCU’ya ( @ANToycu ) teşekkür ederim.




21 Kasım 2021 Pazar

21.11.21

Tarihlerin, rakamların cuk oturduğu
maçlardır
FENERBAHÇE için
Galatasaray maçları..

26 Mart’ta
ligin 26. haftasında
hiç ceza sahasına girmeden,
korner bile kullanmadan,
tek şut çekerek aldığı maç var
mesela..

Ayın 2’sinde, 20’sinde
2-0 kazanılan maçlar süslüyor
takvimleri..

Nisan’ın 22’sinde
2 ile 2’yi toplayıp
4 atılan bir maç vardı ki,
futbol tanrıları izin verse
4 daha olurdu..

“Topa vurulan noktadan
kaleye taksi tutsak
en az 20 lira yazar” diye betimlenen
35 metreden atılan golle
kazanılan maç da var,
tiki taka daha icat edilmeden
35 pasla atılan golün atıldığı
4 gollü maç da..

6 Kasım’da,
6. haftada
6 gol atılan maçın
belgeseli bile çekildi..

“FENERBAHÇE 3 puanı 3 golle alıyor maçları”
o kadar çok ki
istatistiklerde
sayılamıyor bile..

“Hatıralar sardı 4-1 yanımı”
sadece bir şarkı değil misal
SARI LACİVERT’liler için..

15 yıl forma giyip
KADIKÖY’de galibiyet görememiş
kaptanları var
aslan parçalarının..

FENERBAHÇE kalecisi de
18 yıl oynayıp
KADIKÖY’de hiç mağlubiyet görmeden
emekli oldu.

KADIKÖY’deki bir önceki galibiyetlerinde
doğan çocuğun,
bir sonraki galibiyetlerinde
askerlik celbi gelmişti..

3-0 öne geçince
ellerini göstererek
“5..5..5..” diye tezahürat yaptıkları maçın sonunda
ellerini lavabolarında gördükleri
maç da var tarihlerinde..

21.11.21’de
2-1 öne geçtiklerini sanıp,
aslında hala 1-1 olduğunu idrak edemeden
21 metreden atılan şutla
2-1 yenik duruma düşmeleri
şaşırtmıyor haliyle..

Akılları(!) sıra
“koşamıyor” diye dalga geçtikleri
dünya yıldızının
bütün yarı sahayı geçip
sadece bacak bacak üstüne atarken kullandığı
sağ ayağıyla
filelerini sarsması da cabası..

Üstelik 31. dakikada
tam 69 metre koşarak..

İşte bunlar hep Sik’uid Geym!


5 Kasım 2021 Cuma

 

İNCÜRİ

Tamam,
kadrosu ayrı, kadro mühendisliği ayrı
“incüri” bu takımın..
Ama asıl sakatlık
incir çekirdeğini doldurmayan mevzularla
kendi değerini, potansiyelini
“incüri” etmeye meyilli kafada..

Senelerce
“takımın bir sistemi yok” diye isyan edip,
 bir sistem oturtmaya çalışan hocayı
kafadan “incüri” ilan etme
alışkanlığımızdan
kurtulamadık bi türlü..

O’cu, şu’cu, bu’cu olup
bir bütün olamamak
tam da “incüri”lik bi durum değil mi
bir çuval inciri
berbat etme türünden..

“Falanca niye oynuyor,
öbürü niye oynamıyor” diye
her hafta kafayı yiyip,
FENERBAHÇE’li olmanın güzelliğini
ıskalamak ne peki?

ÇUBUKLU’yu terletene
“çöp, takoz, el freni, kazma”
damgası vurup,
sonra onlardan
başarı bekleme küstahlığına
ne demeli?

Kötü oynarlarsa sahaya çıkanlara,
iyi oynarlarsa sahaya çıkmayanlara,
hoca iyi yönetirse eski hocaya,
bocalarsa eskisini övüp kendisine,
başkan şık bir hareket yapınca eski başkana,
hata yapınca
hem kendisine hem sülalesine sövmek
“incüri”liğin hangi boyutu?

Savaşacak onca düşman,
onca cephe varken,
birbirimizle didişmenin,
FENERBAHÇE menfaatlerinde buluşamayıp,
kuyunu kazanlarla buluşmanın
bi açıklaması var mı?

Web sayfasından bildiriyle rest çekip,
twitter hesabından laf sokup,
megafonla ayar vermeye çalışmak
neresinden bakarsanız bakın
“incüri” bi yöntem değil de ne?

Medyanın
çakma imparatora,
kurtarıcı isa heykeli taklidine
sormaya gözlerinin yemediği
sistem sorusunu,
sorguya çevirmelerine
prim vererek,
dünya yıldızı topçun hakkındaki
karalamalara inanarak
sana karşı hep “incüri” olmalarına
sen izin vermiyor musun
aslında?

FENERBAHÇE’yi
sadece kazanmak için sevmek değil mi
asıl “incüri” olan?

Ne her şey mükemmel,
ne de her şey kötü!

Sadece tedaviye ihtiyaç duyan
“incüri” yanlarımız var!
Teşhisi doğru koyup
tedaviye başlamak önemli..

Seni yok sayanı,
harcamaya çalışanı,
golünü penaltını hakkını vermeyeni,
başarınla üzüleni,
incite incite
“incüri”ye çıkarmak için..







