14 Eylül 2020 Pazartesi

 Ölümünün 23. Yılında “MEHMETÇİK” BASRİ DİRİMLİLİ anısına..

FORMANIN CANI
Tribünlerde
ve 3 Temmuz sonrası
adliye önlerinde sallanan
sarı bir bayrakta
başı sargılı
yüzü gözü kan içinde bir adam olarak
tanıyanlar var onu..

“Sağ kanattan öyle bir geldi ki” den
yıllar önce
sol kanattan gelişin
şiirini yazan isim oysa ki..

50 ve 60’lardaki 
FENERBAHÇE ve milli takımın 
hem “savunma bakanı” 
hem “hava kuvvetleri komutanı” o!

ÇUBUKLU’ya sadece alın terini değil, 
o alnından süzülen kanı da akıtan 
anıtlaşmış bir futbol kahramanı o!

Türk tiyatrosunun 
en büyük kahramanlık hikayelerinden biri olan 
“Vatan yahut Silistre” de bahsedilen 
Silistre’de doğan, 
FENERBAHÇE’ye karşı ilk kez 
İSTİKLAL isimli takımda, 
FENERBAHÇE formasıyla da ilk kez 
ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ KUPASI’nda oynayan 
lakabını adeta 
kaderin müjdelediği bir sporcu o!

Sahada aldığı kafa yarıklarının 
sayısını bile hatırlamayan, 
ezik kaburga yırtık lif ve adaleyle 
maçlara devam eden, 
4 kez çene kemiğini kırıldığını bilip, 
burun kırıklarını
saymaya gerek görmeyen, 
yara izlerini vücudunda 
madalya gibi onurla taşıyan 
bir futbol gazisi o!

Tekmeye uzattığı için yarılıp 
3 dikiş atılan kafası bandajlıyken 
2-1 gerideki takımı
10 kişi kalacak diye 
sahadan çıkmak istemeyen, 
o yarık kafayla bir de gol atıp, 
topa vurduktan sonra 
sahanın ortasında bayılıp kalan, 
kendine gelince kalkıp
hala maça devam eden 
gerçek bir efsane o!

Kıbrıs’ta futbol oynayıp 
antrenörlük yaptığı yıllarda
Rum çeteleriyle çatıştığı için 
Lefke’de bir sokağa adı verilen 
gerçek bir MEHMETÇİK o!

Formaya ruh ve can veren, 
canını da 
ömrünü adadığı FENERBAHÇE’sinin 
kulüp binasında veren 
bir gurur abidesi o!

Sargılı başı 
ve kanlı yüzüyle gülümsediği bayrağı
gördüğünde 
ona bir kez daha bak 
FENERBAHÇE’li Kardeşim..

O bayraktan 
ta yüreğine işleyen bakışı 
ait olduğun sevdanın 
paha biçilemez bir nakışı çünkü..





11 Eylül 2020 Cuma

 

İÇE SİNMEZ
Türk futbolunun
yazılı olmayan kuralı der ki;
FENERBAHÇE kazanmışsa
kimsenin içine sinmez,
yüreklere oturur,
vicdanlar(!) sızlar..

Golü aslında çizgiyi geçmez,
penaltısı skandal karar,
faulü nizami şarj,
tacı bile tartışmaya açıktır..

Hakemler ayarlanmış,
federasyon FENERasyon,
lig dizayn edilmiştir!

Çünkü FENERBAHÇE’ysen
hakemi de yenmelisindir,
federasyona rağmen
şampiyon da olabilmelisindir..

Kuralların
FENERBAHÇE’ye
doğru uygulanması
asla kabul edilemez,
kabul edilmesi
teklif dahi edilemez!

Attığı her gol,
lehine verilen her penaltı,
kazandığı her maç, 
alnının teriyle
bileğinin gücüyle
aldığı
her şampiyonluk
bu ülkenin dörtte üçünün
gücüne gider..

Aslında
FENERBAHÇE’nin gücüdür
güçlerine giden..

Gerekirse
kurallar yeniden yazılır,
yazılı kurallar
inkar edilir..

