BAŞLAN’GIRÇ!
“Başlangıçlar zordur” diye
bi klişe var ya hani..
E ama
klişeleri yıkmanın adresidir
FENERBAHÇE..
Üstelik geçen sezon
kabus gibi başlamıştı..
Hatta
hiç başlayamamıştı..
Her düştüğünde ayağa kalkma
ana bilim dalı
profesörü olan
bu camia
afili bi sinyal
daha çaktı geleceğe..
Bir sezonda
alamadığı kadar penaltının
25 dakikada çalınması,
önceki yılın ilk dördünün
puan kaybıyla başlaması
bu başlangıcı
daha da cilaladı
gözlerde..
SARI LACİVERT’in
4 yıl evinden ayrı kalan yüreğinin
ÇUBUKLU’ya kavuşması,
özlenen iştaha da
kavuşulacağının
işaretiydi adeta..
Tabi atılan 5 gol,
yüzde 76 topa sahip olma,
661 isabetli pas,
40 kez ceza sahasında
topla buluşma falan
rakibin
ligin yenisi olmasına
bağlanacak.
Sanki
hakemlerin şampiyonu
ligin başka bi yenisine
mağlup olmamış gibi..
Her zamanki gibi
bu 5 gol ölçü olmayacak!
Ama FENERBAHÇE’nin ayakları da
yere basacak..
Artılarını görecek
ama eksiklerini de bilecek..
Hayal edilen başlangıcın
havasına kanmayıp
özlenen
mutlu sonu isteyecek,
çalışacak..
Sahayı
rakibine dar edecek,
saha dışında da
tescilli düşmanın
yayıncı kanalın koltuğuna
kurulmasına da
işte böyle
izin vermeyecek..
Tribünde, sokakta,
sosyal medyada
kenetlenecek..
Yeterinden fazla
kuyusunu kazan varken
bi de kendi kendisinin
ayağına sıkmayacak!
Yine de ilk haftadan
5 golle bismillah deyince
bi “gırç” sesi gelmiştir
birilerinden..
E ama bu daha başlan’gırç,
mücadeleye devam!.
19 Ağustos 2019 Pazartesi
3 Nisan 2019 Çarşamba
YA ŞOFÖR OTOBÜSÜ
DURDURAMASAYDI?
Bugün
Türk futbol tarihinin
en kara gününün 4.yıldönümü..
FENERBAHÇE Spor Kulübü
4 Nisan 2015 günü
Sürmene’deki silahlı saldırı sonucu kaybettiği
40 canını andı bugün..
İlk tören
katliam kurbanlarının
mezarları başlarındaydı..
Türkiye’nin pek çok şehrinin yanı sıra,
Çek Cumhuriyeti, Nijerya,
Kamerun, Hollanda,
Senegal ve Portekiz’de de yapılan
anma törenlerine
kurbanların yakınları dışında
binlerce FENERBAHÇE taraftarı katıldı.
Ayrıca Bağdat Caddesi’nden
stada doğru
onbinlerce insan
bu kara günü anmak için yürüdü..
Kortejin önünde
katliamda yaşamını yitirenlerin
fotoğraflarını taşıyan
eşleri ve çocukları vardı.
Yürüyüş sırasında
baygınlık geçiren sporcuların anneleri
ambulansla hastaneye kaldırıldı.
Sloganların atılmadığı
sessiz yürüyüşe
tarifsiz bir acı
ve gözyaşları hakimdi..
FENERBAHÇE Stadı’nda yapılan
anma töreninde ise
55 bin kişi vardı tribünlerde..
Canlarını FENERBAHÇE formasıyla veren
40 kişinin
posterleri açıldı
stadın dört bir yanında..
O kahramanların anısına
tribünlerde 40 adet meşale yakıldı,
anons edilen isimleri
tek tek tüm tribünlerce
söylendi hep bir ağızdan..
Skorborddan
futbol şehitlerimizin
görüntüleri, golleri gösterildi..
