30 Aralık 2019 Pazartesi


KAÇ METRE?
FENERBAHÇE’nin attığı gollerde
“tüm aramalara rağmen”
faul, kural hatası,
ofsayt, vicdanı ofsayt falan
bulamayan
marka değeri arşa değen(!)
Türk Futbolu
pek bi huysuzlanır..

Hele o gol
taksi’metre hesaplarını ağlatıyorsa
hesabı tutmayanlar
“mesafe tanımaksızın” ağlamaktan
geri duramazlar..

30 metre üzerindeki mesafelerden
atılan gollerin
gol sayılmaması yönünde
bir madde eklenmesini dahi
isteyebilirler
işlerine gelmeyince
ciklet falı muamelesi yaptıkları
futbol kuralları kitabına..

Şutun atıldığı mesafe ayrı,
saatteki hızı ayrı,
aldığı falso ayrı girer
birilerinin bi taraflarına..

O gol şansa yorulur,
bala yorulur,
rüzgara yorulur,
topun havasına falan yorulur..
Avrupa’da yılın golü seçilen golün
haftanın golü bile olamadığı
lig yahu bu lig!

FENERBAHÇE’nin
rakip yarı sahasından
gol atması
yasaklanabilir
“sen FENERBAHÇE’ysen
golü kendi sahandan atacaksın arkadaş”
kafasıyla..

Gol frikikten atılmışsa,
“frikik çok saçma bir şey değil mi ya”
muhabbetleri dönmesi
kuvvetle muhtemeldir..

“Hem zaten fri ne demek,
serbest demek,
serbest şut çektirilir mi yahu” gibi
olağanüstü mantıklı bir sonuca da
bağlanabilir pekala..

Firikik atılırken
forvetin baraja mesafesi için bile
kalibrasyon talebinde bulunulabilir
aslında
TÜBİTAK’tan falan..

FENERBAHÇE’ye
penaltı verilmesi için
rakip kaç santim sıçramış,
ayak kaç santim kalkmış,
top kaç metreden gelmiş gibi
kriterler de uygulanabilir
mesela..

Makaslama,
çift dalmayla giriyorsa rakip
kırmızı kart görmesi için de
attığı deparın metresi
baz alınabilir yani,
neden olmasın?

Bir kulübün teknik direktörü
istifa edince
teyakkuza geçen
devlet kurumlarının
ve görevlilerinin
o ilin sınırlarında
başka bir kulübün otobüsü kurşunlandığında
körleri ve sağırları oynadığı
bir ülke burası
nihayetinde..

Birinin 4, öbürünün 5,
diğerinin 6 attığı hafta
FENERBAHÇE'nin golü yoruyorsa çeneleri
bunun tek bir açıklaması var.

FENERBAHÇE atmışsa golü
kaç metre olduğu değil
işlevi önemlidir esasen..

ZORLU kabuslar gördürür çünkü
çakma imparatorlara bile..






23 Aralık 2019 Pazartesi


DÜZEN
Gerçekten adalet isteyenlerin değil
kendilerine
iltimas, ayrıcalık, kayırma
isteyenlerin
ya da
bunların
hep sürmesini bekleyenlerin
attığı slogandır
ülke futbolunda
“bu düzen böyle sürmeyecek”..

Ve her daim de
samimiyet testine muhtaçtır!

Kumpasla
Türk sporunun lokomotifi
FENERBAHÇE’ye
çamur atıldığında,
FENERBAHÇE’den başka
adalet isteyen yoktu
çünkü!

5-0 kazandığı
deplasman dönüşü
otobüsü kurşunlandığında
bırakın adalet istemeyi
“sahaya çıkmazlarsa
sonuçlarına katlanırlar”
ittifakı kuruldu
bir çırpıda..

FETÖ’nün uşaklarınca
bir stadyum dolusu insan
gazlanıp, coplanıp
öldürülmeye çalışılırken
markasına tükürdüğümün
futbol ailesi
FENERBAHÇE’ye
terörist damgası
vurma
peşindeydi..

O kadar insan
canıyla cebelleşirken
karanlıkta
kupa kaldırma sevdasına düşen
“ay lav yu hocam”cıları
gördü bu gözler..

Kabak gibi penaltıları
hacamat,
yüzde bir milyon golleri
hayalet olurken
bir insan evladı da
çıkıp demedi ki
ayıptır, günahtır..

Şampiyonlukları,
uzaktan kumandalı düdüklerle,
ateşe dayanıklı konfetilerle,
alnının teriyle kazandığı hakları
uefa sopası propagandalı cezalarla,
gazete haberleri cilalı
rakı masası jurnalleriyle
çalınırken
kör ve sağırdı
pek muteber
futbolumuz..

