PERDE ARKASI
Bu ülkede
futbol izlediğinizi mi
sanıyorsunuz?
Sahnesi kirli,
berbat repliklerle dolu
rezalet bir tiyatro bu..
Perdenin önünde
uyduruktan bir heyecan..
Arkası ise
tek kelimeyle;
kokuşmuş..
Dün “çok ince ayar”
çalışma yapıyorlardı
bugün
“perdenin arkasından”
çalışıyorlar..
İnce falan da değil ha..
Göstere göstere..
“Oynarsanız
hakemi de yenersiniz.
Oynadık ve hakemi de yendik”
diyebiliyorlar
hakem dövme,
hakemi rehin alma
sabıkası olanlar..
Artık nasıl, kimlerle
oynadılarsa!
Şubat ayında
başkanlarının deyimiyle
“iflasın eşiğine getirilmiş” kulüp
belediye başkanlarının deyimiyle
“hangi konuda kapısını çalarsa çalsınlar
yardımcı olan bakan sayesinde”
düzlüğe çıkıyor.
Ama sorsanız
onlara devlet değil
ALLAH yardım ediyor.
Eski bir başkanlarının
2019 yılı başında
“Takım öyle bir batağa gitti ki
çıkış imkanı yok”
dediği takım
öyle bir çıkıyor ki
senelik 40 bine topçu alacak kadar da
“vay anasını” dedirtiyor!
Emniyet müdürü,
belediye başkanı,
vekili, bakanı
devletin her kademesince
şımartılınca da
kendilerini
dev aynasında görüyorlar
haliyle..
Deprem geçiren şehre
gitmek istemeyip
maç ertelettikleri
yetmezmiş gibi,
o kulübün topçusunu
ayartarak da
etiklik dersi veriyorlar..
Buna tepki göstereni
“insan hayatı söz konusuyken
3 puan derdine düşülmesini
insanlık adına
utançla takip edenler”
ilk aldıkları palabıyık’lı 3 puanı
tüm şehirde
oynayarak kutluyor mesela..
Sahaya don, taş, tuğla,
elektrikli ısıtıcı, ses bombası,
bayrak direği attıklarında
cezalandırılmadıkları için de
rakip takımın otobüsüne
kurşun sıkıldığında bile
mevzu o şehre mal edilemiyor!
Her şeye rağmen
karın ağrıları büyük..
Sancısı geçmez,
acısı kuyruk acısından beter..
Lig tarihinde
en az galibiyet aldığı,
en az gol attığı,
son 20 sezonda sadece 5 kez kazandığı
rakibi
aynı kulüp çünkü.. (*)
Dünya üzerinde
şike yaptığı halde
şampiyon olmayı becerememiş
tek kulüp olmaları da
cabası..
Afraları tafralarına baksanız
dünya devi mübarek..
Ama gerçekte vaziyet,
iç”güveyi”sinden hallice..
Ama biliyorlar ki
oyun havası
Kadıköy civarından çaldığında
düğün dernek kurulur,
oynar gelin görümce!
(*) İstatistik : TAMER BAĞLAN @tamerbaglan
2 Şubat 2020 Pazar
23 Ocak 2020 Perşembe
MUHASEBECİ
FENERBAHÇE’nin gücü
tahtaya yazılmadan yapılan
bütün hesaplar
BAĞDAT’tan dönmeye
mahkumdur.
“3 ay konuşulur unutulur”
sandılar,
bilmemkaç terabayt bellekli
bilgisayarlara döndük
mübarek..
“Sanat eseri gibi soruşturma”
diye övünüyorlardı..
Binlerce sayfa tapenin
çözümlemesini yapıp
öyle bi kırdık ki şifrelerini
değme hacker’lar
halt yemiş
yanımızda..
Dandirik fezlekeler,
iddianameler, mütalaalar,
şarlatan savcılar, hakimlerle
adaletin ruhuna
fatiha okuttuklarında
hukuk doktorası yaptık
sayelerinde..