Olayın faillerinin
hala yakalanamamış olması,
kim olduklarının bile bilinmiyor olması,
bir dava açılmamış olması,
hatta iddianame bile yazılmamış olması
şiddetle protesto edildi.
Katliamın ardından
FENERBAHÇE ligden çekildiği için
oynanamayan Süper Lig’in
diğer temsilci kulüpleri
stada çelenk göndermekle yetindi.
Katliam nedeniyle
Türkiye’yi tüm Avrupa ve dünya turnuvalarından
10 yıl süresince men eden
UEFA ve FIFA
FENERBAHÇE’ye
anma telgrafı gönderdi.
Stadyumdaki öfke
tören sonunda sokaklara taştı.
Polisin
fişek, biber gazı, gaz bombası
ve TOMA’larla müdahale ettiği
olaylar sırasında
binlerce kişi yaralandı,
yüzlerce taraftar
gözaltına alındı..
Bugün
Türk futbol tarihinin
en kara gününün 4.yıldönümü..
FENERBAHÇE Spor Kulübü
4 Nisan 2015 günü
Sürmene’deki silahlı saldırı sonucu kaybettiği
40 canını andı bugün..
İlk tören
katliam kurbanlarının
mezarları başlarındaydı..
Türkiye’nin pek çok şehrinin yanı sıra,
Çek Cumhuriyeti, Nijerya,
Kamerun, Hollanda,
Senegal ve Portekiz’de de yapılan
anma törenlerine
kurbanların yakınları dışında
binlerce FENERBAHÇE taraftarı katıldı.
Ayrıca Bağdat Caddesi’nden
stada doğru
onbinlerce insan
bu kara günü anmak için yürüdü..
Kortejin önünde
katliamda yaşamını yitirenlerin
fotoğraflarını taşıyan
eşleri ve çocukları vardı.
Yürüyüş sırasında
baygınlık geçiren sporcuların anneleri
ambulansla hastaneye kaldırıldı.
Sloganların atılmadığı
sessiz yürüyüşe
tarifsiz bir acı
ve gözyaşları hakimdi..
FENERBAHÇE Stadı’nda yapılan
anma töreninde ise
55 bin kişi vardı tribünlerde..
Canlarını FENERBAHÇE formasıyla veren
40 kişinin
posterleri açıldı
stadın dört bir yanında..
O kahramanların anısına
tribünlerde 40 adet meşale yakıldı,
anons edilen isimleri
tek tek tüm tribünlerce
söylendi hep bir ağızdan..
Skorborddan
futbol şehitlerimizin
görüntüleri, golleri gösterildi..
Olayın faillerinin
hala yakalanamamış olması,
kim olduklarının bile bilinmiyor olması,
bir dava açılmamış olması,
hatta iddianame bile yazılmamış olması
şiddetle protesto edildi.
Katliamın ardından
FENERBAHÇE ligden çekildiği için
oynanamayan Süper Lig’in
diğer temsilci kulüpleri
stada çelenk göndermekle yetindi.
Katliam nedeniyle
Türkiye’yi tüm Avrupa ve dünya turnuvalarından
10 yıl süresince men eden
UEFA ve FIFA
FENERBAHÇE’ye
anma telgrafı gönderdi.
Stadyumdaki öfke
tören sonunda sokaklara taştı.
Polisin
fişek, biber gazı, gaz bombası
ve TOMA’larla müdahale ettiği
olaylar sırasında
binlerce kişi yaralandı,
yüzlerce taraftar
gözaltına alındı..
------
N’oldu?
Çok mu ütopik geldi?
Eğer 4 sene önce
şoför
hem de başından vurulmasına rağmen
o otobüsü durduramamış olsaydı
yaşanacaklar
aşağı yukarı böyle olacaktı.
Hala farkında değilsiniz değil mi,
hala!
Belki o kurşunları sıkanlar
hala bilinmiyor,
bilinmesi istenmiyor!
Ama sessiz kaldıkça
silah hepinizin ellerinde!
Çok mu ütopik geldi?
