13 Ağustos 2016 Cumartesi

FARK VAR!
Haklısın..
Seninle aramızda
KOCAMAN bir fark var..
KOCAMAN işte,
nasıl anlıyorsan o!

Benim SARI’m da LACİVERT’im de
tertemiz,
senin sarın kirli,
kırmızınsa kırmızı bile değil..

Ben işimi sahada
alın terimle görürüm,
sen masa başında,
sarayda,
takkelinin cübbesi altında,
hile hurda,
dönme dolapla..

Ben bir yılda
94 milyon vergi öderim
helalinden,
senin kaçırdığın vergiyi yazmaya
milyonlar yetmez!

Buzu ateşe verecek kadar
inancım var benim,
sen hala
ateş üfleme derdindesin..

Ben
önüme çekilen setleri
yıkar geçerim,
senin işin gücün
“önüm kesiliyor” diye
ağlamak..

Ben
hayasız akınlara
SARI LACİVERT duvar olurum,
sen aşağılık niyetlere sıva..

Ben adalete FENER yakarım
cesaretle,
sen bırak fitili
destursuz
cigaranı bile yakamazsın!

Ben şanlı bayrağımın gölgesinde
nefes alırım ancak,
senin
hangi bayrağa selam verdiğin
belli değil..

Benim yolumun her metresinde
şeref var,
onur var!
Seninkiyse
“himmet”le ipotek altına aldığın
fitnenin yolu..

Ben kupalarımı
ter dökerek,
kan ağlayarak aldım..
Ama belli ki seninkilerde
bir “gülen”in izi var!

Sen ağız değiştirirsin,
kılık değiştirirsin,
gündem değiştirirsin..
Ben istersem
seni değiştiririm
evelallah!

Ben
gözümü bile kırpmadan
düşmanlarımla
savaşa girerim.
Sen girsen girsen
bukalemun gibi
renkten renge girersin
onun bunun
yalakası olmaktan..

Hastalık da sensin,
mikrop da, virüs de..
Ama sıkıntı yok,
antivirüsünü
tanıyorsan zaten!

Senin meridyenin kaymış,
boylamların “paralel”..
Ama yanlış anlama ha,
saat farkı değil
bu aramızdaki..
Öyle bir fark ki
hesaplayarak da
bulamazsın..






12 Ağustos 2016 Cuma

FİTİL
Nabza göre şerbet verme neyse de
kerhane vesikasına
“bakiredir” yazdırmaya
döndü iş..

Fikirleri, zikirleri dalavere,
vicdanları çürümüş,
irfanları kumpastan ibaret olanlar
kul köle oldukları sistemde
hür olma iddiasında
bulunuyorlar artık..

Salyalı itleri
ekranlarıyla, sütunlarıyla
satın alanlar,
sıkışınca babasını bile satanlar,
hoşlarına gitmeyen kalemlere
kiralık yaftası vuruyorlar
utanmadan..

Logosu çalıntı,
marşı çalıntı,
tezahüratı çalıntı olanlar
rakiplerinin sloganlarını
alenen çalmaktan bile
yüksünmüyor hiç..

Her daim güçten,
onu temsil edenlerden yana olanlar,
kendi çıkarları için
en pespaye şarlatanların bile
ellerini öpüp
kıçlarını yalayanlar,
demokrasiden,
haktan, hukuktan
bahsedebiliyor
en ufak bir
sıkılma belirtisi göstermeden..

On yıllardır futbolun,
sporun 
tepesine ettikleri hacetlerini
oraya buraya sıvamaktan başka
maharetleri olmayanlar
içinde debelendikleri balçıkla
sıvanamayacak güneş olarak
kendilerini görebiliyorlar
bir an bile  arlanmadan..

Çamura, boka batanlar
hiç batmayan güneş olma iddiasında bile
bulunabiliyorlar
yüzsüzce..

Kepaze caninin ayinlerini
takım idmanına çevirenler,
masumiyet filmleri
çevirebiliyorlar rahatlıkla..

Devrik krallarını,
sahte kraliyet haritalarından silmekle
aklanabileceklerini,
uydurdukları yalanlarının
ardına saklanabileceklerini
düşünebiliyorlar
pervasızca..