Başkanı, yöneticileri
uydurma fezlekeler yüzünden
aylarca hapis yatarken
bir başka kulübün yöneticisi
çıkıp da isyan etti mi,
basın toplantısı yaptı mı,
hadi onlardan da geçtik,
ağzını açtı mı yahu?

Hangi düzen bu
“böyle sürmeyecek”
dediğiniz?
Son dört yılda
2 kez şampiyonluk koltuğuna
oturtulduğunuz,
devlete vergisini bile ödemeyip
bir de üstüne
devlet malına konup
cukkalananların
itibar sahibi olduğu,
taratorların imparator,
zımbacıların filozof
ilan edildiği,
kabzı’MAL’ların otorite,
alevli topların medya sayıldığı
garabet düzen mi?

E FENERBAHÇE
o düzene karşı
yıllardır
tek başına mücadele ediyor zaten..
Çok samimiyseniz
gelin
birlikte değiştirelim
o düzeni..

Yok birine 15,
öbürüne 20,
diğerine 22 yıldır süren düzense
tek rahatsız olduğunuz,
kusura bakmayın da
o düzen daha yıllarca
sürer gider..





17 Aralık 2019 Salı

DİKİNE
Yan pasta
yanları ağrıyanların
gerilerinden uydurduğu
“dikine futbol” saçmalığının
tuzağındayız vesselam..

Dikine dikine gidecektik güya
gerisin geriye düşüyorduk
geçen sezon
az daha..

Kendi söküklerimizi dikmek yerine
üzerine tüy dikmeyi
alışkanlık edindiğimizden
bütün bunlar..

“Twitter tayfa”nın
dikte ettiği rüzgara kapılmayıp
dikkatlice planlama yapsaydık
uğraşmayacağımız
dertlerle uğraşıyoruz
şimdi..

Dediğim dedik bir tavırla
burnumuzun dikine gitmek konusunda da
üstümüze yok zaten..

Kendi kendimizle didişmekten
başımıza dikilenlerle,
ekmeğimize göz dikenlerle
mücadele etmeye
fırsat bulamamamız da
cabası..

Söz konusu FENERBAHÇE olunca
torbaya dönen ağızları
büzüp dikemediğimiz,
bize madik atanları
koltuklarında
diken üstünde oturtamadığımız,
gerektiğinde
çimdiği basamadığımız için
geliyor ne geliyorsa
başımıza..

Dikili bir ağaç gibi yeşeren
bir kıvılcımı
kendi ellerimizle söküp
dikiş tutmaz bir ateşte yanalım diyen de
biziz üstelik..

Çünkü biz
tam da ocağımıza incir ağacı dikmeye
cüret edenlerin istedikleri gibi
FENERBAHÇE şemsiyesi altından çıkıp,
o’cu, bu’cu, şu’cu olduk..
Kendi kendimizi
didikler olduk.
FENERBAHÇE gibi diklenmeyi
unuttuk!

Kışta ayazda
gece sabaha kadar
bilet kuyruğunda bekleyen delilerden
“tribüne gitmeyin” çağrısı yapan
müşterilere evrildik..

Kendi kendimizle kavga ettik,
kendi kendimize düşman olduk..

Silkinip, bir olup
o SARI LACİVERT duvarı
yeniden inşa edip,
hep birlikte
yanlışın karşısına dikilmezsek de
ayağımıza değmedik taş,
başımıza gelmedik iş
kalmayacak!

Dike dike şampiyon olup,
alayına dimdik duran
bir ailenin evlatları,
dikine değil
enine boyuna düşünüp
tüylerini diken diken eden bir kabus görmeden
artık uyanmak zorunda!






6 Aralık 2019 Cuma


FENERBAHÇE 5 GOL ATMIŞSA ASLINDA(!) NE OLMUŞTUR?
Öncelikle
FENERBAHÇE 5 gol falan atmamıştır,
size öyle gelmiştir..

Hadi diyelim ki attı,
FENERBAHÇE atmamıştır ki,
rakibi yemiştir..

O 5 golün en az 6’sı ofsayttır!
Ofsayt değilse bile
vicdani ofsayttır..
O da değilse
kural kitabı ofsayttır..

Kalenin üzerinde ip,
ağlarda papaz büyüsü,
çimlerin altında yatır vardır..

Rakip son yılların en kötüsüdür!

Hakem taraf tutmuştur..
Saha buz tutmuştur..
Kaybetsin diye bekleyenler
tiki tutmuştur..

Ligin keyfi kaçmıştır..
Marka değeri düşmüştür..
Türk futbolu ölmüştür..

O 5 gol kimseyi kandırmasındır!

Kaleyi bulan her top
balına gol olmuştur..
Hatta isabetsiz şutlar da
gol olmuştur..
Hatta şut bile çekilmemiştir..

Goller duran toptan olmuşsa
“duran toplar da olmasa”dır..
Akan oyunda olmuşsa
takım duran toplardan
gol atamıyordur..