Eğer 4 sene önce
şoför
hem de başından vurulmasına rağmen
o otobüsü durduramamış olsaydı
yaşanacaklar
aşağı yukarı böyle olacaktı.
Hala farkında değilsiniz değil mi,
hala!
Belki o kurşunları sıkanlar
hala bilinmiyor,
bilinmesi istenmiyor!
Ama sessiz kaldıkça
silah hepinizin ellerinde!
25 Şubat 2019 Pazartesi
-Bir İSLAM ÇUPİ’ye selam yazısı-
DALGA
Bir denizdir o
uçsuz bucaksız..
Ama okyanusundan
ötesinden değil ha..
Enginliğinden
sual olunmaz,
“büyüklüğünün
adı konamaz!”
Bakarsın süt liman sanki..
“Bir ölü dalga”* dersin..
Ama “coşkusu içinde saklı,
gürültüsü..”*
Alabora oldu sanırsın,
kaldırır diker başını..
Tutkunları için
“ne müthiş ne uyunamaz
bir kabus ilk devresi”
kargaların rüyasına
dönüşür..
“Kümeye kümeye” diye
bağırırsın..
Darı ambarı sandığın kümesin
başına yıkılır..
Bir olur, iki olur, üç olur
numaradan 5 dikişli çakmanın
eli kolu oynamaya başlar,
nice elin kolun mezarlığı
lavaboları
unutarak..
Bir olur bi titrersin,
iki olur eyvah..
Sonra “metafizik” bi füze çıkar
dalgasını yaptığın
sol ayaktan
alnının çarmıhına..
“Diz çökmüş” diye
dalga geçtiğin
dizlerini titretir
dalga dalga gelerek
helikopter pisti
hibrit çimlerinde..
Dördün, beşin düşünü kurarken
dördü yemeyelim diye
hatim indirirken
bulursun kendini..
Böbürlenip
koftiden destan yazmaya
hazırlanan kalemin
oniki dakikada kırılıverir,
sonrasında
bi yerine kaçmadığı için
şükredersin..
Maç biter,
“galibiyeti kaçırdım”
artisliği yaparsın,
altına kaçırdığını
çaktırmamak için
maç bitmeden daha..
Sahadaki bi yana
tribünden bi SARI LACİVERT ateş
çöker üstüne,
kendi evinde
ev sahibini ağırlayan
ahmak misafire dönersin..
Az daha öz kardeş olma fırsatını
teğet geçersin sonunda
daha beterini defalarca yaşamış
üvey kardeşinle..
O zaman anlarsın
tökezlese de diz çökmeyeceğini,
yaralansa da ölmeyeceğini,
küçümsediğin,
büyüklüğün
gerçek sahibinin..
“Belki “FENER’li bi şair
ilerde bu maçın üstüne
şöyle bir mısra düşer.
FENERBAHÇE yenilmez!
Bu forma ile dalga geçilmez!”
DALGA
Bir denizdir o
uçsuz bucaksız..
Ama okyanusundan
ötesinden değil ha..
Enginliğinden
sual olunmaz,
“büyüklüğünün
adı konamaz!”
Bakarsın süt liman sanki..
“Bir ölü dalga”* dersin..
Ama “coşkusu içinde saklı,
gürültüsü..”*
Alabora oldu sanırsın,
kaldırır diker başını..
Tutkunları için
“ne müthiş ne uyunamaz
bir kabus ilk devresi”
kargaların rüyasına
dönüşür..
“Kümeye kümeye” diye
bağırırsın..
Darı ambarı sandığın kümesin
başına yıkılır..
Bir olur, iki olur, üç olur
numaradan 5 dikişli çakmanın
eli kolu oynamaya başlar,
nice elin kolun mezarlığı
lavaboları
unutarak..
Bir olur bi titrersin,
iki olur eyvah..
Sonra “metafizik” bi füze çıkar
dalgasını yaptığın
sol ayaktan
alnının çarmıhına..
“Diz çökmüş” diye
dalga geçtiğin
dizlerini titretir
dalga dalga gelerek
helikopter pisti
hibrit çimlerinde..