Neymiş efendim,
demokrasinin fitilini ateşlemişlermiş..
İki sallayınca
rahata ermeye
alışmışlar çünkü..

Ama unutuyorlar,
helalinden emdikleri
tek damla süt olmadığından
jurnal masalarında götürdükleri rakıların
fitil fitil burunlarından geleceği günün de 
geleceğini..





9 Ağustos 2016 Salı

EN BAŞINDAN BERİ
Yanılmadık,
kandırılmadık!
3 Temmuz 2011’den beri
biliyorduk
ne mal olduklarını..
En başından beri..

Ateş üflemeyle söner mi
sönmez mi diye
beklemedik,
ateşin üstüne üstüne yürüdük
hiç düşünmeden..

“Sanat eseri gibi soruşturma” laflarına
diş biledik..
ve destansı bir sanat eseri yazdık
alın terimizle,
gözyaşımızla,
kanımızla..

Güya para sayarken çekilmiş görüntüleri
hiç göremedik ama
direnişimizle
hiç unutulamayacak görüntüler verdik
omuz omuza;
yalanlanamaz,
inkar edilemez!

“Heykelleri dikilmeli” denen
çakma savcılar
topuklayıp kaçmadan
çok daha önce
adaletsizliğe isyanımızın anıtını diktik
kurulan kumpasın
tam da orta yerine!

Sözüm ona 90’dan çakanların filelerine
öyle bir röveşata attık ki
değil sahalarda,
meydanlarda,
literatürde bile
böylesi görülmemiştir!

Manşetlerden, köşelerden,
ekranlardan
hatta tutanaklardan, iddianamelerden,
mahkeme hükümlerinden
bangır bangır söylenen yalanlara değil,
bir gün ortaya çıkmak gibi
kötü bir huyu olan
gerçeklere itibar ettik
sadece!

Aba altından, üstünden
gösterilen
sopalardan korkmadık..
“İsterim de isterim” diye
figan edilen kupa masallarını yutmadık..
Uyduruk tapeleri
tıpa yapmakla meşguldük
çünkü o aralar!

Rakı masalarında,
rüşvet pazarlıklarında
onurunu satanlar
pek bi saygın,
pek bi muteberken bile
sevdamızı, emeğimizi,
o sevdaya emeğe baş koyanları
satmadık!

“Efendi hazretleri”nin yollarına
gül yaprakları dökerken birileri,
tuğla tuğla
SARI LACİVERT bir duvar olduk
önlerine!

Yanılmadık,
kandırılmadık!
İlk günden beri
biliyorduk
ne mal olduklarını..
Ta en başından beri..

Bu gurur, FENERBAHÇE’lilerin!.



26 Temmuz 2016 Salı

BİZİ SİZ DELİRTTİNİZ!
Hiç darılmaca,
gücenmece yok!
Boşa ağlanıp, sızlanmayın lan!
Bizi bu hale
siz getirdiniz!

Sigara paketi üstüne
kadrolar yapıp,
en fazla 3-5-2’ye
bilemedin 4-2-3-1’e
kafa yoran adamlardık..
Kanunun kaçıncı maddesinin
bilmem kaçıncı fıkrasını
siz ezberlettiniz ulan!

Cine5 şifresinin
ayna yansıtılarak
çözüleceğine inanırdık
oğlum biz!
Siz zorladınız
binlerce sayfa tape çözümlemesi yapıp,
şifrelerinizi kırmaya..

Takım elbisesine,
akşam yemeğine,
bi büyük rakısına
iddiaya girerdik topu topu..
İddianame mevzuatının
kitabını yazarız ulan artık
sayenizde..

“Hakemi de yeneceksin abi
icabında” derdik!
Taç verirken bile
kaşı gözü oynayan
düdükleriniz yüzünden
futbol talimatnamesi uzmanı olduk
çok şükür…

Gözümüz yanmasın diye
soğan doğramamak için
bin takla atan insanlardık.. 
Cayır cayır biber gazınının
üstüne üstüne
yürüdük lan!

“Aman oğlum/kızım
sakın ha olaylara karışma” diye
tembihlenip büyütülmüş
çocuklarız biz.
Bu ülkenin en işlek caddesinde
yüz binler olup
soyunuza, sopunuza, sülalenize
dümdüz gittik be!