Otobüsteki mermi izleri
kabak gibi meydandayken
“taş atılmış” dediler,
ateşli silahlar uzmanı olduk
bir çırpıda..
Vicdani ofsayt,
penaltı gibi penaltı,
niyet okumayla PFDK’ya sevk gibi
cilloptan hallice
kurallar uydurduklarında
bi taraflarından
futbol talimatnamesi
gurusu da olduk
çok şükür..
Zımbayla
numaradan 5 dikiş
filmi çevirdiklerinde
tıp doktoru olduk
bir gecede lan!
Cemaatleri pek bi makbulken,
“zaman” hocaefendihazretleri dönemiyken,
avanesi at koşturup
cirit oynatırken
soylarına, soplarına,
sülalelerine
dümdüz gittik be!
Mayası bozuk,
harcı hileli kumpasla
önümüze dikildiklerinde
duvar ustası da olduk
evelallah..
Harcama limitiyle
bizi harcayabileceğinizi mi sandınız ulan!
3-0 yenikken
son 15 dakkada
4 golü nasıl atacağımızı
hesaplayan adamlarız
oğlum biz!.
Kıçıkırık hesaplarınıza
hesap soracak
muhasebeciler olamaz mıyız
yani!
Topunuzun canına okumaya,
sevdamıza attığınız çamuru
fitil fitil burnunuzdan getirmeye
yeminliyiz zaten
nicedir..
Durun daha durun!
Öyle hesap ödemeden
kalkmak yok masadan!
FENERBAHÇE’nin gücü
tahtaya yazılmadan yapılan
bütün hesaplar
BAĞDAT’tan dönmeye
mahkumdur.
“3 ay konuşulur unutulur”
sandılar,
bilmemkaç terabayt bellekli
bilgisayarlara döndük
mübarek..
“Sanat eseri gibi soruşturma”
diye övünüyorlardı..
Binlerce sayfa tapenin
çözümlemesini yapıp
öyle bi kırdık ki şifrelerini
değme hacker’lar
halt yemiş
yanımızda..
Dandirik fezlekeler,
iddianameler, mütalaalar,
şarlatan savcılar, hakimlerle
adaletin ruhuna
fatiha okuttuklarında
hukuk doktorası yaptık
sayelerinde..
Otobüsteki mermi izleri
kabak gibi meydandayken
“taş atılmış” dediler,
ateşli silahlar uzmanı olduk
bir çırpıda..
Vicdani ofsayt,
penaltı gibi penaltı,
niyet okumayla PFDK’ya sevk gibi
cilloptan hallice
kurallar uydurduklarında
bi taraflarından
futbol talimatnamesi
gurusu da olduk
çok şükür..
Zımbayla
numaradan 5 dikiş
filmi çevirdiklerinde
tıp doktoru olduk
bir gecede lan!
Cemaatleri pek bi makbulken,
“zaman” hocaefendihazretleri dönemiyken,
avanesi at koşturup
cirit oynatırken
soylarına, soplarına,
sülalelerine
dümdüz gittik be!
Mayası bozuk,
harcı hileli kumpasla
önümüze dikildiklerinde
duvar ustası da olduk
evelallah..
Harcama limitiyle
bizi harcayabileceğinizi mi sandınız ulan!
3-0 yenikken
son 15 dakkada
4 golü nasıl atacağımızı
hesaplayan adamlarız
oğlum biz!.
Kıçıkırık hesaplarınıza
hesap soracak
muhasebeciler olamaz mıyız
yani!
Topunuzun canına okumaya,
sevdamıza attığınız çamuru
fitil fitil burnunuzdan getirmeye
yeminliyiz zaten
nicedir..
Durun daha durun!
Öyle hesap ödemeden
kalkmak yok masadan!
20 Ocak 2020 Pazartesi
ETİK KIRMIZI
Tetikte bekleyenlerin
etik bekçiliği yaptığı
bir ahırdan
farksız
Türk Futbolu
ne yazık ki..