Dördün, beşin düşünü kurarken
dördü yemeyelim diye
hatim indirirken
bulursun kendini..
Böbürlenip
koftiden destan yazmaya
hazırlanan kalemin
oniki dakikada kırılıverir,
sonrasında
bi yerine kaçmadığı için
şükredersin..
Maç biter,
“galibiyeti kaçırdım”
artisliği yaparsın,
altına kaçırdığını
çaktırmamak için
maç bitmeden daha..
Sahadaki bi yana
tribünden bi SARI LACİVERT ateş
çöker üstüne,
kendi evinde
ev sahibini ağırlayan
ahmak misafire dönersin..
Az daha öz kardeş olma fırsatını
teğet geçersin sonunda
daha beterini defalarca yaşamış
üvey kardeşinle..
O zaman anlarsın
tökezlese de diz çökmeyeceğini,
yaralansa da ölmeyeceğini,
küçümsediğin,
büyüklüğün
gerçek sahibinin..
“Belki “FENER’li bi şair
ilerde bu maçın üstüne
şöyle bir mısra düşer.
FENERBAHÇE yenilmez!
Bu forma ile dalga geçilmez!”
NOT : Yazı, İSLAM ÇUPİ’nin
FENERABAHÇE’nin Galatasaray’ı
3-0’dan 4-3 yendiği
3 Mayıs 1989’daki
maçtan sonra yazdığı
FENERBAHÇE YENİLMEZ isimli
yazıdan alıntılarla
kaleme alınmıştır.
1 Şubat 2019 Cuma
YOK / VAR
Adın FENERBAHÇE’yse
bazı şeyler hep yok yazar hanende
ama aslında
çok şeyin vardır..
Varlarını yok ettiğin de olur,
yoktan var ettiğin de..
Kırmızı çizgimiz
yok bizim mesela..
SARI ve LACİVERT çizgilerimiz var.
Yan yana..
ÇUBUKLU!
Antrenmanda
topçuları toplayıp
kulak çeker gibi
FENERBAHÇE’nin büyüklüğünü
anlatmaya
ihtiyacımız falan yok.
Çünkü
anlı şanlı bi tarihimiz var..
Puanımız,
şampiyonluk şansımız
yok belki ama,
bi ara pasına, bi gole,
sahadaki bi isyana yeşeren
umutlarımız var..
Takım küme düşme hattını gördü,
ilk 10’da adı bile yok ama,
tribünde sevdasıyla
hançere yırtan
on binler var..
Adam öldürmeye teşebbüse
kart yok,
penaltı yok, faul yok.
Çünkü sahada düdüklü davar,
kamera arkasında
düdüksüz da’VAR..
Tamam,
iki galibiyetle
abartılacak çok bi şey yok belki de
tünelin ucunda
yanıp sönen bi ışık var..
Değil şampiyonluk,
ilk iki, ilk üç ihtimali dahi
yok nerdeyse ama
başımızı kaldırmanın bile
yarattığı
tanımlanamaz
bir korku var..
Kabul,
ilk devrede
adımız, tadımız hiç yok
ama bunun
bi de ikinci devresi var..
Şu vaziyette
artık kavgaya, gürültüye,
birbirimize düşmeye
hiç mi hiç gerek yok..
Omuz omuza,
hep birlikte olmaya
ihtiyaç var..
Aynı renklere sevdalanıp
o’cu bu’cu diye
düşmanlaşmaya lüzum yok..
Zaten haddinden fazla
düşmanımız var..
Başka düşlere,
heyecanlara,
aşklara ihtiyacımız yok!
Çünkü bizim
FENERBAHÇE’miz var..
Adın FENERBAHÇE’yse
bazı şeyler hep yok yazar hanende
ama aslında
çok şeyin vardır..
Varlarını yok ettiğin de olur,
yoktan var ettiğin de..
Kırmızı çizgimiz
yok bizim mesela..
SARI ve LACİVERT çizgilerimiz var.
Yan yana..
ÇUBUKLU!