Kazanınca
dünyalar bizim olmuş gibi sevinir,
kaybedince kahredip yıkılırdık..
Kenetlenip
YIKILMAYAN SON KALE olduk birader
karşınızda!

LACİVERT’e çalan gökyüzünde güneşi,
mavi gözlü birinin SARI saçlarını görmek bile
yeterdi mutlu olmamıza..
Renkten renge giren
topunuzun
ipliğini pazara çıkarmadan
mutluluk haram artık bize..

Tribünde besteler, marşlar söyleyen,
gol için
bildiği tüm duaları okuyan
adamlardık sadece..
Tillahınızın canına okumaya
yeminliyiz şimdi
topyekun..

Siz kaşındınız!

Öyle kıçı kırık bir iki özürle,
“kandırıldık” ayaklarıyla,
fırıldaklık manevralarıyla
sıyıramazsınız!

Gözyaşımızın,
gözümüzden bile sakındığımız sevdamıza
attığınız çamurun
hesabını sormadan,
yaptıklarınızı
fitil fitil burnunuzdan getirmeden
durmayacağız!

Bizi siz delirttiniz,
ceremesine katlanacaksınız!


NOT:
Yazıya ilham kaynağı olan
ve bir iki cümlesini araklamama izin veren
FUNDA S. PALA @Fspala Hocama
sonsuz teşekkürler..





22 Temmuz 2016 Cuma

HALA ŞİKE HA!
Adına “gölge proje” denilen
sözde şike dosyasını
hazırlayıp raporlayan polis hakkında
yakalama kararı var..

Bu dosya hakkında
savcılığa
soruşturma talimatı verilmesi talebiyle başvuran
polis müdürü
“suç örgütü kurmak”,
“siyasal casusluk”,
“resmi evrakta sahtecilik”,
“kişisel verileri usulsüz kaydetme”,
“bilgisayar verilerini silme”,
ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin görevini yapmasını
kısmen engellemeye teşebbüs” suçlarından
cezaevinde tutuklu..

FENERBAHÇE Başkanı’nın
gözaltına alınma görüntülerini
silahlarla montajlayıp
basına sızdıran
diğer polis müdürü de
meslekten ihraç edildi
ve “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan
15 yılla yargılanıyor.

2010/10 numaralı dosyayı
kabul eden,
soruşturma izni veren,
delillerini derleyen
ve güya “90’dan çakan” savcı
“sahte delil düzenlemek”ten
meslekten atıldı,
aranıyor
ve gizlice yurt dışına kaçtı..

Ha bu arada
“90’dan çaktı” manşetinin mucidi,
davanın delil bavulcusu
sözde gazeteci de
aralarında
“vatana ihanet”
ve sahte belge düzenleme”nin de olduğu
onlarca suçtan hapiste..


“Maç sonuçlarını biliyordum, gülerek izledim”
“Üç ayda unutulur sandık”
“Şampiyon olmasaydınız bu dava olmayacaktı”
diyen savcı hakkında
tutuklama kararı var
ve mütalaayı hazırlayan yardımcısı da
açığa alındı.

Hakkında kesin hüküm verildiği gün
yurt dışından Türkiye’ye gelen
FENERBAHÇE Başkanı’nı
“kaçma şüphesi var” diye
1 yıl hapiste tutan davanın hakimi hakkında
yakalama kararı çıkarıldı
ve şu an kaçak..

Bu şartlarda verilen hükmü
Yargıtay’da onaylayan hakimler de
an itibariyle tutuklu..

Ve bütün bu
somut gerçeklere rağmen
hala “şike” ha!
Pes!



10 Temmuz 2016 Pazar

FENERBAHÇE NEFRETİ
Bu ülkedeki
en yaygın ideolojidir
FENERBAHÇE nefreti..

Birbirlerinin
boğazına çökenler bile
söz konusu
FENERBAHÇE düşmanlığı olunca
kardeş oluverir
bir çırpıda..

Paraleli, yamuğu,
takkecisi, cukkacısı,
uzunu, kısası,
ustası, çırağı..

Şakacısı, mafyası,
hacısı, hocası,
taşlısı, sopalısı,
direklisi, tüfeklisi..