Kırmızı kart görüp
2 maç ceza alan stoperin cezası
1 maça indirilip
o da 1 yıl ertelenirken
her şey çok etik
mesela..
Cezalı oyuncuyu
başka oyuncunun formasıyla
oynattığında
misal,
ortalık
etik gülistanlık..
Bir stadyum dolusu insanın
canlarına kastedildiği gün
sırf “o kupayı almadan
bi yere gitmem” diyebilsin diye
çakma im’paratorun
2 maçlık cezası
onyüzbin baloncuk olunca
arşa değmişti
etik değerlerimiz..
FENERBAHÇE lehine
şike yapmakla suçlanan
eski bir topçu
televizyonda
“Ben FENERBAHÇE şampiyon olsun istemem.
Bu yüzden Trabzon maçında
o pası vermedim.
Versem gol atacaktık” dediğinde
nasıl da etiktik,
sormayın gitsin..
Tetikte bekleyenlerin
etik bekçiliği yaptığı
bir ahırdan
farksız
Türk Futbolu
ne yazık ki..
Kırmızı kart görüp
2 maç ceza alan stoperin cezası
1 maça indirilip
o da 1 yıl ertelenirken
her şey çok etik
mesela..
Cezalı oyuncuyu
başka oyuncunun formasıyla
oynattığında
misal,
ortalık
etik gülistanlık..
Bir stadyum dolusu insanın
canlarına kastedildiği gün
sırf “o kupayı almadan
bi yere gitmem” diyebilsin diye
çakma im’paratorun
2 maçlık cezası
onyüzbin baloncuk olunca
arşa değmişti
etik değerlerimiz..
FENERBAHÇE lehine
şike yapmakla suçlanan
eski bir topçu
televizyonda
“Ben FENERBAHÇE şampiyon olsun istemem.
Bu yüzden Trabzon maçında
o pası vermedim.
Versem gol atacaktık” dediğinde
nasıl da etiktik,
sormayın gitsin..
Bilerek kart görmek yanlış.
Böyle bi şeye hiç başvurmadım”
beyanatıyla
etik çıtasını
nirvanaya çıkaran hocanın
topçuluğunda
çatır çatır
bilerek kart gördüğü
ortaya çıktığında bile
etikliğimize halel gelmez
çok şükür..
Parçalıspor’dan teklif alınca
Parçalıspor’a karşı oynamamak için
yedek kulübesinde kart görürse
bir topçu
örneğin,
bu baştan aşağı
etik kokar..
Kaleye giden toptan
elini çeken kaleci,
gole giderken
birden durup geri dönen forvet,
rakibe yanlışlıkla gol attığı için
santradan itibaren
gol yiyene kadar
yere yatan takım gibi
etiklik abidelerine
şahit oldu
canına yandığımın
Türk Futbolu..
Ama FENERBAHÇE’li bir oyuncu
çift sarıdan atılınca
etik anlayışımız zedelendi,
vicdanlar yaralandı.
Etik kurallar gereği
cezalandırılması
şart oldu..
Penaltı gibi penaltı,
gol ama hakem onu nasıl gördü,
vicdani ofsayttan sonra
bi de
etik kırmızımız oldu
ALLAH bağışlarsa..
Ama iyi tarafından bakalım.
Bu ülkede ilk defa
FENERBAHÇE’nin gördüğü kırmızı kartın
hatalı olduğu konuşuldu
bu sayede..
12 Ocak 2020 Pazar
FENERBAHÇE OLDUĞUNU HATIRLA!
Sen!
SARI LACİVERT’e gönül vermiş
FENERBAHÇE’li..
Unutturmaya çalıştılar,
çalışıyorlar
kim olduğunu..
Çünkü ancak
sen unutursan,
kendi aranda kavgaya dalarsan
yenebilirler seni..
Öğrendiler bunu..
Alnına leke sürmeye yeltendiler..
Kabullenmedin!