Antrenmanda
topçuları toplayıp
kulak çeker gibi
FENERBAHÇE’nin büyüklüğünü
anlatmaya
ihtiyacımız falan yok.
Çünkü
anlı şanlı bi tarihimiz var..
Puanımız,
şampiyonluk şansımız
yok belki ama,
bi ara pasına, bi gole,
sahadaki bi isyana yeşeren
umutlarımız var..
Takım küme düşme hattını gördü,
ilk 10’da adı bile yok ama,
tribünde sevdasıyla
hançere yırtan
on binler var..
Adam öldürmeye teşebbüse
kart yok,
penaltı yok, faul yok.
Çünkü sahada düdüklü davar,
kamera arkasında
düdüksüz da’VAR..
Tamam,
iki galibiyetle
abartılacak çok bi şey yok belki de
tünelin ucunda
yanıp sönen bi ışık var..
Değil şampiyonluk,
ilk iki, ilk üç ihtimali dahi
yok nerdeyse ama
başımızı kaldırmanın bile
yarattığı
tanımlanamaz
bir korku var..
Kabul,
ilk devrede
adımız, tadımız hiç yok
ama bunun
bi de ikinci devresi var..
Şu vaziyette
artık kavgaya, gürültüye,
birbirimize düşmeye
hiç mi hiç gerek yok..
Omuz omuza,
hep birlikte olmaya
ihtiyaç var..
Aynı renklere sevdalanıp
o’cu bu’cu diye
düşmanlaşmaya lüzum yok..
Zaten haddinden fazla
düşmanımız var..
Başka düşlere,
heyecanlara,
aşklara ihtiyacımız yok!
Çünkü bizim
FENERBAHÇE’miz var..
29 Ocak 2019 Salı
NEFES
FENERBAHÇE bu..
Her şeyi bi yana bırakıp
derin derin
ciğerlerimize çektiğimiz nefes..
ÇUBUKLU’yla
sahada, tribünde,
ekran başında,
totemlerle, dualarla
bir tutulan
bir kesilen nefes..
Varlığıyla var olup
dar gününde
darlığını çektiğimiz nefes..
Çakma bi hocanın himmetine,
nefesinin kuvvetine değil,
bileğinin gücüne güvenen
tertemiz bi nefes..
Bazen 280 nabızla soluk soluğa,
bazen küt diye duran nefes..
Evde, işte, okulda,
futbol muhabbetlerinde,
mabedin kutsal havasında,
zorlu deplasman yollarında
tükettiğimiz nefes..
Topçusunun,
hocasının,
başkanının ismine değil,
sevdanın kendisine
adadığımız nefes..
Formayı sırtımıza geçirdiğimizde
çocukluk aşkımıza
“SADIK” kaldığımız nefes..
Izdırabına, derdine
eyvallah desek de
yine de haftalardır alamadığımız nefes..
İyi, kötü oynadığımızdan bağımsız
sistemin düdüklerince
boğazımıza düğümlenen
nefes..
VAR’ıyla yoğuyla
iflahımız kesmek isteyenlere karşı
tıknefes değil
tek nefes!.
"Düşüreceğiz" diye kurulan hayalleri
kalkışıyla kabusa döndürecek nefes..
En kötü gününde
sırt çevirmeyip
güneşli günler için
tribünde
hep birlikte
omuz omuza patlatacağımız
nefes..
Umutsuzluğu,
yenilgiyi reddedip
tüm avazıyla
başkaldıran bi nefes..
İnançla çekildiğinde
başkalarını soluksuz bırakacak,
küçücük rüzgarları
fırtınaya çevirecek
güçlü bi nefes..
FENERBAHÇE bu..FENERBAHÇE bu..
Her şeyi bi yana bırakıp
derin derin
ciğerlerimize çektiğimiz nefes..
ÇUBUKLU’yla
sahada, tribünde,
ekran başında,
totemlerle, dualarla
bir tutulan
bir kesilen nefes..
Varlığıyla var olup
dar gününde
darlığını çektiğimiz nefes..