Elle oynanan topun,
aslında ele gittiğine dair
yeminler edilir..
Çok şartsa
topa
“Allah belamı versin ki
ben ele gittim” diye
ifade verdirilir..

Golü atan
ofsaytta değilse bile
“vicdani ofsayt” diye
bi kavram uydurulur ki
evlere şenlik..

Penaltısında
ayak kırılmadıysa,
kafa patlamadıysa,
kimse ölmediyse
“oyna devam” şarkısı söylenir
koro halinde..

Ama suç FENERBAHÇE’de..
Niye kazanıyorsun kardeşim?
Hem de 1-0 geriden gelip..
Hem de deplasmanda..
Hem de ligin ilk maçında..

İlk elin
günahı olmaz derler..
Günahı o kadar çok ki
Türk futbolunun,
sevapları da
FENERBAHÇE’ye yazsın
bi zahmet..



5 Ağustos 2020 Çarşamba

LİMİTSİZ
FENERBAHÇE’ye işkence etmenin,
acı çektirmenin,
adaletsizliğin
hiçbir zaman
limiti olmadı
Türk Futbolu’nda..

Buz gibi golleri eritildi,
kabak gibi penaltılarına
turşu kuruldu..
Göz göre göre,
alenen,
misal Denizli’de olduğu gibi
“cayır cayır”
şampiyonlukları çalındı..

Birileri
“ince ayar” çalışmalarla
“perde arkası” işlerle
kollanıp iteklenirken,
FENERBAHÇE
şike iftira kuyusuna itildi..

İtildiğimiz kuyu
mezara çevrilip,
her hafta
üstümüze toprak atıldı,
umutlarımız, hayallerimiz,
emeklerimiz
canlı canlı gömüldü..

ÇUBUKLU’ya hapsolmuş
sevdalı yürekler,
demir parmaklıklara
mahkum edildi..

Taşlandı,
“sopa”landı,
gazlandı
ve hatta
kurşunlandı!

Yalanla, dolanla
Avrupa yolları kapatıldı,
hakkı gasp edildi,
milyarca lira
zarara uğratıldı.

Biat etmediği için,
boyun eğmediği için,
sistemin kuklası olmadığı için
defalarca,
tekrar tekrar
cezalandırıldı!

Kurumlarıyla,
kurullarıyla,
“kutu”larıyla,
bedel ödetildi,
fatura hep bize kesildi..

Şimdi de
harcama limitiyle
harcamaya çalışıyorlar
koskoca çınarı!

Ama SARI LACİVERT yüreklerin
FENERBAHÇE’ye sevdasının
limitsiz olduğunu
yine unutarak..

Tosladıkları duvar
hala yerinde..
yıkamadıkları son kale
gedikler almış olsa da
hala ayakta..

FENERBAHÇE’linin
FENERBAHÇE’ye bağlılığına
ve mücadele azmine
limit koymaya kalkanları
bekliyor!

Denemesi bedava!



9 Temmuz 2020 Perşembe



DÖRT İŞLEM
Bi acayibiz
FENERBAHÇE’liler olarak,
kabul edelim..
Sevdaya el uzatıldığında
en balyozundan yumruk oluruz da,
kendi içimizde ayrışırız
hemencecik..

Hep bi matematiğimiz
şaşar zaten..
11 puan geriden gelip
şampiyon oluruz..
17’de 16 yaparız
sıkıya gelince..
103 gol atarız tek sezonda..
3-0’dan geri dönüp
4-3’ü buluruz..
10 kişiyle 6 atarız falan..


Alt tarafı dört işlem var
matematikte..
Onun da
yanlışlarını seçeriz
lazım olduğunda..

Gücünü TOPLAYIP,
okkalı bi tokadı
kuyunu kazanların
suratlarına ÇARPMAK varken,
aşkı ıskartaya ÇIKARTIP,
BÖLÜNMEYE yüz tutmak niye?

Ha bak bölünme deyince de
üstümüze yok ha,
doğruya doğru..

AZİZ’ciler, ALİ'ciler,
AYKUT’çular, ALEX’çiler..
ERSUN'cular..
Topçusunu her fırsatta
gömen de var aramızda,
ne yaparsa yapsın
Tanrı gibi görüp
kutsayan da…

LACİVERT’ten hazzetmeyip
sırf SARI giyineni de gördü bu gözler,
“SARI parçalılarda da var ya,
en güzeli LACİVERT” diyeni de..