İsyan edip
üzerine üzerine yürüdün
“gerekirse mermi kullanabilirsiniz”
zihniyetinin..
Alevli toplarla dans edip
“bu ateş üflemeyle” sönmez
dediler,
yaktığın kıvılcım
aşkınla birleşip
yangına dönüştü,
yaktı kavurdu topunu
cayır cayır..
Sen!
SARI LACİVERT’e gönül vermiş
FENERBAHÇE’li..
Unutturmaya çalıştılar,
çalışıyorlar
kim olduğunu..
Çünkü ancak
sen unutursan,
kendi aranda kavgaya dalarsan
yenebilirler seni..
Öğrendiler bunu..
Alnına leke sürmeye yeltendiler..
Kabullenmedin!
İsyan edip
üzerine üzerine yürüdün
“gerekirse mermi kullanabilirsiniz”
zihniyetinin..
Alevli toplarla dans edip
“bu ateş üflemeyle” sönmez
dediler,
yaktığın kıvılcım
aşkınla birleşip
yangına dönüştü,
yaktı kavurdu topunu
cayır cayır..
sanıyorlardı..
Konuştun, söyledin,
haykırdın,
susmadın!
Felekleri şaştı..
“Mayası bozuk”
bir “gevşek örgüt” olduğunu
iddia ettiler..
Harcına
alın terini, sevdanı,
inancını kattığın
sımsıkı
SARI LACİVERT bir duvar oldun
önlerine..
Tazyikli suyla, copla,
tomayla,
biber gazıyla saldırdılar,
bana mısın demedin,
analarını ağlattın!
UEFA sopasıyla, cezayla,
yaptırımla, puan silmeyle,
küme düşürmeyle,
hapisle tehdit ettiler..
“Darağacında olsak bile
son sözümüz
FENERBAHÇE” diye
meydan okuyup
dimdik durdun!
“şike şike” diye
bağırıp durdular,
ş’nin noktasına da
gerek yok aslında ama
“kanırta kanırta”dır o diye
kestin raconu..
Bavulcusu, fezlekecisi,
polisi, savcısı, hakimi
ya kaçtı topuklayıp
ya içerde çürüyor..
Ama o gün
“300’e hocaya dua okutan”
kupa dilencileri
devlete yasladı
her zamanki gibi
sırtını,
hala meydandalar..
Zamanında
“iade ettik” ayağına yatanlar
şimdi de
“bu düzen değişecek” naraları
bestelemekle meşgul..
UEFA’ya
jurnal mektupları yollayıp
rakı sofralarında
sana çamur atanlar
hala
“zorlu geçecek” çamurunu
karıyorlar
tıynetleri gereği..
Sana “şike iftirası” attılar,
kuşun sıktılar,
kural hatasını mı görmezden
gelmeyecekler,
mali olarak mı
sıkıştırmayacaklar
sanıyorsun?
Sen!
SARI LACİVERT’e gönül vermiş
FENERBAHÇE’li..
Daha önce bunları yendin!
Birlik olarak yendin!
Omuz omuza yendin!
Yine yenersin..
İş ki
kim olduğunu unutma!
İş ki
FENERBAHÇE olduğunu
hatırla!
30 Aralık 2019 Pazartesi
KAÇ METRE?
FENERBAHÇE’nin attığı gollerde
“tüm aramalara rağmen”
faul, kural hatası,
ofsayt, vicdanı ofsayt falan
bulamayan
marka değeri arşa değen(!)
Türk Futbolu
pek bi huysuzlanır..
Hele o gol
taksi’metre hesaplarını ağlatıyorsa
hesabı tutmayanlar
“mesafe tanımaksızın” ağlamaktan
geri duramazlar..
30 metre üzerindeki mesafelerden
atılan gollerin
gol sayılmaması yönünde
bir madde eklenmesini dahi
isteyebilirler
işlerine gelmeyince
ciklet falı muamelesi yaptıkları
futbol kuralları kitabına..