Çakma bi hocanın himmetine,
nefesinin kuvvetine değil,
bileğinin gücüne güvenen
tertemiz bi nefes..
Bazen 280 nabızla soluk soluğa,
bazen küt diye duran nefes..
Evde, işte, okulda,
futbol muhabbetlerinde,
mabedin kutsal havasında,
zorlu deplasman yollarında
tükettiğimiz nefes..
Topçusunun,
hocasının,
başkanının ismine değil,
sevdanın kendisine
adadığımız nefes..
Formayı sırtımıza geçirdiğimizde
çocukluk aşkımıza
“SADIK” kaldığımız nefes..
Izdırabına, derdine
eyvallah desek de
yine de haftalardır alamadığımız nefes..
İyi, kötü oynadığımızdan bağımsız
sistemin düdüklerince
boğazımıza düğümlenen
nefes..
VAR’ıyla yoğuyla
iflahımız kesmek isteyenlere karşı
tıknefes değil
tek nefes!.
"Düşüreceğiz" diye kurulan hayalleri
kalkışıyla kabusa döndürecek nefes..
En kötü gününde
sırt çevirmeyip
güneşli günler için
tribünde
hep birlikte
omuz omuza patlatacağımız
nefes..
Umutsuzluğu,
yenilgiyi reddedip
tüm avazıyla
başkaldıran bi nefes..
İnançla çekildiğinde
başkalarını soluksuz bırakacak,
küçücük rüzgarları
fırtınaya çevirecek
güçlü bi nefes..
Kimseye boyun eğmeyecek,
asla devredilmeyecek,
aşkla alınan
ve onurla verilen nefes..
9 Aralık 2018 Pazar
BİZ BU
VİZYONU ANLAYAMADIK!
Kusura bakma Başkanım,
biz senin vizyonunu, hayallerini
gerçekten anlamadık,
anlayamadık!
16 bin küsur oy
14 puanla 15.haftada
16.sıra için verilmedi
muhakkak..
“Güneş doğacak” diyorduk,
AY’ın gölgesi bile
olamadınız henüz..
Sizin için
“bir hocadan daha fazlası” olanı
gönderdiniz,
bir hocadan daha azıyla
devam ediyoruz şimdi..
Borç, batak dediniz
-ki hakkınız vardı-
ama her geçen hafta
ligin dibine battık..
“Vasat” deniyordu
geçen yılki kadroya,
vasatı bile arar olduk
eksik olmayın..
Kendisi için
her yer Trabzon olanı
“almayacağım” deyip
yönetime aldınız..
Nezdinizde
“hocadan daha fazlası” olan için
“gitmedikçe maça gitmem” diyene
taraftarı emanet ettiniz..
Otobüsümüz kurşunlandığında
kendi otobüsünün direksiyonuna geçen,
12 Mayıs’ta
“I love you hocam” tişörtü giyen
zavallıyla,
siz 12 Mayıs’ta gazın içinde koştururken
“o kupayı almadan gitmem”
diye trip atan
mendeburla
el sıkıştınız..
FENERBAHÇE’ye her türlü hakareti
mübah görüp pankart yapanlarla
yanyana maç izlediniz..
“Geçmiş dönem” dediğiniz dönemde
hakkıyla, alın teriyle, sevdasıyla
FENERBAHÇE’ye katkı yapanları bile
anlamsız bir intikam isteğine
kurban ettiniz..
Bir iki hamleyle
şahmat yapacakken
bütün taşları
piyonlara yedirdiniz..
Otobüsüne ateş açılmış kulübün takımını,
pardon,
kendi kurduğunuz takımı,
iyi oynamıyorlar diye
otobüsle
İstanbul’a gönderdiniz..
Yaptığı tek transferin bile
faydasının dokunmadığı adamı
dokunulmaz ilan ettiniz..
Seccadeden
uçan halı masalı çıkaranların
yalanlarına kandınız..
FENERBAHÇE’liliği ağır bastığı için
hata yapan kaptanı
kadro dışı bırakıp
FENERBAHÇE’lilikle alakası olmayanları
baş tacı ettiniz..