Golleri forvet atmışsa
başka oyuncular
gole katkı yapmıyordur..
Orta saha ya da defans atmışsa
takımda forvet sıkıntısı vardır..

5 gol olmuşsa
niye 6 olmamıştır..
6 olmuşsa
neden 7 olmamıştır..
7 olmuşsa……

Kadıköy’de atılmışsa 5 gol,
o Saracoğlu’nun büyüsüdür..
Deplasmanda atılmışsa
rakibin salaklığıdır..

Velhasılıkelam
FENERBAHÇE’nin attığı 5 gol
birilerinin
“sahalarda görmek istemediği hareketler”
kapsamına girer..
Fena acıtır..
Çokça rahatsız eder..

Fazla mı abartılı buldunuz?
5 gol attığı maçtan sonra
kurşunlanmışlığı var
bu kulübün
gözünüzü seveyim!.




28 Ekim 2019 Pazartesi


CAYIR CAYIR
Ne ateş üfleyenlere
prim verdi
bu sevdanın sahipleri
ne de ortalık alev alevken
soğuyanlara..

Kendi yangınını çıkarmada
mahir olsa da
kundaklama cüretlerine
yağmur olup yağdı
her zaman
evelallah..

“Yandı bitti” dediler
küllerinden doğdu
her defasında
Anka misali..

Son maçta
şampiyonluğu çalındı..
“Bi daha başlarını kaldıramazlar”
diye umdular.
Ertesi sene
şampiyon oldu..

Kumpas kurup
dört koldan saldırdılar..
Alayına meydan okudu,
yine şampiyon oldu..

Tarihinin
en kötü sezonunu yaşadı..
“Kümeye kümeye”
sayıklamalarıyla
darı ambarı rüyaları
gördüler.
Bir sezon sonra
gol sayısını 3’e katladı..

0-3’den 4-3’leri,
9 puan geriden gelip
kazanılan şampiyonlukları
yaşamamışlar gibi
kemik yağdırmaya meylettiler yine
dualarıyla..

İyi oynadı, önemsenmedi.
Kazandı, umut vermedi(!)
5 gol attı, ölçü olmadı(!)

Penaltısının,
golünün verilmediği
yetmiyormuş gibi
kural hatasıyla yediği gollerle
kaybettiği maç için verilen
“bariz kural hatası” raporu da
sümen altı edildi.

Çünkü korkuyorlar!
Ödleri patlıyor!
Her kazdıkları çukurdan
daha da güçlü çıkan
FENERBAHÇE’nin
yeniden
bir diriliş öyküsü
yazmaya başladığının
farkındalar..

Ama korkunun
ecele faydası yok.
Hak ettiği araziyi
sadece “sahada” mücadele vererek
alın teriyle
17 yıl sonra da olsa
alan camia
pes etmez!

Birilerinin
bi taraflarını
tutuşturmaya,
hiç dinmeyen
bir heyecanı
alevlendirmeye,
şampiyonluk meşalesini
yakmaya
başladı bile..
Hem de cayır cayır!.




20 Eylül 2019 Cuma


20 EYLÜL’ÜN ANATOMİSİ
Ulan dallama sistem!
Ulan köhne, kokuşmuş kafa!
Hiç hesap edemedin di mi lan
20 Eylül 2011 günü
ağzının ortasına yediğin şamarı?

Erkeklere yasakladığın maça
sempatik görünmek adına
ceza bellediğin kadınlar için
3-4 bin bilet basarken,
o kadınların
cezayı alnının çatısına basacağını
kestiremedin di mi hiç?

Günlerce, aylarca, yıllarca
sevdiğinin yolunu bekleyen kadının
saatlerce bilet kuyruğunda
bekleyemeyeceğini mi sandın yani?

Helal alınteri kokan ÇUBUKLU’nun
parfüm kokamayacağını mı düşündün
Allah aşkına..

Kozmetikçiden LACİVERT oje,
SARI göz farı soranlar
tribünü
SARI LACİVERT’e boyayamaz mı sandın
abisi..

Evladının
ilk  SARI LACİVERT atkısını, beresini
ilmek ilmek ören ellerin
senin FENERBAHÇE’ye ceza vermekle bozduğun
o akılsız başına
çorap öremeyeceğine mi inandın yoksa?

En uzun dualara,
en bilinmedik şarkılara,
sıcacık ninnilere dönen dillerin
tezahüratlara da döneceğini
getiremedin mi aklına?

Renk renk çantası, ayakkabısı,
elbisesi, fuları, şapkası olanın
maç günü giyilecek
bir kreasyonu olmadığını mı zannettin?

Samanyolunda
atkılarla birlikte
başörtülerin, eşarpların,
saç bantlarının da sallanabileceği
hiç kafandan geçmedi di mi?