Şutun atıldığı mesafe ayrı,
saatteki hızı ayrı,
aldığı falso ayrı girer
birilerinin bi taraflarına..
O gol şansa yorulur,
bala yorulur,
rüzgara yorulur,
topun havasına falan yorulur..
Avrupa’da yılın golü seçilen golün
haftanın golü bile olamadığı
lig yahu bu lig!
FENERBAHÇE’nin
rakip yarı sahasından
gol atması
yasaklanabilir
“sen FENERBAHÇE’ysen
golü kendi sahandan atacaksın arkadaş”
kafasıyla..
Gol frikikten atılmışsa,
“frikik çok saçma bir şey değil mi ya”
muhabbetleri dönmesi
kuvvetle muhtemeldir..
“Hem zaten fri ne demek,
serbest demek,
serbest şut çektirilir mi yahu” gibi
olağanüstü mantıklı bir sonuca da
bağlanabilir pekala..
Firikik atılırken
forvetin baraja mesafesi için bile
kalibrasyon talebinde bulunulabilir
aslında
TÜBİTAK’tan falan..
FENERBAHÇE’ye
penaltı verilmesi için
rakip kaç santim sıçramış,
ayak kaç santim kalkmış,
top kaç metreden gelmiş gibi
kriterler de uygulanabilir
mesela..
Makaslama,
çift dalmayla giriyorsa rakip
kırmızı kart görmesi için de
attığı deparın metresi
baz alınabilir yani,
neden olmasın?
Bir kulübün teknik direktörü
istifa edince
teyakkuza geçen
devlet kurumlarının
ve görevlilerinin
o ilin sınırlarında
başka bir kulübün otobüsü kurşunlandığında
körleri ve sağırları oynadığı
bir ülke burası
nihayetinde..
Birinin 4, öbürünün 5,
diğerinin 6 attığı hafta
FENERBAHÇE'nin golü yoruyorsa çeneleri
bunun tek bir açıklaması var.
FENERBAHÇE atmışsa golü
kaç metre olduğu değil
işlevi önemlidir esasen..
ZORLU kabuslar gördürür çünkü
çakma imparatorlara bile..
FENERBAHÇE’nin attığı gollerde
“tüm aramalara rağmen”
faul, kural hatası,
ofsayt, vicdanı ofsayt falan
bulamayan
marka değeri arşa değen(!)
Türk Futbolu
pek bi huysuzlanır..
Hele o gol
taksi’metre hesaplarını ağlatıyorsa
hesabı tutmayanlar
“mesafe tanımaksızın” ağlamaktan
geri duramazlar..
30 metre üzerindeki mesafelerden
atılan gollerin
gol sayılmaması yönünde
bir madde eklenmesini dahi
isteyebilirler
işlerine gelmeyince
ciklet falı muamelesi yaptıkları
futbol kuralları kitabına..
Şutun atıldığı mesafe ayrı,
saatteki hızı ayrı,
aldığı falso ayrı girer
birilerinin bi taraflarına..
O gol şansa yorulur,
bala yorulur,
rüzgara yorulur,
topun havasına falan yorulur..
Avrupa’da yılın golü seçilen golün
haftanın golü bile olamadığı
lig yahu bu lig!
FENERBAHÇE’nin
rakip yarı sahasından
gol atması
yasaklanabilir
“sen FENERBAHÇE’ysen
golü kendi sahandan atacaksın arkadaş”
kafasıyla..
Gol frikikten atılmışsa,
“frikik çok saçma bir şey değil mi ya”
muhabbetleri dönmesi
kuvvetle muhtemeldir..
“Hem zaten fri ne demek,
serbest demek,
serbest şut çektirilir mi yahu” gibi
olağanüstü mantıklı bir sonuca da
bağlanabilir pekala..
Firikik atılırken
forvetin baraja mesafesi için bile
kalibrasyon talebinde bulunulabilir
aslında
TÜBİTAK’tan falan..