16. sırayı gördük ligde.. 16..
Ha daha 17 ve 18. sırayı
test etmedik, ALLAH’ı var..
Tamam,
bir vizyonunuz
ve hayalleriniz var,
kabul..
Ama sanırım
sizin vizyonunuzu
ve hayallerinizi anlamaya
bizim ömrümüz
vefa etmeyecek..
Kusura bakma Başkanım,
biz senin vizyonunu, hayallerini
gerçekten anlamadık,
anlayamadık!
16 bin küsur oy
14 puanla 15.haftada
16.sıra için verilmedi
muhakkak..
“Güneş doğacak” diyorduk,
AY’ın gölgesi bile
olamadınız henüz..
Sizin için
“bir hocadan daha fazlası” olanı
gönderdiniz,
bir hocadan daha azıyla
devam ediyoruz şimdi..
Borç, batak dediniz
-ki hakkınız vardı-
ama her geçen hafta
ligin dibine battık..
“Vasat” deniyordu
geçen yılki kadroya,
vasatı bile arar olduk
eksik olmayın..
Kendisi için
her yer Trabzon olanı
“almayacağım” deyip
yönetime aldınız..
Nezdinizde
“hocadan daha fazlası” olan için
“gitmedikçe maça gitmem” diyene
taraftarı emanet ettiniz..
Otobüsümüz kurşunlandığında
kendi otobüsünün direksiyonuna geçen,
12 Mayıs’ta
“I love you hocam” tişörtü giyen
zavallıyla,
siz 12 Mayıs’ta gazın içinde koştururken
“o kupayı almadan gitmem”
diye trip atan
mendeburla
el sıkıştınız..
FENERBAHÇE’ye her türlü hakareti
mübah görüp pankart yapanlarla
yanyana maç izlediniz..
“Geçmiş dönem” dediğiniz dönemde
hakkıyla, alın teriyle, sevdasıyla
FENERBAHÇE’ye katkı yapanları bile
anlamsız bir intikam isteğine
kurban ettiniz..
Bir iki hamleyle
şahmat yapacakken
bütün taşları
piyonlara yedirdiniz..
Otobüsüne ateş açılmış kulübün takımını,
pardon,
kendi kurduğunuz takımı,
iyi oynamıyorlar diye
otobüsle
İstanbul’a gönderdiniz..
Yaptığı tek transferin bile
faydasının dokunmadığı adamı
dokunulmaz ilan ettiniz..
Seccadeden
uçan halı masalı çıkaranların
yalanlarına kandınız..
FENERBAHÇE’liliği ağır bastığı için
hata yapan kaptanı
kadro dışı bırakıp
FENERBAHÇE’lilikle alakası olmayanları
baş tacı ettiniz..
16. sırayı gördük ligde.. 16..
Ha daha 17 ve 18. sırayı
test etmedik, ALLAH’ı var..
Tamam,
bir vizyonunuz
ve hayalleriniz var,
kabul..
Ama sanırım
sizin vizyonunuzu
ve hayallerinizi anlamaya
bizim ömrümüz
vefa etmeyecek..
4 Kasım 2018 Pazar
-KORAY ŞENER anısına-
KOR
Bazen attığın, kurtardığın goller,
kaldırdığın kupalar,
giydiğin SARI KAZAK,
sargılı başınla adını yazdırırsın
efsanenin tarihine,
bazen de
deplasman tribününde
can vererek..
“Uğruna canımız feda”nın
sadece bir tezahürat olmadığının kanıtıdır
bu sevda..
Adın LEFTER olur bazen,
CİHAT, ZEKİ RIZA, SELÇUK..
Ya da ALİ İSMAİL,
BURAK, KORAY..
Ya sahada
yokluğuna bi türlü alışılamayan
bir komutansındır,
ya da bir nefer
tribünde
“YERİ HİÇ DOLMAYACAK”..