Forma almak için
makyaj masrafını düşürenlerin,
maça gelmek için
ateşini bile düşürenlerin,
“kadın ne anlar la futboldan” zihniyetini
ofsayta düşürebileceğini
tahmin edemedin di mi hiç?

Terlikle bile
tam isabet yapabilenin
topukluyla röveşataya kalkıp
beynindeki örümcek ağlarını alabileceğine
ihtimal bile vermedin mi?

Elinin çamuruyla yazdığın senaryoları,
FENERBAHÇE'li kadınların
öpülesi ellerinin hamuruyla
parçalayabileceği
hiç yoktu di mi hesaplarında?

FENERBAHÇE’si için
en okkalı tribi atanın
iğrenç planlarının kalesine
tam doksandan gol atamayacağı
fikrine mi kapıldın birader?

Cinsiyeti yoktur ulan
FENERBAHÇE sevdasının..
Bi kere tutulmaya görsün,
erkeği de kadını da aynı deli..
Bunu hala anlamadıysan,
takvime bir daha bak..
Her 20 Eylül
çarpacak bu gerçeği suratına..

Bugün, yarın, daima..




4 Eylül 2019 Çarşamba



3 TEMMUZ BİTTİ Mİ?
8 yıl 2 ay önce
FENERBAHÇE’li olarak uyuduğumuz günün sabahına
FENERBAHÇE’nin ta kendisi olarak
uyandık.

Önceden bilmiyorduk,
yürekten emindik.
Gülerek izlemedik,
gözyaşlarıyla isyan ettik.

Harcımızda sevda vardı,
SARI LACİVERT duvar olduk..

O günün makbullerinin
ne mal olduklarını haykırdık
korkmadan
caddede sel olup..

Cop yedik, gaz yedik,
tekme yedik..
Çapulcu diye yaftalandık,
terörist diye damgalandık.
Vazgeçmedik, pes etmedik,
geri çekilmedik..

Yarım puan bile sildirmedik,
birlikte tarih yazdık..

Farkettiler ki
omuz omuzayken yıkamayacaklar,
nifak soktular aramıza..
Zaten öfkeliydik,
kavga ettik,
birbirimize düştük..

Hata yaptık, tökezledik..

FENERBAHÇE’li olmayı unutup,
o’cu, bu’cu, şu’cu olduk..

Aklımız, kalbimiz,
ruhumuz, heyecanımız
paramparça oldu..
Dağıldık!

Dosta, düşmana gösterdiğimiz,
o çok korkulan gücümüzü
inkar ettik..

Gerekirse mermi kullanın diyenler
gerektiğini görüp kullandılar..
Deplasman dönüşü
kurşunlandık..
Bu oyunda yokuz dedik,
üzerimize çullandılar,
sözümüze sahip çıkamadık..

Emeğimizi çaldılar..
Şampiyonluklarımızı çaldılar..
Heyecanımızı çaldılar..
Sevinçlerimizi çaldılar..
Hiç bi şey yapamadık..

Duvarda gedik verdik..
Taviz verdik..
Yorulduk, boş verdik..
Şarlatanlara fırsat verdik..
Avaz avaz bağıran
FENERBAHÇE ruhuna
kulak vermedik..

İtenin de tutmayanın da
bir olduğunu
unuttuk..

Kanımıza dokundu,
canımız yandı..
Silkelendik..
Elimizi taşın altına koyduk..
Yeniden umutlandık..
Heyecanlandık..

8 yıl geçti.. 8 koca yıl..
Ağladık, hırpalandık..
Savaştık..
Yorulduk..
Tükendik..
Öldük..

Peki bitti mi 3 Temmuz?
Bitti..
Hem de 4 Temmuz sabahı..
Ama travması, acısı bitmedi..
Hesap soruluncaya kadar da
bitmeyecek.

O mezdeke kıvamındaki
fezlekeyi yazanlar, yazdıranlar
artık polis değil..

O uyduruk iddianameyi
hazırlayan savcı bozuntuları
artık savcı değil..

Sahte delillerle
hüküm veren hakimler
artık hakim değil..

Ya tutuklular,
ya kaçaklar,
ya adli kontroldeler
ya da meslekten atıldılar..

Kumpasın planlayıcısı ve çığırtkanı
gazete görünümlü paçavralar
kapatıldı..
Dandirik delil bavulcusu
delikte çürüyor..

Ama canımıza okuyan
o hastalıklı kafa
hala medyada,
futbol dünyasında,
her yerde
keyfini sürüyor..

Bizim yine
birbirimize düşmemizi,
değerlerimizi harcamamızı,
kenetlenmeyip dağılmamızı
bekliyor pusuda..

“Hala mı 3 Temmuz”
diyenler var..
“Bitsin artık ya”
yaygarası yapılıyor..
Bil ki
sen “bitti” demeden
bitmeyecek!