FENERBAHÇE’ye
penaltı verilmesi için
rakip kaç santim sıçramış,
ayak kaç santim kalkmış,
top kaç metreden gelmiş gibi
kriterler de uygulanabilir
mesela..
Makaslama,
çift dalmayla giriyorsa rakip
kırmızı kart görmesi için de
attığı deparın metresi
baz alınabilir yani,
neden olmasın?
Bir kulübün teknik direktörü
istifa edince
teyakkuza geçen
devlet kurumlarının
ve görevlilerinin
o ilin sınırlarında
başka bir kulübün otobüsü kurşunlandığında
körleri ve sağırları oynadığı
bir ülke burası
nihayetinde..
Birinin 4, öbürünün 5,
diğerinin 6 attığı hafta
FENERBAHÇE'nin golü yoruyorsa çeneleri
bunun tek bir açıklaması var.
FENERBAHÇE atmışsa golü
kaç metre olduğu değil
işlevi önemlidir esasen..
ZORLU kabuslar gördürür çünkü
çakma imparatorlara bile..
23 Aralık 2019 Pazartesi
DÜZEN
Gerçekten adalet isteyenlerin değil
kendilerine
iltimas, ayrıcalık, kayırma
isteyenlerin
ya da
bunların
hep sürmesini bekleyenlerin
attığı slogandır
ülke futbolunda
“bu düzen böyle sürmeyecek”..
Ve her daim de
samimiyet testine muhtaçtır!
Kumpasla
Türk sporunun lokomotifi
FENERBAHÇE’ye
çamur atıldığında,
FENERBAHÇE’den başka
adalet isteyen yoktu
çünkü!
5-0 kazandığı
deplasman dönüşü
otobüsü kurşunlandığında
bırakın adalet istemeyi
“sahaya çıkmazlarsa
sonuçlarına katlanırlar”
ittifakı kuruldu
bir çırpıda..
FETÖ’nün uşaklarınca
bir stadyum dolusu insan
gazlanıp, coplanıp
öldürülmeye çalışılırken
markasına tükürdüğümün
futbol ailesi
FENERBAHÇE’ye
terörist damgası
vurma
peşindeydi..
O kadar insan
canıyla cebelleşirken
karanlıkta
kupa kaldırma sevdasına düşen
“ay lav yu hocam”cıları
gördü bu gözler..
Kabak gibi penaltıları
hacamat,
yüzde bir milyon golleri
hayalet olurken
bir insan evladı da
çıkıp demedi ki
ayıptır, günahtır..
Şampiyonlukları,
uzaktan kumandalı düdüklerle,
ateşe dayanıklı konfetilerle,
alnının teriyle kazandığı hakları
uefa sopası propagandalı cezalarla,
gazete haberleri cilalı
rakı masası jurnalleriyle
çalınırken
kör ve sağırdı
pek muteber
futbolumuz..
Başkanı, yöneticileri
uydurma fezlekeler yüzünden
aylarca hapis yatarken
bir başka kulübün yöneticisi
çıkıp da isyan etti mi,
basın toplantısı yaptı mı,
hadi onlardan da geçtik,
ağzını açtı mı yahu?
Hangi düzen bu
“böyle sürmeyecek”
dediğiniz?
Son dört yılda
2 kez şampiyonluk koltuğuna
oturtulduğunuz,
devlete vergisini bile ödemeyip
bir de üstüne
devlet malına konup
cukkalananların
itibar sahibi olduğu,
taratorların imparator,
zımbacıların filozof
ilan edildiği,
kabzı’MAL’ların otorite,
alevli topların medya sayıldığı
garabet düzen mi?
E FENERBAHÇE
o düzene karşı
yıllardır
tek başına mücadele ediyor zaten..
Çok samimiyseniz
gelin
birlikte değiştirelim
o düzeni..
Yok birine 15,
öbürüne 20,
diğerine 22 yıldır süren düzense
tek rahatsız olduğunuz,
kusura bakmayın da
o düzen daha yıllarca
sürer gider..