Şampiyonluklar değil,
o şampiyonluklara yürüyen renklere
adanan ömürler, canlar büyütür
çünkü sevdayı..
Formayı ıslatan ter de kutsaldır,
tribünde yırtılan hançere,
dökülen gözyaşı,
çekilen cefa,
verilen emek de..
Maça çıkan takımın
sırtında da olur ÇUBUKLU,
tribüne koşarken de
anlatılmaz bir heyecanla,
nikah masasında da,
tabutunun üstünde de..
Bazen çiçeklerle karşılanırsın
o ÇUBUKLU’yu temsilen
ayak bastığın yerde..
Bazen de tribünde
hep boş kalacak koltuğuna
çelenk bırakılır..
Şampiyonluk kutlarken
omuzlara alındığın da olur stadda,
üstünde FENERBAHÇE bayrağı,
formanla,
tabutun da omuzlanır..
Omuz omuza dediğin de
budur zaten işte FENERBAHÇE’li için..
Bazen evladımıza mirastır bu sevda,
bazen de evladımızın bize mirası..
Attığın bir gol,
kaldırdığın kupa,
döktüğün helal alın teriyle de
geçersin
bu şanlı, bu tarifsiz sevdanın tarihine..
SARI LACİVERT’in yüreğine,
mayasına, harcına
bir KOR gibi düşerek de..
Belki her sezon
şampiyon olmayacak bu kulüp..
Ama hep o sevdiğin,
uğruna canını verdiğin
FENERBAHÇE olarak kalacak!
Cennetin de SARI LACİVERT olsun KORAY..
Adın
aşık olduğun renklerin
ruhuna emanet artık.
Ama bil ki yerin dolmayacak!
Bazen attığın, kurtardığın goller,
kaldırdığın kupalar,
giydiğin SARI KAZAK,
sargılı başınla adını yazdırırsın
efsanenin tarihine,
bazen de
deplasman tribününde
can vererek..
“Uğruna canımız feda”nın
sadece bir tezahürat olmadığının kanıtıdır
bu sevda..
Adın LEFTER olur bazen,
CİHAT, ZEKİ RIZA, SELÇUK..
Ya da ALİ İSMAİL,
BURAK, KORAY..
Ya sahada
yokluğuna bi türlü alışılamayan
bir komutansındır,
ya da bir nefer
tribünde
“YERİ HİÇ DOLMAYACAK”..
Şampiyonluklar değil,
o şampiyonluklara yürüyen renklere
adanan ömürler, canlar büyütür
çünkü sevdayı..
Formayı ıslatan ter de kutsaldır,
tribünde yırtılan hançere,
dökülen gözyaşı,
çekilen cefa,
verilen emek de..
Maça çıkan takımın
sırtında da olur ÇUBUKLU,
tribüne koşarken de
anlatılmaz bir heyecanla,
nikah masasında da,
tabutunun üstünde de..
Bazen çiçeklerle karşılanırsın
o ÇUBUKLU’yu temsilen
ayak bastığın yerde..
Bazen de tribünde
hep boş kalacak koltuğuna
çelenk bırakılır..
Şampiyonluk kutlarken
omuzlara alındığın da olur stadda,
üstünde FENERBAHÇE bayrağı,
formanla,
tabutun da omuzlanır..
Omuz omuza dediğin de
budur zaten işte FENERBAHÇE’li için..
Bazen evladımıza mirastır bu sevda,
bazen de evladımızın bize mirası..
Attığın bir gol,
kaldırdığın kupa,
döktüğün helal alın teriyle de
geçersin
bu şanlı, bu tarifsiz sevdanın tarihine..
SARI LACİVERT’in yüreğine,
mayasına, harcına
bir KOR gibi düşerek de..
Belki her sezon
şampiyon olmayacak bu kulüp..
Ama hep o sevdiğin,
uğruna canını verdiğin
FENERBAHÇE olarak kalacak!
Cennetin de SARI LACİVERT olsun KORAY..
Adın
aşık olduğun renklerin
ruhuna emanet artık.
Ama bil ki yerin dolmayacak!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)