Oysa ki SARI
tek başına sadece SARI,
LACİVERT sadece LACİVERT..
Yan yana olduklarında
ÇUBUKLU onlar..
Yan yana yıkılmaz bir duvar..

Eksilmeyeceksin Kardeşim..
Ne inancından,
ne umudundan,
ne mücadelenden
eksilmeyeceksin..


Bölünmeyeceksin
ocu,
şucu, bucu diye..
Fikir farklıları candır,
derin ayrılıklar cana kast..

Ha göre göre
bölmeyeceksin de..
Hata yaptığını,
yıprandığını, yıprattığını
göreceksin..


Ömür verdiğin sevdayı
omuzlayacak, düşürmeyeceksin;
çakalların kucağına da,
kendi hırsının, egonun eline de..

“Aynı sesi çıkarmadıkça
başarılı olunamaz” diyorsan
yükselen sese
kulak vereceksin..

Sevda da hepimizin,
dava da..
Tek başına
sahiplenmeyeceksin!


Eskiye sövmeyeceksin,
yeniyi dövmeyeceksin!
Başkanı, hocayı, topçuyu
ne hata yaparsa yapsın
pohpohlayıp övmeyeceksin!

"Enkaz devraldım"
edebiyatı yapmayacaksın
ama
enkaz da bırakmayacaksın!

Pantolon çekmeyeceksin,
ceketsizden hesap soracaksın!

Küsmeyeceksin
ne olursa olsun,
yeni gelene omuz vereceksin,
yol göstereceksin!


Vaziyet kötü,
gidişat vahim;
kabul..


Ama en olmadık zamanlarda,
en acayip refleksleri gösteren
güçtür FENERBAHÇE,
unutma!

Ve sen FENERBAHÇE olmadıkça
attıkları yumruğa makas,
sıktıkları mermiye taş,
golüne ofsayt,
penaltına “oyna” demeye
devam ederler..


Problem belli
ama çözüm de net!
Gücünü BÖLME!
Bir araya TOPLA!
Sıkı bir yumruk ÇIKAR!
Ve yüzlerine ÇARP!




2 Temmuz 2020 Perşembe

3 TEMMUZ NE ZAMAN BİTER?

Bir FENERBAHÇE’li olarak
son düdük çalmadan
“kazandık” dememeyi
öğrendik
elhamdülillah!

Suçlu değildik ki
aklanalım!
Savcı talebine
hakim kararına
ihtiyacı yok
SARI LACİVERT vicdanların..
3 Temmuz sabahı
zaten kararını verdi
FENERBAHÇE’li..

Ne alçak kumpasın maşalarının
yargılanması
bitirir
içimizdeki kor alevi
ne de mahkeme kararı!

Yargıtay
suçsuzluğumuzu onaylayıp
tokmağı vurduğu an da
bitmeyecek
o yangın!

Bu kumpası
ilmek ilmek örüp
“gülerek izleyen”ler
hesap verdiğinde bitecek!

Durumu vahim bulup
“zarar verdiysem,
bedelini cebimden öderim”
diyenler
o bedeli ödediğinde
bitecek;
hem de kuruşu kuruşuna!

“Üflemeyle sönmeyen ateşin”
kundakçıları
o ateşte
cayır cayır yandıkları gün
bitecek!

Rakı masalarında
dansözlükle yalanlarını pazarlayanların
o içtikleri rakılar
bi yerlerinden
fitil fitil geldiğinde
bitecek!

Manşetlerini, sütunlarını
doğru haberin mürekkebiyle değil,
pis ağızlarından akıttıkları
salyalarla süsleyenlerin
o iğrenç ağızlarına
hacet giderdiğimiz gün
bitecek!

Paraleli, teğeti, yamuğu
ne kadar geometrik oynak varsa
yargı önüne çıkıp,
adaletin keskin kılıcının
tadına baktığında
bitecek!