Ateşlisi, çileklisi,
jurnalcisi, yalancısı,
arıcısı, helvacısı,
aylavyucusu, jötemcisi..

Hakemi, hakimi,
yancısı, savcısı,
öz'ü, üveyi,
gelini, güveyi..

Sağcısı, solcusu,
kuzeyi, güneyi,
kitapçısı, kitapsızı,
sofusu, imansızı..

Bademi, bıyıklısı,
kösesi, sakallısı,
müfterisi, müşterisi,
manşetçisi, doksancısı..

Elemanı, baronu,
tilkisi, sansarı,
gargameli, kabzımalı,
andavalı, malı..

Enteli, danteli,
okumuşu, cühelası,
satılığı, kiralığı,
embesili, alığı..

Vekili, asili,
tayyaresi, fırıldağı,
bakanı, bakmayanı,
iteni, tutmayanı..

Kaçağı, göçeği,
zillisi, köçeği,
torosu, bavulcusu,
zurnacısı, davulcusu..

Rok'çusu, popocusu,
öpücüsü, yalayıcısı,
doktoru, hastası,
mazbudu, fahişesi..

Balıklısı, pantolonlusu,
donlusu, donsuzu,
yüzde yüzcüsü, yüzsüzü,
siyah poşetlisi, atletlisi..

Tüpçüsü, topçusu,
orman'ı, odunu,
şikecisi, dopingçisi,
kurulu, federasyonu..

Yeri, makamı,
adı, sanı, görevi
ne olursa olsun
FENERBAHÇE nefretinde birleşip
irinlerini kusan ağır hastalara
iyi bir haberimiz var..

Derdinizin dermanı
SARI LACİVERT renkte bir ilaç!
Ya efendi gibi
draje olarak alırsınız
yahut mecburen
fitil..









2 Temmuz 2016 Cumartesi

BEŞ YILIN MUHASEBESİ
5 yıl önce bugün
sabaha değil
kumpasa uyandım!

Ellerim titredi önce..
Sonra boğazıma oturdu
o dört yıldır
gitmeyen yumru..

Ağladım!
Hüngür hüngür hem de..
İçimi yırta yırta..

Kabullenmedim,
SARI LACİVERT’ti isyan bayrağım!
Sevdama leke sürmek isteyenlerle
savaşacağıma yemin ettim!

FENERBAHÇE RUHU
beni çağırdı,
koştum;
CADDE’ye, YAYLA’ya,
SİLİVRİ’ye, ÇAĞLAYAN’a,
METRİS’e..

Cop yedim,
yerlerde sürüklendim..
Gaza boğuldum,
gözaltına alındım,
hapis yattım be!

Asliyesi, sulhu,
ağır cezası, mahkemesi,
hakimi, hükmü,
savcısı, mütalaası
yaladım yuttum,
hukukçu oldum!

İlk bana “çapulcu” dendi,
TOMA’ya kafayı
ilk ben attım!

Yaralandım,
karalandım,
lime lime paralandım ulan!

Saçım ağardı,
kırıştı yüzüm,
yaşlandım
yaşımı yaşayamadan..

Kalbim tekledi,
hem de kaç defa..
Tansiyon fırladı..
Şeker sapıttı..
“Kanser et bizi FENER” diye
dalga geçerdim,
kanser oldum..

Radyoterapi,
kemoterapi,
fizyoterapi,
psikoterapi..
Bütün hastalıklara çare
FENER’terapi!

İşimden, gücümden,
eşimden oldum..
Terk edildim,
beş parasız kaldım..

Çoluğun çocuğun
yüzünü görmedim
ama
mevsimin hep
güzünü gördüm..

Bu dava için
evimi, arabamı sattım,
banklarda, bahçelerde yattım..
Dilim mecazdan,
yuvam hacizden
kurtulmadı..

Örselendim,
hastalandım..
Öldüm ulan,
daha ötesi mi var?

Boyun eğmedim ama,
biat etmedim,
eyvallah çekmedim namerde;
bir gün bile!

Adım HALE, SELÇUK, LEFTER..
Adım TAMER, CEMİL..
Adım ŞEKİP, İLHAN, AZİZ..
Adım MEHMET, HIZIR, EBRU!
Adım
FENERBAHÇE lan benim!
Yenilmedim işte,
yenilmeyeceğim!