Gerçekten adalet isteyenlerin değil
kendilerine
iltimas, ayrıcalık, kayırma
isteyenlerin
ya da
bunların
hep sürmesini bekleyenlerin
attığı slogandır
ülke futbolunda
“bu düzen böyle sürmeyecek”..
Ve her daim de
samimiyet testine muhtaçtır!
Kumpasla
Türk sporunun lokomotifi
FENERBAHÇE’ye
çamur atıldığında,
FENERBAHÇE’den başka
adalet isteyen yoktu
çünkü!
5-0 kazandığı
deplasman dönüşü
otobüsü kurşunlandığında
bırakın adalet istemeyi
“sahaya çıkmazlarsa
sonuçlarına katlanırlar”
ittifakı kuruldu
bir çırpıda..
FETÖ’nün uşaklarınca
bir stadyum dolusu insan
gazlanıp, coplanıp
öldürülmeye çalışılırken
markasına tükürdüğümün
futbol ailesi
FENERBAHÇE’ye
terörist damgası
vurma
peşindeydi..
O kadar insan
canıyla cebelleşirken
karanlıkta
kupa kaldırma sevdasına düşen
“ay lav yu hocam”cıları
gördü bu gözler..
Kabak gibi penaltıları
hacamat,
yüzde bir milyon golleri
hayalet olurken
bir insan evladı da
çıkıp demedi ki
ayıptır, günahtır..
Şampiyonlukları,
uzaktan kumandalı düdüklerle,
ateşe dayanıklı konfetilerle,
alnının teriyle kazandığı hakları
uefa sopası propagandalı cezalarla,
gazete haberleri cilalı
rakı masası jurnalleriyle
çalınırken
kör ve sağırdı
pek muteber
futbolumuz..
Başkanı, yöneticileri
uydurma fezlekeler yüzünden
aylarca hapis yatarken
bir başka kulübün yöneticisi
çıkıp da isyan etti mi,
basın toplantısı yaptı mı,
hadi onlardan da geçtik,
ağzını açtı mı yahu?
Hangi düzen bu
“böyle sürmeyecek”
dediğiniz?
Son dört yılda
2 kez şampiyonluk koltuğuna
oturtulduğunuz,
devlete vergisini bile ödemeyip
bir de üstüne
devlet malına konup
cukkalananların
itibar sahibi olduğu,
taratorların imparator,
zımbacıların filozof
ilan edildiği,
kabzı’MAL’ların otorite,
alevli topların medya sayıldığı
garabet düzen mi?
E FENERBAHÇE
o düzene karşı
yıllardır
tek başına mücadele ediyor zaten..
Çok samimiyseniz
gelin
birlikte değiştirelim
o düzeni..
Yok birine 15,
öbürüne 20,
diğerine 22 yıldır süren düzense
tek rahatsız olduğunuz,
kusura bakmayın da
o düzen daha yıllarca
sürer gider..
17 Aralık 2019 Salı
DİKİNE
Yan pasta
yanları ağrıyanların
gerilerinden uydurduğu
“dikine futbol” saçmalığının
tuzağındayız vesselam..
Dikine dikine gidecektik güya
gerisin geriye düşüyorduk
geçen sezon
az daha..
Kendi söküklerimizi dikmek yerine
üzerine tüy dikmeyi
alışkanlık edindiğimizden
bütün bunlar..
“Twitter tayfa”nın
dikte ettiği rüzgara kapılmayıp
dikkatlice planlama yapsaydık
uğraşmayacağımız
dertlerle uğraşıyoruz
şimdi..
Dediğim dedik bir tavırla
burnumuzun dikine gitmek konusunda da
üstümüze yok zaten..
Kendi kendimizle didişmekten
başımıza dikilenlerle,
ekmeğimize göz dikenlerle
mücadele etmeye
fırsat bulamamamız da
cabası..