Ve işte o güne dek,
FENERBAHÇE’linin
sevdasını savunma inancı
ne olursa olsun
asla bitmeyecek!  





2 TEMMUZ’un YILDÖNÜMÜ
2 Temmuz 2011 günü
sezonu açarken
“Sıkıntılı başladığımız sezonu
şahane bir şekilde bitirdik” diyordu
AYKUT KOCAMAN,
asıl sıkıntının
ertesi gün başlayacağını
bilmeden..

Bilmiyorduk. Hiç birimiz..

O yüzden
o gece FENERBAHÇE’li olarak uyuyup
sabah
FENERBAHÇE’nin ta kendisi olarak
uyandık!

Şampiyonlar Ligi
hayalleri kuruyorduk,
mahkeme, cezaevi kapılarında dolaştık
sezon boyunca..

Balayındaydık kimimiz..
Değil ayımız,
yıllarımız zehir oldu,
düğüm oldu
boğazlarımızda..

O gece baba oldu
bazılarımız..
3 Temmuz da doğumgünümüzdü.
Hiç kutlamadık
o günden beri..

Mezun olduk, kep attık
2 Temmuz günü..
Ertesi gün
yeni bir hayatımız olacaktı,
gerçekten de
yeni bir hayatımız oldu
SARI LACİVERT duvara dönüşen..

Sıradan bir yaz günüydü
2 Temmuz
cennetten çiçek topladığımız
rüyalarımızda..
3 Temmuz sonrası
cehennemi tattık..

“Türkiye’de bize rakip yok” diyorduk
Cumartesi günü..
Pazar gördük ki
meğer tüm Türkiye
bize rakipmiş..

“Dar gelir lan bu lig” derken
daracık koğuşlara attılar
canlarımızı..

Kupalar, sevinçler,
heyecanlar
inşa ederken
umutlarımızda
tüm dünya
başımıza yıkıldı!

Yeni transferleri beklerken
bir anda
aklımıza bile gelmeyen bir mücadeleye
transfer olduk
topyekun..

Çocuktuk,
bir gecede büyüdük!

Emenike’nin Niang’la
çift forvet oynadığı anın
görüntüleri
kafamızda canlanırken
para sayma görüntüleri olduğunu söylüyordu
aşağılık haber bültenleri..

“Koskoca FENERBAHÇE Başkanını
içerde tutacak halleri yok ya”
demiştik,
1 yıl hapiste yatırdılar!

İyinin kazanacağına dair
ümitlerimiz yeşermişti.
Adalete olan inancımızı kaybettik
bir gün sonra..

Çıtayı çok yükseltmiştik.
Sopayla çıktılar karşımıza..

Kahvaltıda ne yeriz diye
uyandığımız sabah,
gaz yediğimiz,
cop yediğimiz,
terörist diye damga yediğimiz günlerin
başlangıcıymış meğer..

Tek derdimiz
“yan pas”tı.
İğrenç bir kumpasın
içinde bulduk kendimizi..

Dualarımız vardı
masum, samimi..
Beddualarımız oldu
gözyaşlarımızla beslenen..

Bir gün önce
zaten biliyorduk
tertemiz olduğumuzu.
Bir gün sonra
şüphenin zerresi bile olmadı!

Eylül olsa da sezon başlasa’dan
Şubat olsa da
mahkeme başlasa'ya evrilen
acayip bir süreci yaşadık
iliklerimize kadar..

O günden sonra
ömrümüzden yıllar,
çevremizden dostlar,
para, ev, iş
kaybettik.
Ama “FENERBAHÇE için
bir şeyler yapmalıyım” inancını
hiç kaybetmedik!

Bir daha asla
2 Temmuz öncesine
dönemeyeceğiz.
Ama bize 3 Temmuz’u yaşatanlardan
mutlaka hesap soracağız!





NOT : Bu yazı aşağıda twitter hesapları olan  değerli FENERBAHÇE’lilerin katkılarıyla yazılmıştır. Her birine ayrı ayrı teşekkür ederim.