19 Ekim 2021 Salı

AİLE İÇİN

Kurulduğu günden bu yana
hep savaşmak zorunda bırakıldı
FENERBAHÇE..

İlk yıllarda
“hürriyet” aşkıyla
“istibdat” zihniyetiyle savaştı..

Sonra yokluğa, parasızlığa,
yok olma tehlikesine karşı savaştı
forma aşkıyla..

Vatanına göz koyan düşmanla
bağımsızlık ruhu için savaştı..

29 Haziran 1923’te
işgalcilerin
kendilerinden nefret eden
generaliyle savaştı..

Bir ulusun
var olma mücadelesi için
savaştı
Cumhuriyetle birlikte..

Kapısına kilit vurmak isteyen
darbecilerle savaştı.

“Seni sevmeyen ölsün” kafasıyla,
“ağar” abilerle,
“dua ve himmetli takkecilerle”
 savaştı..

Golünü, penaltısını,
galibiyetini, şampiyonluğunu,
alın terini, hakkını çalan
sistemle savaştı..

3 Temmuz 2011 sonrası
SARI LACİVERT duvar olup
canına ot tıkamaya yeminli
medya, polis, savcı, hakim görünümlü
teröristlerle savaştı..

12 Mayıs günü mabedinde,
4 Nisan günü deplasman dönüşünde
canına kast edildi,
gene savaştı..

Renkleri, forması, tarihi,
onuru, ilkeleri için
hep savaştı..

Aslında hep
ait olduğu ailesi için
savaştı..

Yine savaşır..

İlk maçına omzunda götüren,
SARI LACİVERT aşkı öğreten,
sevdayı miras aldığı
babası için savaşır..

Maça tembih ve dualarla yollayan,
üşümesin diye
elleriyle ördüğü atkıyı
boynuna dolayan,
görevin kendisine düştüğü
bir 20 Eylül günü
mabedi umudun renklerine boyayan
annesi için savaşır..

Eve dönünce
sopa yeme pahasına
biriktirdiği harçlıklarla
beraber FENERBAHÇE maçına kaçtığı
kardeşi için savaşır..

Kıyafetin de,
makyaj malzemesinin de,
eşarbın da
ille SARI LACİVERT’ini seçen
ablası için savaşır..

Kendisinden sonra
sevdanın neferi olsun,
büyük zaferler, şampiyonluklar
ama daha da önce
FENERBAHÇE'li olmanın
onurunu yaşasın diye
üzerine titrediği
evladı için şavaşır..

LEFTER BABA’sı,
MÜMTAZ AMCA’sı,
İHSAN TEYZE’si,
HALE ABLA’sı,
SELÇUK ABİ’si,
ALİ İSMAİL, BURAK,
KORAY kardeşleri, evlatları için
savaşır..

FENERBAHÇE’li ailesi için yaşar,
ailesi için ölür,
ailesi için savaşır..

Hiç kimsenin şüphesi olmasın!
Savaşması gerekiyorsa
bu sevdaya tutkun herkes savaşır..
Gözünü bile kırpmadan!




30 Ağustos 2021 Pazartesi

VARDIR Bİ BİLDİĞİ

Burası Türkiye..
Burada herkes her haltı bilir.
Hele konu futbolsa
bilmeyeni döverler..

Üçlü savunma,
ikili sıkıştırma,
beşli hücum,
üçüncü bölgede çoğalma,
dar alanda kısa paslaşmalar falan
bunlar hep ezberimiz
abicim..

“Filancayla falanca
yanyana oynamaz,
bu topçudan bi cacık olmaz,
sistemi yok bu takımın” gibi
derin literatür bilgisi içerir
analizlerimiz..

İki gol kaçıran çöp,
tek hatalı gol yiyen kova,
pas hatası yapan vasattır
gözümüzde..

Yan pastan,
savunma futbolundan
nefret ederiz.
İlla da dikine olacak!

Alman köylüsü,
Hollanda züppesi,
yaşlı, genç,
göbekli, slimfit gibi
tamamen
futbolun içinden argümanlarla
yargılarız hocaları..

Buz kovasına oturanı
imparator,
iki lafı bi araya getiremeyeni
filozof,
ağzı bozuk kabzımalı
hakem otoritesi,
fularlı bunağı
duayen
ilan etmemiz de
bu muhteşem
futbol kültürümüzün eseri
işte..

Hiçbir ilk onbiri beğenmeyiz.
Hoca kimi çıkarsa hatalı,
kimi almazsa beceriksizdir.

Kendi topçumuzu değersizleştirmede,
kendi evlatlarımızı harcamada
elimize su döktürmeyiz.

Tepemizin tasını attırmasınlar,
maçlara da gitmeyiz ha!
Gidersek de yuhlar, küfrederiz
ana avrat!

Duyumu, safsatayı,
dedikoduyu, algıyı
hep bilgiden öne koyarız
evelallah..

Kimse
futbolu bizden iyi bilemez!
En iyi topçu da biziz,
en harika hoca da,
en kral taraftar da..

O yüzden çaktırmadan da
zorumuza gider
“VARDIR Bİ BİLDİĞİ” denilip
güvenilen bir adamın
yaptıklarını izlemek..
Tekniği, taktiği,
zekayı, ruhu
futbola işlerse bir felsefe
kafalar tertemiz olacak
halbuki..