Söz konusu FENERBAHÇE olunca
torbaya dönen ağızları
büzüp dikemediğimiz,
bize madik atanları
koltuklarında
diken üstünde oturtamadığımız,
gerektiğinde
çimdiği basamadığımız için
geliyor ne geliyorsa
başımıza..
Dikili bir ağaç gibi yeşeren
bir kıvılcımı
kendi ellerimizle söküp
dikiş tutmaz bir ateşte yanalım diyen de
biziz üstelik..
Çünkü biz
tam da ocağımıza incir ağacı dikmeye
cüret edenlerin istedikleri gibi
FENERBAHÇE şemsiyesi altından çıkıp,
o’cu, bu’cu, şu’cu olduk..
Kendi kendimizi
didikler olduk.
FENERBAHÇE gibi diklenmeyi
unuttuk!
Kışta ayazda
gece sabaha kadar
bilet kuyruğunda bekleyen delilerden
“tribüne gitmeyin” çağrısı yapan
müşterilere evrildik..
Kendi kendimizle kavga ettik,
kendi kendimize düşman olduk..
Silkinip, bir olup
o SARI LACİVERT duvarı
yeniden inşa edip,
hep birlikte
yanlışın karşısına dikilmezsek de
ayağımıza değmedik taş,
başımıza gelmedik iş
kalmayacak!
Dike dike şampiyon olup,
alayına dimdik duran
bir ailenin evlatları,
dikine değil
enine boyuna düşünüp
tüylerini diken diken eden bir kabus görmeden
artık uyanmak zorunda!
Yan pasta
yanları ağrıyanların
gerilerinden uydurduğu
“dikine futbol” saçmalığının
tuzağındayız vesselam..
Dikine dikine gidecektik güya
gerisin geriye düşüyorduk
geçen sezon
az daha..
Kendi söküklerimizi dikmek yerine
üzerine tüy dikmeyi
alışkanlık edindiğimizden
bütün bunlar..
“Twitter tayfa”nın
dikte ettiği rüzgara kapılmayıp
dikkatlice planlama yapsaydık
uğraşmayacağımız
dertlerle uğraşıyoruz
şimdi..
Dediğim dedik bir tavırla
burnumuzun dikine gitmek konusunda da
üstümüze yok zaten..
Kendi kendimizle didişmekten
başımıza dikilenlerle,
ekmeğimize göz dikenlerle
mücadele etmeye
fırsat bulamamamız da
cabası..
Söz konusu FENERBAHÇE olunca
torbaya dönen ağızları
büzüp dikemediğimiz,
bize madik atanları
koltuklarında
diken üstünde oturtamadığımız,
gerektiğinde
çimdiği basamadığımız için
geliyor ne geliyorsa
başımıza..
Dikili bir ağaç gibi yeşeren
bir kıvılcımı
kendi ellerimizle söküp
dikiş tutmaz bir ateşte yanalım diyen de
biziz üstelik..
Çünkü biz
tam da ocağımıza incir ağacı dikmeye
cüret edenlerin istedikleri gibi
FENERBAHÇE şemsiyesi altından çıkıp,
o’cu, bu’cu, şu’cu olduk..
Kendi kendimizi
didikler olduk.
FENERBAHÇE gibi diklenmeyi
unuttuk!
Kışta ayazda
gece sabaha kadar
bilet kuyruğunda bekleyen delilerden
“tribüne gitmeyin” çağrısı yapan
müşterilere evrildik..
Kendi kendimizle kavga ettik,
kendi kendimize düşman olduk..
Silkinip, bir olup
o SARI LACİVERT duvarı
yeniden inşa edip,
hep birlikte
yanlışın karşısına dikilmezsek de
ayağımıza değmedik taş,
başımıza gelmedik iş
kalmayacak!
Dike dike şampiyon olup,
alayına dimdik duran
bir ailenin evlatları,
dikine değil
enine boyuna düşünüp
tüylerini diken diken eden bir kabus görmeden
artık uyanmak zorunda!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)