@impatient1907
@eminsin1907
@FENERBAHCEGO
@tarum1966
@fenerlikontes
@mervepekdgn1907
@AfsrSelenay1907
@delilacivert
@mustafa_d3mir
@emrah_mercan
@kocamanFbli
@Ergun97
@Avalancheer
@idriskocaman59
@FSivaci
@hakahacken
@solayagi
@Fariz_rsg
@mehmetaligven3
@a_mahmut
@AlimHas24518267
@IclalYarkutay
@goktugdalgic
@Meolgun
@mrtgul1907
@EminD_1907
@GizliForvet
@birsen_guneysu
@1907_Cubuklu
@karaarslan_khan
@Vakanuvis31
@vdtakturk
@TanzerDuran
@BirginYusuf
@Metehan48331280






1 Temmuz 2020 Çarşamba


3 TEMMUZ 1 KUMPAS
Düzmece büzdürmece
dil üstünde aldatmaca!
Allem kulem
hacıyatmaz
afiyetle yutturmaca!
3 Temmuz 1 kumpas
burgu burgu
bir kurgu..

Silahlı milahlı montajlar
ömrübillahlı şantajlar!
Medyanın uşaklığı
yalanın gevşekliği!
Sehven yazılan adresler,
bunu okutmaya çalışan
teresler..

İçimizi acıtan
serum şişeleri
manşetleri süsleyen
kara çalma klişeleri!..

Tarla yeşillendi mi?
Buğday başaklandı mı?
1 Numaranın havuzu,
inşaatın tapusu!

Mumu yatsıya kadar yanan
Billyoner yalanı!
Kalemleri satılık
lejyonerler talanı!

İpe sapa gelmez
19 maçlık fezlekeler..
Kaldır kolları oh oh
şıkıdım şıkıdım
mezdekeler!..

Hiç doğmayan kız kardeşe
verilen arabalar,
olmayan görüntülerde
sayılan paralar!

Önceden bilip
gülerek izleyen kahinler,
görmezden gelinen
doğan görünümlü şahinler!..

Gazete haberlerinden çıkartılan
safsata “yüzde yüz”ler!
Jurnali tezgahlayan
yüzsüzoğlu yüzsüzler!..

İçki sofralarından kalkıp binilen
imamın çok oturgaçlı kayığı!
Kukla gibi oynatılan
bademin pis bıyığı!

Onurun harcandığı
vıcık vıcık çıkarlar..
Köşeleri tutan
ağzı salyalı çakallar!.
Hiçe sayılan
masumiyet karinesi!
İftihara geçen(!)
iftiralar karnesi!

El etek öpen takkeciler,
keselerini dolduran
cukkacılar!
Gerçekleri saklayanlar,
suçluları aklayanlar..

“Gerekirse mermi kullanın”
borazanları..
Sağa sola saldıran
güç abazanları..
Helikopterden sıkılan
biber gazları..
Tomaya atılan(!) kafanın
şark kurnazları..

Musallat olunan kupalar,
korkutulan sopalar..
Kes yapıştır tapeler
itinayla takılan tıpalar!..

“İnce ayar” manevralar..
En kalınından palavralar..

Nutella’dan hallice mütalaa,
iddia kuponundan bozma
iddianameler!
İşkembe-i kübradan sallayan
süpper savcı,
hariçten okunan
inleyen nağmeler!..

Verildi fetvalar,
kırıldı kalemler,
ama direnişle taçlandı yine de
 “sevginin gerektirdiği”
eylemler..

Dört bir yanı
ihanetin o leş ateşi bürüdü!
SARI LACİVERT sevdalılar
adalet için
özgürlüğe yürüdü!

METRİS’te, ÇAĞLAYAN’da
CADDE’lerde, MEYDAN’da..
Yollarda, stadlarda..
YAYLA’da, salonlarda!..

Dönmeyecek yolundan asla
hiçbir FENERBAHÇE’li..
Zaten çok zaman oldu
o sınırı geçeli!..

İster hain olun,
ister tümüyle gaddar!
Devran dönüyor işte
zamanlama manidar!
Bu kumpasın “as”ları
hesap verene kadar
Bitmeyecek bu dava
büyük yeminimiz var!

Düzmece büzdürmece,
bildiğin aldatmaca!
Kare kare çözülecek
bu aşağılık bulmaca!..